Byron Katie- “The Work”, “Calisma”
Bugun derste gelisim ve kendimizi tanima oyunu oynarken bir karti bulmamla basladi Byron Katie ile tanismamiz. Kartta Byron Katie`ye ait bir soz yaziyordu. ” Gecmisin en guzel yani, gecmis olmasi” hepimizin zaman zaman yaptigi bir hata degil mi bu? Surekli gecmisi sorgulamak, surekli gecmise ozlem, gelecege degil, gecmise dair yasam… Ne kadar sozde gecmisi silsekte, aslinda bunun kendimizi kandirmaca oldugunu biliyoruz.
Byron Katie, “The Work”, yani “Calisma” adinda bir yontem kesfetmis. Bu yontem kisinin beyninde yer alip unutamadigi, kendisine aci veren tum dusunceleri sorgulamasina imkan saglayip, aci veren dusunceleri sorgularkenki kullandigi inanclarini, duygularini ortaya cikaran ve insanin tum algilarini acan, bu sayede insanin gerceklerle yuzlesmesini saglayan bir yontem. Insanin kendi icinde catisip tartismasi yerine, gercekleri oldugu gibi kabul edip onune bakabilecegi bir yol. Yani gecmisinizle yuzlestirip, buna bir sunger cekerek gelecege adim atmaniza yardimci oluyor. Zaman zaman hepimizin denedigi ama beceremedigi de diyebiliriz.
Byron Katie`nin web sitesinde daha fazla bilgiyi bulabilirsiniz. Ne yazik ki bir cok dilde cevrilen site, Turkce`ye cevrilmemis. Milletimizin az okumasina mi baglanmali bu bilemiyorum, neyse.
Web sitesi: http://www.thework.com/index.asp
Radikal gazetesinden Isik Menderes, bu yontemi anlatan bir kac yazi yazmis. Bunlardan birini paylasmak istiyorum. Ilk defa yazimda kendi yazim disinda bir yazi kullanacagim ama arada olsun boyle guzel yazilar buldukca(:
Isik Menderes: Calisma
“Byron Katie’nin, “Komşunu yargıla, bir kâğıda yaz, dört soru sor ve yazdıklarını tersine çevir,” diyerek tanımladığı “The Work” / “Çalışma”, kişinin stres yaratan düşüncelerini kolaylıkla soruşturabildiği bir yöntem.
“Çalışmanın amacı utanç ve suçlamak değildir,” diye izah ediyor Katie, “Sözlerinizi tersine çevirmenin gücü, dışarda gördüğünüz her şeyin kendi düşüncelerinizin bir yansıması olduğunun keşfinde yatar… Yargıladığınız insanın masumiyetini keşfetmeniz eninde sonunda kendi suçsuzluğunuzun farkına varmanızı sağlayacaktır.”
Çoğu kez kendimizi haklı çıkarmak ya da savunmak uğruna olaylara ve insanlara yapıştırdığımız yaftalar, onlar için uydurduğumuz kılıflar ve kavramlar, gerçeklerle hiçbir ilişkisi olmayan bir dizi ‘hikâyeden’ ibaret. Dünyaya kendi hikâyelerimizin penceresinden bakmayı bırakıp olguları aynen olduğu gibi kabullenmeyi öğrenebildiğimizde, hissedeceğimiz derin ve kesintisiz huzur özgürlüğümüzü bahşedecektir.
İnsanın düşüncelerini sansür etmeden bir kâğıda aktarması ve sorgulaması ilginç bir tecrübe. Çalışmayı yaparken zihninizin durduğunu, algılarınızın ve inançlarınızın gerçeği nasıl çarpıtıp bambaşka bir hale soktuğunu göreceksiniz. Düşüncelerinizi ameliyat masasına yatırmaya hazırsanız, sizi rahatsız eden her kim ise onu bulun ve acımasızca yargılayın! Şu sorulara kısa cümlelerle cevap vererek:
1) Kimi ya da neyi sevmiyorsunuz? Sizi sinirlendiren kimdir ya da nedir? Sizi üzen, hayal kırıklığına uğratan kimdir/nedir?
Örnek: Ben Ahmet’e kızıyorum, çünkü o beni anlamıyor. Bana bağırıyor ve kendimi kötü hissetmeme neden oluyor.
2) Onların nasıl değişmesini istiyorsunuz? Ne yapmalarını istiyorsunuz?
Örnek: Ahmet’in beni koşulsuz sevmesini istiyorum. Beni anlamasını istiyorum. (İsteklerinizin listesini yapın.)
3) Onlar ne yapmalı/yapmamalı, olmalı, düşünmeli ya da hissetmeli?
Örnek: Ahmet benim hislerimi göz önüne almalı. Yeteneklerimi takdir etmeli. Daha fazla spor yapmalı. Bu kadar fazla televizyon seyretmemeli.
4) Gereksinim duyduğunuz bir şey var mı? Size vermelerini arzu ettiğiniz nedir ya da mutlu olmanız için ne yapmaları gerekiyor?
Örnek: Ahmet’in onu sevdiğimi anlamasına ihtiyacım var. Beni dinlemesine ve anlamasına ihtiyacım var.
5) Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir liste yapın.
Örnek: Ahmet bilinçsiz ve şefkatsiz. Kocalar hep duyarsız.
6) Bu insanla ya da durumla yeniden tecrübe etmek istemediğiniz nedir?
Örnek: Ahmet’le asla tartışmak istemiyorum.
Biraz sonra verdiğiniz bu yanıtları tersine çevireceksiniz. Ama ilk önce şu dört soruyu sormanız gerekiyor. Yazdığınız her bir cümle için:
1) Doğru mu?
2) Bunun doğru olduğunu hakikaten bilebilir miyim?
3) Bunu düşündüğüm zaman nasıl bir reaksiyon gösteriyorum?
a) Bu düşünceyi/hikâyeyi bırakmam için bir neden görebiliyor muyum?
b) Bu düşünceyi/hikâyeyi acı çekmeden korumak için bir neden görebiliyor muyum?
4) Bu düşünce olmaz ise ben kim ya da ne olurum?
Örnek: Ahmet’in beni anlamadığı doğru mu? Bunun doğruluğundan tamamen emin olabilir miyim?.. (Biraz durun, bekleyin ve kalbin cevap vermesine izin verin.) Ayrıca, Ahmet kocanız ise, bu yakınışınızın gerisinde, “Kocalar anlayışlı olmalı,” inancı yatmaktadır. Bu doğru mudur? Dünyadaki tüm kocalar anlayışlı mıdır? Buna vereceğiniz “hayır,” yanıtı gerçeğin ta kendisi değil midir? Dolayısıyla da gerçekle tartışmak, acıdan başka ne verebilir?
Geldik cümleleri ters çevirmeye… “Ahmet bana kızıyor çünkü ben onu anlamıyorum.” Ben kendime kızıyorum, çünkü Ahmet’i anlamıyorum. “Ben bana kızıyorum, çünkü kendimi anlamıyorum.” “Ben Ahmet’e bağırıyorum ve kendini kötü hissetmesine neden oluyorum.” “Ben bana bağırıyorum ve kendimi kötü hissetmeme neden oluyorum.” Bu ayıltıcı egzersizi yaparken beyninizde ve yüreğinizde ziller çalmaya başladığında dikkat edin. Çünkü o zaman gerçeğe dokunduğunuzu; aradıklarınızın içinizden, ruhunuzun derinliklerinden yükseldiğini şaşırarak fark edeceksiniz. ”
Hocamdan kitap onerisi aldim, alip okuduktan sonra yontemi daha kapsamli anlatacagim blogumda.






