Oca, 2010 Arşivi

Güzel bir tanisma hikayesi

Cocuk okula gitmek uzere trene biner, basina geleceklerden habersiz olarak. Bos buldugu bir yere oturur, gozu caprazindaki koltukta oturan, renkli sacli, camdan disariyi seyredip ipodundan muzik dinleyen bir kiza takilir. Cocuk o an yolculugunun hic bitmemesini isteyerek kizi kacamak bakislarla izlemeye baslar. Firsat kollamaktadir onun karsisina oturmak icin. Bir sonraki durakta karsisindaki kisi inmistir ve koltuk bosalmistir. Cocuk bunu firsat bilip oturdugu yerden kalkar ve kizin karsisina oturur. Ne yapacagini bilemez. Cantasindan cikardigi bir kitabi okumaya calisip, daha dogrusu okur izlenimi verip belli etmeden kizi izler, bir yandan da onu ilk ve son kez goreceginin uzuntusunu yasayip doya doya bakmak ister ona. Kizin yaninda bir teyze oturur. Cocuga bir adres sorup nasil gidecegini, nerede inecegini sorar. Cocuk yabancisidir bulundugu yerin, yanitlayamaz. O an kiz kulagindaki ipodunun kulakligini cikarip telefonunun yon bulma ozelliginden faydalanarak teyzeye anlatir. Cocuk dayanamaz ve kiza sizin yasinizdaki kisiler de artik bu kadar saygi gosterilmiyor yaslilara der. Aslinda o an tek amaci konusma firsati bulmak ve yasini ogrenmektir. Kiz, onun da bir yetiskin oldugunu vurgulayarak, yasini aciklar. Gulumserler.  Kiz aniden kalkarak artik inmesi gerektigini soyler. Cocuk kitabindan yirttigi bir sayfaya mail adresini yazip, ani bir hamleyle kalkip kizin eline tutusturur. O an hissettigi tek sey heyecan, bunu yaptigi icin kendine inanamama ve messengera ekleme arzusudur. Aksami iple ceker cocuk. Kizla karsilastigi trende zaman ucuvermistir fakat artik zaman o an ki gibi hizli akmamaktadir, adeta durmustur.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Kadınsan aşağılanırsın

Esitlik naralari atan feminist bir insan degilim. Cunku hic bir zaman kadinla erkegin esit oldugunu kabul etmem. Cunku sen ne kadar esit desen de zaten esit muamele gormezsin. Kaldi ki erkeklerin fiziksel ustunlugunu kadin olarak gormezden gelemezsin. Sana sunulan ve alabilecegin olanaklar kisitlidir, cikintilik yapmak isteyip sartlarini zorlarsan farkli sifatlar eklenir adinin basina. Toplum baskisi seni istemesende hep kontrollu davramaya iter. Attigin adimdan, konustugun insana, eve geldigin saatten, disari cikabilecegin saate kadar dikkat etmelisindir. Kimseye hesap verme zorunlulugunu kendinde gormesen bile fiziksel olarak bir adim geride olmak, gucunun yetersizligi seni istemedigin seyleri yapmaya iter. Sozde “esitsindir” ama bunu yuksek sesle kendine soyleyemezsin. Bu yuzdendir ki kadin ve erkegin esit olduguna inanmak isteyen, bunu savunan ama bunu yuksek sesle soyleyemeyen bir insanim. Kabul ettigimden degil, degismeyecegine inandigimdandir bu inatsiz tavrim.

Suraya baglamak istiyorum konuyu. Belki yine basima gelen bir seyden ornek vererek sIkIcI olacagim ama bu konunun benim canimi ne kadar sIktIgInI, onurumu ne kadar kirdigini, ne kadar kendimi kotu hissettirdigini anlatmak zorundayim.

Daha once de anlattigim gibi cumartesi gunleri bir dukkanda calisiyorum. Yaklasik 10 yildir calistigim icin de guvenilirim, yuz asinaligi vardir insanlarin da.  Sanirim buna dayanarak cogu zaman teyzeler ogullarina dusunurler ama bunu sormalarina degil firsat vermek, gerekirse bozadabilirim. Katiyimdir bu konuda.

Bugun patronum beni hafta ici birilerinin sordugunu, kendisiyle deyim yerindeyse pazarliga girdiklerini anlatti. Saka sandim, inanamadim. Gelen bayan oglunu allamis pullamis tum ozelliklerini patrona anlatmis, patronu ikna cabasina girmis, sonunda bugun dukkana gelmek icin sozlesmisler ailecek. Bugun anne, baba ve bir kac kisi daha beni gormeye gelmisler. Benim bu olanlarin hic birinden haberim yok ve patron onlar gittikten sonra  bana onlari gorup gormedigimi sorup, dusuncelerini anlatti. “Fikrimi sordu”. O an basimdan kaynar sular indi desem yeridir, cunku tiksindim. Daha once de niyetlenip anneme soranlar oldu ama bu baskaydi. Resmen baskasiyla benim adima pazarlik yapilip, konusulup, haberim yokken beni gormeye gelmisler. Bunun ne kadar onur kirici, ne kadar pislik, igrendirici bir his oldugunu anlatamam. Kim olduklarini bilmiyorum, belki bugun gulumseyip, yardim bile ettim musteri sanip, onu da bilmiyorum. Ve bu bilmedigim durumda bu kadar iyimser gorunmus olabilme ihtimalim beni cileden cikariyor. Basindan bilseydim ben ne o an dukkanda durur, ne de bu kadar sessiz kalirdim. Konusamadigim,  konusma firsati verilmedigim, fikrimin de sorulmadan bunun yapilmis olmasi beni bu cinsiyette olmaktan tiksindirtti. Erkek egemenligi hakim dunyada erkekler tarafindan secilip, onlarin istek ve arzularina yanit verecek olmak erkeklerden belki nefret etmemi sagladi. Bu is boyle olmamali. Kadin olman demek belki fazla lackalasan bir soz ama “satilman, sunulman” demek degil. Baskalarinin senin adina konusmasi, farkli niyetle sana bu sekilde senden habersiz yaklasmasi o kadar  asagilayici bir his ki, kendimi hic bu kadar asagilanmis hisetmedim ben.

Kufretmek istemiyorum ama bunu yapanlara saygi duymuyorum, duymayacagim. Birakin kim kiminle ne yasarsa ya da ne yasamak isterse yasasin. Yeter ki kimse bu tur islere burnunu sokmasin.

2. sinif insan muamelesi gormek istemiyorum. Ben bunu haketmiyorum.

  • Share/Bookmark

Cocuktan ögretmene ve aileye, herkes sorunlu…

Sinif baskani ve yardimcisi

Bir kac gundur calkalanan bu videoyu eminim izlemeyeniniz yoktur.  Sabah programlarindan, ana haberlere, show programina kadar fazlaca yer verildi bu konuya medyada. Ha bu ne kadar dogruydu, sorgulanir.

Bu yaziyi yazarken oncelikle belirtmek istedigim sey bir suclu aramadigim fakat pozitif hic bir yanini goremedigim ve elistirecegimdir. Cunku her yerde bu konuda gulucukler gormek, “helal olsun”lar duymak, toplumun bu ur konularda ne kadar “hassas” oldugunu gosteriyor aslinda.

Konuyu anlatmaya gerek yok ama su sekilde ozetleyeyim. Sinif baskani bir cocuk diger arkadaslari onu dinlemedigi icin yakiniyor, sonra da yardimcisi olayi fakirlige baglayip, istemezseniz birakirim diyor. Ogretmense alkislayin diyor, iftihar ederek ogrencileriyle…

Anlamadigim konular var. Bunlari soru halinde yazacagim.

1- Sinif baskani ve yardimcisinin gorevi nedir?

Benim bildigim sinif baskani ogretmenin sag koludur. Ogretmenin bulunmadigi zamanlarda sinif baskani sinifi idare edip, duzeni saglar. Yardimci da daha cok destek amaclidir. Ogretmenin bu gorevi nasil onlara sundugu ve neler bekledigi bu videodan sonra muamma.  Cocuk anlamayan kisiye elbette yardim eder ama “baskanlik” sifatiyla bunu yapma ya da digerlerinin onu dinleme zorunlulugu yoktur.

2-  Ogretmen cocuklarin haykirisini mi izledi, yoksa videoyu kaydetmekle mi mesguldu? O an ki psikolojisi ne?

En cok takildigim nokta bu aslinda. Bir ogretmen ya da herhangi meslek sahibi birisi bu tur videolari cekebilir mi gorev aninda? Etik midir?  Hayir, elbette etik degildir. Bir ogretmenin sinifta ogrencisi yakaris icerisindeyken kosesine cekilip kameraya cekmesi yanlisin babasidir. Hatta daha da ileri gidecek olursam boyle ogretmen gorevden alinmalidir. O cocugun yuzunu izin almadan herhangi bir sekilde yayinlayamazsin. Kaldi ki gorevin egitmek, ogretmek. Once ogretmen olarak senin egitilmen  gerek diye dusunuyorum su durumda. O an icin yapilmasi gereken sey daha cok cocugu baskalarinin onunde desteklemek ve rencide etmemek ama ders sonunda kenariya cekip, bu kadar duygusal bakmamasini, arkadaslarina ogretme istegiyle gurur duydugunu fakat ogretmenin onun isi oldugunu vurgulamaktir. Ama ne yazik ki ogretmen kameraya cekerken cocugun o anki ruh halini hice sayip kendi isiyle mesgul olmustur.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

“Eski” kitap mi?

Yeni bir takintimi kesfettim bugun. Ders icin bir kitap alinmasi gerekiyordu. Herkes pahaliligindan yakinirken cogunun aklindan gecen ikinci el kitaplari satan bir siteden siparis etmekti. Bir yandan bu secenegi dusunuken, diger yandan da yenisini almak icin durtuluyordum sanki. Tek fark gorunuste fiyat gibi gorunse bile o kitabi ilk benim acacak olmam, kullanacak olmam bana yeterli bir nedendi yenisini almak icin. Okuldan ciktim, dayanamadim geri dondum ve kitabi satin aldim. Dogru mu yaptim bilmiyorum ama kitaplara kiyamiyorum, kullanilmamisini istiyorum, benim olsun istiyorum onun. Ikinci el oldugunda sanki baskasina ait bir seyi almisim gibi geliyor.

Oysa diger yandan dusununce kitabin eskiligi veya yeniliginden cok iceriginin beni ne kadar tatmin ettigi, edecegi. Teoride boyle fakat elim gitmiyor eski kitaplara. Onlari sadece saklamak, arsivde korumak amacli almak daha mantikli geliyor. Ama kitaplar saklanmak icin degil, okunmak icindir, bunu da biliyorum. Ama kiyamiyorum. Kullandiktan sonra kitaplarim aldigim hali kadar temiz ve yeni oluyor. Onlari boyle titizce korumak, saklamak, ilerisi icin el altinda bulundurmak hosuma gidiyor.

Takinti midir bu bilmiyorum ama “eski” kitaplara bu muameleyi gosterdigim icin memnun degilim. Ama icime de sinmiyor diger turlusu. Bunu nasil yenerim bilmiyorum…

  • Share/Bookmark

Köpek aşkı

Herkesten anlayis bekler bu aski yasayanlar ama kendileri asla anlayis gostermezler bundan hoslanmayanlara. Celiskidir ama bunu tartismaya bile yeltenmemen gerekir cunku ceneleri boylarini asar.

Kizgin degilim, sadece anlayis beklerim hoslanmadigim icin. Kopekleri severim ama baskalarinin kopeklerini sevme, oksama, opme zorunlulugum oldugunu dusunmuyorum. Cabuk tiksinen, hijyene dikkat eden bir insanim cunku.

Bugun durakta otururken bir bey amca kucu kucusuyla duraga yaklasti. Ufacik “ogluyla” beklerken, bu yavru kopek benim bacagimi, cantami, ayakkabimi yalamaya basladi. Irkildim, kacindim biraz engelleme amaci ile. Bey amcadan firca yedim. tepki gosterdi bacagimi cektim diye. Ondan neden korkuyorsun, o daha bebek. Bebeklerden korkulur mu dese de ona bir turlu tiksindigimi ama korkmadigimi soyleyemedim. Kirmaktan cekindim cunku tiksinmek korkmaktan daha agirdir benim icin. Bey amca tiksinme lafini duyunca “oglunu” asagilamisim gibi dusunebilirdi. Hassas olmamak gerekiyormus sanirim. Oradan gecen bir bebek arabasini gostererek, ondan korkuyor musun? Iste benim oglum da oyle bir bebek, bebeklerden korkulmaz diye soylenmeye devam etti. Korkmuyorum desemde bunu anlatmanin bosa oldugunu farkedip “oglunun” yalamasina izin verdim kirmamak adina. Yine de yaranamadim, gonlunu yapmak istesem de olmadi soylenmeye devam etti. En son tramwaya bindigimde hala soylendigini gordum.

Insanlarin sevgilerine anlayis gosteririm, saygi duyarim tabiyki ama bu kadar ultra mega asiri sevgiden de hoslanmiyorum. Saygi ve sevgi beklerken bunu vermediklerini farkedemiyorlar cunku. Daha bencil bakip, daha kompleksi oluyorlar. Insanlar hayvanlari sevsin ama bu kadar da kompleksli olmasinlar.

Hayvanlar guzeldir ama onu besleyenlerde “genelde” bir anormallik var:/

  • Share/Bookmark

Ömür boyu ögrenci kalmayi istemek

Kiminin kabusu, benim gibilerininse olmazsa olmaz dilegidir bu. Dusunmesi bile ruhumu oksamaya yetiyor diyeyim, siz anlayin okulun beni ne kadar hafiflettigini, moral verdigini:)

Bu hafta 3 gun 5-6 saatlik konusma teknikleri kursu aldim okulda. Bu da bana stajdan kaytarma icin super bir firsat oldu aslinda. Surekli rollere girmek ve bunlari oynamak benim kabusum olsa da, sanirim bu korkumu yenmisim ki cok fazla kivranmadim:)

Sunu farkettim, yas ilerledikce, sinif atladikca derslerde en munzur ogrenci bile ciddilesiyor, ogrenme askiyla yanip tutusuyor o an. Lise yillarim ve universitenin 1. sinifi neredeyse ayni haylazlikla gecerken, 2 de daha da azalip 3. sinifta herkes dersiyle hasir nesir oluyormus. Dersten bu kadar zevk aldigimi ilk defa farkettim.  Belki konu hosuma gittiginden ya da anlatan hocanin (aile terapisti) alatim tarzindandir emin degilim. Ama derste ders aldim, ogrendim, uyguladim. Bunun garip bir heyecan verici tarafi var. Bir yandan hemen okulu bitirip calismak, uygulamak isterken, diger yandan daha cok ogrenmek istiyorsun, hepsini deyim yerindeyse beynine yapistirmak istiyorsun.

Ders aralarinda yere oturup kalorifere sirtimi dayayip cay icmek,  hic animadigim ama yuzune bolumden asina oldugum kisilerle bile her konudan konusabilmek cok guzeldi. Sanirim ben okul hayatimi ozlemisim, staj bana herseyden once bu dersi verdi. Hatta 5-6 saat ust uste ayni dersi almak bile ilk defa bu kadar hosuma gitti:) Hatta sabahin korunde zorlanmadan uyanip okula gitmenin de mumkun oldugunu gordum kendimde.

Anladim ki henuz is hayatina atilmak icin cok erken. Yasim ne kadar kemale erse de ben okumak istiyorum omrum boyunca. Her gun ayni yuzleri gormek, her gun ayni muhabbeti etmek, her gun ayni problem uzerinde konusmak beni bogmus. Okulun renkli ama kendince yogun hayatini ozlemisim. Eger bir gun calisma hayatina atilirsam kesinlikle baskalariyla beraber ya da bir kurumda, bir hastanede birilerinin egemenligi altinda calismak istemiyorum. Ya kendi yerim olacak (belki yanimda kafama uygun birisi ile), ya da bir cicekci dukkani acacagim veya bir cafe isletmecisi olacagim. Yeter ki az da olsa renkli olsun, yeter ki kendim sekil verebileyim yapacaklarima. Sanirim baskalarinin bana hukmetmesi ya da beni yonetmesi benim hosuma gitmiyor.

Sukur ki hala ogrenciyim ve malesef yarin okulda son gunum. Pazartesi  cileli stajyer staj yerine teslim olacaktir.

  • Share/Bookmark

Kirayi vermeden evden kacan kiraci…

Bugun bir telefonla irkildi annem. Aylarca kira vermeden oturan, yuzsuz bir kiracimiz vardi. Kirayi istediginde laf sayar, kendini hakli cikarmaya calisirdi. Ustelik araci ve kefil olan dayi demeye bin sahit isteyen bir adam da bu kacisi destekleyip, kac demisti zamaninda bu kiraciya.

Ilginc bir aileydi kiracimiz. Adam mobilyaci, calisiyor, altinda arabasi var surekli seyahatlere gidiyor fakat is kira vermeye gelince paramizi alamiyoruz diyordu. Karisi vardi, dayak yemekten bönlesmis, artik kulagi agir duyuyor ve kocasindan fena korkuyordu. Cocuklarsa, bir kac tane, kucukler hepsi ve uzuluyorum sadece hallerine…

Annemin derdi sadece evde birileri otursun, ici bos diye istila edilmesin, cam/ kapi  kirilmasindi. O yuzden yillardir ses etmiyor, ablam cikarmak icin cabalasa da annem bos durmasindan iyidir diyordu. Zaten odeyecegi miktarda gayet sembolikti. Yanilmiyorsam 300 civarinda. Ev bahceli, 5 oda, extra esya koyacak yeri de var. Kimi gelen kiraci kazanini soktu, kimisi bakim yapacagim kiraya sayarsiniz dedi bakimi yapmadi ama kirasini da odemedi, kimisi bahceyi ekip faturayi uzerimize yikip kacti derken ev bir turlu aradigi ilgiyi bulamadi. En cokta anilarimin gectigi bu evin bakimsiz olup kiraci elinde surunmesine uzuluyorum. Turkiye`de hic kiracilik hayati yasamadim sukur ki ama nedense kiracilar hakkinda hic iyi sey duymadim. Ben olsam oturdugum yeri cennete cevirir, en kotu yeri bile icime sinecek sekilde duzenlerim diyorum kendi kendime. Dusunuyorum acaba bende mi bir anormallik var.

Kacmanin mantigini cozemiyorum. Sanki parayi ode(ye) medigin icin kapina dayanip alnina silah dayayacak, zorla seni kapinin onune koyacak var, hele de soguk kis gununde, cocuklarinla… Odeyememis olabilirsin, ya da yeni ev bulmus cikiyor da olabilirsin. Ama insan gibi, olmasi gerektigi gibi bunu onceden soyler, kalan kira borclarini hic odemeyeceksen bile helallik ister, defolup gidersin nereye gideceksen. Kapinin onune kamyon koyup esyalari tasirken gorunmek ve kacmak nedir ki? Bunu yapan insansa ben insan degilim.

Cocuklugumun gectigi o ev simdi ne halde bilmiyorum ama orasi duzenlenmeden icine girmeye cesaret edemeyecegime eminim. Girersem hayal kirikligina ugrarim, girersem kendimi tutamam. Ileride durumum musait olunca bakimini yapacagim ama umarim su an haketmedigi muameleyi gormez o cocuklugumu gecirdigim, bahcesinde hanimelisi, lalesi, gulu olan sevimli evim.

  • Share/Bookmark

Yeni evlenen ciftleri nasil tanirsiniz?

Ben mi cok dikkatliyim yoksa bu ciftler mi cok belli ediyor yeni evlendiklerini bilmiyorum ama o kadar belirgin ozellikleri var ki, anlasilmamasi imkansiz sanki. Her gordugumde “ben boyle olmayacagim” desem de, kim bilir belki evlilik psikolojisi, hala kendilerini dugundeki gibi dunyanin merkezi zannetmeleri…

- Bu ciftler genelde el ele, kol kola gezerler. Ellere dikkat ederseniz parmaklar bir birlerinin arasina girmis, o parmakciklar butunlesmislerdir.

- Hatun erkeginin, ya da erkek kadininin cenesini surekli omzuna koyar, sarilarak.

- Yataktan firlayip sokaga cikmis ama yataga doymamiscasina, aralarindan su sizmayacak yakinlikta bir birlerine sarilir, bir birlerinin gozlerine bakip kur yaparlar. (hayir bu kadar acsin, neden sokaga cikarsin arkadasim. neyse)

- Hatun genelde disi kedidir ve erkek kedinin omzuna mrrrrrrr mrrrrr dercesine basini erkeginin koluna surter.

- Erkek bir adim ondedir. Soz sahibidir. Hatun o kadar kabullenmis gorunur ki bu durumu, kalici olacagi aklinin ucuna bile gelmez o an. (Akli muhtemelen bir onceki gecededir.)

- Ustlerinde dugun icin yapilmis alisveristen kalma kiyafetler vardir. Erkek takimini ceker altina, hatunsa hanim hanimcik giyinir, sanki aksam el opmeye gidecekmis gibi…

- Elleri kinalidir bu ciftlerin. (nefret ederim)

- Agizlari kulaklarindadir, kriz onlari henuz vurmamistir.

- Kaynanalar eger yanlarindaysa saygida kusur edilmez, ”annecigim annecigim” kelimelerini sikca duyarsiniz.

Daha bir cok belirgin ozellikleri vardi ama aklima geldikce ekleyecegim. Yalniz boyle ciftleri gordukce evliligin ilk gunleri, hatta hafta ve aylari disari cikmama karari almayi dusunuyorum:p Cok igrenc gorunuyorlar cunku:)

  • Share/Bookmark

Ben bu degilim…

Bunaldim, daraldim. Belki coguna gore aciklamasi bu, belki ben de buna inandim, inandirdim kendimi. Bilmiyorum…

Normalde tepki vermedigim seylere tepki verir oldum. Hassastim, daha fazla hassaslastim. Cabuk aglar, sulu goz haline geldim. Normalde de goz yaslarima hakim olamayan biriyim ama bunu bile yakistiramiyorum kendime su an. 

Dusunuyorum, dusundugum seyi degil, tam tersini dile getiriyorum. Beynimle dilim arasindaki mesafede bir kopukluk hissediyorum. Dalginliktan midir bu bilmiyorum ama rahatsiz ediyor beni.

Konsantre olamiyorum hic bir seye. Elime aldigim isleri artik tamamlayamiyorum. Normalde aldigim isi bitirmeden uyuyamazken, uzerimde bir bosvermislik var. Bu bana ne kadar koyuyor anlatamam. Zorlaniyorum dikkatimi toparlamakta. Aklim surekli baska yerlerde.

Her konuda elestriyi kaldirabiliyorum ama dogru yaptigimi dusundugum seylerde elestiriyi kaldiramadigimi farkettim. Hani bir onceki yazida staj gorusmemi anlatmistim ya, o gun bugundur hala aklimda. Nasil yenerim, nasil yaparim, neleri degistirebilirim diye dusunurken, aslinda kendimce dogru seyleri yaptigimi farkettim. O yuzden elestiriyi sindirmekte zorlandigimi gordum. Ozellikle sunu neden demedim, bunu neden demedim diye icim icimi yiyor bu gibi durumlarda. O an, yasadigim sokla ve korkuyla soylenilenleri kabul ediyor, degistirme vaadleri veriyorum ama sonrasinda dusundugumde pisman oluyorum bu “pisirik” halime. Nedir bu basarisizlik korkusu bende? Ustelik basarili oldugumu dusundugum, emin oldugum konularda bile… Cocuklara basarisizlik korkusu naralari atarken kendim nelerle ugrasiyorum, bu cocuklara ben ne verebilirim diye dusunuyorum son gunlerde. Insan kendi yapamadigi seyleri baskasina nasil aktarir? Verimli olmayacak demek istemiyorum cunku kendime guveniyorum, guvenmek istiyorum. Belki onlari gorerek kendimde bir seyler degistiririm kim bilir?

Haksizliga gelemiyorum. Normalde de bu boyledi fakat bunun arttigini, haksizligi gordugumde normalden daha fazla tepki verdigimi, kirici oldugumu, sevimsiz oldugumu farkettim. Ustelik herkes bu durumu kabullenmis durumda. Bu durumdan bile tiksindim. Soyleyin bana bu tur seyleri, torpuleyeyim gerekirse.

Konusamiyorum.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bir stajyerin cirpinislari

Dun kendimi iyi hissetmedigim icin staja gidemedim, bugunse gidip eve geri gonderildim ayakta duramadigim icin.
Neyse ki her persembe oldugu gibi bugun de staj degerlendirmesi vardi. Bunu gorusup sonra eve donmek istedim. Son donemlerde staj degerlendirmelerimde normalden daha fazla yorum aliyor, bu da benim canimi sIkIyordu. Biliyordum, benden beklentilerinin arttigini ve daha cok sey yaptigim icin daha cok elestri alacagimi. Allah bilir ya, bugun gorusup 2 hafta ust uste birikmemesini istemistim. Cunku topluca elestri almak daha agir gelecekti. Hep duzeltmem gereken seyleri duydugumdan degil, elbette iyi seyler de soyleniyor gorusmelerde. Ama ben her zaman ki gibi olumsuza bakip, olumluy gormezden geldigim icin bunu icimde harmanlamasi zor oluyor, vakit aliyor. Bu da beni gerip ister istemez performansimi etkiliyor.

Neyse…

Dun yoklugumdan firsat bilip dedikodumu yapmislar, pardon performansimi degerlendirmisler calisan diger iki kisi ile beraber. Cikan sonuc, bireysel calismalarda super oldugum ama grup icerisinde daha sessiz kaldigim… Aslinda katilmiyor degilim bu sonuca. Cunku yaninda uc isi bilen kisi durdugu zaman stajyer oldugun icin kendini ister istemez geri cekebiliyorsun grubun icerisinde. Cunku “onlar en iyiisni yapar, onlar en iyisini bilir, yanlis yaparsan kotu degerlendirilirsin”.

Baslangicta benden zorlu cocuklara bulasmamami isterlerken, su an zorlu cocuklara da mudahale etmemi istiyorlar. Ama ben o kadar ay zorlu cocuklarla hic bir dialogta bulunmamisim, bulunduklarimda kufuru yemisim, yedigimde desteklenmedigim gibi cocuklarin sorunlarina baglanmis, simdi benden istedikleri birden bire bunlarla daha sIkI fIkI olmam. Peki dedim, denerim.

Gelisimimi gosterecekmisim, grafigi yukseltecekmisim. Oldugum yerde saymayacakmisim. Cunku yil sonunda uc noktasina gelmis olmam gerekliymis.
Daha fazla cesaret etmeli, daha az beklemeli, daha az “utangac” olmali, daha fazla disli olmaliymisim. Lafa gelince hepsi iyi hosta, nasil yapacagim konusunda tek bir sey bile duyamadim. Kendim bulmaliymisim. Peki dedim, bunu da bulurum.

Cocuklarla teke tekken, bireysel konularda( onlarla konusup, oyun oynarken,dert dilerken, ev odevi yaptirirken vs) cok iyi oldugumu ama tek bireysel degil, grupta da bu basariyi gostermem gerektigini soyledi.

Iyi de nasil?

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark