Hayatimin neresindeyim?
Uzun zamandir heyecanla bekledigim calisma arkadaslarimin staj degerlendirmesi bugun sonuclandi. Yaklasik iki saat suren toplantida tum nokalariyla basindan sonuna stajim incelendi. Genel olarak pozitif dusunseler de, calismam gereken bazi noktalar var. Yine de bana guvendiklerini ve boyle giderse staji gececegimi soylediler. Heyecandan dilimin dolanmasi mi ararsiniz, sandalyede sekilden sekile girmeyi mi? Baskalari tarafindan degerlendirilmek, kendi fermanini baskasinin yazmasi kadar insani geren baska bir sey yok. Sukur ki atlattim. Sirada pazartesi gunu okulumda gerceklesek staj degerlendirmesi gorusmesinde. Umarim bunu da iyi sonucla atlatirim. Bugun raporumu teslim ettim, geri almamayi umuyorum. Hayirlisi.
Neyse…
Aslinda anlatmak istedigim bunlar degil. Bugun gorusmede calisma arkadaslarimdan birisi kafamin surekli mesgul oldugunu, surekli bir seylerin planini yaptigimi, okul, anne, kardes, staj derken kendini hic mi dusunmuyorsun, bu kadar dusunce icinde hic mi bogulmuyorsun demesiyle duraksadim. Bunlar arasinda sen neredesin, kendin icin neler yapiyorsun, kendini unuttugunun farkinda degil misin diyerek ekledi. Soyleyecek bir seyim yoktu, hakliydi. Aglamamak icin kendimi zor tutup, havaya bakip, yutkundum. Haklisin dedim.
O andan itibaren dusunuyorum yasadigim hayatimda kendimi nereye koyup, kendim icin ne yapiyorum diye. Dusunuyorum, bulamiyorum. Bulamadikca kendimi bos goruyor, sanki varken yokmusum gibi hissediyorum. Hayatimin merkezine ben haric herkesi oturtmusum. Kendimi baskalarina karsi o kadar sorumlu hissediyorum ki, kendimi unutuyorum.
Bu konularda bir kere konusmayi denedim, bir daha da konusmamistim kimseyle. Baskasindan duymak, ustelik beni o kadar yakindan tanimayan birinden bunlari duymak iyi gelmedi. Belki benim tekrar uyanmami sagladi ama yine de neler yapabilirim, nasil kendimi hayatimin merkezine oturtabilirim bilmiyorum.
Neredeyse ruhum, onu geri istiyorum.







Aslında bu konuda tam zıttız. Yıllar boyunca hayatımın merkezine o kadar kendimi koymuşum ki artık başkaları için birşeyler yapmam gerektiğini hissediyorum. Ya da başkaları için yeterince çabalamadığımı… Benim içimi kemiren de bu. Bu sadece aile ile sınırlı değil. Bu sebepten dolayı kimseye hayır dememeye çalışıyorum. Jim Carey’nin “Yes Man” filminde olduğu gibi. Aynı senin gibi insanların sorunları, dertlerini paylaşmaya mümkün olduğunca özen gösteriyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama yavaş yavaş hayatımda birşeylerin değiştiğini de hissetmiyor değilim. Ama sanırım işin püf noktası kendin ve başkaları arasındaki dengeyi tutturabilmekte.
Dengeyi tutturmak mesele iste:) Baskalari icin hep kendimden odun verdim, kendimi degil hep onlari dusundum. Umursamamak, bosvermek istiyorum ben de artik.Belki bu bosvermislik beni kendime getirir:)