En sevmedigim aksesuar: Günes Gözlügü
Gozlerin guzelligini orten, samimiyeti yok eden, iletisimi eksik birakan bu aksesuar, nedense dunya nufusunun yarisindan fazlasi tarafindan begenilir, kullanilir. Ki ben genelde amaci disinda kullanildigina inanirim. Iki tip gunes gozlugu kullanicisi vardir. Birini anlayisla karsilayabilirken, ikincisi en nefret ettigim, itici buldugum kesimdir.
Kullanici tipi 1: Gunese karsi hassastir gozler ve gunesten korunma amaciyla kullanirlar. Bu tip kullanciya ne kadar kullandigi aksesuari sevmesem ve konusurken gozlerini goremedigim icin konusmayi kisa kessem de, saygi duyarim. Fazla soyleyecek bir seyim yok bunlara.
Gel gelelim 2 numarali kullanici tipine.
Bunlar, yaz, kis, ilk ve son bahar dinlemeden, mevsim ne olursa olsun gunesin hafif gulumsemesinde bile gozluklerini alip cikarlar yola. Gozluk tac olarak kullanilir, ara ara ortama gore goze bile takilir. Oturulan bir ortamda masaya konur, elden ele dolastirilir, masadaki herkesin gozune en az bir kere takilir, sonunda esas sahibini bulup basa takmayla bu gozluk takma merasimi sona erer.
Oysa bu gozlugun amaci gozleri gunesten korumak degil miydi yoksa?
Gunes gozlugu kullanan biriyle konusurken sanki beni dinlemiyor gibi hissediyorum. Aklim soyleyecegim ve dinledigim konuya degil, gozluge odaklaniyor, konsantrasyonum bozuluyor, saygisizca geliyor. Bulundugum ortamda gunes gozlugu takan biri varsa gozlerinin nereye baktigini kestirmek icin ugrasiyorum kendimce. Sanki orama burama bakiyormus, gozlugun arkasina gizleniyormus gibi hissediyorum, gicik oluyorum. Bunun gibi bir cok sey sayabilirim sevgisizligimin nedeni olarak.
Gozler, o kara hapishaneden cikarilip, serbest birakilsin. Gunes gozlugu kullanilmasin.






