<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bloglandım &#187; Tavsiye ettiklerim</title>
	<atom:link href="http://www.bloglandim.com/index.php/category/tavsiye-ettiklerim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bloglandim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 01:41:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Byron Katie- &#8220;The Work&#8221;, &#8220;Calisma&#8221;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/index.php/2010/03/20/byron-katie-the-work-calisma/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/index.php/2010/03/20/byron-katie-the-work-calisma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 01:06:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiye ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=382</guid>
		<description><![CDATA[Bugun derste gelisim ve kendimizi tanima oyunu oynarken bir karti bulmamla basladi Byron Katie ile tanismamiz. Kartta Byron Katie`ye ait bir soz yaziyordu. &#8221; Gecmisin en guzel yani, gecmis olmasi&#8221;  hepimizin zaman zaman yaptigi bir hata degil mi bu? Surekli gecmisi sorgulamak, surekli gecmise ozlem, gelecege degil, gecmise dair yasam&#8230; Ne kadar sozde gecmisi silsekte, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugun derste gelisim ve kendimizi tanima oyunu oynarken bir karti bulmamla basladi Byron Katie ile tanismamiz. Kartta Byron Katie`ye ait bir soz yaziyordu. &#8221; Gecmisin en guzel yani, gecmis olmasi&#8221;  hepimizin zaman zaman yaptigi bir hata degil mi bu? Surekli gecmisi sorgulamak, surekli gecmise ozlem, gelecege degil, gecmise dair yasam&#8230; Ne kadar sozde gecmisi silsekte, aslinda bunun kendimizi kandirmaca oldugunu biliyoruz.</p>
<p>Byron Katie, &#8220;The Work&#8221;, yani &#8220;Calisma&#8221; adinda bir yontem kesfetmis. Bu yontem kisinin beyninde yer alip unutamadigi, kendisine aci veren tum dusunceleri sorgulamasina imkan saglayip, aci veren dusunceleri sorgularkenki kullandigi inanclarini, duygularini ortaya cikaran ve  insanin tum algilarini acan, bu sayede insanin gerceklerle yuzlesmesini saglayan bir yontem. Insanin kendi icinde catisip tartismasi yerine, gercekleri oldugu gibi kabul edip onune bakabilecegi bir yol. Yani gecmisinizle yuzlestirip, buna bir sunger cekerek gelecege adim atmaniza yardimci oluyor. Zaman zaman hepimizin denedigi ama beceremedigi de diyebiliriz.</p>
<p>Byron Katie`nin web sitesinde daha fazla bilgiyi bulabilirsiniz. Ne yazik ki bir cok dilde cevrilen site, Turkce`ye cevrilmemis. Milletimizin az okumasina mi baglanmali bu bilemiyorum, neyse. </p>
<p>Web sitesi: <a href="http://www.thework.com/index.asp">http://www.thework.com/index.asp</a></p>
<p>Radikal gazetesinden Isik Menderes, bu yontemi anlatan bir kac yazi yazmis. Bunlardan birini paylasmak istiyorum. Ilk defa yazimda kendi yazim disinda bir yazi kullanacagim ama arada olsun boyle guzel yazilar buldukca(:</p>
<p><span id="more-382"></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Isik Menderes: Calisma</span></p>
<p><em>&#8220;Byron Katie&#8217;nin, &#8220;Komşunu yargıla, bir kâğıda yaz, dört soru sor ve yazdıklarını tersine çevir,&#8221; diyerek tanımladığı &#8220;The Work&#8221; / &#8220;Çalışma&#8221;, kişinin stres yaratan düşüncelerini kolaylıkla soruşturabildiği bir yöntem.<br />
&#8220;Çalışmanın amacı utanç ve suçlamak değildir,&#8221; diye izah ediyor Katie, &#8220;Sözlerinizi tersine çevirmenin gücü, dışarda gördüğünüz her şeyin kendi düşüncelerinizin bir yansıması olduğunun keşfinde yatar&#8230; Yargıladığınız insanın masumiyetini keşfetmeniz eninde sonunda kendi suçsuzluğunuzun farkına varmanızı sağlayacaktır.&#8221;<br />
Çoğu kez kendimizi haklı çıkarmak ya da savunmak uğruna olaylara ve insanlara yapıştırdığımız yaftalar, onlar için uydurduğumuz kılıflar ve kavramlar, gerçeklerle hiçbir ilişkisi olmayan bir dizi &#8216;hikâyeden&#8217; ibaret. Dünyaya kendi hikâyelerimizin penceresinden bakmayı bırakıp olguları aynen olduğu gibi kabullenmeyi öğrenebildiğimizde, hissedeceğimiz derin ve kesintisiz huzur özgürlüğümüzü bahşedecektir.<br />
İnsanın düşüncelerini sansür etmeden bir kâğıda aktarması ve sorgulaması ilginç bir tecrübe. Çalışmayı yaparken zihninizin durduğunu, algılarınızın ve inançlarınızın gerçeği nasıl çarpıtıp bambaşka bir hale soktuğunu göreceksiniz. Düşüncelerinizi ameliyat masasına yatırmaya hazırsanız, sizi rahatsız eden her kim ise onu bulun ve acımasızca yargılayın! Şu sorulara kısa cümlelerle cevap vererek:<br />
1) Kimi ya da neyi sevmiyorsunuz? Sizi sinirlendiren kimdir ya da nedir? Sizi üzen, hayal kırıklığına uğratan kimdir/nedir?<br />
Örnek: Ben Ahmet&#8217;e kızıyorum, çünkü o beni anlamıyor. Bana bağırıyor ve kendimi kötü hissetmeme neden oluyor.<br />
2) Onların nasıl değişmesini istiyorsunuz? Ne yapmalarını istiyorsunuz?<br />
Örnek: Ahmet&#8217;in beni koşulsuz sevmesini istiyorum. Beni anlamasını istiyorum. (İsteklerinizin listesini yapın.)<br />
3) Onlar ne yapmalı/yapmamalı, olmalı, düşünmeli ya da hissetmeli?<br />
Örnek: Ahmet benim hislerimi göz önüne almalı. Yeteneklerimi takdir etmeli. Daha fazla spor yapmalı. Bu kadar fazla televizyon seyretmemeli.<br />
4) Gereksinim duyduğunuz bir şey var mı? Size vermelerini arzu ettiğiniz nedir ya da mutlu olmanız için ne yapmaları gerekiyor?<br />
Örnek: Ahmet&#8217;in onu sevdiğimi anlamasına ihtiyacım var. Beni dinlemesine ve anlamasına ihtiyacım var.<br />
5) Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir liste yapın.<br />
Örnek: Ahmet bilinçsiz ve şefkatsiz. Kocalar hep duyarsız.<br />
6) Bu insanla ya da durumla yeniden tecrübe etmek istemediğiniz nedir?<br />
Örnek: Ahmet&#8217;le asla tartışmak istemiyorum.<br />
Biraz sonra verdiğiniz bu yanıtları tersine çevireceksiniz. Ama ilk önce şu dört soruyu sormanız gerekiyor. Yazdığınız her bir cümle için:<br />
1) Doğru mu?<br />
2) Bunun doğru olduğunu hakikaten bilebilir miyim?<br />
3) Bunu düşündüğüm zaman nasıl bir reaksiyon gösteriyorum?<br />
a) Bu düşünceyi/hikâyeyi bırakmam için bir neden görebiliyor muyum?<br />
b) Bu düşünceyi/hikâyeyi acı çekmeden korumak için bir neden görebiliyor muyum?<br />
4) Bu düşünce olmaz ise ben kim ya da ne olurum?<br />
Örnek: Ahmet&#8217;in beni anlamadığı doğru mu? Bunun doğruluğundan tamamen emin olabilir miyim?.. (Biraz durun, bekleyin ve kalbin cevap vermesine izin verin.) Ayrıca, Ahmet kocanız ise, bu yakınışınızın gerisinde, &#8220;Kocalar anlayışlı olmalı,&#8221; inancı yatmaktadır. Bu doğru mudur? Dünyadaki tüm kocalar anlayışlı mıdır? Buna vereceğiniz &#8220;hayır,&#8221; yanıtı gerçeğin ta kendisi değil midir? Dolayısıyla da gerçekle tartışmak, acıdan başka ne verebilir?<br />
Geldik cümleleri ters çevirmeye&#8230; &#8220;Ahmet bana kızıyor çünkü ben onu anlamıyorum.&#8221; Ben kendime kızıyorum, çünkü Ahmet&#8217;i anlamıyorum. &#8220;Ben bana kızıyorum, çünkü kendimi anlamıyorum.&#8221; &#8220;Ben Ahmet&#8217;e bağırıyorum ve kendini kötü hissetmesine neden oluyorum.&#8221; &#8220;Ben bana bağırıyorum ve kendimi kötü hissetmeme neden oluyorum.&#8221; Bu ayıltıcı egzersizi yaparken beyninizde ve yüreğinizde ziller çalmaya başladığında dikkat edin. Çünkü o zaman gerçeğe dokunduğunuzu; aradıklarınızın içinizden, ruhunuzun derinliklerinden yükseldiğini şaşırarak fark edeceksiniz. &#8221;<br />
</em></p>
<p>Hocamdan kitap onerisi aldim, alip okuduktan sonra yontemi daha kapsamli anlatacagim blogumda.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/index.php/2010/03/20/byron-katie-the-work-calisma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oralet deyip gecmeyin</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/index.php/2010/03/19/oralet-deyip-gecmeyin/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/index.php/2010/03/19/oralet-deyip-gecmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 00:53:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doksanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiye ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Kimine gore suda kaynayan vitamin ilaclarindan farksizken, kimineyse tum gazli icecekleri unutturacak kadar degerli bir icecek. Artik gunumuzde market raflarinda daha uzun sureli durur, alicisi nadirdir. Sukur ki son kullanma tarihleri uzundur da, saticiyi husrana ugratmaz. Vazgecilmezlerimdendir benim oralet. Ne zaman oralet icsem gecmisimi guler yuzle hatirlarim. Bir kahvenin kirk yili hatri var derler ya, benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimine gore suda kaynayan vitamin ilaclarindan farksizken, kimineyse tum gazli icecekleri unutturacak kadar degerli bir icecek. Artik gunumuzde market raflarinda daha uzun sureli durur, alicisi nadirdir. Sukur ki son kullanma tarihleri uzundur da, saticiyi husrana ugratmaz. Vazgecilmezlerimdendir benim oralet. Ne zaman oralet icsem gecmisimi guler yuzle hatirlarim. Bir kahvenin kirk yili hatri var derler ya, benim icin de oralet oyle.</p>
<p>Cocuklugumdan hatirlarim, babamin arkadaslarinin dukkanlarina gittigimizde ne ikram edelim diye sorduklarinda &#8220;oralet&#8221; diye atladigimi.  O zamanlar simdiki gibi kirk bin cesiti yok tabi. Sadece portakalli var ve ufak cay bardaginda, kirmizi beyaz plastik cay tabaginda yaninda iki sekerle servis edilir. Cayci getirir, ve dukkanci amca yanina cayci plastik parasindan koyar. Soylemis miydim daha once, ben hep ozenirdim kucukken o cayci telefonumtirak aletlerine konusmaya. Dugmeye basarsin, istegini soylersin ve getirir sana aninda hani. Caycilik kuuuuul meslek o zamanlar. Erkek cocugu olsam kesin cayci olmak isterdim heralde (:</p>
<p>Neyse ki yillar gecmesine ragmen her yil babamin bazi degerli arkadaslarinin dukkanlarini ziyaret ederim ve ben soylemeden bana oraletim gelir. O an ki muhabbet, o an ki hatir gonul alma, babami ve gecmislerini yad etmek kirk yila degil, bir omure bedel olur.</p>
<p>Bir sey itiraf edeyim mi?</p>
<p>Yillardir eve oraletin bin bir cesitini alirim ama bir turlu o cayci oraletinin tadini alamam. Rengi de tadi da baska oluyor. Sirri nedir bilmiyorum ama ben oralet kulturunun kalkmasini istemiyorum. Yerini adini bilmedigim bin bir turlu kahve cesitleri alsin hic istemiyorum.</p>
<p>Oraletler rafta kalmasin, hepsi satilsin ve ben her gittigim yerde oralet isteyebileyim. Cok sey istemiyorum sanirim (:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/index.php/2010/03/19/oralet-deyip-gecmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanri`nin dogum günü</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/index.php/2009/12/14/tanrinin-dogum-gunu/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/index.php/2009/12/14/tanrinin-dogum-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 01:41:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tavsiye ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[Burak Özdemir`in yazdigi, benimse yeni okumaya basladigim bir kitap.
Iki yil once Nevsehir`den Ankara`ya yolculuk yaparken otobuste tanistigim cok tatli bir ekonomist hatunun elinde gormemle, biraz goz gecirmem ve yorum almamla merakimi uyandiran, eve doner donmez kendime aldigim bir kitap. Daha once baslamadigim icin cok uzgunum fakat zararin neresinden donulse kardir diyorum. 
Kitabin konusu su:
Reklamci bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burak Özdemir`in yazdigi, benimse yeni okumaya basladigim bir kitap.</p>
<p>Iki yil once Nevsehir`den Ankara`ya yolculuk yaparken otobuste tanistigim cok tatli bir ekonomist hatunun elinde gormemle, biraz goz gecirmem ve yorum almamla merakimi uyandiran, eve doner donmez kendime aldigim bir kitap. Daha once baslamadigim icin cok uzgunum fakat zararin neresinden donulse kardir diyorum. </p>
<p>Kitabin konusu su:<br />
Reklamci bir gencin bir reklamcilik dergisinin sorusu uzerine verdigi yanit sonrasinda gelisir hersey. Soru,  mesleki hayalleri ve neyi basarmayi diledigidir. Bu gencin cevabi &#8220;Tanri bana gelsin, O`nu yeniden 1 numara yapayim!&#8221; olup, derginin yayinlanmasinin ertesi gunu Tanri`dan mail almasi ve devaminda msnde konusulan diyaloglar. Tanri bu gencten Tanri`nin ve Islam dininin dunyada carpitilmis imajinin yeniden duzeltilmesini ister. </p>
<p>Kitap 623 sayfa olup tamamen Tanri ve bu gencin messenger sohbeti uzerine kuruludur. Tanri yazismalarinda ayetlerden ornekler verir.</p>
<p><strong>Kitabin arka kapak yazisi: </strong></p>
<p><em>Yeryüzünde işler hiç iyi gitmiyordu. Dünya gergin, insanlar mutsuzdu. </p>
<p>Artık zamanı gelmişti&#8230; </p>
<p>Tanrı, imajını değiştirmesi için bir reklam ajansıyla anlaştı. </p>
<p>Tanrı ile genç reklamcı, Messenger&#8217;da chatleşmeye başladılar. </p>
<p>Çocuk &#8216;Nasıl olur da Tanrı insanla chatleşir? &#8216; diye sordu. </p>
<p>&#8216;Musa ile çalılıklar üzerinden konuşmuştum, seninle de internetten yazışıyorum. Bunda şaşılacak bir şey göremiyorum&#8217; yanıtını aldı. </p>
<p>Çocuk &#8216;Kuran, kutsal bir kitap. O varken İslamın imajını değiştirmek neden bana düşüyor? &#8216; diye sordu. </p>
<p>&#8216;Kuranı bir de benden dinlemeye ne dersin? &#8216; dedi Tanrı. </p>
<p>&#8216;Bu, resim çizmeyi Picassodan öğrenmek gibi bir şey&#8217; dedi çocuk. Ve her şey ondan sonra başladı&#8230; </p>
<p>&#8216;Artık kütüphanende daha önce hiç okunmamış, kutsal bir kitabın olduğunu biliyorsun. Sır senindir&#8217; dedi Tanrı&#8230; Öğrendiklerine inanamayan çocuk sokağa çıkıp avaz avaz bağırmak, haykırmak istiyordu&#8230; </p>
<p>Elif, Lam, Mim&#8230; Bu harflere dikkatli bakın, yakında onlar dünyayı değiştirecekler. </p>
<p>Çünkü bugün, büyük gün&#8230; Bugün Tanrının doğum günü. </p>
<p>Bin yıllık suskunluk sona eriyor, dinler tarihinin en kadim sırrı gün ışığına çıkıyor&#8230; </p>
<p>Bugün&#8230; Bu büyük gün, tüm İslam âlemine, insanlığa ve canlılığa hayırlı olsun&#8230; </p>
<p>Tanrının doğum günü kutlu olsun&#8230;  </em></p>
<p>Kitabin okuyuculardan aldigi puan 8.5 antoloji.com`a gore. Yazarin kendi sitesinde yaptigi aciklamaya gore yeni kitap ciktigi icin maddi olarak zorlandiklari gerekcesiyle satisi durdurulmus. Sanirim siparis etmek mumkunmus.</p>
<p>Insanin bu kitaba verdigi ilk tepki &#8220;oha! Tanri ile chat mi&#8221; oluyor, fakat okmaya baslayinca kafadaki onyargilar yerini dusunmeye birakiyor. Henuz yeni basladigim icin kitabin hakkinda tam anlamiyla yorum yapamam, fakat suana kadar okudugum haliyle kesinlikle okumanizi tavsiye ediyorum. Buraya yazmak icin biraz erken oldu fakat sabirsizlandim. Bitirdikten sonra genel olarak yorum yapacagim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/index.php/2009/12/14/tanrinin-dogum-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
