Şiir yazmak ögrenilebilir mi?
Siir yazmak oyle bir yetenek ki, bu yetenegin nereden fiskirdigini, nasil edinildigini merak ediyorum.
Her klasik ergen gibi, ben de ergenlik donemimde siir yazmaya calistim, yazdim da kendimce, ergence. Ben seni sevdim, sen beni sevmedin, asigim, karnimda kelebekler, sense bir bocek vs vs. Ergenlik donemimde kendimi bulma cabasiyla, gerek askimi dile getirme durumu, gerekse bulundugum gruba dahil olma güdüsü. Hatta siir defterim bile vardi. Baskalarindan tek farkim, herkesin siirleri bir kac kitada tukenirken, benim kalemimin siniri, kitalarimin limiti yoktu. Sayfalarca tek siiri devam ettirdigimi bilirim. Genelde komik siirler yazmayi sever, degisik benzetmeler yapmak hosuma giderdi. Kurallar, isin kitaba ayak uydurma boyutu beni baglamazdi. Diyorum ya, her ergenin basina gelen, benim de geldi, gecti (sukur ki). Sansima okul hayatimda hep cok iyi siir yazan insanlar tanidim. Nedense bunlarin tek ortak noktasi derslerde basarisiz olmalariydi. O en guzel el yazilariyla derslerde defteri cikarip siir yazarlar, sonra tum sinifa okuturlardi. Peki nasil bu kadar iyi siir yaziyorlardi?
Ben bu isin duyguyla alakali oldugunu sanmiyorum. Lakin boyle olsaydi ben sairlerin babasi (annesi de olabilir) olma kistasina sahip olurdum. Ben ki duygu fiskiran insan siir yazamiyorsa, bu isin sirri duygu degildir.
Peki kurallar mi?
Edebiyat dersinde fazlasiyla kural gorduk, ogrendik. Yok nazimdir, vezindir, kafiyedir vs. Bu kurallara uymak icin duygudan kaybeden insanin yazdigina ben nasil siir diyeyim? Ben bu isin ne kadar kitap uzerinde kurallari olsa da, gercekte kullanilmadigini, ya da gerekli olmadigini dusunuyorum. Siir sendendir, siirde senin kuralin gecerlidir.
Isin sirrini hala bulamadim.
Kimilerine gore siir yazmak icin bol okumak, kelime dagarcigini genisletmek gerekir. Buna bir nebze olsun katiliyorum fakat genislemis kelime dagarcigimi nasil misralara dokup, siirimde yer verebilirim bunu bilmiyorum. Suslu cumleler kurabilirim ama bir turlu siirde ben kendimi bulamiyorum. Yapmacik geliyor ve hic bir okudugum siirde kaybolup derinliklerde bogulmuyorum. Sorun bende mi, ben mi duygusuzum diyorum ama gercekten normal sartlarda icinde duygu firtinalari koparan bir insanim(:
Siir yazmak bence genetik. Ailende siir yazan birileri varsa sen de yazabilirsin. Ama bu tezimi de curuturum. Cunku gerek annem, gerekse babam gayet kalemi saglam, siir seven insanlar. Sanirim sorun bende, evet sorun benim!
Sorun belki de benim siirlere inanmamam, samimi bulmamam, abartili gormem ve o duyguyu almak istemememle alakali. Psikolojik olarak kendimi sartladim belki, uzak tutuyorum siirlerden, bilmiyorum. Ama ne siir okumaktan haz aliyorum, ne milletin okurken indigi derinliklere inebiliyorum, ne de yazabiliyorum. Hatta soyle bir gariplik soyleyeyim. Muzik benim hayatim olmasina, cok sevmeme ragmen, sozlere degil melodiye dikkat eder, melodiyi ilk etapta dinler ve beynime kazirim. Yuzlerce dinledigim bir sarkinin bile sozlerini bilmeyebilirim. Dikkat etmem cunku, onemsizdir benim icin. Melodi isler icime, o benim duygularima tercuman olur. Bu yuzdendir ki, sozlerini duydugum bir sarkinin melodisini bilmeden kimin soyledigini anlamam. Bazen o kadar sacma sonuclar cikar ki, Tarkan bile olsa sozunu bilmeyebilirim.
Siir yazmak bir sanat ve ben bu sanati icra edemiyorum. Genelde cogu sanat dallarina yatkinligim var (ukala olmama musade ederseniz), ama siir yazmayi beceremiyorum. Neyse ki herseyi bilmek zorunda degilim. Hayatta bilmedigim, beceremedigim ve giptayla izledigim bir seyler de olmali degil mi? (:






