Bugunum mu? Ya gelecegim…

Bir kac haftadir aklimda sadece bu konu var. Zaman azaldikca benim de endisem, korkum, gerginligim ama bunun yaninda heyecanim, istegim, hevesim de artiyor. Artik oyle bir hal aldi ki bu kafamdakiler, bugunumu dusunemez oldum. Hic bir seye konsantre olamadigim gibi, bugunumun benim yarinimi hazirladigini bile unuttugumu farkettim. Kendimi oyle odaklamisim ki bundan sonra ki yapacaklarima, bugunumu saglam atlatamadan onlari nasil yapacagim hic bir fikrim yok. O yuzden belki de silkinme zamani, bilmiyorum.

Son donemimdeyim. En zor derslerin verildigi ayni zamanda tez yazmam ve iki ay icinde teslim etmem gereken bir donem. Onceligim bir kac hafta sonra yapacagim sinavlar mi olmali, tezim mi bilemedim, kararsizim. Iki tarafa da dikkatimi esit paylastirabilmem icin kafamin bos olmasi, gelecek kaygim olmamasi gerekiyor, farkindayim ama o da mumkun olmuyor. Kismet olursa haziranda okulum bitiyor ama ya sonrasi? Iste ben bunu dusunmekten bugun ki yapmam gereken sorumluluklarimi yerine getiremiyorum. Ki bugunumu saglam atlatamamam demek tatilimi gereksiz ertelemek demek. Bunu da elbette istemiyorum. Peki bunlarin hepsinin farkindayken neden ben bi turlu rahatlayamiyorum? Belirsizligi sevmiyorum. Korkutuyor, geriyor beni…

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Farkindalikla gelen degisim

Degisimle gelen mutluluk. Mutlulukla baslayan huzur, rahatlik, basari vesaire. Kisir donguler aslinda insana mutluluktan cok mutsuzluk asilar. Hep aynidir, tek duzedir. Farklilik, degisim barindirmaz icinde. Doner dolasir basladigin yere geri donersin. Hal boyleyken bundan olumlu bir sonuc cikarabilmek zordur fakat ben bunu basardim sanirim.

Aslinda insani olaylarin degil, dusuncelerin mutsuz ettigini, uzdugunu, kirdigini anladigim an basladi benim icin degisim. Yatar yatmaz uyuyabilen bir insan degilim. Once gunun muhasebesini yapar, dersler cikarir, sonra uykuya dalarim. Genelde aklima gelenler oncelikle yasadigim olumsuzluklardir. Neden bunu boyle yaptim, neden o boyle davranmadi, aslinda cok uzuldum, keske boyle olmasaydi, daha iyisi olabilirdi vs vs gibi bir cok olumsuzlugu yatarken kendime cekiyor, uyandigimda da ayni olumsuzlukla gune baslardim eskiden. Uyanincaysa once havaya lanet eder, sonra uyanmis olmama, sonraysa gunun geri kalaninda yapmadiklarima, yapacaklarima. Gune nasil baslarsan oyle gider derler ya hani, gun icinde de beynime kaydettigim kisim genellikle olumsuzluklar olurdu. Bu konuda degismem gerektigini biliyor, fakat nasil yapacagim konusunda tikanip kaliyordum. Oncelikle pozitif dusuncenin insani ne derece mutlu ettigi hakkinda arastirma yaptim gectigimiz ay. Bunun icin bir cok kitap karistirdim, bir cok arastirma, makale okudum. Insan yasamayinca bilemez ya hani, “nasil yani al iste pozitif dusundum, nolacak simdi iyi mi olacak” gibi sacmasapan denemeden bir cok yorumda bulunur ya, ben de baslangicta inansam da pratikte gercekci olacagini dusunmuyordum. Denedim bi sure. Kendime inanmanin aslinda birinci sart oldugunu gordum. Kendime inanmaya basladim. Yapabildiklerime, yapabileceklerime, kapasiteme, isteyince her seyin olacagina, gucume, inancima, beynime, kalbime inandim, guvendim, gerisi nasil olsa gelir dedim.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Sarkilari guzel kilan, anilardir aslinda…

Dusunun, dogum gununuzdesiniz, arka planda “Ajdar- Cikita muz” caliyor. Normalde igrendiginiz o sarkida arkadaslarinizla egleniyorsunuz. Normal sartlarda dinlemeyeceginiz bir sarki hayatinizda o andan itibaren yer ediyor ve ne zaman ‘Ajdar- Cikita muz’ duysaniz, akliniza gecirdiginiz o gece, eglenceniz, arkadaslariniz, dogum gununuz geliyor. O sarkiyi normalde dinlemeyecek bile olsaniz sizde biraktigi o ani yuzunden kendinizi alamiyor, sarkiyla beraber o gune daliyorsunuz. Yazida anlatmak istedigim tam da bu. Sarkilara anlam veren seyin aslinda muzisyenin ruhu degil, sizin dinlediginiz anki burundugunuz ruh haliniz olduguna inaniyorum ben.

Muzik dinlemeye bayilirim. Bazilari benim icin ozeldir, dinlemeye kiyamam.  O anin bana hatirasidir. Her zaman dinlememem gerektigine inanirim. Buyusu bozulmayacaktir boylelikle. Ornekler verecegim.

Askin Nur Yengi`nin ‘Ay Inanmiyorum’ sarkisi sanmiyorum birilerinin zihninde yer etsin, ya da birileri icin ozel olsun. 90`lar doneminin hic suphesiz en guzel sarkilarindandi. Fakat dedigim gibi 90`larda kaldi… Ben bu sarkiyi sizden ayri severim, cunku  Ay inanmiyorum’ albumu ciktiginda babam yurt disindan evimize gelmis, Ankara`ya gezmeye gotururken yol uzerinden albumu satin almis, 4 saat boyunca araliksiz arabada ‘ay inanmiyorum’ diyerek bu sarkiyi soylemisizdir. O gunden sonra yillarca hem babamin dilinde, zihninde o sarki kaldi, hem de ailecek hepimiz zaman zaman hatirlayip soyledik, soyluyoruz. Dedim ya, kimisi icin siradan bir sarkiyken, o benim babamla ciktigim ilk seyahatin sarkisiydi aslinda. Ne zaman dinlesem o gune doner, o gunu sevgiyle anarim…

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Iyilik, yapana en buyuk cezadir…

Ne bir iyilik abidesiyim, ne de herkesin iyiligini isteyen bi melek. Iyiligimi isteyene iyilik diler, kotulugumu isteyeni yukariya havale ederim genelde. Onun disinda zararim dokunmaz insanlara. Aksine faydamin oldugunu da dusunuyorum genel anlamda. Yardim isteyenden dusmanim dahi olsa yardimimi esirgemem. Bana gelen ayaklari bos elle cevirme huyum yoktur. O an icin bana yapilani kenariya birakir, sadece benden beklenilene odaklanirim. Ha bana yapilan derken, kinci bi insan da degilimdir. Yapilani unutmam ama unutmaya calisirim. Unutamasam bile misillime huyum yoktur. En fazla laf sokarim, o da icimde kalmasin diye. Sonrasinda kisiye olan guvenimi azaltir, bir daha eskisi gibi olmama yolunu secerim. Kacmak midir adi, bilmiyorum. Ama kotulukten, kotu niyetten kacmak olarak adlandirabilirim bunu belki, evet.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Emek hirsizligi

Belki emek hirsizligi agir olacak, ya da daha uygun bir kelimesi vardir bilmiyorum fakat ben bunu nasil adlandiracagimi bilemedim. Cok kafama taktigimdan degil fakat zaman zaman rahatsiz oldugum bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Yaklasik 11254185 yillik ogrencilik hayatimda (bikmis gibi gorunuyorum di mi sayinin coklugundan? hayir aksine, seviyorum) turlu turlu odevler, raporlar, arastirmalar yaptim. Son yillarda ise bunun yogunlugu normal olarak artti. Kimseden kalkipta odevini istemedim, isteyemedim. Utanirim cunku, yakistiramam kendime. Dusunsene o o kadar zaman harcayip odevini yapiyor, sen hic emek vermeden odevini istiyorsun. Icerik olarak calmasan bile kafa yormadan neyin nasil yapilacagini hemen cozup bunlarla vakit kaybetmiyorsun. Hic kimseden almadim diyemem, hic icinden cikamadigim zaman hocanin ve arkadaslarimin teklifiyle once anlattirarak, sonra odevlerine bakarak konulari cozmuslugum vardir ama ben teklif etmemisimdir. Ki gordugumde bile uzerine kendi yaraticiligimi katip, hic bir zaman baskasinin yaptigi sekilde yapmamisimdir. Yakistiramiyorum cunku kendime, kendi aklim, fikrim, bilgim, deneyimim varken ne gerek var, o yapiyorsa ben de yapiyorum diyorum ve basariyorum da genel anlamda. 

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Marokko Gezisi

Yedigim ictigim benim olsun, gezdigimi gordugumu anlatayim sadece. Ne kadar isteksiz gittigimi bir onceki yazida anlatmistim. Zaman bir hafta benim icin duraksasa da, sukur ki evime dondum, artik hayat kaldigi yerden devam ediyor benim icin. Marokko`nun  Casablanca, Rabat ve Marrakech sehirlerine gittik. En buyuk uc sehirleri, ayni zamanda kraliyet sehirleri olarakta geciyormus. Insan 3 buyukler diye duyunca tabiyki kafasindaki sekil de baska oluyor. Gormedigin bir ulke hakkinda aslinda kafanda bir seyler yazip cizmek cok sacma ama yine de yapiyor insan bunu istem disi. Neyse ki arkadasimla birlikte havaalanina gittik, grupla bulustuk. Isteksizligim son dakikaya kadar devam etti elbette. Hatta son dakika pasaportumu evde unutmus olmayi bile o kadar istedim ki anlatamam. Ama bunun cozum olmadigini da gordum. Acil pasaport cikartabiliyormussun havaalaninda:) Neyse gelelim geziye…

Arap ucagina bindik. Biner binmez duaya baslayinca noluyor ucak havalanmadan dusuyor da son duamiz mi okunuyor diye afalladim. Saskinlikla etrafima bakinirken Arap ucaklarinda kalkis oncesi dua okundugunu ogrendim. Guzel dedim, en azindan Allah duayla kalktigimizi gorunce dusurmeyecek ucagi, sag saglim gidecegim:) Neyse ki yol boyunca bulmaca cozdum ve o ucagin yanlislikla Turkiye`ye ucmasini hayal ettim:) Ben ucakla bi tek Turkiye`ye gittigim icin, ucak benim icin sadece Turkiye`yi ifade ettigi icin ratonin baska yonde olmasi bana haddinden fazla koydu, hatta Turkiye`den donerken ki hissettiklerimin on kati fazlasini hissettigimi, zaman zaman aglamakli oldugumu soylesem abartmamis olurum. Arkadaslarim sagolsun ara ara Istanbul` a gitmek vardi di mi simdi diye benimle eglenmeselerdi belki ara ara unuturdum ama o da mumkun olmadi:) Her sey herkese anlatilmamaliymis, ozellikle uzaktaki sevgiliyi ne kadar ozledigini soylemeyecekmissin herkese bunu anladim:)

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Kisacik bir ara…

Kisacik bir ara verip, yarin aksam Marokko`ya gidiyorum. Gidiyorum derken daha cok ayaklarim gidecek ama kalbim Turkiye`de, aklimsa burada kalacak. Uce bolundum, huzursuzum, mutsuzum. Yatagimi birakmak istemiyorum, hic bir seyle ugrasmak istemiyorum, evimde kalmak istiyorum, hevesim yok ve bu hal beni rahatsiz ediyor. Yarin gidecek olmama ragmen hic bir sey hazirlamamis olmakta cabasi. Insan bir seyi istemeyince sanirim ugrasmak bile istemiyor. O zaman neden gidiyorsun demeyin, demeyin iste. Istemememin nedeni daha cok hayal kirikligim.Daha once anlatmistim, hala bu ruh halini atamadim. -Annem bile- keske Turkiye`ye goturselerdi derken, benim ah anne, ulan anne bunu bari sen deme  diye icimden gecirmemse cabasi. Yapacak bir sey yok, bir hafta ve gececek, cabuk gececek biliyorum. Dolu dolu gececek onu da biliyorum. Ama o gitme sureci sancili iste. Gerci orada da koordinasyonda gorevliyim. En kil is oldugu icin bu da beni germiyor degil.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Siradan bir gunde dogmak isterdim

Hangimiz icin onemli degildir ki dogum gunleri? Daha dogrusu dogum gunumuz. Bize aittir, bize ozeldir. Yilda bir defa gelip catan o gun hatirlanip degerli oldugumuzu hissetmek isteriz. Benim icin onemli degil diyen kisiler bile bu gune sandiklarindan fazla onem gosterip, icten ice bekleyise girerler.

1 Ocak, malesef dogdugum gun. Malesef diyorum, cunku ben bu gune lanet okuyorum. Benim icin o guzel, o ozel gunu bana bile unutturdugu icin. Bana bile derken, ben unutuyorsam sevdiklerimin unutmamasi beklenmez elbette. Yillardir evimde bile bir gun oncesinden kutlanir, hani yilbasidir ya, aradan ciksindir biraz da zaten egleniyoruz, o da bugun olsun mantigidir. Saat gece 12yi vurana dek yer icer egleniriz kendi capimizda, pastamizi keser, 12 oldugundaysa kutlasir gunu kapariz. Dogum gunumdeyse herkes kendi halindedir, hic bir ozelligi kalmamistir o gunun. Onceki gunun yorgunluguyla bugun oldugu gibi aksam uzeri kahvalti yapilir, herkes isine gucune doner.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Programlanmis cocuklar

… yasanamayan cocukluk donemi ve eksik kalan ruhsal gelisim…

Zaman zaman cogumuz soyleriz, “bir cocugum olsun, baleye yazdiracagim, piyano kursuna gonderecegim, basketbolcu olduracagim vs vs. ” diye. Bunlari dusunurken zamaninda kendimizin yapamadigini, firsatimizin olmadigini bahane ederiz. Cocugumuzun aslinda kendi basina bizden farkli bir birey oldugunu, onun da farkli istekleri olabilecegini dusunmeyiz bile. Biz yapamamisizdir, o yapmalidir. Tum firsatlar, olanaklar ayagina serilir. Dogdugu yildan itibaren kresler, turlu turlu kurslar, ozel okullar, servisler, ilkokuldan baslayan dershaneler, spor, muzik okullari, musabakalar derken cocugun cocukluk cagi denen en onemli caginin kacip gittiginin farkina bile varamayiz. Ustelik biz normal gecirdigimiz cocukluk donemimizin yanlis oldugunu varsayip, kendi cocugumuza yasadiklarimizi yasatamayiz. Cocugumuz da normalinin oyle oldugunu sanarak yogun tempodan sikayet etse bile ailesine sesini duyuramaz. Duyursa bile ailenin cevabi onun bu tempoya alismasi gerektigidir. Cunku aile kulturludur, maddi durumu iyidir, toplumda iyi bir sosyal statuye sahiptir. Cocugu da bu tempoya ayak uydurabilmelidir.

Hic dusunur mu bu aileler acaba cocuklari da onlarin istedigi sporu yapmayi ister mi diye? Ya da hic dusunurler mi onun muzik kabiliyeti var mi diye? Bunlarin onemi bile yoktur cogu icin. Yetenek dogma degildir, yetenek ogrenilir cogunun mantigina gore. Elbette yetenek ogrenilebilir ama kisinin icinde varsa bunu gelistirmesi daha kolaydir. O yuzden cocugun istedigi bir alanda onu tesvik edip desteklemek zaten onun yetenegine yetenek katacak, cocugu daha mutlu edecektir. Ama aile cocugunun iyiligini ister ya hani, saz olacagina piyano olsun der, ya da futbol olacagina, amerikan futbolunu ister. Cunku ne yaparsa cocuk ailesine layik olmalidir, aile bununla yeri geldiginde bulundugu ortamlarda boburlenebilmelidir.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Onlar evlenirken ben egleniyorum

Elbette elit kesimin yaftaladigi,  dusuk ve orta gelirli kesiminse kacirmadan izledigi ”Izdivac”  programindan bahsediyorum. Ne elitim, ne de orta veya dusuk gelirliyim. Izlememin nedeni ne koca bulmak, ne de televizyon karsisinda vakit oldurmek. Benim amacim  sadece “eglenmek” . Egleniyorum evet, beni bir Cem Yilmaz, bir Ata Demirer ya da bir Sahan kadar gulduruyor. Ustelik Izdivac`ta bulunanlar bu gorusme ve konusmalari daha once prova etmedikleri, dogaclama yaptiklari icin digerlerine guldugumden iki kat daha fazla guluyorum. Onlarin hayatlarina ya da gerek fiziksel gerekse sosyal durumlarini seyrederek gulmek degil, yanlis anlasilmasin, sadece gundelik hayatta karsilasilan seylerin televizyon ekranlarinda hic bir katki payi olmadan acikca gozler onune serilmesine guluyorum ben. Benim icin gorsel medyaya cikan herkes izleyici icin birer malzemedir, herkes farkli acidan istedigi sekilde karsisindakini degerlendirebilir. Zaten televizyon ekranlarina cikan kisilerin bunu bilerek, kabul ederek ciktiklarini dusunuyorum. Oyle degilse bile  o ekranin birer adim uzaginda kalmalari kendileri icin en hayirli karar olacaktir.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark