Hakkımda

Soguk, kiminin dogumumu kutlarmiscasina eglendigi, kimininse umrunda bile olmadigi bir yilbasi gecesi dunyaya gelmisim. Sene 1984. Annemin anlatimlarina gore dogumum cok kolay olmus, hatta annem masaya oturmadan ben gozlerimi dunya ile bulusturmusum bile. O kadar hevesli, o kadar umitli, o kadar hayata tutunan ve bir an once cikmak icin cabalayan bir bebekmisim. Ailenin dorduncu cocugu oldugum icin cok fazla cocuk ozlemi cekilmemis. Tabiyki bu kendi yorumum, ben sevilmeyecek insan miyim(:

Fazlasiyla yaramaz, yerinde durmayan, vurup kirmayi, adam dövmeyi seven, agactan inmeyen yaramazin tekiymisim cocuklugumda. Hatirlarim gerci o gunleri. Adam dovmuslugum kadar yemisligim de vardir. Erkek degilim ya, delikanlilik taslayip yok hic dayak yemedim demenin manasi yok. Kisin sogukta ciplak ayak karda gezer, usudugum icin ayagimin birini kardan cikarir digerini sokar, digerini cikarir, oburunu sokarmisim. Karla aram o zamandan kalma iyidir hep. Severim kisi, bu yil haric.

Babamin ablama aldigi kokulu silgi sayesinde okula gitmek icin tutturup, erken yasta babamin da torpiliyle yazilmisim ilkokula. Sinifin kucugu ama en yaramaz, en zekisiydim, mutevazi olamam bu konuda. Cok sevdigim iki ogretmen sonrasinda ilkokuldan hic bir arkadasimla hala gorusmeyerek tarihin tozlu sayfalarina kazidim ilkokul anilarimi. Hala icimde kalmistir. Keske, keske onlarla hala gorusebilsem.

Bir gece ben uyurken babamin veda etmenin bana cok zor gelecegini dusundugunden haber vermeden yurt disina gitmesiyle sorumlulugun, cocuk yasta da olsan her hareketine dikkat etmenin gerektigini ogrendim ben. Cocuklugumdan odun vermedim, doya doya yasadim fakat babasiz o donemi gecirmek kadar insana koyan bir duygu yoktur belki. Her bayramda, dogum gunlerinde, yilbasinda mektup yazar, kartpostallar gonderirdim. Babam hic birini yanitsiz birakmaz, bir an bile onsuz oldugumu hissettirmezdi bana. Ben hissederdim de, iste… Yine de ilgili, ve surekli arayip soran, her Turkiye`ye birileri geldiginde hediyeler gonderen, cocugun gonlunu almasini bilen bir babaydi. 5 yil sonunda, yani ilkokulu bitirdigimde, bir gun bir minibus dolusu bavulla cikageldi. Bir oda dolusu bavul gelmesi ve bunlari acmak icin heyecanlanmaniz, her gun bir kac bavul secip acmak ve icinden ne cikacagini bilmemek  bir cocugu nasil sevindirir bilir misiniz? Unutamayacagim gunlerdi.

Ergenlik denen o illet periodun yasandigi ortaokul donemleri hayatima cok degerli bir dost disinda hic bir sey katmadi. Cok guzel gunlerim oldu ama yine sagolsun babam ve cevresi, o ogrencilik hayatim hep taninmisliktan dolayi gozleri uzerime cekip rahat edemememi sagladi. Babam ogretmen degildi ama gecmiste siyasetle ilgilendigi icin eli her yere uzanir, herkesi tanirdi. Sevilirdi, ilgilenirlerdi de sagolsun babam sayesinde benimle. Hakkini yemeyeyim simdi.

Ortaokul ve lise 1. sinifin bana kattigi tek sey voleybol oldu. Lise buyumuslugumun, dersleri ciddiye almam gerektiginin bilincinde oldugum, bos vaktimin voleybol antremanlarindan ibaret oldugu bir donemdi. Netekim 1. sinifi bitirdigimde yaz ayina az biraz kala, babamin yanina tatil icin gelmeye niyetlenmemizle tum planlarim, tum gelecegim degisti. Gecmisime sunger cekip, hatirlamadigim derinlikliklere gomdum o gunleri.

Bir temmuz ayiydi bunlara belki sebep. Belki hic yaz tatili olmasaydi gelmeyecektim buraya. Geldigimiz gunu hatirliyorum, yagmurlu, kapali ve kasvetliydi. Hollanda`ya gelmemden bahsediyorum elbette. Amacimiz, guzel bir tatil gecirip, geri donmekti. En azindan benim bildigim kadariyla boyle. Kotu teklif daha sunulmamisti. Tatilin ilerledigi gunlerde babamin orada kalmamizi teklif etmesiyle degisti tum hayatim. Baslangicta sakayla karisik, gunler azaldikca ciddiye binen, tum tanidiklarin benimle ve ablamla kulis yapmasiyla yogun gecen o gunler. Ablam biraz tembel bir ogrenciydi, onun icin kalmamiz belki daha iyi olcakti. Bunu soyledikleri an ile kendimi feda etmem bir oldu. Ablamdi, kiyamazdim ki. Oysa benim hayalimde hep mutercim tercuman olmak vardi. Lise iki icin yabanci dil bolumunu bile secmistim. Gunler gectikce Turkiye`de okulumdan cikisim alindi, kisliklarim valize konup gonderildi. Derken, arkadaslarima veda bile edemedim. En cok koyan da bu oldu. Oysa gelmeden haberim olsaydi doya doya sarilir, vedalasirdim. Kismet degilmis. Sagolsunlar evimi ziyaret edip, sormuslar ablamlara. Aci haberle birlikte adresimi de almislar. O donemler derste birbirimizle yazismak modaydi. En sevmedigimiz kimya dersinde (ki oyle bir ogretmen dusman basina) sinifta elden ele dolastirip bana mektup yazmislar sagolsunlar. Bir sure mektuplastiktan sonra herkes kendi derdine yanip, bir yana savruldu malesef.

Bana ne mi oldu?

Seviye sinavi yapildi, tabiyki (ukalaligin bir siniri oldugunu bildigim halde soyluyorum:p) en yuksek seviyeyi almisim ve buna gore bir okula yerlestirdiler beni. O donem Ingilizcemin supersonik oldugunu dusundugum ama hayal kirikligina ugradigim, Turkiye`nin ogrettigi Ingilizceye lanet okudugum gunler. Herkesin ana dili gibi konustugu bu dili yeni konusmaya baslayan bir cocuk edasiyla kullanmak ne kadar igrenctir anlatamam. Kaldi ki mutercim tercumanlik hayallerim de uzun surmedi bu yuzden. Hem Hollandaca, hem de Almanca`ya agirlik verdiklerinden Ingilizce hep bir adim geride kaldi. Buraya geldigimdeki cektigim iskenceden dolayi da hep Ingilizceye karsi bir soguk savasim oldu. Neyse ki Hollandacayi da ogrendim bir sure sonra.

Dil ogrenmeye basladigim siralarda ise basladim ben. Hic dil bilmeden nasil calisilir demeyin, dil ogrenmeyi desteklemek amacliydi. O gun bugundur hala her cumartesi hediyelik esya dukkaninda calisirim ben. 3 patron degistirse de, hic biri beni birakmak istemedi. Hepsi kizi, kardesi gibi gordu. Sagolsunlar.

Gectigim siniflari tekrar yapmak ve bir cok yil kaybindan sonra liseye baslayabildim. Oysa ben basladigimda arkadaslarimin cogu universitedeydi. Bu da bana koyan seylerden biri. Lise yillarim zorlu ama bir o kadar beni buyutmustu. Arkadaslarimdan hep seviyem yuksek oldugundan genelde yalniz takilan bir lise ogrencisiydim. Cok takildigim oldu ama dost cikaramadim liseden bir turlu. Bu donemlerde bir arkadasimin gazlamasiyla muzik okuluna yazilmam ve orada sahane bir dostluk yakalamamla hayata yine karsi koymustum sanki. Bir birimizi gormek icin gider, dersten cikinca parka oturur, uzun yurusler yapar, gitari cikarip tingirdatir, hayattan konusur, birbirimizin tanimadigimiz yonlerini kesfederdik. Sonunda liseyi bitirmemle, yogukluktan muzik okulunu birakmam benim hayatimda bir bosluk yaratmadi degil. Yine de kazandigimi avantaj saydim, dostumla baska hayallere daldim.

Liseyi bitirecegim donemde babami kaybettim. Hayatimin en aci, en unutamayacagim, benzerini yasamayi dusmanima bile dilemeyecegim bir sey bu. O gune kadar  neden ben ulkemde degilim diye kivranirken, o dakikadan sonra yerini iyi ki buradayimlar aldi. Lakin babamla kaybettigim cocukluk donemlerimi, onun yaninda olarak, onu daha fazla gorerek kazanmistim. Herseyde bir hayrin olduguna o an inanmistim.

Babamdan sonra sorumluluklarim artmis, gecmise degil, gelecege bakar olmustum. Kardesim, annem icin cirpinip, kendimi feda etmistim belki deyim yerindeyse. Bilmedigim, babamin ilgilendigi tum resmi islemlerle artik ben ilgileniyor, evin tum sorumlulugunu ustleniyordum. Annem, babami kaybettikten sonra daha cok geriye cekilmis, sanki soku hala atlatamamisti. Guclu durmak zorundaydim, durdum da. Disaridan oyle gorundum en azindan. Zaten ben agladigimin gorulmesini, duygularimi paylasmayi da sevmem ki.

Neyse ki artik hayat bizim icinde normal akiyor, acilar unutulmasa da unutuluyordu. Aci tatli liseyi de bitirmis, ilerisine bakiyordum.

Asik oldum ben o donem. Hani derler ya kiz cocuklari hep babalari gibi erkekleri sever, ister diye. Ben bilincli secmesem de, secimimin zamanla babama ne kadar benzedigini gordum. Asik oldugum adam babamin kopyasiydi. Sansliydim. Babam gibi insan dunyaya bir kere gelmis, ikincisini de bana oradan gondermisti. Bu adam cok zorladi beni. Kopek gibi asik oldugum, umutsuzluklar icinde bogulup hep bir isik aradigim, yillarca onu bekledigim o adam sonunda karsilik vermis, dunyalar benim olmustu. Hayatim onundu, planlarim ona dogruydu. Universiteyi Turkiye`de okuma hayalim gerceklesemese de, sabrimizla yillari tukettik. Cok az kaldi bitirmeme, onun da elbette. Okulu bitirince kismetse masteri Turkiye`de yapip, iyi bir psikolog olmayi hedefliyorum. Umarim faydam dokunur ileride birilerine.

Suan staj yapiyorum sorunlu cocuklarin ya da sorunlu aileleri olan cocuklarin bulundugu bir kurumda. Buyudum, ayaklarimin saglam basmaya basladigini hissediyorum. Bir an once okulu bitirmek, gidebildigim yere kadar gidip kariyer yapmak ve imkani olmayanlara yardim etmek istiyorum.

Ilerisi icin bir cok hayalim var. Kismet olur da evlenirsem ve cocuklarim olursa eger, kendi cocuklugum gibi rahatca kosup oynayacaklari bir alanda buyutmek istiyorum onlari. Bunun icin bir ciftlik hayalim var. Ya da bahceli ufak bir ev. Bunun yaninda babamin adina bir okul yaptirmak istiyorum. Babam kadar egitime duskun bir insan gormedim ben su yasima kadar. Ona layik bir evlat olup, benimle gurur duymasini istiyorum. Herkeste onu bilsin, tanisin…

Cok fazla bos vaktim olmadigi icin yaptigim herhangi bir sey yok ozellikle, fakat resim cizmeyi, sudoku cozmeyi, muzik dinlemeyi rahatlamak adina tercih ederim. Ne kadar son donemde hic birini dogru duzgun yapamasamda. Ebru kursuna gitmeyi dusunuyorum son gunlerde. Gecmiste izcilik deneyimim var, buraya gelmeseydim eminim daha da ilerletmis olacaktim. Kismet degilmis.

Sabirliyimdir. Sanirim en buyuk ozelligim bu. Mukemmeliyetciyimdir yaptigim islerde. Ya iyi olsun, ya hic. Dikkatliyimdir, pek gozumden bir sey kacmaz. Yardim etmeyi, dinlemeyi severim. Iyi de yaptigim soylenir. Deger bilirim. Kotulugu unutmam ama kinci degilimdir. Inatciyimdir.

Onyargilarim vardir. Dilime sahip cikamam, patavatsiz olabilirim. Anlik karar verdigimde hep yanilirim. Bunu bildigim halde cogu zaman anlik dusunduklerime yenik duserim.

Besiktasliyim, kaliteli olan her muzigi dinlerim ve oglak burcuyumdur. Burcumun genel olarak tum ozelliklerini tasirim. 90`lar asigiyimdir. 26 yasindayim ama yeni girdigim icin saymiyorum, henuz agzim alismadi, 25 diyebilirim sanirim.(:

Kisa haliyle dunden bugune ben bundan ibaret sanirim.

Umarim uyandigimda bunlari yazdigim icin pismanlik duyup, silmem(:

Ayrica “bloglandim” tamamen bir kisisel blog olup, ilgi alanlarimla, gunluk yasamimin birlestigi, dunden bugune, gelecege dair herseyi yazabilecegim bir alandir. Okuduklariniz, okuyacaklarinizin 10%i bile degildir. Bunun teminatini verebilirim:) Vakit  bulup blogumu istedigim hale getirebilmek en buyuk isteklerimden biridir.

Sevgilerimle

Cigdem

  • Share/Bookmark