Marokko Gezisi

Yedigim ictigim benim olsun, gezdigimi gordugumu anlatayim sadece. Ne kadar isteksiz gittigimi bir onceki yazida anlatmistim. Zaman bir hafta benim icin duraksasa da, sukur ki evime dondum, artik hayat kaldigi yerden devam ediyor benim icin. Marokko`nun  Casablanca, Rabat ve Marrakech sehirlerine gittik. En buyuk uc sehirleri, ayni zamanda kraliyet sehirleri olarakta geciyormus. Insan 3 buyukler diye duyunca tabiyki kafasindaki sekil de baska oluyor. Gormedigin bir ulke hakkinda aslinda kafanda bir seyler yazip cizmek cok sacma ama yine de yapiyor insan bunu istem disi. Neyse ki arkadasimla birlikte havaalanina gittik, grupla bulustuk. Isteksizligim son dakikaya kadar devam etti elbette. Hatta son dakika pasaportumu evde unutmus olmayi bile o kadar istedim ki anlatamam. Ama bunun cozum olmadigini da gordum. Acil pasaport cikartabiliyormussun havaalaninda:) Neyse gelelim geziye…

Arap ucagina bindik. Biner binmez duaya baslayinca noluyor ucak havalanmadan dusuyor da son duamiz mi okunuyor diye afalladim. Saskinlikla etrafima bakinirken Arap ucaklarinda kalkis oncesi dua okundugunu ogrendim. Guzel dedim, en azindan Allah duayla kalktigimizi gorunce dusurmeyecek ucagi, sag saglim gidecegim:) Neyse ki yol boyunca bulmaca cozdum ve o ucagin yanlislikla Turkiye`ye ucmasini hayal ettim:) Ben ucakla bi tek Turkiye`ye gittigim icin, ucak benim icin sadece Turkiye`yi ifade ettigi icin ratonin baska yonde olmasi bana haddinden fazla koydu, hatta Turkiye`den donerken ki hissettiklerimin on kati fazlasini hissettigimi, zaman zaman aglamakli oldugumu soylesem abartmamis olurum. Arkadaslarim sagolsun ara ara Istanbul` a gitmek vardi di mi simdi diye benimle eglenmeselerdi belki ara ara unuturdum ama o da mumkun olmadi:) Her sey herkese anlatilmamaliymis, ozellikle uzaktaki sevgiliyi ne kadar ozledigini soylemeyecekmissin herkese bunu anladim:)

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Kisacik bir ara…

Kisacik bir ara verip, yarin aksam Marokko`ya gidiyorum. Gidiyorum derken daha cok ayaklarim gidecek ama kalbim Turkiye`de, aklimsa burada kalacak. Uce bolundum, huzursuzum, mutsuzum. Yatagimi birakmak istemiyorum, hic bir seyle ugrasmak istemiyorum, evimde kalmak istiyorum, hevesim yok ve bu hal beni rahatsiz ediyor. Yarin gidecek olmama ragmen hic bir sey hazirlamamis olmakta cabasi. Insan bir seyi istemeyince sanirim ugrasmak bile istemiyor. O zaman neden gidiyorsun demeyin, demeyin iste. Istemememin nedeni daha cok hayal kirikligim.Daha once anlatmistim, hala bu ruh halini atamadim. -Annem bile- keske Turkiye`ye goturselerdi derken, benim ah anne, ulan anne bunu bari sen deme  diye icimden gecirmemse cabasi. Yapacak bir sey yok, bir hafta ve gececek, cabuk gececek biliyorum. Dolu dolu gececek onu da biliyorum. Ama o gitme sureci sancili iste. Gerci orada da koordinasyonda gorevliyim. En kil is oldugu icin bu da beni germiyor degil.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Siradan bir gunde dogmak isterdim

Hangimiz icin onemli degildir ki dogum gunleri? Daha dogrusu dogum gunumuz. Bize aittir, bize ozeldir. Yilda bir defa gelip catan o gun hatirlanip degerli oldugumuzu hissetmek isteriz. Benim icin onemli degil diyen kisiler bile bu gune sandiklarindan fazla onem gosterip, icten ice bekleyise girerler.

1 Ocak, malesef dogdugum gun. Malesef diyorum, cunku ben bu gune lanet okuyorum. Benim icin o guzel, o ozel gunu bana bile unutturdugu icin. Bana bile derken, ben unutuyorsam sevdiklerimin unutmamasi beklenmez elbette. Yillardir evimde bile bir gun oncesinden kutlanir, hani yilbasidir ya, aradan ciksindir biraz da zaten egleniyoruz, o da bugun olsun mantigidir. Saat gece 12yi vurana dek yer icer egleniriz kendi capimizda, pastamizi keser, 12 oldugundaysa kutlasir gunu kapariz. Dogum gunumdeyse herkes kendi halindedir, hic bir ozelligi kalmamistir o gunun. Onceki gunun yorgunluguyla bugun oldugu gibi aksam uzeri kahvalti yapilir, herkes isine gucune doner.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Programlanmis cocuklar

… yasanamayan cocukluk donemi ve eksik kalan ruhsal gelisim…

Zaman zaman cogumuz soyleriz, “bir cocugum olsun, baleye yazdiracagim, piyano kursuna gonderecegim, basketbolcu olduracagim vs vs. ” diye. Bunlari dusunurken zamaninda kendimizin yapamadigini, firsatimizin olmadigini bahane ederiz. Cocugumuzun aslinda kendi basina bizden farkli bir birey oldugunu, onun da farkli istekleri olabilecegini dusunmeyiz bile. Biz yapamamisizdir, o yapmalidir. Tum firsatlar, olanaklar ayagina serilir. Dogdugu yildan itibaren kresler, turlu turlu kurslar, ozel okullar, servisler, ilkokuldan baslayan dershaneler, spor, muzik okullari, musabakalar derken cocugun cocukluk cagi denen en onemli caginin kacip gittiginin farkina bile varamayiz. Ustelik biz normal gecirdigimiz cocukluk donemimizin yanlis oldugunu varsayip, kendi cocugumuza yasadiklarimizi yasatamayiz. Cocugumuz da normalinin oyle oldugunu sanarak yogun tempodan sikayet etse bile ailesine sesini duyuramaz. Duyursa bile ailenin cevabi onun bu tempoya alismasi gerektigidir. Cunku aile kulturludur, maddi durumu iyidir, toplumda iyi bir sosyal statuye sahiptir. Cocugu da bu tempoya ayak uydurabilmelidir.

Hic dusunur mu bu aileler acaba cocuklari da onlarin istedigi sporu yapmayi ister mi diye? Ya da hic dusunurler mi onun muzik kabiliyeti var mi diye? Bunlarin onemi bile yoktur cogu icin. Yetenek dogma degildir, yetenek ogrenilir cogunun mantigina gore. Elbette yetenek ogrenilebilir ama kisinin icinde varsa bunu gelistirmesi daha kolaydir. O yuzden cocugun istedigi bir alanda onu tesvik edip desteklemek zaten onun yetenegine yetenek katacak, cocugu daha mutlu edecektir. Ama aile cocugunun iyiligini ister ya hani, saz olacagina piyano olsun der, ya da futbol olacagina, amerikan futbolunu ister. Cunku ne yaparsa cocuk ailesine layik olmalidir, aile bununla yeri geldiginde bulundugu ortamlarda boburlenebilmelidir.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Onlar evlenirken ben egleniyorum

Elbette elit kesimin yaftaladigi,  dusuk ve orta gelirli kesiminse kacirmadan izledigi ”Izdivac”  programindan bahsediyorum. Ne elitim, ne de orta veya dusuk gelirliyim. Izlememin nedeni ne koca bulmak, ne de televizyon karsisinda vakit oldurmek. Benim amacim  sadece “eglenmek” . Egleniyorum evet, beni bir Cem Yilmaz, bir Ata Demirer ya da bir Sahan kadar gulduruyor. Ustelik Izdivac`ta bulunanlar bu gorusme ve konusmalari daha once prova etmedikleri, dogaclama yaptiklari icin digerlerine guldugumden iki kat daha fazla guluyorum. Onlarin hayatlarina ya da gerek fiziksel gerekse sosyal durumlarini seyrederek gulmek degil, yanlis anlasilmasin, sadece gundelik hayatta karsilasilan seylerin televizyon ekranlarinda hic bir katki payi olmadan acikca gozler onune serilmesine guluyorum ben. Benim icin gorsel medyaya cikan herkes izleyici icin birer malzemedir, herkes farkli acidan istedigi sekilde karsisindakini degerlendirebilir. Zaten televizyon ekranlarina cikan kisilerin bunu bilerek, kabul ederek ciktiklarini dusunuyorum. Oyle degilse bile  o ekranin birer adim uzaginda kalmalari kendileri icin en hayirli karar olacaktir.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Sanirim artik ise yariyorum

Yeri geldigi zaman ogretmenlikten ne kadar nefret ettigimi ve yapacagim son is oldugunu soylerim. Yapilan ise tabiyki saygim sonsuz fakat bana gore degil, ki herkesin bu isi yapamayacaginin da bilincindeyim. Yeri geldikce birinci siniflara yaptigim koclugu anlattim. Birinci sinifa genel olarak ders vermek disinda kendime ait 6 ogrencim var, basarilarindan ve ogrenim hayatlarindan sorumlu oldugum. Bunun ne kadar zor bir is olacaginin farkindaydim aslinda, fakat baskalarina bir seyler ogretecek olmak ve deneyimlerimi paylasarak onlara yol gosterme fikri beni cezbetmisti basinda. Baslangicta kisileri tanima adina bazi testler yaptim. Bu testlere gore kiminin hangi tarzda ogrendigini, neye kabiliyeti olup, zayif noktalarinin neler oldugunu kesfettim. Onemliydi elbette, misal okumaktan hoslanmayan birine surekli okuma odevleri vermek onu her seyden soguturdu. Bunun gibi ince detaylarini ogrenerek nasil ders vererek basarili olabielcegimi, onlara neler verecegimi ogrendim. Baslangic elbette zordu, karsimdakiler ne birer cocuk ne de simdiye kadar stajlarimda karsilastigim problemli hastalardan biriydi. Onlara nasil yaklasacagim, mesafeyi nasil koruyacagim, iletisimi nasil kuracagim konusunda cok endiselensemde zamanla gerek onlarin anlayisi, gerekse benim hos gorumle bu “alisma” donemini atlattik. Artik onlarin problemleriyle ilgilenen, her sorularinda aninda cevap veren ve onlarla birlikte cozum bulan bir koctum ben.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Bencillik

Hani su hepimizin sikayet ettigi ama hepimizin de ayni zamanda keyif duyarak yaptigi ulvi mesele… Dunume, bugunume, yarinima baktigimda hayatimda bencillik yapmaktan cok bencilligin kurbani oldugumu farkettim bugun. Elbette hayal kirikliklarini deneyim edip, her seferinde ‘asla’ ile baslayan cumleler kurarak. Cogunuzun “ben de ben de” dedigini duyar gibiyim. Evet hepimiz sikayetciyiz peki o zaman kim yapiyor bu bencillikleri? Yine biz… Su an en cok ben buna maruz kaliyorum diyerek bile kendimi one cikarip bencillik yapiyorum. Bu konu sadece kisir bir donguden ibaret. Yine de su an bogazima yutkunurken oturan o seyin bencillikten gecmedigini de biliyorum. Kendimi dusunup, duygularimi ortaya cikarmak, kendime yenik dusmek istemiyorum aglayarak. Diyorum ya, kisir donguden ibaret. Insan tek baskalarina bencillik yapmiyor, yeri geliyor kendine bile bunu yapabiliyor.

Gecmisten bugune kadar kendime baktigimda hep baskalari icin kendimden odun verdigimi, bunun ceremesini ceksem bile hic dir dir etmedigimi gordum. Bu beni yeri geldi guclendirdi, yeri geldi “sesimi kisti”. Sonuc itibariyle kendi kendime bunu aliskanlik haline getirdigimi farkettim. Artik gocunmaz oldum, artik vermekten almayi unutur oldum, artik kendim icin bir seyler dilemeyi unuttum. Isteklerim baskalarinin istedigi dogrultuda oldu, isteklerim baskalarinin istekleri oldu. Ve ben kendimi unuttum.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Bu aralar, ben -2

Uzun zamandir yine yazmayi biraktigimin farkindayim. Aslinda biraz tembelligimden oldu bu sefer. Gun icinde surekli yazacak bir seyler bulup, tam yazmaya vakit geldiginde bana ayrilan surenin sonuna geldigimi farkettim. Her seferinde vicdan azabi, her seferinde ayni tembellikler… Derken bir gun tam yazmaya niyetlendim ki, sitemin bulundugu sistem sorunluymus, hevesim bir kac gunlugune de olsa kirildi bu yuzden. Bu tembellige son vermek icin bugun yazabildigim kadar yazmayi dusunuyorum. Ama oncelikle yazmadigim sure itibariyle bende neler olup bittigini yazayim.

Okul: Yari yil tatiline girmeme ramak kaldi aslinda. Haftaya iki haftalik kisa bir tatilim var. Kisa diyorum, cunku ici dolu dolu gececeginden bana yetmeyecegini biliyorum.  Hani o mizmizlandigim ders var ya, felsefe… Dun onun son gunuydu… Yarim yil nasil bitti aklim fikrim ermiyor. Daha dun dersin ilk gununu hatirliyorum, daha dun bu ders icin bikkinligimi anlattigimi, agladigimi hatirliyorum.. Ama sayili gun yine cabuk gecti ve bu derste bitti artik. Dun bunun icin hocalar ufak capli bir organizasyon yaptilar. Kahvalti, oglen alkollu muzikli muhabbet derken, degisik bir gundu. Okulda, hocalarla, ders yapmak icin oturdugumuz masalarda alkol alinmasi bir garip geldi. Turkiye`de olsam ulan alkolu degil sinifa sokmak, okulun bahcesinde bile icemezdim diye aklimdan gecirmedim de degil:) Hoca bazi ogrencilere hediyeler verdi. Herkese vermesi mumkun olmadigindan (yaklasik 60 ogrenci), dersten en cok “ogreneni”, aktif olani secmisler. Tabiyki ben de aralarindaydim:p Ukalalik gibi olmasin ama iletisim kurma konusunda konusmadan bile kurabilecek yetenege sahibim bence. Susmamla bile kesfedilebiliyorum. Soylemeden bile soyleyeceklerimi anlatabiliyorum. Garip bir elektrigim var bence. Bence konusmam gereken yeri bilip, dikkatli olmamdan kaynakli. Neyse, sonuc itibariyle, hocalar uzerinde de etki birakmisim ki kitap hediye etti. Icine cok ozel bir not yazarak…

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Organ Bagisi

Hepimizin haberlerde gorup giptayla izledigimiz, bagislayani takdir ettigimiz ama cogumuzun bagislamaya sicak bakmayacagi hassas bir konu. Sadece Turkiye`de degil ustelik, tum dunyanin henuz bu alanda gelisemedigi, belki de bir gun cogumuzun ihtiyaci olacagi da bir konu ayni zamanda. Yaziyi yazmamdaki amac birilerinin farkindaligini uyandirmak degil, sadece gordugum celiskileri paylasmak.

Boyle bir konuyu yazmamdaki asil amac gecen hafta bir kac ogrencinin anket icin sinifi ziyaret etmesi oldu. Organ bagisi konusunda arastirma odevi hazirliyorlarmis. Fikrimizi ogrenmek icin anket yaptilar. Bunun uzerine tartisma basladi sinifta. Cogunlugun gorusu ihtiyacim olursa isterim, fakat verme konusunda emin degilimdi. Burada 18 yasina girdigin zaman devlet organ bagisi icin bir yazi gonderir. Bagislamak istersen oldukten sonra, isaretledigin organlara gore sen yasarken izni alip, sen oldukten sonra kullanilar. Bana da geldi, doldurmadim, dolduramadim. 18 yasinda ne kadar bu konunun ciddiyetinin farkinda olsan da olamiyorsun. Anket sorularinin birinde neden istemedigine dair bir soru vardi. Cevaplar soyleydi: ” parcalanmak istemiyorum”, “bu karari aileme birakiyorum”, “dinimce sicak bakmiyorum” ve unuttugum bir sIk daha. Yanilmiyorsam bu karari aileme biraktigimi isaretledim. Boyle buyuk bir konu hakkinda kendi vucudum uzerinde sorumluluk sahibi olmak istemedim. Ben oldukten sonra zaten gerekirse boyle bir sey ailem en uygun olanini yapar diye dusundum. Fakat konu dine gelince sinif  birbirine girdi.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Hosgörüden uzak bir milletiz

Herkesin zaman zaman bahsettigi, baskalarindan bekledigi, kimi zaman sikayet ettigi ama kendisinin cogunlukla gostermedigi bir terimdir aslinda ‘hosgoru’. Halk dilinde Turkler misafirperverdir, hosgoruludur, yardim etmeyi sever gibi kliseler donse de, ben zaman gectikce Turk milletinin bu kulturden uzaklastigini, yozlastigini hatta  daha fazla ‘ben’ merkezcil oldugunu dusunuyorum. Turlu turlu irili ufakli gruplar kurarak biz olan kulturu, benim/senin/onun kulturu olarak parcalara bolundugunu goruyorum. Teorideki ‘biz’ malesef ki islevsel degil cogu zaman.

Boyle bir yaziyi neden yazma ihtiyaci hissettigimi soyle anlatayim. Bugun Islam alemi icin ozel bir gun, Kurban bayrami. Turkiye`de her yer bir hafta boyunca tatil. Inanclisi da, inancsizi da. Cogunlugu musluman olan bir ulkede tatilin bu sekilde ulke genelinde yapilmasi elbette olagandir buna sozum yok. Fakat ayni sekilde herhangi baska bir din mensubu bir insanin da kendi dini bayraminda tatil veya izin alip alamayacagini merak ediyorum. Sanmiyorum ki bu kabullenilsin, sanmiyorum ki onemsensin, sanmiyorum ki hosgoru gosterilsin.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark