Genel Kategorisi Arşivi

Anlamlandıramadığım adetler

Bazen gerıcı, yerı geldıgınde ılerıcı bır ınsan olarak orf ve adetlerı cogunlukla gereksız bulsam da ya formalıtelerden ya da hatır gonul ıslerınden yapmaya calısırım. Fakat bazıları var kı, sımdıden asla dıyorum. Saygı da duydugumu soyleyemem pek. 

Komsu kızımız (arkadasım da bır yandan) evlenıyor yakında. Ben de tatıle denk gelmısken bazı ıvır zıvır adetlere denk geldım. Hem yardım etmek amaclı hem de zorunlu zıyaretlerden dolayı bu adetlerde yer alıyorum ev sahıbelerınden bırı olarak. Gecenlerde erkek evı denen damat ve sulalesı tarafı bohca getırdıler, bugun de bız kız evı olarak erkek evıne bohca goturduk. Bohca gelenegı nedır herkes bılmedıgı ıcın bıldıgım kadarıyla acıklayayım.  Hem kız hem de erkek tarafı karsı tarafa bohcalar hazırlıyor. babaya,anneye, damada, kardeslere ve bırıncı dereceden yakın akrabalara(cocuklar ve akrabanın esı dahıl, yanı tum ev) Sonra hazırlanan bohcalar karsı tarafa goturuluyor ve goturulenler cagırılan davetlılere bır bır acılıp, tek tek sayılıyor, acıklanıyor, gosterılıyor.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Ergen telefonu: Blackberry

Baslik icin cok dusundum. Cilginlik ile ergenlik arasinda gittim geldim fakat gorduklerim sadece ergen davranislarindan ibaret oldugu icin ergen yakistirmasi yapmak istedim. Yazimin basinda belirmek isterim ki, yazacaklarim sadece bir genellemeden ibarettir. Rencide etmek istemem kimseyi.

Teknoloiyle cok fazla ilgili oldugumu soyleyemem. Yenilikleri ya gozume sokuldukca takip ederim ya da ihtiyacim oldugunda arastiririm. Hatta yillardir ayni telefonu kullandigimi fakat hala surekli model degistirenlerden daha ‘ kiz gibi’ bir telefona sahip oldugumu da soyleyebilirim. Son bir yildir degistirmeyi dusunsem de, hala kirip bozamadigim icin bu istegimi erteliyorum her seferinde. Hatta iphone istedigimi de ekleyeyim, tam olsun:)

Son  bir yildir farkettiniz mi bilmiyorum fakat bir blackberry cilginligidir gidiyor. Bu telefonu kullananlarin yas ortalamasini inceledigimde 13- 23 gibi bir yas dilimi gozlemledim. Cocukluktan, yetiskinlige gecis donemi yani. Kisilerin kimliklerini bulmaya calistigi, ozentinin fazla oldugu ve gruba dahil olma isteginin tavan yaptigi donem. Bu boyuttan kullanici kesimine baktigimda gozlemlediklerimi cok gormuyorum aslinda, normal karsiliyorum ne kadar beni fazlasiyla irite etse bile. Gozlemlediklerimi soyle anlatacagim.

Blackberry telefonu olan biri telefonunu cantasinda/ cebinde tasimiyor. Surekli elinde, konusurken, bir yerde sira beklerken, muhabbet ederken, yemek yerken, bilgisayar karsisindayken, tasima araclarindayken ve muhtemelen wc` de bile telefonlari ellerinde oluyor. (wc kismi mubalaga elbette) Hatta bugun motorsiklet uzerinde trafik halindeyken bile blackberry ile ugrasan birini gordum. Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Eşcinsel olmanin farkındalığı

Daha once escinseller ile ilgili yazdigim bir yazi vardi. Bu konuyu ikinci kez farkli yonden ele almamin nedeni daha cok aklimdaki sorular ve celiskilerim, korkularim. Sozlerimi secerken dikkatli olacagim ama falza bilgili olmadigim bir konuda yanlis bir soz soylersem simdiden affola.

Karsilastigim ornekler ve dinledigim hikayeler uzerine kurulu aslinda bu yazi. Daha onceki yazimda staj yerimde, beraber calistigim 3 kisiden ikisinin escinsel oldugunu anlatmistim. Biri bayan(evli), digeri erkek. Hayatimda ilk defa escinsellerle bu kadar yakindan muahatap olup, her gunumu onlarla beraber gecirdim. Cok ozel insanlardi, bir o kadar homofobiklerden daha sadik, insancil ve daha ozguvenleri yerindeydi. Belki benim sansimdir onlarla karsilasmam fakat onlar sayesinde genelinin boyle oldugu kanisina vardim diyebilirim dinledigim hikayelerden. Konu bu iki insan degil elbette. Ben escinsel olan bir insanin, bunu ne zaman farkettigini merak ediyorum daha cok. Farkindaligi olusunca bu insanin, kendisine nasil itiraf ettigini, cevresine nasil inandirdigini ya da cevresinden nasil gizledigini merak ediyorum. Meraktan cok anlamak istiyorum bu surecte yasananlari. Ha bana ne faydasi olacagi sorulabilir. Elbette bana bir faydasi yok ama kim bilir belki ben bir gun birine bu konuda yardimci olup, anlayacagim onu. Gelecekte ne olacagi bilinmez, belki escinsel bir arkadasim, belki de bir hastam olacak kim bilir. Herkesin basina gelebilecek bir sey gunumuzde.

Gunumuzde derken, gunumuzde escinselligin ne kadar yaygin oldugunu kimse goz ardi edemez. Kimine gore kimligini bulamamis insanlarin uydugu “moda”, kimine goreyse isyanla icinde kopanlarin cogunlugun da destegiyle disa vurumu. Bunun bir iyi bir de kotu yani var. Bu seslerin cogalmasi escinsellerin ozgurce, tepkilerden cekinmeden yasamasini saglarken, diger yandan escinsel olmayanlarin ” acaba mi” lara maruz birakilip insanin kendi icinde dengesini bozmaya calisiyor.  Ornekler verip aciklayacagim bunu.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bazilarinin cocuk yapma ozgurlugu elinden alinmali

Cocuk yapmak, iki bireyin ozgur iradesiyle karar verip eyleme donusturmesiyle olacak seydir normal sartlarda. Disaridan kimsenin buna iyi veya kotu sekilde etki etmesi hem imkansiz hem de mantiksizdir. Fakat bazi durumlar var ki, bu ozgurlugun elinden alinmasi kacinilmaz olan. Ne kadar ozel hayat celiskisiyle basbasa kalsam da bunlari yazarken, dunyaya gelen veya gelecek bireylerin hakkini dusunmeden edemiyorum.

Yine stajdan guncel bir ornekle konuya giriyorum. Ne kadar stajdan  alinmis gibi gorunse de, aslinda bu konuya ne kadar yakin oldugumuzu, gunluk yasamimizda  ne kadar cok benzer ornekle karsilastigimizi goreceksiniz.

14 yasinda bir kizimiz var, ailenin en buyuk cocugu. Aile dedigime bakmayin, anne agir psikyatrik hasta ve klinikte yasiyor, cocuklariyla gorusemiyor denebilir. 9 kardesi var bu kizin. Baba bir sure oncesine kadar cocuklarin sorumlulugundan korkup kacmis, sonra geri gelmis. 9 kardesten bazilari koruyucu ailede, bazilari cocuk esirgeme kurumunda. Yaklasik bir aydir baba 3 cocugu evine almis, beraber yasamayi deniyor. Aksama kadar ailede  zorunlu bakici var. Yaklasik 1 ay once bu kizimiz en kucuk kardesini(1 yasinda) kaybetti (hasta dogmustu) Anne yaklasik 2-3 ay once cocuklarinin bulundugu sehire gelip, bir gun beraber vakit gecirmisti. Iste ne olmussa o sure icinde olmus. Gectigimiz gunlerde annenin yine hamile oldugu duyumunu aldik. Kizimiz bu duruma tepkisiz. Cunku hem bu durumdan dolayi utaniyor, hem de anlamlandiramiyor. Anne ise cocugunu elinden alacaklar korkusuyla ulkeye giris yapmaktan kaciniyor. Yineliyorum, evi yok, cocuklarinin hic birini goremeyen bir anne, ustelik psikyatrik bir hasta.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bayraga Saygi

Dunya Kupasi nedeniyle Hollanda`da her yer bayrak, her yer turuncu. Duraklardaki afislerden, gazetelerdeki reklamlara, satilan kiyafetlerden, binbir turlu urunlere kadar. Adamlar coskulu, adamlar kazanmayi bekliyor. Haklilar, bu neseyi ulkem adina yasamak isterdim. Neyse. Son gunlerde duraklarda asili olan bir reklam panosu dikkatimi cekti. Unlu birinin boxerla fotografi var. Buraya kadar normal fakat boxer turuncu renkli ve Hollanda bayrakli. Ayni sekilde gazetelerdeki hatunlarin g-stringlerine kadar bayrak var. Dikkatimi cekmesinin nedeni benim bunun yasak olusunu sanmam. Saygisizlik olarak gormem.

Hemen sordum staj yerimdeki Hollandali calisanlara: “ Sizin yasalariniza gore bu yasak degil mi, siz saygisizlik olarak gormuyor musunuz”. Cevap gayet sasirticiydi. Hayir, neden saygisizlik olsundu. Yanlis bilmiyorsam Turk bayraginin belden asagi inmesi yasak, saygisizliktir bayraga diyerek ekledim. Ben tum ulkelerde boyle oldugunu sanarken sanirim Turkiye haric hic bir ulkede bu yokmus. Bayrak hassasiyeti bize ozguymus.

Hollandali sozlerine soyle devam etti. Turkiye`de Turk bayragini yaksan seni linc ederler ama kendileri gerek Israil, gerekse Amerikan bayraklarini yakmaktan hic cekinmezler. Saygi beklerken saygisizlik etmek onlara ozgu. Celiskili geliyor yaptiklari diyerek ekledi. Hakli buldugumu soyledim elbette.

Sorun su aslinda. Biz bu konuda bu kadar hassasken, baska ulkelerin umursamamasi, aslinda bayrak yakarak sadece bizi gulunc duruma dusuruyor ya da onlari hassas yerlerinden vuracagimizi dusunurken iplemeyeceklerini hesap edemiyoruz.

Hollandali sunu ekledi sozlerine. Burada Hollanda bayragini yaksan kimse donup ne yapiyor bu demez, karismaz. Ama Turkiye`de olay olur. Aslinda sen olay yaparak hassasiyetini belli ediyor, acik veriyorsun. Ama bunu bilmiyorlar dedi. Hakliydi belki. Ama aliskanlik midir, ya da benimsemislikten midir bilmiyorum fakat hala bayrak konusunda hassasim burada yasamama ragmen. Dona konmus bir bayrak bana hala saygisizlik olarak geliyor, hangi ulkenin olursa olsun.

  • Share/Bookmark

Kaybetme Korkusu

Korkmak, ne kadar mutlu olmak, uzulmek gibi cok dogal bir duygu olsa da, hangi turu olursa olsun insana en cok koyanlardan belki. Korkuyla beraber bir cok duyguyu ayni anda yasarsin cunku. Korku seni bazen sasirtirken, bazen sevindirir, bazen uzer, bazen kizdirir. Herkesin irili ufakli korkulari varken, kabul edemediklerimiz en buyuk korkularimizdir. Icimizi yer, dusunmek istemeyiz ama icten ice bu korkularla bogusur, gereksiz oldugunu kavramaya calisiriz.

Aslinda bir korkagim ben. Severek soyluyorum bunu.

Yeri geldi sinifta kalmaktan korktum, bazense dersi gecememekten. Hastalanmaktan korktum, sevdiklerimi  uzmekten de. Cok korkularim oldu ama benim icin en buyugu kaybetme korkusuydu.

Dusunun, bir isiniz var. Gayet iyisiniz isinizde ve herkes sizden memnun. Isinizi o kadar benimsemissiniz ki, kaybetme korkunuz yok. Zaman geliyor, alistiginiz icin isinizi salliyor, daha az azim gosteriyorsunuz. Artik baskalarinin size bakisi degisirken siz bunun farkinda olmuyorsunuz. Cunku o is “sizin” . Oysa iki kisi ile rekabete girseniz, bulundugunuz mevkiyi kaybetmemek icin ne kadar calisir, uykusuz geceler gecirirsiniz. Iste demek istedigim bu, kaybetme korkusu insani konu isse ise, asksa aska, okulsa okula, arkadasliksa arkadasliga bagliyor, emek verdiriyor, canli tutuyor.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Çöpçülerin degerini bilmeli!

Halk arasinda genelde okulda basarisiz olan birine “copculugu” layik gorup, okumazsan ” copcu” olursun diyerek korkuturlar ve cocuklari ders calismaya tesvik ederler. Oysa o meslegin ne kadar kutsal bir meslek oldugunu, takdiri hakettigini ve yoklugunda neler meydana gelecegini hic dusunmezler.  Vakti zamaninda Kemal Sunal filmlerinden birinde copculer calismiyor, sokaklari afedersiniz bok goturuyordu. Millet artik bikmis, camdan balkondan firlatir olmus copunu, sokaklar copten disari cikilmaz hale gelinmisti. Ta ki Kemal Sunal cop arabasini kacirip, copleri toplayana kadar. Su an iste tam bu durumda Amsterdam.

Bir suredir copculer maaslarinin dusuklugunden dolayi grevdeler ve maaslari yukselene dek cop toplamayacaklarmis. Sokaklarin halinin fotografini cekmek isterdim ama yururken bile tiksiniyorum. Ben hayatimda boyle pislik, boyle cop yuvasi gormedim. Turkiye`de de hic karsilasmadim boyle pislikle. Ki insanlar en kotu ihtimal kapilarinin onunu supurur, yikar, yine de temizlige dikkat ederlerdi. Fakat su an ki haliyle Avrupa demeye bin sahit isteyen bir gorunumde burasi. Kaldi ki, Avrupa buysa ben kor giderim ulkeme. Yerler hayvan pisliklerinden, kagittan, ucusan coplerden gecilmez haldeyken, cop konteynirlarinin yaninda dag gibi biriken cop posetleri ve etrafa saldigi koku insani sokaga cikmaktan sogutuyor. Ustelik bu pisligin yayacagi hastaliklar da cabasi. Eskiden sabahlari uyurken cop arabasi geldiginde cikardigi gurultuden rahatsiz olan “simarik” ben, su an copcu gelsin diye dua eder haldeyim. Sokakta yururken oldugunca az nefes almaya calisip, yurudugum yerlere dikkat ediyorum, pisliklere basmamak icin. Yemin ediyorum copculerin degerini anladim. Allah onlarin cop toplayan ellerine zarar vermesin. Zam alirlar mi, almazlar mi bilmiyorum ama en yuksek maasi hakeden gruplardan biri olduguna artik kesin kanaat getirdim.

Iyi ki varlar ve  hep olsunlar:/

  • Share/Bookmark

Piknik kültürü

Hayatimin hic bir doneminde malak gibi otlara yayilip, onume ne gelirse somurup, duman altindan zevk duyma kulturum olmadi benim. Soylediklerimin aksine cocuklugum bahceli bir evde gecip, agaclardan inmeyen, bahcede fazlaca vakit gecirip, kendi ekip bictigim alani olan biriydim. Dalindan koparip yemesini sever, topraktan, camurdan, ottan bocekten tiksinmeyen, yeri gelince elimle topragi delik desik eden biri de oldum. Ama konu piknikse bir turlu yillardir anlam veremiyorum. Ne cocuklugumda sevdim, ne de gencligimde. Bundan sonra da zevk alacagimi dusunmuyorum.

Her seyden once baskalari tarafindan bakilma, izlenme hissi beni rahatsiz eder. Etrafinda yuzlerce insan otururken nasil aralarina dalip kendini evinde hissedeceksin ki? Nasil rahatca muhabbet edip, nasil sen olacaksin ki? Oysa piknige rahatlamak, stres atmak icin gidilmez mi?

Etle aram yoktur ama vejeteryan da degilim. Mangalsa konu, dumanindan da, kendisinden de hoslasmam. Sigaranin dumani bile rahatsiz ederken o cigimsi mangal eti beni fazlasiyla tiksindirir. Bulundugun piknik ortaminda herkesin mangal yapmasi demek, dogal alanin icine etmek ve rahatlamak icin gittigin bolgede dumandan rahatsiz olarak donmen demek. Hem cigerlere zarar, hem de yedigin etle midene.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Ask-i Memnu`yu iyi taraflariyla analiz ettim

Populer kulturden nefret eden ben, ne cogunlugun izledigini izler, ne dinledigini dinler, ne yedigini yer, ne giydigini giyer, ne de yaptigini yaparim. Bu yuzden hic bir zaman bir suruye dahil olup, gudulmedim. Kendi sevdigim, istedigim, kendi merak ettigim seyler benim onceligim oldu hep. Bununla gurur duyuyorum:) Gel gelelim Ask-i Memnu dizisine. Kurtlar Vadisi, Ezel ve Ask-i Memnu gibi, cogunlugun ayila bayila izledigi dizileri takip etmiyorum. Bastan kaybediyor cogunlugun izlemesi, tabiyki konusu da onemli. Ama Turk yapitlari oyle cok ozel ve sira disi olmadigi icin beni sasirtacak bir senaryo ya da isle karsilasmadim simdiye kadar, ne kadar bu konularda ukala olacak kadar bilgi ve birikim sahibi olmasam da. Neyse. Dedim madem boyle bir dizi var, bugun de yorgunum ve bos bos bakinmak istiyorum, oyleyse Ask-i Memnu bunun icin ideal dedim. Yaklasik ya 20 dakika ya 30 dakika takip ettim. Tabiyki dizi hakkinda fikrim vardi izlemedigim halde sagolsun anlatanlar, medyada cikanlar, yapilan yorumlar, reklamlar vs. Bu sefer diziyi analiz edecektim, bilincli seyredecektim. Dizinin Turk aile yapisina aykiri oldugunu soyleyenlere karsi, ben de anti tezimi yazacaktim. Iste maddeler halinde, neden Turk halki bu diziyi izlemeli anlatacagim.

- Sanirim hic bir sosyetik veya medyatik aile, calisani ile ilgili, samimi ve fazla hasir nesir olmaz.  Bu dizide ise tam tersi calisanlar aile fertlerinden birileri ve her sIkIntIda, hastalikta, saglikta birbirlerinin yaninda olup, maddi manevi destekten kacinmiyorlar. Bu da demek oluyor ki efendim, bu dizi zengin kismisina ornek olacak nitelikte. Bu nedenle bu diziyi IZLEYIN!

- Normalde ayni cati altinda yasayan kardeslerin bir birleriyle kavga etmemeleri mumkun degildir. Fakat bu dizide ne goruyoruz, o miymiy abla ve bicirik kardes birbirlerine  kenetlenmisler, kavgasiz gurultusuz yasiyorlar. Bu da demek oluyor ki, bu dizi tum kardeslere ornek olmali. Bu nedenle bu diziyi IZLEYIN!

- Artik gunumuzde pek azdir ki kaynanalar evde istensin ya da tartisma hir gur olmasin. Fakat bu dizide Firdevs hanim eve kok salmis, damadin tum maddiyatindan faydalanip ailenin reisi gibi davranmayi basarmis. Bu yuzden bu dizi kaynana, gelin, damat bermuda ucgenine bomba gibi dusup, ornek olmali. Bu nedenle bu diziyi IZLEYIN!

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

MEB`nin serbest kiyafet uygulamasi

Yillardir donem donem soylentiler cikar, isteklerde bulunulur fakat hic bir zaman uzerine detaylica konusulmaz. Ogrencilerin cogu uniformalardan bikmiscasina serbestlesmesini dilerken, aileler kara kara dusunup, bunun hayallerde kalmasini isterler. Sanirim ilk defa bu konu Milli Egitim Bakanligi tarafindan da ciddiye alinip, tekrar gundeme getirildi. Milli Egitim Bakanligi, resmi sitesine bir anket koydu. (Anket icin:http://basvurular.meb.gov.tr/anket/tek/kullanicigiris.aspx ) Ayni kisilerin fazla oy kullanmalarini engellemek icin TC kimlik numarasini da sart kosmuslar oy verebilmek icin.  Anketten cikan sonuc nasil degerlendirilecek henuz aciklanmis degil fakat sonuc cogunlugun serbest olmasi yonunde oylamasiyla sonuclanirsa neler olur tahmin bile etmek istemiyorum. Kimine gore ozgurlukken, kimine gore ozgurlugu daraltan bir arac olacaktir artik giyilen kiyafetler.

Bakanlik boyle bir anket yapip, milleti gaza getirmeden once sunlari dusundu mu merak ediyorum.

1- Anket internet uzerinden yapildigi icin, internetle ilgisi olmayan insanlarin bu ankete ulasmasi nasil saglanacak? Kaldi ki bilgisayar kullanimi ne kadar yayginlasmis gibi gorunse de 3-5 buyuk sehir disinda bu kadar da yaygin kullanilmadigi kesin. Bu nedenle oy verenlerin cogunun maddi imkaninin yerinde oldugunu da dusunebiliriz.

2- Maddi imkanlar demisken, hani klasiktir hep soylenir ya “maddi durumu iyi olana dokunmaz. Her gun baska kiyafetlerle gelebilirler”, vs. Ne kadar buna maddesel bakinca hak versem de, bu cocuklarin psikolojilerine bakinca onlar icin de iyi olmayacagi kanisindayim. Giyinmeyi seven, imkani da olan biri dikkat ve ilgisini okul saatleri icerisinde derslerinden cok dis gorunumune verecegi icin basarisi dusecek. Ne kadar kendi cevresinde iyi giyiniyor da olsa, bulundugu grup icerisinde varligini gosterebilmek icin surekli bir yaris ve karsilastirma icerisinde bulacak kendini (kendi icinde elbette). Istekler artacak.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark