Doksanlar Kategorisi Arşivi

Devir, koleksiyon devri

Devir, 90`lar. Turlu turlu koleksiyonlarim oldu o zamanlar. Surekli degismesne ragmen her seferinde yeni bir istahla, omur boyu bunu saklayacagim diyerek baslardim bir yenisine.

Sanirim ilk koleksiyonum  ilkokulda suslu kagitlardi. Kucuk, kokulu (kokusuzlari da vardi), sekilli, resimli not defterleri var o zamanlar. Herkes cesit cesit bu not defterlerinden alir, sayfasini koparip degis tokus yapardi. Sayisini hatirlamadigim coklukta suslu kagit biriktirmistim o zamanlar. Sanatcili olanlarindan Tarkan`li olanini kiyipta vermemistim kimseye. O zamanlar Tarkan hayraniyim tabi(:

Sonra pecete devri basladi. Herkesin evinde kullanmadigi ama cok sevdigi o suslu renkli cicili bicili peceteler. Yalvar yakaris degis tokus yapar, elimde olmayan tum cesitleri toplamaya calisirdim. Hatta o zamanlar ablam da bu akima ayak uydurdugundan sakladigi yeri kesfedip, ondan gizli gizli calardim. O kadar cokluk arasinda farketmezdi de garibim. Kucugum, goz hakki diye bir sey var ama di mi? (:

Pecete devrinden sonra kart postal donemine girdim. Artik biraz daha buyumenin ve ergenligin de etkisiyle sanatci hayranliklari, biraz daha dis dunyaya acilis baslamisti. Tarkan hayraniydim dedim ya, heralde bende o donemler olmayan kartpostali yoktur. Tarkan disinda sevdigim bir cok sanatcinin kartpostalini alir, bazen degistokus yapar, biriktirebildigim kadar biriktirirdim. Hani pullu kartpostallar var ya, bunlari alinca dunyalar benim olur, bir cocuk misali lolipop almiscasina sevinirdim. Bazen parmagimi uzerinde gezdirip, elime yuzume surdugumu de itiraf edeyim(: Simdi yapsan kiro derler heralde (:  Masumduk be o zamanlar. Insanlari yadirgamak, dis gorunusune ya da zevkine gore siniflandirmak yoktu. Buyudukce degistik, temizligimiz safligimiz azaldi belki yasadigimiz aci tecrubelerimizle. Belki de bu duzene ayak uydurduk. Neyse…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Oralet deyip gecmeyin

Kimine gore suda kaynayan vitamin ilaclarindan farksizken, kimineyse tum gazli icecekleri unutturacak kadar degerli bir icecek. Artik gunumuzde market raflarinda daha uzun sureli durur, alicisi nadirdir. Sukur ki son kullanma tarihleri uzundur da, saticiyi husrana ugratmaz. Vazgecilmezlerimdendir benim oralet. Ne zaman oralet icsem gecmisimi guler yuzle hatirlarim. Bir kahvenin kirk yili hatri var derler ya, benim icin de oralet oyle.

Cocuklugumdan hatirlarim, babamin arkadaslarinin dukkanlarina gittigimizde ne ikram edelim diye sorduklarinda “oralet” diye atladigimi.  O zamanlar simdiki gibi kirk bin cesiti yok tabi. Sadece portakalli var ve ufak cay bardaginda, kirmizi beyaz plastik cay tabaginda yaninda iki sekerle servis edilir. Cayci getirir, ve dukkanci amca yanina cayci plastik parasindan koyar. Soylemis miydim daha once, ben hep ozenirdim kucukken o cayci telefonumtirak aletlerine konusmaya. Dugmeye basarsin, istegini soylersin ve getirir sana aninda hani. Caycilik kuuuuul meslek o zamanlar. Erkek cocugu olsam kesin cayci olmak isterdim heralde (:

Neyse ki yillar gecmesine ragmen her yil babamin bazi degerli arkadaslarinin dukkanlarini ziyaret ederim ve ben soylemeden bana oraletim gelir. O an ki muhabbet, o an ki hatir gonul alma, babami ve gecmislerini yad etmek kirk yila degil, bir omure bedel olur.

Bir sey itiraf edeyim mi?

Yillardir eve oraletin bin bir cesitini alirim ama bir turlu o cayci oraletinin tadini alamam. Rengi de tadi da baska oluyor. Sirri nedir bilmiyorum ama ben oralet kulturunun kalkmasini istemiyorum. Yerini adini bilmedigim bin bir turlu kahve cesitleri alsin hic istemiyorum.

Oraletler rafta kalmasin, hepsi satilsin ve ben her gittigim yerde oralet isteyebileyim. Cok sey istemiyorum sanirim (:

  • Share/Bookmark