Ara, 2009 Arşivi

Kriz dedikleri buysa…

Varsin hep kriz olsun ben raziyim.

Kriz dendiginde insanlarin lukslerinden, bogazlarindan kisacagi gelir ilk akla fakat ben bu kriz bidi bidisindan sonra insanlarin yasantilarindan odun vemredikleri ve bununla dogru orantili olarak daha cok sikayet ettiklerine sahit oldum. Ozellikle calistigim dukkanda, staj yerimde, gunluk alisveris yaptigim yerde buna daha cok rastlar oldum. Orneklerle aciklayacagim bunu.

Calistigim yerdeki diger bayan tatile gittigi icin ve benim tatil gunume denk geldiginden extra calismam istendi ben de kiramadim. Fakat gordugum alisveris izdihami beni benden aldi. Bugun bayram oldugu icin her yer kapali olacak, insanlar bir gun alisveris yapayacaklardi. Sanki kitliktan cikarmiscasina, sanki bir gun icerisinde alisveris yapamazlarsa olecekmiscesine once marketleri soyup sogana cevirip, sonra da hediyelik esyalara saldirdilar. Bu elbette bir gunun analiziydi ama insanlarin parasizliktan sizlanirken delicesine alisveris yaptiklarini gormek, bir sey alirken parasizligini bahane edip indirim istemek fakat elleri cantalarla dolu olmak ne kadar celiskili siz dusunun.
Kriz bu mudur? Kriz alma gucunu etkilemez mi, etkilemesi gerekmez mi? Demek ki insanlar icin kriz sadece bir bahane.

Kardesimin krizle ilgili bir soylemi var. ” Kriz kriz deniyor ama herseyi bol bol yiyor, aliyoruz. bu mu kriz? ” Hakli degil mi cocuk?

Staj yerimin sayisini bilmedigim kadar cok kolu var. Ve yaklasik 100- 200` un uzerindesi kapaniyor yine krizden dolayi, belki daha fazlasi. Tabiyki bununla beraber isten cikarmalar da bonusu. Fakat kendi yerimde harcamalari gordukce o kadar hayiflaniyorum ki anlatamam. En basitinden calisanlara yeni yildan dolayi verilen hediye cekleri, maas zamlari vs. Ne geregi var ki bunlarin? Madem zordasin, madem cogu kurum kapaniyor, sen neden bu kadar parayi savurup saciyorsun? 1000lerce calisana savuracagin parayi kapattigin yerler yuzunden ortada kalacak cocuklara harcasan, isten cikaracaklarina is imkani saglasan daha mantikli olmaz mi? DUsunmuyorlar mi, islerine mi geliyor bilmiyorum .

Kendi annem bile yapiyor bunu. Ay basi geldiginde umursamazcasina her seyi toptan alip evi dolduruyor. Fakat iki hafta sonra parasiz kalip ay sonunu ucu ucuna getiriyor. Surekli soyluyorum toplu alma, gunluk al diye ama bu aliskanligindan da odun vermiyor.

Calistigim dukkanda hediye, sus, ev esyalari satildigi icin insanlarin aldiklarina sahit oluyorum. O kadar gereksiz ki bazen aldiklari seyler, birak diyorum bazen icimden alma, ne gerek var bosuna para harciyorsun. Ama herkesin cebi, herkesin krizi kendine.

Bunlari soyleyip dusunurken cimri oldugum da dusunulmesin. Para harcamayi seven bir insnaim, cok luzumsuz seyler de alirim cogu zaman. Ama harcarken ucunu dusunurum genelde. Parasiz kalirsam nelerle karsilasacagimi bilirim. Bilincsiz harcarken bile bilincli davranirim. Param yoksa, borcum varsa, baska bir is icin ihtiyacim varsa harcamamayi tercih ederim.
Kendi kendime de bir cozum buldum. Yaza dogru acmak icin aylar once bir kumbara aldim (agzi hic acilmayan, demirden). Her hafta isten aldigim paradan cumaya elimde kalanini kumbaraya atiyorum. Bazen 5 oluyor, bazen 10. Bazense bir kac euro. Fakat her hafta ne yapip ne edip cuma gunu o kumbaraya bir seyler atiyorum. Aliskanlik oldu bu ve bu yuzden bozuk paralara hic dokunmuyorum, harcayamiyorum. Belki bir gun sIkIsIrIm acarim hic bilmiyorum ama kendimi bu sekilde garantiye almak ya da el altinda bir seyler bulundurmak hosuma gidiyor.

Kriz bana vurdu diyemem, aldigim belli basli bir miktar oldugu icin fakat insanlara da vurduguna inanmiyorum ben. Sadece faturalara yansidi kriz denilen sey ama insanlarin da bundan sadece ” sikayetci” olduklari ama bunu yenmek icin hic bir sey yapmadiklarina inaniyorum. O yuzden de diyorum ki, kriz buysa varsin hep kriz olsun.

  • Share/Bookmark

Bir çılgınlık yapip,

- Kisi guneyde, yazi kuzeyde gecirmek
- Kisin bikiniyle denize girip, yazin eskimolar gibi dolasmak
- Hayvanat bahcesindeki aslan, kaplan kafesine atlayip onlari sevmek
- Alplere ucurtma ucurtmak icin cikmak
- Balona binmek fakat ucarken gazi sondurmek, duserken tekrar yakmak
- Patenle sorf yapmaya calismak
- Tasimi taragimi toplayip yuruyerek ulkeler arasi geziye cikmak
- Merkez bankasina bomba ihbari yapmak
- Tum parami yesil sermayecilere yatirmak
- Suursuzca elektrikli aletleri tamir etmeye calismak
- Arkadaslarimi dovup, bilincimi kaybettigimi soylemek
- Sevgiliyi kacirip, annesinden onu istemek
- Suyun altinda nefesimi tutup kac dakikada beni kurtaracaklarini beklemek
- Bir cicegin buyumesini hic uyumadan izlemek, gozlemlemek
- Piranayi elimle beslemek
- Saatlerce bisikleti on teker kalkik surmek
- Luna parktaki oyuncaklara binip yukaridayken asagidakilerin uzerine kusmak
- Sinemada filmin ortasinda isiklari yakmak
- Gece ormana gidip yalniz basima yurumek
- …

nasil olurdu bilmiyorum:p

Daha da uzatip psikopat imaji cizmek istemiyorum:)

  • Share/Bookmark

Yalnizlik hissi bulasiciymis

Bunu bulmak icin arastirma yapmaya gerek var miydi supheliyim bu konuda fakat Amerika`li bilim adamlarinin yaptigi arastirmaya gore arkadasiniz kendisini yalniz hissediyorsa, sizin de kendinizi yalniz hissetme orani 50% imis. Bunun yaninda eger arkadasinizin arkadasi yalnizlik hissine sahipse, sizin kendinizi yalniz hissetme oraniniz 25% en arkadasinizin, arkadasinin arkadasi kendini yalniz hissediyorsa ve sizin kendinizi bu nedenle yalniz hissetme oraniniz 15% mis. Bunun nedeniyse kendini izole etmeyip, konusarak yalnizligi yaymakmis.
Ustelik kadinlarin buna kapilma orani erkeklere gore daha yuksekmis, paylasmaci karakterlerinden dolayi:)

Bundan sonra elalemin derdi beni mi gerdi mantigini gutmek ve dert dinlememek gerek sanirim kendimi yalniz hissetmemek adina:p

  • Share/Bookmark

Testosteron hormonu kadinlari sosyal yapiyor

Arastirmalarla taninan ve altindan cikan Isvicreli bilim adamlarinin yaptigi arastirmaya gore agresif ve egoist yapan ozelligiyle taninan testosteron hormonu kadinlari sosyal yapiyormus.

121 kadin arasinda yapilan arastirmada kadinlarin yarisina plasebo, diger yarisina ise testosteron hormonu verilmis. Oyun esnasinda Isvicre parasi 10 frankin paylasilmasi istenmis. Plasebo alanlarin zorlandigi fakat testosteron hormonu alanlarin bu parayi verdikleri gibi, daha da fazlasini onerdikleri gozlenmis.

Arastirmayi yapanlara gore testosteron alanlar gruptan dislanmaktan korkup, daha cok dahil olma adina vermek istemisler. Yani testosteron hormonu kadinlari daha cok statu duskunu yapip, sosyal olmaya tesvik ediyormus.

Sonunda testosteron hormonu da aklandi, adini temize cikardi:) Agresifligini bu hormona baglayanlar kendilerine baska bahane arayabilirler:)

  • Share/Bookmark

Tanri`nin dogum günü

Burak Özdemir`in yazdigi, benimse yeni okumaya basladigim bir kitap.

Iki yil once Nevsehir`den Ankara`ya yolculuk yaparken otobuste tanistigim cok tatli bir ekonomist hatunun elinde gormemle, biraz goz gecirmem ve yorum almamla merakimi uyandiran, eve doner donmez kendime aldigim bir kitap. Daha once baslamadigim icin cok uzgunum fakat zararin neresinden donulse kardir diyorum.

Kitabin konusu su:
Reklamci bir gencin bir reklamcilik dergisinin sorusu uzerine verdigi yanit sonrasinda gelisir hersey. Soru, mesleki hayalleri ve neyi basarmayi diledigidir. Bu gencin cevabi “Tanri bana gelsin, O`nu yeniden 1 numara yapayim!” olup, derginin yayinlanmasinin ertesi gunu Tanri`dan mail almasi ve devaminda msnde konusulan diyaloglar. Tanri bu gencten Tanri`nin ve Islam dininin dunyada carpitilmis imajinin yeniden duzeltilmesini ister.

Kitap 623 sayfa olup tamamen Tanri ve bu gencin messenger sohbeti uzerine kuruludur. Tanri yazismalarinda ayetlerden ornekler verir.

Kitabin arka kapak yazisi:

Yeryüzünde işler hiç iyi gitmiyordu. Dünya gergin, insanlar mutsuzdu.

Artık zamanı gelmişti…

Tanrı, imajını değiştirmesi için bir reklam ajansıyla anlaştı.

Tanrı ile genç reklamcı, Messenger’da chatleşmeye başladılar.

Çocuk ‘Nasıl olur da Tanrı insanla chatleşir? ‘ diye sordu.

‘Musa ile çalılıklar üzerinden konuşmuştum, seninle de internetten yazışıyorum. Bunda şaşılacak bir şey göremiyorum’ yanıtını aldı.

Çocuk ‘Kuran, kutsal bir kitap. O varken İslamın imajını değiştirmek neden bana düşüyor? ‘ diye sordu.

‘Kuranı bir de benden dinlemeye ne dersin? ‘ dedi Tanrı.

‘Bu, resim çizmeyi Picassodan öğrenmek gibi bir şey’ dedi çocuk. Ve her şey ondan sonra başladı…

‘Artık kütüphanende daha önce hiç okunmamış, kutsal bir kitabın olduğunu biliyorsun. Sır senindir’ dedi Tanrı… Öğrendiklerine inanamayan çocuk sokağa çıkıp avaz avaz bağırmak, haykırmak istiyordu…

Elif, Lam, Mim… Bu harflere dikkatli bakın, yakında onlar dünyayı değiştirecekler.

Çünkü bugün, büyük gün… Bugün Tanrının doğum günü.

Bin yıllık suskunluk sona eriyor, dinler tarihinin en kadim sırrı gün ışığına çıkıyor…

Bugün… Bu büyük gün, tüm İslam âlemine, insanlığa ve canlılığa hayırlı olsun…

Tanrının doğum günü kutlu olsun…

Kitabin okuyuculardan aldigi puan 8.5 antoloji.com`a gore. Yazarin kendi sitesinde yaptigi aciklamaya gore yeni kitap ciktigi icin maddi olarak zorlandiklari gerekcesiyle satisi durdurulmus. Sanirim siparis etmek mumkunmus.

Insanin bu kitaba verdigi ilk tepki “oha! Tanri ile chat mi” oluyor, fakat okmaya baslayinca kafadaki onyargilar yerini dusunmeye birakiyor. Henuz yeni basladigim icin kitabin hakkinda tam anlamiyla yorum yapamam, fakat suana kadar okudugum haliyle kesinlikle okumanizi tavsiye ediyorum. Buraya yazmak icin biraz erken oldu fakat sabirsizlandim. Bitirdikten sonra genel olarak yorum yapacagim.

  • Share/Bookmark

Anneye benzemeye baslamak

Eger disiyseniz ve anneye benzemeye baslamissaniz irkilir, korkarsiniz. Cogu zaman annenin davrandigi gibi kendi cocuklariniza davranmayacaginizi, ya da onun gibi olmyaacaginizi, daha iyisini yapabileceginizi soylersiniz fakat anneden bunun uzerine yorum alirsiniz “anne olunca anlarsin”.

Anne olmadigim halde anneme benzemeye basladigimi dusunuyorum. Ustelik zamaninda kendimin sikayetci oldugu konularda ozellikle annem gibi davranmaya basladigimi farkettim. Bu son derece urkutucu benim icin cunku hem sikayetci olup hem de aynisini yapmak karsindakinin hissettiklerini, dusunduklerini de bilmek demektir.

Her zaman kardesime karsi sorumluluk hissedip ebeveyn rolunu oynadim kendisine fakat son 3-4 aydir bunu artirdigimi farkettim okulunun agirlasmasindan dolayi. Annemin hata yaptigini dusundugum konularda ayni sekilde kardesime yaklastigimi gordum.

Mesela arkadaslari hakkinda fikir yurutme (arkadaslarimi tanidigi ve saglam olduklari icin bana yapmadi bunu ama ablama yapmisti (ki haksiz sayilmazdi o ayri mesele) ), aldigi zayiflarla daha cok ilgilenme fakat iyi aldigi notlari gecistirme ve uzerinde fazla durmama, yetiskin gibi davranmasini bekleyip ocuk oldugunu unutma ve surekli bu konuda duzeltmeler yapma, cok fazla uzerine titreyip hata yapmasini engellemeye calisma vs.

Annemin yanlis yetistirme tarzi oldugunu dusunmuyorum ama daha iyisinin de olabilecegine inaniyorum. Biliyorum erken evlilik, aile bireylerindeki kayip vs derken cocuklugunu yasayamamis ve bir cok duygudan yoksun. Sukur ki kendisini bu konuda gelistirmek adina kurslara giden, bilincli olan bir anne.

Fakat annemde gordugum yanlislari kendimin de yapmasi beni fazlaca korkutur oldu son gunlerde. Ustelik kardesimin hissettiklerini de anladigim halde. Bir cocuk nasil yetistirilmeli, dogrusu nedir, ergenlikte nelere dikkat etmeli vs gibi konularda kendimi fazlaca bilgili gordugum halde bunlari yapmam yanlis. Baska cocuklarda dikkat ederken kendi kardesimde uygulayamiyor olmam yanlis. Bu yuzden bir kac gundur annemle konusuyor, nelerin kardesime yardim edebilecegi, nelerin destekleyecegi ya da motive etmek icin neler yapabilecegimizi anlatiyorum. Cocuktan “annelik dersi” almak ona nasil bir his veriyor bilmiyorum ama bu konuda beni dinlemesi bile beni mutlu ediyor. Ustelik dinlemekle kalmiyor, sabah soyledigim seyi aksam yaptigini goruyorum. Bu da beni mutlu ediyor.

“Anne olunca anlarsin” sozunun destekleyici mi, yoksa hatalari ortmek mi oldugunu zaman gectikce anliyormus insan:)

  • Share/Bookmark

Saldiriya karsi savunma egitimi

Savunma sporlari hakkinda hep bir seyler duymus fakat hic bir bilgisi olmayan bir insandim. Yaklasik 2 ay once bugun icin stajda bir egitim gunu organize edilmis ve bugun bu egitimi aldim 9`dan`16`ya kadar.
Egitimi alma nedenimiz ne kadar insani urkutse de yine de buna dahil olabilmek bir ayricalikti.Yazin baska bir kurumda cocugun biri calisani olduruyor ve bunun uzerine genel ders verilme karari aliniyor. Ozellikle stajyersen boyle firsatlari kacirmamalisin.

Oncelikle teorik bilgiler aldik. Saldirganlik nedir, cesitleri, ornekleri, saldirgan birini nasil sakinlestirebilirsin, hangi konusma tekniklerini kullanabilirsin vs. Bu bolum anlatilirken bir cok seyi kendimde gordum. Bunlari hatirlamak, kendimde gormek bunlari pratikte uygulamak adina cok yardimci oldu. Bazi seyleri ne kadar teoride ogrenirsen ogren kendinle baglantiyi kuramiyor, okumakla geciyorsun. Bu sefer oyle olmayacagini umuyorum.

Programin ikinci bolumuyse fiziksel olarak kendini koruma, savunma teknikleriydi. Dedigim gibi daha once bu konuda hic bir yakinlasmam ya da boyle bir durumda bulunmuslugum olmadi sukur ki. Ama boyle bir durumla karsilasisam neler yapabilecegimi bilmek beni daha cok isteklendirdi.
Oncelikle bas parmagin onemi, insanlarin zayif noktalarinin bas parmaklari oldugu ve kilit misali bas parmaktan cozulebilecegi anlatildi. Daha sonra el sIkIsIrken, yakadan tutmussa, bicak cikarmissa, koldan tutmussa vs. gibi ornekleri uygulamali olarak calistik ve bir insani nasil saniyeler icinde devirebilecegimi ogrendim diyebilirim:)
Kendime guvenimi getirirdi sanki:) Tabiyki Allah bunlari kullanmayi lazim etmesin demeden de edemiyorum o ayri.

Guzel, ogretici, eglenceli bir gundu. Savunma sporlarini sever gibi oldum sanki:)

  • Share/Bookmark

Uctu uctu uctu…

Bebek hastasi olan biri icin bebek sevmek kacinilmazdir. Ve bebek seven birinin de sebeklik yapmasi hic anormal karsilanmaz. Kucaginiza bebek aldiginiz zaman ilk yaptiginiz seyin ne oldugunu dusundunuz mu hic?

Ben soyleyeyim:)

Simdiye kadar kendim dahil kimi gorsem kucagina aldiginda ilk yaptigi hareket ve soyledigi soz ,bebegi havaya dogru kaldirarak “uctu uctu uctu” oluyor. sonra “otobus gelmis duraga durmus duuut” diyerek buruna bastiliriyor:) Bebeklerin dilini ogrenmek, su yasimda ve su zekamda bebekligime donup onlarin tepkilerini, dusuncelerini ogrenmek istiyorum imkansiz da olsa. Ama yapabilsem cok guzel olurdu bence:)

O zaman ne diyoruz?
uctu uctu uctuuuuu

  • Share/Bookmark

Retrospektif

Denk gelip izleyeniniz oldu mu bilmiyorum ama ben bu programin mudavimlerinden oldum. Retrospektif Numberone ekranlarinda cuma ve pazar gunleri yayinlanan bir show programi. Adinin show olduguna bakmayin, daha cok icerigiyle zengin kimine ogretici, kimine hatirlatici cok guzel bir program.
Gecmisten bugune yabanci ve Turkce muzik, sinema, o donemin haberlerini anlatiyor. Her hafta yeni bir yil,donem seciyor kendine.

Ilk izledigimde yanilmiyorsam 90lari isliyordu ve elime hemen kalem kagit alip anlatilan tum albumleri, sanatcilari yazmis, liste cikarmistim:)

Cuma gunleri kaciriyorum genellikle ama pazar gunleri annemle beraber kacirmadan izliyoruz:)

Mutlaka izlenmesi gereken bir program diyor, tavsiye ediyorum:)

  • Share/Bookmark