Sanirim artik ise yariyorum

Yeri geldigi zaman ogretmenlikten ne kadar nefret ettigimi ve yapacagim son is oldugunu soylerim. Yapilan ise tabiyki saygim sonsuz fakat bana gore degil, ki herkesin bu isi yapamayacaginin da bilincindeyim. Yeri geldikce birinci siniflara yaptigim koclugu anlattim. Birinci sinifa genel olarak ders vermek disinda kendime ait 6 ogrencim var, basarilarindan ve ogrenim hayatlarindan sorumlu oldugum. Bunun ne kadar zor bir is olacaginin farkindaydim aslinda, fakat baskalarina bir seyler ogretecek olmak ve deneyimlerimi paylasarak onlara yol gosterme fikri beni cezbetmisti basinda. Baslangicta kisileri tanima adina bazi testler yaptim. Bu testlere gore kiminin hangi tarzda ogrendigini, neye kabiliyeti olup, zayif noktalarinin neler oldugunu kesfettim. Onemliydi elbette, misal okumaktan hoslanmayan birine surekli okuma odevleri vermek onu her seyden soguturdu. Bunun gibi ince detaylarini ogrenerek nasil ders vererek basarili olabielcegimi, onlara neler verecegimi ogrendim. Baslangic elbette zordu, karsimdakiler ne birer cocuk ne de simdiye kadar stajlarimda karsilastigim problemli hastalardan biriydi. Onlara nasil yaklasacagim, mesafeyi nasil koruyacagim, iletisimi nasil kuracagim konusunda cok endiselensemde zamanla gerek onlarin anlayisi, gerekse benim hos gorumle bu “alisma” donemini atlattik. Artik onlarin problemleriyle ilgilenen, her sorularinda aninda cevap veren ve onlarla birlikte cozum bulan bir koctum ben.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Bencillik

Hani su hepimizin sikayet ettigi ama hepimizin de ayni zamanda keyif duyarak yaptigi ulvi mesele… Dunume, bugunume, yarinima baktigimda hayatimda bencillik yapmaktan cok bencilligin kurbani oldugumu farkettim bugun. Elbette hayal kirikliklarini deneyim edip, her seferinde ‘asla’ ile baslayan cumleler kurarak. Cogunuzun “ben de ben de” dedigini duyar gibiyim. Evet hepimiz sikayetciyiz peki o zaman kim yapiyor bu bencillikleri? Yine biz… Su an en cok ben buna maruz kaliyorum diyerek bile kendimi one cikarip bencillik yapiyorum. Bu konu sadece kisir bir donguden ibaret. Yine de su an bogazima yutkunurken oturan o seyin bencillikten gecmedigini de biliyorum. Kendimi dusunup, duygularimi ortaya cikarmak, kendime yenik dusmek istemiyorum aglayarak. Diyorum ya, kisir donguden ibaret. Insan tek baskalarina bencillik yapmiyor, yeri geliyor kendine bile bunu yapabiliyor.

Gecmisten bugune kadar kendime baktigimda hep baskalari icin kendimden odun verdigimi, bunun ceremesini ceksem bile hic dir dir etmedigimi gordum. Bu beni yeri geldi guclendirdi, yeri geldi “sesimi kisti”. Sonuc itibariyle kendi kendime bunu aliskanlik haline getirdigimi farkettim. Artik gocunmaz oldum, artik vermekten almayi unutur oldum, artik kendim icin bir seyler dilemeyi unuttum. Isteklerim baskalarinin istedigi dogrultuda oldu, isteklerim baskalarinin istekleri oldu. Ve ben kendimi unuttum.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Bu aralar, ben -2

Uzun zamandir yine yazmayi biraktigimin farkindayim. Aslinda biraz tembelligimden oldu bu sefer. Gun icinde surekli yazacak bir seyler bulup, tam yazmaya vakit geldiginde bana ayrilan surenin sonuna geldigimi farkettim. Her seferinde vicdan azabi, her seferinde ayni tembellikler… Derken bir gun tam yazmaya niyetlendim ki, sitemin bulundugu sistem sorunluymus, hevesim bir kac gunlugune de olsa kirildi bu yuzden. Bu tembellige son vermek icin bugun yazabildigim kadar yazmayi dusunuyorum. Ama oncelikle yazmadigim sure itibariyle bende neler olup bittigini yazayim.

Okul: Yari yil tatiline girmeme ramak kaldi aslinda. Haftaya iki haftalik kisa bir tatilim var. Kisa diyorum, cunku ici dolu dolu gececeginden bana yetmeyecegini biliyorum.  Hani o mizmizlandigim ders var ya, felsefe… Dun onun son gunuydu… Yarim yil nasil bitti aklim fikrim ermiyor. Daha dun dersin ilk gununu hatirliyorum, daha dun bu ders icin bikkinligimi anlattigimi, agladigimi hatirliyorum.. Ama sayili gun yine cabuk gecti ve bu derste bitti artik. Dun bunun icin hocalar ufak capli bir organizasyon yaptilar. Kahvalti, oglen alkollu muzikli muhabbet derken, degisik bir gundu. Okulda, hocalarla, ders yapmak icin oturdugumuz masalarda alkol alinmasi bir garip geldi. Turkiye`de olsam ulan alkolu degil sinifa sokmak, okulun bahcesinde bile icemezdim diye aklimdan gecirmedim de degil:) Hoca bazi ogrencilere hediyeler verdi. Herkese vermesi mumkun olmadigindan (yaklasik 60 ogrenci), dersten en cok “ogreneni”, aktif olani secmisler. Tabiyki ben de aralarindaydim:p Ukalalik gibi olmasin ama iletisim kurma konusunda konusmadan bile kurabilecek yetenege sahibim bence. Susmamla bile kesfedilebiliyorum. Soylemeden bile soyleyeceklerimi anlatabiliyorum. Garip bir elektrigim var bence. Bence konusmam gereken yeri bilip, dikkatli olmamdan kaynakli. Neyse, sonuc itibariyle, hocalar uzerinde de etki birakmisim ki kitap hediye etti. Icine cok ozel bir not yazarak…

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Organ Bagisi

Hepimizin haberlerde gorup giptayla izledigimiz, bagislayani takdir ettigimiz ama cogumuzun bagislamaya sicak bakmayacagi hassas bir konu. Sadece Turkiye`de degil ustelik, tum dunyanin henuz bu alanda gelisemedigi, belki de bir gun cogumuzun ihtiyaci olacagi da bir konu ayni zamanda. Yaziyi yazmamdaki amac birilerinin farkindaligini uyandirmak degil, sadece gordugum celiskileri paylasmak.

Boyle bir konuyu yazmamdaki asil amac gecen hafta bir kac ogrencinin anket icin sinifi ziyaret etmesi oldu. Organ bagisi konusunda arastirma odevi hazirliyorlarmis. Fikrimizi ogrenmek icin anket yaptilar. Bunun uzerine tartisma basladi sinifta. Cogunlugun gorusu ihtiyacim olursa isterim, fakat verme konusunda emin degilimdi. Burada 18 yasina girdigin zaman devlet organ bagisi icin bir yazi gonderir. Bagislamak istersen oldukten sonra, isaretledigin organlara gore sen yasarken izni alip, sen oldukten sonra kullanilar. Bana da geldi, doldurmadim, dolduramadim. 18 yasinda ne kadar bu konunun ciddiyetinin farkinda olsan da olamiyorsun. Anket sorularinin birinde neden istemedigine dair bir soru vardi. Cevaplar soyleydi: ” parcalanmak istemiyorum”, “bu karari aileme birakiyorum”, “dinimce sicak bakmiyorum” ve unuttugum bir sIk daha. Yanilmiyorsam bu karari aileme biraktigimi isaretledim. Boyle buyuk bir konu hakkinda kendi vucudum uzerinde sorumluluk sahibi olmak istemedim. Ben oldukten sonra zaten gerekirse boyle bir sey ailem en uygun olanini yapar diye dusundum. Fakat konu dine gelince sinif  birbirine girdi.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Hosgörüden uzak bir milletiz

Herkesin zaman zaman bahsettigi, baskalarindan bekledigi, kimi zaman sikayet ettigi ama kendisinin cogunlukla gostermedigi bir terimdir aslinda ‘hosgoru’. Halk dilinde Turkler misafirperverdir, hosgoruludur, yardim etmeyi sever gibi kliseler donse de, ben zaman gectikce Turk milletinin bu kulturden uzaklastigini, yozlastigini hatta  daha fazla ‘ben’ merkezcil oldugunu dusunuyorum. Turlu turlu irili ufakli gruplar kurarak biz olan kulturu, benim/senin/onun kulturu olarak parcalara bolundugunu goruyorum. Teorideki ‘biz’ malesef ki islevsel degil cogu zaman.

Boyle bir yaziyi neden yazma ihtiyaci hissettigimi soyle anlatayim. Bugun Islam alemi icin ozel bir gun, Kurban bayrami. Turkiye`de her yer bir hafta boyunca tatil. Inanclisi da, inancsizi da. Cogunlugu musluman olan bir ulkede tatilin bu sekilde ulke genelinde yapilmasi elbette olagandir buna sozum yok. Fakat ayni sekilde herhangi baska bir din mensubu bir insanin da kendi dini bayraminda tatil veya izin alip alamayacagini merak ediyorum. Sanmiyorum ki bu kabullenilsin, sanmiyorum ki onemsensin, sanmiyorum ki hosgoru gosterilsin.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Artik zaman hizli akiyor

Bundan bir kac hafta once zamanin duraganligindan bahsedip ne kadar bunaldigimi anlatmistim. Benim icin zaman gecmiyor, adeta oldugu yerde sayiyordu. Her gun bir sonraki gunun gelmeyecegini dusunup umutsuzluga kapiliyor, kendime hayati zehir ediyordum. Sonra deyim yerindeyse sihirli bir el dokundu bana ve artik gecmise degil gelecege bakmamin zamani daha hizli gecirecegini soyledi. Baskalarinin soylemleri bir kulagimdan girip digerinden cikarken, onun soyledikleri kulagimdan girip, yuregimde kaliyordu. Yuregim beynime hukmediyor, daha olumlu baktiriyordu hayata. Icimdeki bu olumsuzluk zehirinin akmasindan sonra kendime geldigimi gormek bana tekrar heyecan katti, artik hayallerim de vardi, umutlarim da. Zaman akiyor, ben de hayallerime kavusmak icin gun sayiyordum. Evet hayal kurmaktan korkan ben, artik kontrollu de davranmayip kendimi hayallerimin denizine birakiyordum. Mutluydum. Zaman akiyordu, ben de akiyordum hayallerimin denizinde.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Tasindik

Kardes site  ‘yazarca.com’  ile ‘bloglandim.com’ artik daha hizli ve guvenli bir ortama, ‘ sadecehosting.com’a tasindi. Tasima islemini gerceklestiren Yunus`a sevgilerimi ve tesekkurlerimi iletirken, gecmiste bize ev sahipligi eden (adini bilmiyorum uzgunum) kisiye de tesekkur ediyorum:) Bu islerin teknik kismindan hic anlamadigim icin nasil bir islemden gecti, nerede/ kimdeydi kisimlari hakkinda bilgim yok:) Sonuc itibariyle dunden bugune emegi gecen herkese tesekkur ediyor, yeni yazilarimi yeni yerimizde paylasmak icin sabirsizlaniyorum:)

Bol bol yazmak dilegiyle…

  • Share/Bookmark

Farkli Hayatlar-1

Uzun zamandir yazmiyorum sanki. Paslandim belki, korkuyorum yazmaktan ama ozledim de cok. Uzun zamandir aklimda bir fikir vardi ama gerceklestirmekte tereddutluydum. Konusmaktan cok dinlemeyi, etrafinda olup biteni gozlemlemeyi seven bir insan olarak, farkli farkli hayatlari blogumda paylasmak istiyorum. Son zamanlarda o kadar farkli hikayeler dinledim, o kadar farkli insanlar tanidim ki, kendi hayatima donup bakmama vesile oldular. Kimi zaman sukrettim, kimi zaman ben neden yapamadim bunu dedim. Sonuc itibariyle gordugum hayatlardan ders cikarmasini bildim.

Neyse ki bu hayatlari zaman zaman blogumda misafir etmek istiyorum. Yazimin ilk konugu bir sinif arkadasim olacak. Bu yil tanidim kendisini. Baska bir okulda ogrenci fakat bizim okula secmeli ders almaya geliyor. Bu vesile ile tanisma firsatim oldu kendisiyle. Aslinda hatunu ilk gordugum gun sinifta ‘aha benim kafadan’ dedim. Tarzi, rahatligi, samimiyeti her seyinde kendimi goruyordum. Ustelik bunu daha muhabbetim yokken bile diyebiliyordum. Neyse ki gel zaman git zaman muhabbetlerimiz oldu. Sagolsun ders felsefe olunca yeterince derinine indik hayatlarimizin, isteklerimizin, kisiligimizin.

Hatun ozgurlugune duskun, kafasina estigi gibi hayati yasayan, hic bir seyi sorgulamayan, yalniz da bu evrende yasayabilecegine inanan biri. Yalnizliktan o kadar hoslaniyor ki, evinin camindan ayaklarini sarkitip kuslari tum gun izleyecek kadar huzur duskunu. Hatta insanlarin yalniz kalmadigini, yalnizligi sectigini dusunuyor ve yalniz da mutlu olunabilecegine inandigindan bu konuda bir arastirma yapiyor su an.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Ben, bu aralar

Yine yazacak cok seyimin oldugu ama yazmayi istemedigim donemlerden birindeyim. Hani bazi insanlarin cok yuzu olur ya, herkese baska gosterdigi. Bende de cok ruh hali var, an be an degistirdigim. Cogu zaman guluyor, cogu zaman agliyor, cogu zaman sinirleniyor, cogu zaman ne hissettigimi bile bilmiyorum. Hepsinin nedenleri var elbette. bazen dolular, bazen boslar. Ama nedensiz degiller.

Okula baslayali bir ayimi devirdim. Ayni sekilde Turkiye`den de geleli bir ay olmus… Hala okula alistigimi soyleyemem. Istekli gitmiyorum. Ortam simdiye kadar hic olmadigi kadar guzel, ders saatleri hic olmadigi kadar eglenceli. Ilk defa sinif bu kadar ic ice, ilk defa sinif bu kadar ilk gunden itibaren bgli birbirine. Yetiskinlikdir adi belki bilmiyorum. Ama okul bitecekken herkes ogrenci olmanin kiymetini anladi heralde. Fakat benim bir sorunum var, o da  hic bir sey ogrenmedigim. Lanet olsun ki, bu dersi de kendim sectim. Lanet olsun ki hic motivasyonum yok. Okumayi, ders calismayi, ya da ogrenci olmayi benim kadar seven bir insan gormedim hayatimda. Fakat ilk defa kendimi bu kadar aciz ve gucsuz hissettim. Hayir, dersi anlamadigimdan degil, tamamen dersin bana bir faydasi olacagini dusunmememden. Tek dersi 4-5 farkli hocadan aliyoruz fakat hepsi birbirinden filozof, herkes anlamadigim dilden konusuyor. Zaten ilgilendigim ve hoslandigim bi alan degil. Bu dersi secmemin nedeni tamamen Turkiye gezisiydi ama o da hayal kirikligina ugratti. Her yil iki grup olusturup biri Turkiye` ye, digeri Fas`a giderken, bu yil tek gezi duzenlenecekmis ve bunun nereye oldugu belli degil. Lanet olasi hocanin hamile olacagi tutmus ve bu yuzden Turkiye`nin iptal olma ihtimali var. Sanki doguracak zaman bulamadi. Acayip sinirliyim.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Negatif Ayrimcilik

“Din, dil, irk farketmez, hepimiz kardesiz” nagralari atmayacagim bir yazi olacak. Temelinde bu yatsa da, bu kadar toz pembe olmadiginin farkindayim. Uzatmadan konuya geciyorum.

Ust katimizda bir genc cift yasiyor. Hatun Hollandali, sevgilisiyse Israil asilli Amerikali. Israil asilli diyorum fakat ben de bunu yeni ogrendim. Tiyatroyla ilgilenmesem de duyumlarima gore  ikisi de gerek yurt ici, gerekse yurt disinda taninmis tiyatrocular. Beklenmedik sekilde insancil, ilk gunden anahtar verebilecek kadar guven dolular. Neyse… Gecenlerde Turkiye`den getirdigim hediyeleri vermek icin evlerine gittim, oturup uzun uzun muhabbet etme firsatimiz oldu. Sevgilisi o ara Amerika` da bir festivalde oyun oynadigi icin konu ondan acildi. Hollandali aksaniyla konusmadigi icin aslen nereli oldugunu sordugumda cekinerek Amerikali dedi. Ama… diyerek ekledi. Anne tarafindan Israilli oldugunu ama bunu korkuyla dillendiremedigini soyledi. Tepkilerden cekiniyormus, o yuzden Amerikali oldugunu soyluyormus sevgilisi. Duyunca mantiksizligi basimdan kaynar sular indi. Dusundum, ben Turk`um. Aslim da kokenim de Turk. Bir gun bunu gizlemek zorunda kalir miyim, ya da bu nasil bir his diye empati kurmaya calistim. Beceremedim. Bir insanin nereden geldigini, aslinin nereli oldugunu gizlemesi kadar korkunc bir his var mi? Ustelik bunu toplum baskisindan korktugu icin yapiyor ve kim  bilir kac kisi bu sekilde rahatsiz olup, kimligini gizlemek zorunda kaliyor…

Gectigimiz haftalarda Amsterdam Tarihi Yahudi Muzesine gittim ders icin. Dinlerle pek alakam oldugunu soyleyemem. Temel olarak cogu dinlerin ortak noktalari vardir. En buyuk ortakliksa hepimizin tek Allah`a inanmamiz. Onun disinda hosgoru, yardimseverlik gibi seyler zaten her dinin temelini olusturur. Onun icin gittigim muzelerde, ya da ibadet yerlerinde baktigim ilk sey ortak noktalardir. Neyse… Tarihle pek alakasi olmayan bir insan olarak, gecmiste yahudilerin hangi konumda oldugunu daha net bir sekilde gordum. Suan Filistin nasilsa, Israil` de gecmiste bir Filistinmis aslinda. Onlari ozgurce kabul eden tek sehir de Amsterdam`mis. Bir cok haklarini burada ellerine almislar. Anlamadigim sey suydu aslinda. Bir insan kendi yasadigi acilari, ayni sebeplerle baskasina nasil yasatir ki? Aklim almiyor, dusunmekte istemiyorum acikcasi.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark