Ilişkide özgüven
Bu yaziyi yazmak icin belki yanlis zamani sectim bilmiyorum. Normal sartlarda uzerine saatlerce durmadan yazabilecegim bir konuyu, yorgunluktan ne kadar kisa tutarim ne kadar istediklerimi anlatabilirim bilmiyorum ama deneyecegim. Olmadi devam serisi yaparim.
Aslinda yazmak icin acele etmemin nedeni bugun en yakin arkadasimdan aldigim uzucu bir haber. Yaklasik 4 yildir bir iliskisi vardi. Ailesi basindan itibaren iliskiyi biliyor, zaman zaman desteklemeseler bile sonunda kabullenmis, soz yapmislardi bu yaz. Hatun baslangicta ailesiyle catisip, biraz bu adam icin, biraz da kendini dusunerek burada okulunu birakip, Turkiye`de okula gitmek istedigini bildirmisti. Sansliydi, ailesi yaninda oldu. Desteklemeseler bile kararliligini gorunce desteklediler. Hatun bu yil universiteye basladi. Ailesi soz icin erken, onunde okulun var dese de, bu kadar suredir iliski yurutuyorum diyerek diretti ve yazin sozlendiler.
Ne olduysa yazdan sonra oldu.
Hatun yazdan sonra universite icin baska sehire gitti. Esas adam askerligini yeni bitirip gelmis, haliyle is bulma cabasiyla gelecegine yonelik planlar yapmaya basladi. Hatun bu planlarin genelde disinda kalmayi tercih etti. Ne kadar okurken de evlenebilirim mantigi gutse de, artik okumanin verdigi heyecan ve ortamla kendine guveni geldi. Yillardir okumaya verdigi ara, yalnizlik hissi ve giden kendine guveninin yerini ayaklarinin ustune basan, gezmeyi tozmayi, sosyal olmayi seven ve ozgurlugune duskun biri aldi. Esas oglan bundan hoslanmadi. Zaten is arayisindaydi ve esas kizin bu tavirlari kendine olan guvenini kaybettiriyordu. Bu da kiskanclik, kirici sozler, baski, fazlaca karisma olarak geri donuyordu iliskiye. Hatun sabirli fakat kendine olan guveninin de verdigi etkiyle sonunda dayanamadi, yuzugu koydu masaya…
Mesele aslinda taraflarin bir tarafini hakli gosterip, diger tarafi suclamak degil. Iliskilerde hatalarin tek tarafli degil, etki tepki gibi iki tarafli yapildigina inanirim. O yuzden kim hakli kim degil konusuna deginmek istemiyorum.
Arkadasimin basina geleni anlatmamin nedeni de iliskilerde guveni masaya yatirmak. Guven derken, karsindakine guvenmek degil sadece mesele. Kendine olan guvenin iliskideki oynadigi rol de cok onemli.
Teoride guvenmedigin bir insanla iliskiye baslamazsin, baslamamalisin. Ama bunu pratige dokmek, mantiginla kalbinin celismesine neden olur. Guvenirsin, belki kendinden fazla. Ama kiskanirsin da fazlaca. Yapacak bir sey yoktur. Sahiplenirsin, “elinden” almalarina korkarsin. Bu durumda ya kiskancliginla karsindakini bogarsin, fazla karisir, ona yasami zindan eder, iliskiyi burnundan getirirsin, ya da tam tersi ” o benim nasilsa” mantigi gudup, kendine ve iliskine, karsindakine inanir, guvenir, icinde kopan kiskanclik, merak gibi duygulari bastirirsin. Iste, ikincisini yapabildigin an olay ilikide bitmistir. Oturtmussundur iliskini. Bu durumdan sonra yaptigin kiskanclik, tripler sadece senin icin ufak “cilvelesmelerdir”. Insani belki o an bunaltir ama bilirsin devami gelmeyecektir, rahatlarsin. Guvenirsin sevdigine, guvenir sana sevdigin. Teoriyi pratikte uygulayabilmissindir.
Gelelim arkadasimin durumuna, ya da bu durumda kendine guvenini kaybetmis erkek karaktere.
Ne kadar kadin erkek esittir dense de bence bir iliskide erkek taraf “erkekligini” kendine ispat etmisse, ya da kendini “erkek” rolunde gormusse o iliski daha temeli saglam oluyor. Eger ki erkegin ozguveni yerindeyse, karakteri saglam ve sosyal statusu yuksekse o erkek iliskiyi goturmesini biliyor, tabiyki goturmek isterse. Fakat bir erkegin isi yoksa, ozguvenini kaybetmisse, sosyal statusu ortaminda dusukse o iliski catlak vermeye basliyor. Kadinin bu durumda kendine guvenmesi, sosyal statusu erkege gore daha yuksekse, kaybetme korkusu yoksa erkek bunu hazmedemiyor ve ister istemez yukaridaki soyledigim “erkeklik” meselesini farkli sekilde gostermeye basliyor. Bu yeri geliyor istenmeyen sozlerle karsisindakini kiriyor, yeri geliyor kiskanclik krizleriyle kisitlamalar, bunaltmalar ve herseye karisma olarak iliskiye yansiyor. Bu durumda kendine guvenen kadin icten ice bunlari biriktirip, bir yerde patliyor. Erkekler genelde hislerini belli etmezler ama tartisma aninda agizlarina geleni sayabildikleri ve iclerini dokebildikleri icin her zaman bu durumu cabuk atlatir, biriktirme yapmazlar. Fakat kadinlarda bu boyle degil. Ne kadar cenelerine vurur deseler de, hormonlarinin da verdigi etkiyle daha duygusal bakip, o an susup ve tepki vermeyip iclerine atarlar. Konusamadiklari icin de bu birikir ve geri donusumu bu iliskideki gibi ayrilikla biter.
Eger ki erkegin oz guveni var ve kadinin ki daha azsa, kadin erkeginin golgesinde kalmayi yediremeyip kendini gostermek icin cabalayabilir. Kadinlarin bu yonde daha cin fikirli olduklari soylenebilir. O yuzden kendine guvenen bir erkekle tam tersi bir bayanin iliskisi yuruyebiliyorken, kendine guvenmeyen bir erkekle, tam tersi bir bayanin iliskisi fazla uzun omurlu olmaz.
Iliskide genelde karsilikli guven duygusuna bakilir ama en onemlisinin ozguven oldugu hep es gecilir. Oysa kendine guvenmeyen bir insan karsisindakine nasil guvenmelidir?







Gerçekten güzel bir yazı olmuş. Bence burada aile de çok önemli. Erkek ya da kadın ister istemez kendi anne ve babasından gördüklerini de uygulamaya çalışııyor. Bence anne-baba ilişkisi bozuk olan çocukların kendi ilişkileri de bozuk oluyor. Kendi ilişkisine de kendi annesinin ya da babasının baktığı gözle bakabiliyor. Eğer erkekse kendisini babasının yerine koyabiliyor ve kendi ilişkisinde onun annesine davrandığı gibi davranabiliyor. Ama karşısındaki kişinin kendi annesi gibi davranmayacağını tahmin edemiyor.
Bir de söylemeden geçemeyeceğim: Bu evlenmeden önceki “söz” hadisesi bana feci halde itici geliyor. Yani dükkana girip “bana bir ekmek ayır dönüşte alıcam” demek gibi bir şey bu. Kimse kusura bakmasın ama bu eski adetler yaşadığımız devir ile hiç uyuşmuyor. Bence kadın haklarını savunan kadınların ilk başta bu “sözlenme” olayına tepki göstermeleri gerek. Ama çoğu kadının işine geldiği için ses çıkarmıyorlar.