<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bloglandım</title>
	<atom:link href="http://www.bloglandim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bloglandim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Apr 2012 12:36:03 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Prensiplerinden odun vermek ve torpil gercegi</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/prensiplerinden-odun-vermek-ve-torpil-gercegi/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/prensiplerinden-odun-vermek-ve-torpil-gercegi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 12:26:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=847</guid>
		<description><![CDATA[Beni bilen bilir. Her ortamda, birilerinin kirilacagini bile umursamadan torpille bir yerlere gelen , isini hallettiren kisileri acimasizca elestirir, bu konuda kimsenin savunmasini bile dinlemem. &#8220;Turkiye`nin gercegi&#8221; palavrasini bile. Benim icin bir insan bir seyleri basarmak istiyorsa emegiyle bunu yapmali, onune cikan gucluklerle bas edip, istedigi seyi elde edebilmeli. Zaten bu zorlu surecte cektigi sikintilar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beni bilen bilir. Her ortamda, birilerinin kirilacagini bile umursamadan torpille bir yerlere gelen , isini hallettiren kisileri acimasizca elestirir, bu konuda kimsenin savunmasini bile dinlemem. &#8220;Turkiye`nin gercegi&#8221; palavrasini bile. Benim icin bir insan bir seyleri basarmak istiyorsa emegiyle bunu yapmali, onune cikan gucluklerle bas edip, istedigi seyi elde edebilmeli. Zaten bu zorlu surecte cektigi sikintilar kisiyi guclendiriyor, ne kadar cok istedigini sinatiyor.</p>
<p>Gerek karakter olarak, gerekse bugune kadar kimsenin buyrugu altina girmedigim icin birilerinin omzu altinda bir seyleri &#8220;basarma&#8221; durumunu yasamadim hic. Ki bana gore bu basaridan cok basarisizlik ornegidir. Kendin basaramadigin icin, o yetiye, o kabiliyete sahip olmadigin icin basarisizsindir. Ve bence omur boyu evin kahyasi gibi seni o yere getiren kisinin buyrugu altinda kalacak, mutsuzluk cekeceksindir. Haketmissindir de.</p>
<p>Bu durumda iki seyi ayirt etmek lazim. 1- Baglantilarini kullanip seni farketmelerini saglamak fakat karari onlara birakmak. 2- Birileri sayesinde karsi tarafa soz hakki birakmaksizin hayir diyemeyecekleri kisi tarafindan bir yerlere getirilmek. Birinciyi hos gorsem de bir yere kadar, ikinci durumu yasayan ve yasatanlaradir aslinda nefretim. Kisisel olarak muzdarip oldugum bir sey yok. Kesinlikle kendin bir yerlere gelemedin, torpilin yok, o yuzden boyle konusuyorsun diye dusunulmesin. Baglantilari kuvvetli fakat kimsenin buyrugu altina girmek istemeyen biri oldugum gibi, kendi kendine ugrasip, digerlerinden farkli oldugumu gosterip bir yerlere hakederek, kendi emegimle girmek istemisimdir her zaman. Sonuna kadar bunu savunup, sonuna kadar ugrasip didinecegim. Bir gun gerek gorur muyum bilmiyorum, zaman ve sartlar neyi gosterecek hic bir fikrim yok fakat elimden geleni yapacagim kendi cabalarimla bir yerlere gelmek icin.</p>
<p><span id="more-847"></span></p>
<p>Aslinda baslikta da belirttigim gibi prensiplerimden ilk defa dun odun verdigim icin bunu yazmak istemistim. Malesef ki ilk defa yukaridaki yazdiklarimla celistigim bir davranista bulundum. Belki yukaridaki saydigim gibi birileri sayesinde bir yerlere gelmedim, fakat birileri sayesinde isimi kolaylastirdim. Bunun icin kendimden ne kadar utandigimi, ne kadar sucluluk hissettigimi anlatamam. Ki anlatmak bile bu durumda bana utanc veriyor sadece.</p>
<p>ALES basvuru sureciyle yakindan hasir nesir oldugumu bi onceki yazida anlatmistim. Sonunda basvurmak icin bir universiteye gittim. Benimki daha cok yol bilmem iz bilmem, okula gitsem nereyi kimi nasil bulurum, sistem nasil isler, kime ne sormaliyim tedirginligiydi. Turkiye`de universite okumadigim icin hiyerarsik duzen hakkinda fikrim olsa bile bazen yanlis dusuncelerim olabiliyor. Daha dogrusu kraldan cok kralci bir duzen oldugunu unuttugum icin isleri karistirabiliyorum, rahatsizligimi rahat dile getirebiliyorum, bu da sikinti yaratabiliyor. Bu kaygilarimdan haberdar olan biri sayesinde universitede benimle ilgilenecek birini ayarlayip okula gittigimde ilk onunla gorusmem gerektigi soylendi. Ben de anlasmamiz uzerine ust duzey bu calisana ugrayip beni yonlendirmesini rica ettim. Bana eslik eden beyle basvuru yapilacak yere gittigimde gordugum o basvuru kuyrugunu hala unutamam. O an onlar mi enayi, ben mi gerizekalinin onde gideniyim bilemedim fakat ne yuzlerine bakabildim ne de vicdanen rahattim. Eminim ki cok kufur yemisimdir ki ben olsam da bildigim bilmedigim hatta en orijinallerini ureterek aklima gelen tum kufurleri sayardim bana. Iceri alindigim farkli bir kapidan tutun, calisanlarin kulagina fisildayarak one alinmamin istenmesine, o yogunlukta icecek ikrami sormalarina kadar ayri bir muamele gordum. Ben zaten utanctan yerin dibine girerken, tek derdim isimi halledip gitmekti. Kaydimi yaptilar, yine binanin farkli bir bolmesi ve kapisindan disari aldilar. O an disariya herkesin ciktigi kapidan ciksam heralde linc edilirdim. Emin olun biri kufretse haklisin der sucumu bilip susardim. Ben boyle rahatsizken onlar ne hissetmistir tahmin edebiliyorum.</p>
<p>Belki de ilk defa hayatimda kendi prensiplerimden bu derece odun verdim. Yapmak zorundaydim&#8230; Hayati torpil olan, her alanda bunun meyvesini yiyenlerin aslinda duzeni bu hale getirdigini anladim. Her yerde torpilin nasil gizli kapilar ardinda, nasil fisildasmalarla gerceklestigine bizzat sahit oldum. Bu duzeni degistirecek gucum yok belki ama prensiplerimden bir daha bu sekilde odun vermemeyi diliyorum kendime. Bu aptal duzenin beni ben yapan karakterimi degistirmesine elimden geldigince izin vermeyecegim.</p>
<p>Baskalarina cektirdigim rahatsizlik icin vicdanim rahat degil. Basvuruda sira bekleyenlerden bu yuzden kalpten ozur dilerim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/prensiplerinden-odun-vermek-ve-torpil-gercegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Imdat! Beni biraz ALES sancisi tuttu&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/imdat-beni-biraz-ales-sancisi-tuttu/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/imdat-beni-biraz-ales-sancisi-tuttu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 10:25:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=843</guid>
		<description><![CDATA[Turkiye`de neredeyse 4. ayimi devirecegim. Denkliktir, okul arastirmalaridir,  abidik sinir bozucu prosedurlerdir derken vakit nasil gecti anlamadim. Pazar gecesi adeta pazartesiye degil de cumaya bagliyor. Zamandan beklentimin oldugu zamanlarda bu kadar cabuk gecmesini anlamlandiramiyorum. Evrene gonderdigim gereksiz bir mesaj sanki. Bence zaman durabilir. Ya da aksin da su aptal belirsizlik donemini cabuk atlatayim.
Neyse efendim, ALES`tir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Turkiye`de neredeyse 4. ayimi devirecegim. Denkliktir, okul arastirmalaridir,  abidik sinir bozucu prosedurlerdir derken vakit nasil gecti anlamadim. Pazar gecesi adeta pazartesiye degil de cumaya bagliyor. Zamandan beklentimin oldugu zamanlarda bu kadar cabuk gecmesini anlamlandiramiyorum. Evrene gonderdigim gereksiz bir mesaj sanki. Bence zaman durabilir. Ya da aksin da su aptal belirsizlik donemini cabuk atlatayim.</p>
<p>Neyse efendim, ALES`tir su ara tek derdim. Turlu turlu soylentiler var, her bir agizdan farkli bir bilgi ciksa da, tek bildigimin yuksek lisansa basvurabilmem icin on sartlardan birinin ALES oldugu. Hani ben &#8220;alamanciyim&#8221; ya, aptal &#8220;gurbetciyim&#8221; ya, bilmedigim isler bunlar benim. Web sitelerinde yazilan prosedurler yaniltici olabiliyormus, her okuduguma inanmamaliymisim. Turkiye`de isler bu yonde ilerlemezmis. Onceki yazdigim yazidaki gibi, bu da aptal &#8220;Turkiye gercekleri&#8221; bidibidisi&#8230; Bu yuzden kimseyle inatlasmiyorum artik. Okudugumu da soylemiyorum, her soylenene tamamdir oyle yaparim, tamamdir sen haklisin, tamamdir bir bildigin vardir gibi cumlelerle gecistiriyorum. Ne yapayim, onlar daha iyi bilirler, &#8220;Turkiye`liler&#8221;&#8230;</p>
<p><span id="more-843"></span></p>
<p>Yabanci uyruklu oldugum icin girecegim sinavin sadece bir formaliteden ibaret oldugunu soyleyenlerin yaninda, ben isimi ihtimallere ya da bir kac universitenin kendi icinde aldigi karara baglamak istemedim. Bu yuzden son zamanlarda sinava hazirlanmaya calisiyorum -kendi capimda-. Ne kadar yeterli olacaktir bilmiyorum. Fakat elimden geleni yapiyorum. Calismama gerek olmadigini, zaten yapabilecegimi soyleyenler cok. Bu beni motive etmenin aksine daha cok endiselendiriyor. Bana bu kadar inanan varken ya kazanamazsam da rezil olursam diye telasa kapilip daha cok calismak istiyorum. Bu da bocalatabiliyor bazen, kendime olan guvenimi kirabiliyor. Oysa sinav icerigi olarak o kadar kolay ki&#8230; Suan kardesimi soksalar matematik kisminda eminim de full olmasa bile bi 80%lik bolumunu cozebilir. Fakat soyle bir dezavantajim var. Matematigi ne kadar kolay bulursam bulayim cozemiyorum bazi konulari. Islemi biliyorum ama elim kolum bagli, yapamiyorum. Yurt disinda hesap makinesiyle islem yapmak zorunluydu. Grafiksel hesap makinesinin icine formuller islenmis, her konuyu o formullere gore cozerdik. Simdi hesap makinesi olmayinca, formuller birbirini tutmayinca elim kolum baglaniyor ve sinirim bozuluyor. Yapabilecegim sorulari yapamamak can sIkIyor. Bu yuzden testlerden cok suan konu tekrari yapiyorum ki islemlerin yolunu ogreneyim, hatirlayayim.</p>
<p>Sinavdan cok beni su ara geren bir sey var ki o da basvuru sureci!</p>
<p>Guya OSYM`nin websitesine gore bugun baslamasi gereken basvurular nedense baslayamadi. Ne websitelerine doldurulmasi gereken form ve bilgileri koydular, ne de bankalardaki hesabi actilar. Dun OSYM`yi arayip YU(yabanci uyruklu) numarasi mi yoksa mavi kartimda bulunan eski TC numarami mi kullanmaliyim diye sormak icin aradim. Mavi kartin ne oldugunu bilmeyi gec (ki olabilir), &#8216;nereden aldiniz o karti&#8221; sorusuna Turkiye konsoloslugundan dememe ragmen &#8220;Turkiye`ye mi bagli&#8221; gibi bir soru sorma gafletinde bulundu calisan. Yok aslinda Afrika`ya bagli ama adini Turkiye koymuslar dememek icin kendimi zor tuttum. Her seferinde artik bu aptal sorulara, memurlara alismaliyim, sasirmamaliyim desem de her seferinde bir onceki kadar sasiriyorum. Onlar normal de ben mi anormalim bilemiyorum. Bunun yaninda dun islemleri ogrenmek (teyit etmek), randevu almak icin bir universitenin rektorlugune tanidigimi gondermis olmama ragmen, rektorlugun ertesi gun baslayacak olan ALES basvurulari icin bir gorevli atamamasi, kimsenin bu konuda bir bilgisinin olmamasi da ayrica sasirticiydi. Normalde basvuru icin bir tarih verilmisse bir gun onceden randevu alip, basvuru tarihinde islemini gerceklestirebilmelisin. En azindan benim mantigim bu yonde isler. Basvuru tarihi vermissen o gun sabah 9.00da web siteni guncellemeli, sistemleri aktif hale getirmelisin ki insanlar islem yapabilsin. Sonra vay efendim yogunluk var, vay efendim yetisemiyoruz, vay efendim sistem coktu diye mizmizlanirsin tabiyki eger belirttigin tarihte basvuru yapilmasini engellersen. Kaldi ki devletin bir kurumu olarak senin atiyorum &#8220;10 gun sure var, iki gun sonra sistemi acsam ne olur&#8221; gibi bir mantikta bulunma luksun yok. Baslangic ve bitis tarihini sen belirlersin ama hangi gun basvuracagimi ben belirlerim. Sen isini dogru yapmazsan benim de islerim aksar&#8230;</p>
<p>Neyse iste&#8230; Derse calismak mi sancili, basvuru icin aptal prosedurlerle ve memurlarla muhatap olmak mi diye sorarsaniz, elbette bu prosedurler, basvuru asamasi sancili. Hatta krampli. Calismak hic olmazsa zevkli, eglenceli bazen kasintili ama yine de benim sistemime programima gore bir isleyisi var. Baskasina hele de bir devlet kurumuna, memuruna bagli olma zorunlulugu yok.</p>
<p>Hakkimda hayirlisini diliyorum. Umarim rahat geciririm bu donemi, guzel sonuclarla atlatirim bu sinavi. Tabii basvuruyu yapabilirsem&#8230;Allah yardimcim olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/imdat-beni-biraz-ales-sancisi-tuttu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asker Ugurlamasi&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/asker-ugurlamasi/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/asker-ugurlamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 01:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=839</guid>
		<description><![CDATA[Ben ne kadar vedalardan kacsam da kaderim midir bilmem, kendim veda etmesem de hep bir veda halleri icinde buluyorum kendimi. Yasamak isteyecegim son sey oldugu gibi, gormek bile beni yeterince etkiliyor.
Gectigimiz haftalarda yaptigim bir otobus seyahatinde malesef bir vedaya denk geldim. Vedalarin belki de en kotusu, asker ugurlamasiydi. Daha once asker ugurlamasini sadece askere gidecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben ne kadar vedalardan kacsam da kaderim midir bilmem, kendim veda etmesem de hep bir veda halleri icinde buluyorum kendimi. Yasamak isteyecegim son sey oldugu gibi, gormek bile beni yeterince etkiliyor.</p>
<p>Gectigimiz haftalarda yaptigim bir otobus seyahatinde malesef bir vedaya denk geldim. Vedalarin belki de en kotusu, asker ugurlamasiydi. Daha once asker ugurlamasini sadece askere gidecek olan erkegi havada hoplatmak ve konvoylarla ugurlamak olarak sandigim icin kendimden utandim. Hatta gordugum kareler daha askeri yolcu etmeden  beni o kadar etkilemisti ki, ben sevgilimi gondermem arkadas! diye kendi kendime soylenmeye bile baslamistim&#8230;</p>
<p>Er kisi o kadar guclu gorunmek zorunda miydi bilmiyorum, fakat arkadaslari onu hoplatirken, annesinin, sevgilisinin ve yakinlarinin aglamasi onu hic mi etkilememisti diye dusunmustum ilk etapta. Erkekti, aglamaz miydi acaba? Gercekten bir erkek aglamamasi gerektigi icin mi aglamazdi o an? Cok sordum bu soruyu kendime. Baba desen yine ayni sekilde. Gururla ogluna bakiyor, gozlerinin ici guluyor gorunse de sanki cani aciyordu.</p>
<p>Otobustekiler merakli gozlerle disaridakileri, aglayanlari, askeri ve vedalasmayi seyrederken, aglayanlara uzulurken, kim dusundu ki askerin otobuse bindikten sonra yalniz kalacagini? Asil yalnizligin ona koyacagini? Ilk defa hayatimda o an aslinda geride kalan degil, giden icin her seyin daha zor oldugunu dusundum.  Aglayan gozleri geride birakmak, hep o ani hatirlamak&#8230; Bilmiyorum. Hic tanimadigim insanlarin beni bu kadar etkilemesi sanirim bir gun bunlari benim de yasayacagimi dusunup empati kurmamdan kaynakliydi. Dayanabilir miydim acaba? Ya da onlar dayanabiliyorlar mi? Her sey asker gidene kadar mi?</p>
<p><span id="more-839"></span></p>
<p>Neyse ki sonunda otobus hareket eder, aglayan gozler gideni izler, sular askerin sag salim geri gelmesi icin dokulur ve asker icin askerlikten zor bir maraton, veda fasli sona ermistir. Ya o yol nasil gececektir? Ilk defa bir otobuste olmak istemedim, otobus yolculuklarini cok severimm oysa. O askerin oldugu otobuste olmayi isteyen, onunla beraber gitmek isteyen, ya da gitmemesini isteyen onca insan varken, hareket etmis o otobuste olmak hic ama hic istemedim. Ben onlarin yerinde olsam o otobusun bir an once geri gelmesini isterdim cunku&#8230;</p>
<p>Sukur ki asker otobuste babasiyla beraber yolculuk yapiyordu. Yaklasik olarak bir saatlik bir mesade babasi inecekti. Otobus seyahatinde yaninda bir insan varsa ne yaparsin? Konusur, tanisir muhabbet edersin, selamlasirsin ya da ne bileyim, goz temasin olur degil mi farkinda olmadan bile? Bu baba ogul o kadar kactilar ki iletisim kurmaktan, o bir saatlik yolda tek yaptiklari sey birbirlerinin omuzlarini sivazlamakti. Arada bir gulumsuyorlar ama gozlerini kacirmayi da ihmal etmiyorlardi. Sonunda o guclu baba otobusten inecek ve oglu yalniz yoluna devam edecekti. Oglu babasina ceketini giydirdi, elini optu. Babasi tam merdivenlerden inerken ogluna, &#8220;seni seviyorum oglum&#8221; dedi. Iste o an koptum ben zaten. Anneler duygularini kolayca ifade etseler de, babalar ozellikle sevgilerini belli edemezler. Hele bir babanin ogluna &#8220;seni seviyorum&#8221; demesi&#8230; Bilmiyorum ama belki de hayatinda ilk defa soylemistir&#8230; Oglu o kadar etkilenmis olacak ki, babasi indikten sonra gozluk camindan damlayan yaslari gordum. Agladigini belli etmemek icin silemiyordu da ustelik. O guclu gorunmek &#8220;zorunda&#8221; olan asker, artik birakmisti tum duygularini. Artik ailesini, sevdiklerini geride birakip yoluna bakmak zorundaydi.  O doktugu goz yaslari veda ederken akitamadiklariydi belki de&#8230;</p>
<p>Zordur vedalar&#8230; Zormus vedalar&#8230;</p>
<p>Kimsenin gecici de olsa sevdiklerinden ayrilmamasi dilegimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/asker-ugurlamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye`nin Gerçekleri&#8221; adli kitabi ariyorum</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/turkiyenin-gercekleri-adli-kitabi-ariyorum/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/turkiyenin-gercekleri-adli-kitabi-ariyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2012 00:53:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=834</guid>
		<description><![CDATA[Evet, varsa boyle bir kitap hemen alip edinmek istiyorum. Yoksa da eger bir an once yazilmasini umuyorum. Neden mi?
Iki ayi askin bir suredir Turkiye`deyim. Bundan sonra da kalmaya niyetliyim kismetse. Sorun su ki, geldigimden beri attigim her adimda, girdigim her kurum ve kurulusta, sokakta, markette, insan ile olan iletisimlerimde, dusunce yapimda ya da yapilarinda, akraba, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, varsa boyle bir kitap hemen alip edinmek istiyorum. Yoksa da eger bir an once yazilmasini umuyorum. Neden mi?</p>
<p>Iki ayi askin bir suredir Turkiye`deyim. Bundan sonra da kalmaya niyetliyim kismetse. Sorun su ki, geldigimden beri attigim her adimda, girdigim her kurum ve kurulusta, sokakta, markette, insan ile olan iletisimlerimde, dusunce yapimda ya da yapilarinda, akraba, aile, arkadas ziyaretlerinde, her seyde ama HER SEYDE duydugum en temel soz, &#8220;BURASI TURKIYE&#8221;.</p>
<p>Nerede oldugumu, nerede yasadigimi ya da yasamaya niyetli oldugumu biliyorum. Dogumumdan itibaren yurt disinda yasamis bir insan da degilim ustelik. Tamam hayatimin onemli bir bolumunu yurt disinda gecirmis olabilirim fakat uzayda da degildim hani. Ucaga binsen buradan 3 bucuk saat uzaklikta bir mesafe.</p>
<p>Birileri sanki bana bir yalan soylemiste, gercegi baskalarindan ogreniyor gibi hissediyorum kendimi.</p>
<p>&#8220;TURKIYE`NIN GERCEKLERI&#8221;. Bunu her duydugumda irkilir oldum artik. Ben ulkenin gerceklerinin yalan, duzenbazlik, sahtekarlik, torpil, ayak kaydirma, kuralsizlik, duzensizlik, tembellik, saygisizlik oldugunun farkindayim. Abartmadim evet, geldigimden beri gercek diye nitelendirilen konular bunlar. Fakat duzenli, saygili, kurallari olan, ahlaki degerleri yuksek, torpil islemeyen, caliskan bir Avrupa ulkesinden gelmis olmam demek Turkiye`nin sozde gercekleriyle basa cikamayacagim anlamina gelmiyor. Tamam baslangicta zorlandigim, ya da unuttugum &#8220;Turkiye gercekleri&#8221; karsima cikmiyor degil, fakat bununla ovunulmemeli be. Zorlandigim zamanlarda, mantigimin kaldirmadigi konularda kehkeh diye gulunup &#8220;burasi Turkiye&#8221; denmemeli. Bu ovunulecek bir sey degil.</p>
<p>Ben de biliyorum, Turkiye`de halan, dayin ya da yukarida adamin varsa islerinin hallolacagini, ya da ben de biliyorum trafik kurallarinin olmadigini, ben de biliyorum insanlarin sira beklerken saygisizca onune gecip sansini denedigini, ben de biliyorum ahlaksizca insan haklarina tecavuz edildigini, ben de goruyorum pek muhterem devlet memurlarinin nasil mesai saatlerini gecirdiklerini, farkindayim engellilere cektirilen eziyetlerin, izliyorum insanlarin sira beklerken olduklerini, ya da ceplere indirilen paralari.  Ama bunlara sasiriyor olmam bilmedigimden degil, sadece insanlarin bunlari kabullenip sahiplenmesinden kaynakli.</p>
<p>Soruyorum, merak ediyorum. Var mi &#8220;Turkiye`nin Gercekleri&#8221; adinda bir kitap? Calisip, gerekirse sinava girip artik bu gereksiz muameleden kurtulayim. Yoksa tek tek not edip ben bir kitap yazacagim.</p>
<p>Kendimi gurbetci hissetmedigim gibi, bu ulkenin vatandasi olmasam bile Turk olmaktan, Turkiye`de olmaktan memnunum. Sizin coktan kabul ettiginiz sozde &#8220;gercekleri&#8221; degistirmek icin Turkiye`ye geldim. Insan gibi yasamayi hepinize ogretecegim.</p>
<p>Sevgilerle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/turkiyenin-gercekleri-adli-kitabi-ariyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir hikaye&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/bir-hikaye/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/bir-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 04:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=832</guid>
		<description><![CDATA[Icimden geldi bir hikaye anlatmak istiyorum:) Karsiliksiz baslayan ve yaklasik 3 yil kadar karsilik bulunamayan bir askin oykusunu anlatacagim. Kahramanlarimizdan karsiliksiz ask ceken kisi tabiyki her zamanki gibi bir kiz. Pesinden kosturup kiza iskenceler cektirense bir erkek. Nedense ne gercek hayatta ne de hikayelerde bu gercek hic degismiyor ya neyse  
Lisenin ilk yillarindan itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Icimden geldi bir hikaye anlatmak istiyorum:) Karsiliksiz baslayan ve yaklasik 3 yil kadar karsilik bulunamayan bir askin oykusunu anlatacagim. Kahramanlarimizdan karsiliksiz ask ceken kisi tabiyki her zamanki gibi bir kiz. Pesinden kosturup kiza iskenceler cektirense bir erkek. Nedense ne gercek hayatta ne de hikayelerde bu gercek hic degismiyor ya neyse <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Lisenin ilk yillarindan itibaren gonlunu okulun en zeki, en yakisikli gencine kaptiran bu kiz gunun birinde aldigi gazla bu cocuga ask mektubu yazmak ister. Tabiyki basina geleceklerden bi haber, alacagi cevabi umutla beklemektedir. Fakat cocuk, kizin ne adini bilir ne de varligindan haberdardir. Kizin arkadaslari mektubu alip almadigindan emin olmak icin okulda kizin adini cocuk gecerken yuksek sesle soyleyerek cocugun farketmesini saglarlar. Zavalli kizcagiz nereden bilsin basina gelecekleri&#8230; Cocuk kizin adini duyunca kiza yaklasir ve yazdigi mektubu kiza uzatir. Kizcagiz nereden bilsin ki kendi mektubunu geri verecegini, hem de sinav kagidi gibi hatalari duzeltip not verecegini bu okuzun, pardon cocugun. Kizcagiz bir umutla mektubuna karsilik aldigini sanar fakat acinca hayal kirikligina ugramistir. Okuldaki tum kizlar bu cocugun pesindedir. Bu yuzdendir ki okulda alay konusu olmustur kizcagizin mektubu. Gururu incinmesine ragmen bu cocuk her firsatta kizi incitmeye, onun zekasini kucumseyerek albini kirmaya devam etmektedir. Bu arada kizimiz okulun en dusuk sinifinda, cocukta elbette en zekilerin sinifindadir.</p>
<p>Gel zaman git zaman kizin aldigi nefese kadar her aninda o vardir. Hayal kirikliklari, gururunun incinmesine ragmen onu sevmeye devam etmektedir. Kizcagiz babasiyla yeni bir evde yasayacaktir. Fakat tasindigi gun 2 siddetinde bir depremde evleri yikilir. Evet siddeti 2 ve bu siddette yikilan bir ev, saka gibi di mi ? Neyse, kizimiz ve babasi cok sukur sag salim kurtulurlar. Babasinin cocukluk arkadasi bu olayi haberlerde seyrederler ve uzun suredir onlari aradiklarini ve bulamadiklarini anlatarak haber merkezinden aileye ulasirlar ve beraber yasamak isterler. Asil hikayemizde burada baslar.</p>
<p><span id="more-832"></span></p>
<p>Dunya o kadar kucuk ki, kizin babasinin arkadasi bu cocugun babasidir. Her ikisi de baslarina geleceklerden habersizdir. Cocugun annesi kizin esyalarini tasimasina yardim etmesi icin cocugu arabaya gonderir ve karsilasirlar. Allah`in isi iste, ikisi de sok olurlar. Tabiyki bu durumda avantajli olan, sevdigi adamin her anina sahit olacak olan kizimizdir. Heyecandan karnindaki kelebekleri susturamaz. Ayni banyoyu paylasmak, ayni sofrada yemek yemek, ayni cati altinda uyumak hayal etse bile aklina gelemeyecek kadar uzak bir ihtimaldir. Cocuk elbette okuzluklerine devam etmekte, kizi her an bozmakta, onu incitmekdir. Kizcagiz oyle hayata gulumseyen, sicakkanli, sevecen biridir ki, cocugun annesi onu kendi kizi gibi gorup coktan ogluyla evlendirme niyeti edinmistir bile.</p>
<p>Cocuk ayni evde yasamaktan cok rahatsizdir. Ailesi okula beraber gitsinler isterken cocuk beraber gorunmek bile istemez. Fakat buna ragmen golgesini hic esirgemez. Tehlikeli durumlarda yaninda ilk beliren odur. Okuz olmasina ragmen bir o kadar da korumaci biridir. Dedim ya, cocuk cok zeki, cok yakisikli, acayip karizmatiktir. Zekidir fakat hic ders calisan bir ogrenci degildir. Sadece kitap okur, muzik dinler. Anasi onu oyle dogurmus n`apalim:) Bir gun bu yine kizcagizi okulda herkesin icinde asagilar ve iddiaya girerler. Cocuk okulun ilk 50 listesinde birinci siradadir. Kizin da ilk 50ye girmesi uzerine iddiaya girerler. Fakat sorun su ki kizimiz ders calismaktan nefret eder, calissa bile anlamaz. Salak degildir fakat zeki de degildir. Aslina bakarsaniz guzel de degildir. Fakat acayip tatli, guldu mu dunyalari gulduren, sempatik bi yapisi vardir. Enerjisi bile gunes gibi etrafi aydinlatmaya yeter. O kadar inatcidir ki, yapamazsin denileni, ondan istenileni, bekleneni yapmak icin gerekirse yaralanir, gerekirse uyumaz fakat basarincaya kadar ugrasir. Cocuk bununla dalga gecip, salak oldugunu her an ima ederken, kiz calismalarini surdurur. Ayni evde yasiyor ya bunlar, kizimiz bu gencten yardim ister. Tabiyki kabul etmez fakat annesinden aldigi cocukluk fotografini okulda herkese gosterecegini soyleyerek, santajla cocugu calistirtmaya ikna eder. Sabahlara kadar kendisini calistirtip siralamaya girer. Elbette 50. siradan:)</p>
<p>Annesi kizimizi cok sevdigi ve aralarini yapmak icin kizla gencin spor cantalarini yanlis verir, gizlice cektigi fotograflarini kitabinin arasina koyar. Cocuk kizla beraber ayni evde yasadigini gizli tutmasini istedigi icin kimse bilmiyorken bu durumu, annesinin muzurluklari sayesinde herkes ogrenir.</p>
<p>Gel zaman git zaman, cocuk kizimizdan etkilenmeye baslar fakat bunu kendisine bile itiraf edemedigi icin kiza cektirmeye devam eder. Universite sinavlari yaklastigi donemde kizimiz bir universiteye sans eseri yerlestirilir. Cocukta bu okula gitmeye karar vermistir, kizin onu eglendirdigi gerekcesiyle. Kizimiz bu durumdan acayip memnundur. Fakat universitede guzel ablalarin olacagindan habersizdir. Gittigi ilk gunden kiskanacagi biri cikmistir karsisina. Alimli, zarif, hos, zengin bir hatun coktan sevdigi adamla ayni sinifa dusmustur. Isin kotu yani bu kiz da hoslanmaya baslamistir cocuktan. Yakin arkadas olurlar, beraber projeler yaparlar, eglenirler. Cocuk tamamen arkadasca yaklassa da, kizin duygulari yogunlasir.</p>
<p>Elbette benim minik kizcagizimin elleri armut toplamaz. Bunlar okulun tenis klubune gittikleri icin kizimiz da yazilmaya karar verir fakat tenisin t-sinden anlamaz. Gece gunduz calisip ogrenmeye calisir. Hayatinin merkezine koymustur bir kere. Tum planlarini ona gore yapar, hayallerinde sadece o vardir.</p>
<p>Cocugun babasi kalp sorunlari gecirmistir. Bu nedenle isine bir sure ara verecektir. Cocuktan islerin basina gecmesini isterler. Istememesine ragmen bir sureligine islere bakmaya karar verir fakat sirketin durumu kotuye gittigi icin zorlanacaktir. Tam bu zamanda sirkete yatirim yapacagini soyler baska bir sirket. Yalniz soyle bir sorun olusur. Cocuk o kadar etkilemistir ki sirket sahibini, adam torunuyla tanismasi sartiyla yardim edecegini soyler. Cocuk bulusmaya gider ve ne gorur? Cocuktan hoslanan diger hos, zengin hatundur karsisina cikan. Dedesi evlenmelerini ister, kiz tabiyki bu durumdan memnundur. Cocuk sans vermek ister tanimak icin. Kizimiz bunu duyunca yikilmistir cunku daha bir hafta cocugun kendisine sans verecegini fakat oncesinde derslerini duzeltmesi gerektigini soylemistir.</p>
<p>Artik kizimiz ne ortak derslere girer, ne de karsisina cikar. Cocugu her seferinde unutacagina kendine soz verse de, bunu ne kalbine dinletebilir ne de uygulayabilir. Cocugun gozleri kizi arar fakat yine de sormaz, yaklasmaz, mesafeli, kiricidir. Okuzdur iste. Bir erkekten sicaklik, duygusallik beklemek zaten basli basina salaklik degil mi? Kiz duygusaldir, verir. Erkek hep alir, hep alir. Neyse iste. Bu sirada  kizdan yillardir deli gibi hoslanan baska bir cocuk vardir. Kiz bununla denemek ister, bir aksam bulusurlar. Kiz mutsuz, uzgundur. Malesef yine bu cocuk ve diger kizla karsilasirlar. Cocuk yine okuzlugunu konusturarak diger kizin yaninda kucuk dusurur bunu. Kiz kacarcasina oradan uzaklasirken, cocuk aslinda kiskandigi icin asagilamistir. Fakat bunu kendisi bile bilmez.</p>
<p>Sonunda zengin kizla bu cocuk evlenmeye karar verirler fakat cocuk sevdigi icin degil, sadece sirketi kurtarmak istedigi icin bu karari alir. Bu haberle kizimiz yikilmistir. Bu uzgun halini goren babasi o evden tasinma karari alir. Kizimizdan hoslanan cocuk buna evlenme teklif etmistir. Sevdigi adamin evlenecegini ogrenen kizimiz zor bir karar verir, istemese de evlenmenin belki de tek cozum olacagini dusunur. Bu durumu babasiyla konusur, babasi istemese de onaylamistir, cunku cocugun sevgisine inanir.</p>
<p>Kiz evlenme kararini aciklayacagi gun kizin okul arkadaslari cocuga bunu soylerler. Tabiyki okuz ya, ilgilenemez gibi gorunup, o aksam sokakta belirir. Hava yagmurludur. Kizla tesaduf karsilasmis gibi yapar. Konusurken kizin kararini merak ettigini sorar cocuk. Kiz evlenecegini soyleyince sevip sevmedigini sorar. Kiz sevdigini, ona iyi davrandigini, yillarca sadece onu bekledigini, artik kirilmak uzulmek istemedigini soyleyince cocuk sinirlenir, sevip sevmedigini tekrar sorar. Kizin salterleri artmistir. Yillarca sevdim, bekledim de ne oldu? Hep pesinden kosan, buna ragmen hep kucuk gorulen, asagilanan, hic umut verilmeyen ben oldum diyerek aglamaya baslar. Cocuk bir daha asla benden baskasini sevdigini soyleme diyerek kizin dudaklarina yapisir. Elindeki semsiye artik yerdedir. (Cok duygusal di mi ? <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Her okuzun icinde aslinda bi duygusallik yatiyor da, iste&#8230; )</p>
<p>Cocukla beraber eve girdiklerinde kizin babasi evden tasinma kararlarini soylerken, cocuk kizin elinden tutarak ben evlenmek istiyorum kizinizla der. Yuzlerdeki saskinlik ve mutlulukla herkes sok olmustur. Cocuk okulu bitirince evleneceklerini aciklasa da annesi bu firsati kacirmaz, hemen haftaya dugunu yapar. Cirkin ordek yavrusundan adeta bir kuguya donusur kizimiz.</p>
<p>Peki ya diger kizla cocuga ne  mi olmustur? Ne onemi var ki simdi, mutlu bitmis bir hikayede kotulerin sonunu anlatmaya? <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Onlar erdi muradina, darisi tum sevenlerin basina <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Hikayeden bir mesaj cikarmak gerekirse; Kadin her zaman daha cok sever, kadin her zaman erkegin pesinden kosar, kadin her zaman daha cok incinir, incitilir, kadin her zaman bekler. Erkek her zaman hislerinin farkina gec varir. Erkek, kaybettigi zaman elindekinin degerini anlar. Surekli yanindaysan, surekli hislerini belli edersen senden kacar. Ne yapalim, okuzluk yapilarinda var <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Mutlu sonlara bayiliriim:)</p>
<p>SON!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/bir-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cagin en &#8220;tatli&#8221; hastaligi: alzheimer</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/cagin-en-tatli-hastaligi-alzheimer/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/cagin-en-tatli-hastaligi-alzheimer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 14:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=828</guid>
		<description><![CDATA[Alzheimer hakkinda cok sey soylenir, yazilir. O kadar urkutur ki insani. Semptomlarindan tutun, ailede bu rahatsizligi olanlarin cektikleri cileleri anlatmalarina kadar o kadar ocu gibi bahsedilir ki&#8230; Halbuki hicte anlatildigi gibi degilmis bunu gordum dun. Elbette derslerde okudum, ogrendim ama hayatimda ilk kez bir alzheimeri olan biriyle tanistim. Hayatimda gordugum gorebilecegim belki de en seker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer hakkinda cok sey soylenir, yazilir. O kadar urkutur ki insani. Semptomlarindan tutun, ailede bu rahatsizligi olanlarin cektikleri cileleri anlatmalarina kadar o kadar ocu gibi bahsedilir ki&#8230; Halbuki hicte anlatildigi gibi degilmis bunu gordum dun. Elbette derslerde okudum, ogrendim ama hayatimda ilk kez bir alzheimeri olan biriyle tanistim. Hayatimda gordugum gorebilecegim belki de en seker amca. Tanismadan once alzheimer sebebiyle cok unutkan oldugu, tekrar tekrar ayni seyleri anlatip sorabilecegi soylenmisti. Zaten hastaligin icerigini bildigim icin tanimadan tanimis kadar olmustum. Guler yuzu, sicak davranislari, hos sohbeti derken saatin nasil gectigini anlamadim. Amca`nin esi de eski sosyetelerden, gozleri sonradan gormemesine ragmen bir o kadar bakimli, temiz, hunerli ve kendi isini kendi halleden cok tatli bir teyze. Oyle uyumlu bir ciftler ki, Edi ve Budu sanki. Atismalarini, muhabbetlerini seyretmek cok keyifli.</p>
<p><span id="more-828"></span></p>
<p>Neyse,  bu amca hastaligi sebebiyle banyo yapmaktan nefret edermis. Ayda bir belki zorla yaparmis. Onu da kendi istegiyle degil, gormeyen gozleri olan esi onu banyoya kilitler, banyo yapmadan cikmasina izin vermezmis. Tabiyki bunu duyunca insan irkiliyor ama ne yaparsin, hem yaslilik, hem de hastalik. Yasli dediysem oyle kendini birakmis bir amca degil. Saclarini tarayip, misafir geldigi icin suslenen, insan karsisina iyi gorunumlu cikan bir amca. Muhabbet esnasinda kac kez hosgeldin dedigini, okulumu bitirdigim icin tebrik ettigini hatirlamiyorum. Hepsinde sanki ilk kez duyarmiscasina tesekkur ettim. Teyzecim de her seferinde &#8220;unutkandir o biraz&#8221; uyarisini da yapmadi degil:) Yaslilarda bilirsiniz gecmisten girdikleri zaman bir daha oradan cikamazlar. Amca da o guler yuzuyle gecmise bir girdi, cocuklugundaki olaylardan anlatmaya baslayip, kac kardes olduguna, buyuk babalarina, mal mulklerine, kimlerden olduklarina kadar anlatti. Anlatti derken &#8220;haa biz uc kardesiz demis miydim&#8221; diyerek, bir kac kez ayni seyleri tekrarlayarak. Dinlemek zevkliydi. Bir hastaligin bir insana bu kadar yakisacagini dusunmezdim. Fakat cagin en tatli, hos muhabbetli hastaligi alzheimermis bunu gordum. Elbette Allah kimseye vermesin ama beterinden de saklasin. Ha bu arada amca ve teyzenin seker hastaliklari da varmis, buna ragmen cocuk gibiler ve cikolatalari yemek icin sabirsizlaniyorlar. Kontrolu de elbette size dusuyor.</p>
<p>Yaslilarin bu cocuksu hallerini gordukce aslinda yasliligin o kadar da kotu olmadigini, birikimin, deneyimin, hos sohbetin onlarda oldugunu hatirlatiyor insana. Misafirden, yemekten yedirmekten o kadar hoslaniyorlar ki, &#8220;zamaninda evimizden cikmazlardi, simdi kapimizi calmiyorlar&#8221; sozunu onlardan duymak bile insani yaslanmaktan korkutuyor. Bugun dost bildiklerinin yarin yaninda olamayacaklari, yaslandigin icin senden uzaklasacaklarini dusunmek cok kotu. Isallah yalniz kalmadigim, gelenimin gidenimin kesilmedigi bir yasliligim olur.</p>
<p>Ne yalan soyleyeyim, oturdum yaslandigimda nasil olacagimi dusundum. Zaman oyle cabuk geciyor ki, bir filmin senaryosu gibi. Cocukluk, genclik, yaslilik. Yine de zamanin o kadar hizli akmasini istemiyorum. Yasamak istedigim o kadar cok sey var ki. Umarim yaslandigimda yapmak istediklerimin hepsini gerceklestirmis olurum. Umarim sevdiklerim yanimda olur; esimle, cocuklarimla birlikte huzurlu bir yaslilik geciririm.</p>
<p>Ha demis miydim; huzurlu bir yaslilik gecirmek istiyorum:))</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/cagin-en-tatli-hastaligi-alzheimer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni bir sayfa, krizler donemi ve sonunda Turkiye</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/yeni-bir-sayfa-krizler-donemi-ve-sonunda-turkiye/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/yeni-bir-sayfa-krizler-donemi-ve-sonunda-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 01:33:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=823</guid>
		<description><![CDATA[Yaklasik son 3-4 haftadir yasadigim yogunluk ve yorgunluktan oturu sanirim en dogru zamanda sonunda yazabilecegim her seyi. Uzun zaman once yazmistim, artik Turkiye`ye gitme zamaninin geldigini ve bunun icin atlatmam gereken badireleri. Yazinin ne kadar uzunlukta olacagini kestiremedigimden,elimin de ayarinin olmadigindan dolayi kisa kisa notlarla anlatmaya calisacagim.
Yeminli tercuman krizi: Turkiye`de ogrenimime devam etmek istedigimi daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklasik son 3-4 haftadir yasadigim yogunluk ve yorgunluktan oturu sanirim en dogru zamanda sonunda yazabilecegim her seyi. Uzun zaman once yazmistim, artik Turkiye`ye gitme zamaninin geldigini ve bunun icin atlatmam gereken badireleri. Yazinin ne kadar uzunlukta olacagini kestiremedigimden,elimin de ayarinin olmadigindan dolayi kisa kisa notlarla anlatmaya calisacagim.</p>
<p><strong>Yeminli tercuman krizi:</strong> Turkiye`de ogrenimime devam etmek istedigimi daha once anlatmistim. Bunun icin de atmam gereken ilk adim diplomami Turkce`ye cevirtmek olmaliydi. Neredeyse bir ayimi bu krizle gecirdim diyebilirim.<strong> </strong>Kimlere mail gonderdim, kimleri aradim hesabini tutamadim. Ya ucuk fiyatlar bictiler, ya da bulduklarimi internette arastirdigimda arkadas bulma sitelerine uye olan benim tabirimle &#8220;sapik&#8221; kisilerle karsilastim. Elbette boylesine guvenip tercumemi yaptiramazdim. Sonunda annem imdadima yetiserek en dogru adresi buldu. Isin tek kasici tarafi tercumelerdeki memnuniyetsizlik ve kac kez bunu degistirme talebimdi. Turkce`ye benim kadar hakim olmayan birinin Turkce ceviri yapmasi canimi siksa da, baska carem olmadigini dusunerek tercumemi yaptirdim. Isin tercume boyutundan sonra konsoloslukta onaylatma kismi vardi. Meger tercumeyi yaptirmakla is bitmiyormus, bir de bunu notere onaylattirmak gerekiyormus. Bu da demek oluyor ki cifter para soygunu. Ne yapacagim, tabiyki elim mahkum, yaptiracagim. Gelelim konsolosluk badiresine&#8230;</p>
<p><strong>Konsolosluk cilesi: </strong>Benim sanssizligim bedelli aciklanmasiyla ayni donemde konsolosluga gidecek olmakti. Yurt disinda yasayan Turkler yeni bedelli yasasindan &#8220;faydalanmamak&#8221; icin eski yasadan faydalanmak adina konsolosluk onunde kuyruga girmis, geceden kapi onunde yatar olmuslar. Elim mahkum, Turkiye`ye gitmeden yaptirmak zorundayim ve bir haftam var. Tabiyki gitmek zorunda kaldim ve o yogunluga sahit oldum. Neyse ki askerlik isimin olmadigina inandirarak oncelik sahibi oldum. Fakat sunu da gordum ki, bizim milletimiz sira kulturunden yoksun. Numara cekmesine ragmen guya en zeki o gibi baskasinin onune geciyor, uyardiginizdaysa sanki hatayi siz islemiscesine sinirli surat ifadesiyle geri cekiliyor. Bunun yaninda Turk memurunun yavasligi gozlerden kacmadigi gibi &#8220;ben robot muyum, bekle&#8221; gibi azarlamalari da ihmal etmiyor. Neyse ki konsolosluk isimi bekledigimden daha hizli hallederek stresten cektigim mide agrilarimin yersiz oldugunu anladim. Haa unutmadan, sadece on sayfaya tek muhur vurdugu halde sayfa basina aldigi yuklu parayi da unutmamak lazim noterin. O gun dedim ki kendi kendime, sen yanlis yoldasin. Gel bi noter ol, tek muhurle omur boyu yasarsin. Bi gun kismet olur da cocugum olursa ben yapamadim ama sen bari noter ol diye tum baskimi uzerinde kullanacagim. Ailemin yapmadigini ben cocuguma yapacagim evet.</p>
<p>Konsolosluk iskencemi de atlattiktan sonra, yasadiklarimin belki de en dokunani veda krizi oldu.</p>
<p><span id="more-823"></span></p>
<p><strong>Veda krizi:</strong> Annem hayatimda belki de hic olmadigi kadar destek oldu bu konuda bana. Beklemiyordum bu kadarini hic. Eskiden lafini bile ettirmeyen annem, o gune kadar bana bir sey soyleme diye uyaran annem, artik herkese benim Turkiye`de yuksek lisans yapacagimi soyluyor, bense &#8220;durun bakalim, daha sinava girecegim&#8221; diyerek saskinligimi bastrmaya calisiyorum. Herkes anneme &#8220;dayanabilecek misin&#8221; derken annemin &#8220;digerlerine nasil dayaniyorum&#8221; diyerek cevap vermesi, beni digerlerine karsi bu kadar savunmasi, bana ,isteklerime bu kadar inanmasi beni oldukca hayrete dusurdu acikcasi. Korkmaya da baslamistim ustelik. Ya beceremezsem, ya hayal kirikligina ugratirsam? Son iki aydir neredeyse aldigimiz her nefesi beraber soluyor, her dakikamizi beraber geciriyor, ustelik hicte tartismiyorduk. O kadar alismisiz ki birbirimize, gidecegime bile sevinemez olmustum. Gerek karakter olarak, gerekse aldigim egitimden dolayi ne kadar iyi gozlemci oldugumla ovunuyorsam annemin bu konuda benden iyi<strong> </strong>oldugunu farkettim. Benim ne kadar sikildigimi, ne istedigimi, gecmiste stajimda neler yasadigimi ve is hayatina girersem aynilarini yasayip ne kadar psikolojimin bozulacagini bilerek bence gelecege yonelik benim icin en iyi olanin gitmek oldugunu anladi. Staj yerimdeki gibi bir ortamda calismami asla istemiyor, fakat orada ise baslarsam da ondan farksiz bir ortamda olmayacagimin da bilincindeydi. Bence beni bu konuda desteklemesinin en temel nedeni de buydu. Ama yine de sasiriyordum. Ben annem istemeyecek, bense bildigimi okuyacagim, kotu ayrilmasakta annemden gonulsuz isler yapacagim saniyordum, Neyse ki (cok sukur) simdilik bunlari yasamadim, yasamayi da ummuyorum. Neyse, son bir hafta hatta bir kac gun onceden evdeki sessizlik, her gun daha cok kenetlenmek ama gozlerdeki bugulu bakis, yasamak istedigim en son seydi fakat kacinilmazdi. Her aksami dolu dolu gecirip bol bol guldurmeye calissam da zordu. O gun, o an catmisti. Annem de benim gibi, vedalardan hic hoslanmaz, bunu seremoni haline getirmekten de nefret eder. Benim gibi duygusaldir, kendine hakim olamaz. Bunu yaptirmamak icin kardesimi bi gece oncesinden opup, sanki yarin aksam beraber yemek yiyecekmisiz gibi vedalastim. Annem sarilmama bile izin vermedi o ayri. Veda degildi bu cunku ona gore. Biliyordum ki annem gece uyuyamayacakti, uyumadi da. Sabah o da ben de saatler gecsin de gidelim bitsin bu huzun bakislari atiyorduk birbirimize. O an dayanamadim, sarilmadan agladim, annem o kadar guclu gorunmeye calisiyordu ki, dayanamadi o gozleri. Bindim arabaya kacarcasina, geride biraktiklarimi dusunerek&#8230;</p>
<p>Havaalanina gidene kadar hislerim o kadar karisikti ki. Bir yandan bir kac saat sonra gorecegim sevgilimi dusunuyor, diger yandan acaba annem simdi ne halde diyordum kendi kendime. Hani &#8220;hem aglarim hem giderim&#8221; mantigi var ya evlenen kizlarda, benimki de o hesapti belki de. Hayatimin en karisik hissi buydu bence. Hayatin gercegi bu heralde, &#8220;her disi kus yuvadan bir gun ucacaktir&#8221;. Tabi yok boyle bir soz, ben simdi uydurdum.</p>
<p>Neyse, sonraki kriz beni hem maddi hem de manevi krize sokmaya yetti.</p>
<p><strong>Pegasus krizi: </strong>Gerek tercume, gerekse konsoloslukta yaptigim masraflardan dolayi guya iki kurus az olsun, hangisi olursa olsun mantigiyla malesef Pegasus`tan ucak bileti aldim. Fakat hayatimda yasamadigim her tur rezilligi yasatti bu firma. Simdiye kadar turlu kilo fazlaliklarim oldu, en azi da 4 kilo ile bu seferki bavulumdu. Zaten 20 kilo bagaj hakkimla nasil fazlam olmazdi ki? Kim yetirmiste ben yetireyim. Ben 4 kilo sorun olmaz diye dusunurken, Pegasus calisanlarinin para talep etmesi saskinligiyla karsilastim. Benimki bir sey degil, 2 kilo fazlasi olandan bile para talep ettiler. Rezillik, soygundan baska bir sey degildi. Neyse ki verdim parasini, yolculuk baslasin artik diyerek son noktaya kadar geldim. Fakat orada da yine bir Pegasus gorevlisinin terbiyesizligiyle karsilastim. Belgelerimi kol cantama sigdiramayacagim icin sirt cantasini tercih etmistim. Bunun yaninda kucuk boy bavul ve laptop cantam vardi. Kucuk boy sirt cantami da &#8220;el bagaji&#8221; olarak sayip, bagaj fazlaniz var, para odeyin ya da birakin denmesi uzerine orada bulunan el bagajsiz birine rica edip &#8220;fazla&#8221; bulunan bagajimin birini verip tekrar siraya girdim. Ayni terbiyesizlikle, uslup bozukluguyla, bagajimi goturmek isteyen kisiye &#8220;eger sen gecirirsen parasini sen odersin&#8221; diyerek azarlamasiyla benim salterler atti. Mizmizlanmaniza gerek yok, siz yeter ki susun(kesin cenenizi) diyerek aldim bagaji, ucagin kalkisini bekledim. Fakat o sirada o terbiyesiz Pegasus calisani yanimdan kac kez gecti sayamadim ama her gecisinde rahat durusumla onu rahatsiz etmeyi basarmis olmaliyim ki dayanamayip sonunda yanima gelerek para odemem icin yanina cagirdi. Bagajimi orada birakacagimi sandi sanirim ki bagajim icin yer gosterdi. Elbette odeyerek susturdum fakat Pegasus neresine monte eder benden aldigi o paralari bilemiyorum. Guya ucuza sattigi biletleri boyle oyunlarla, boyle cambazlikla ikiye katlayan bir firmaymis Pegasus, bunu da ogrenmis oldum. Ayni zamanda ucakta cafede otururmuscasina yaninizdan 100 kez gecerek, bir isteginiz olup olmadigini soran hosteslerse ayri bir rahatsizlik konusu. Tamam parayla sat, buna saygi duyarim ama satmak icin de bu kadar rahatsiz edici olma. Gec kalkan ucak, kotu hizmet, cirkef calisanlari ile ilk kez uctugum Pegasus artik benim kara listemde. Guya yasadigim maddi krizi ucuz biletle cozeyim dedim ama boyle olacagini bilseydim Turk Hava Yollari ile ucar, hem dort dortluk hizmet gorur, hem de saygida kusur gormezdim. Bana ders oldu, bundan sona 5 fazla olsun THY olsun mantigiyla baska bir firma ile mumkun oldukca ASLA seyahat etmeyecegim. Kimseye de Pegasus`u tavsiye etmeyecegim.</p>
<p><strong>Bir sonraki krizimse Turkiye`ye ayak basti krizi: </strong>Aktarmali uctugum icin bekleme suresinde sevgilimi gorup az da olsa hasret giderip, en azindan kocaman sarilmak tek hayalimdi. Gerceklesti de, fakat yine bu pegasus krizinden dolayi tahmin edilen sureden daha kisa oldu bu. Onu o kadar ozlemisim ki, keske dedim beni alip goturse&#8230; Daha ben onun yaninda olduguma inanamadan, gozlerine doya doya bakamadan, kalp atisimi dindiremeden bir hayal gibi sanki gozlerimi actim gidiverdi. Zaten yolculugun geri kalanini hatirlamiyorum. Aklimda sadece o, icimde patlayan bir suru duygu firtinasi ve dusunceler. Keske bi kez daha sarilsaydim, keske bi kez daha opseydim, keske daha hizli olsaydim, keske keske keske, bi suru keskem oldu. Insanoglu yetinmiyor, gercekten nankor oluyor bazen. Aktarmasiz ucup onu hic gormeyedebilirdim, aslinda bunu sans olarak kabul etmeliydim, buna da simdilik sukur diyebilmeliydim ama olmuyor iste, yetmeyince yetmiyor. Bir yilin hasretini dindirmeye yetmez ki hic bir kisitli sure. Yetmedi de. Ben daha yaninda olduguma inanamadan kendimi bi sonraki ucaga kostururken buldum. Yine de mutluydum, benim icin gelmisti, kisa sure icin degmez deyip gelmeyedebilirdi. Yapmazdi biliyorum ama herkes onun gibi olmazdi onu da biliyorum. Biliyorum ki o 10 saniye gorecek bile olsa o yolu cekerdi. Mutlu oldum, beni mutlu etti. Umarim o da mutlu olmustur. Yalniz o`nu  o kadar cok ozlemisim ki, ona sarilirken degil, ondan uzaklasirken bunu daha iyi anladim. Insan az once sarildigi birini nasil bu denli ozlerdi bilmiyorum. Ben ona henuz kavusmamistim ki, yetmemisti ki. Doymamistim ki, doyamazdim ki&#8230; Doyamam da. Benim kotu bir huyum var, heyecanimi yenene kadar gozlerine bakamiyorum, onunla her kavusmamda sakinlesene kadar gozlerinden gozlerimi kaciriyorum. Nefesim kesiliyor sanki, kalbim cikiyor yerinden, gozlerinde bogulacakmisim gibi oluyorum. Degisik bir his. Yine gozlerine bakamadan, doya doya o gozlerde bogulamadan, heyecanla uzaklastim yanindan. Bi sonraki kavusmamda o gozlerde oyle bir bogulacagim ki, ondan baskasi beni kurtaramayacak:)</p>
<p>Icimden kocaman bir aaah cekerek sonlandirayim bu kismi, yoksa goz yaslarimda bogulabilirim:)</p>
<p><strong>Turkiye`de yasamanin getirdigi zorluklar krizi:</strong> Her seyden once ben nefes alamadigimi farkettim. Hava o kadar kirli ki, cam acmaya korktugum yetmedigi gibi, evin icinde bile o pis duman kokusunu hissediyorum. Insanlar bu kokuda nasil yasiyor anlamiyorum. Umarim alismak zorunda kalmam buna. Gercekten hasta eder bu beni.. Bunun yaninda elektrik kesintileri de cabasi. Bunu tahmin ettigimden gelirken neyse ki el feneri getirmistim yanimda. Kacinci yuzyilda yasiyoruz, hala kesinti oluyor ya, sasmamak elde degil. Alismisim hizli ve kesintisiz internete, burada yavas, arada bir kesilen, her odada cekmeyen internet beni fazlasiyla zorladi simdiden. Buna da alismak istemiyorum acikcasi&#8230; Benim icin hava kadar onemli olan diger bir krizse &#8220;su&#8221; krizi. O kadar alismisim ki musluktan su icmeye, her musluga yaklastigimda suyu agzima almamla puskurtmem bir oluyor. Guzel ulkemin cesmesinden bile su icilemiyor diye hayiflaniyorum her seferinde. Keske bu sorun da cozulse&#8230; Bunun disinda geldigimden beri ezan sesi duymamis olmam da cabasi. Baska bir ulkeye mi geldim, bulundugum bolgeye el atilmadi mi anlamadim. Cok kisik sesle bi kez denk geldim, daha da duymadim. Garipsiyorum cokca:) Ha soylemeden edemeyecegim, havalarin sogudundan sikayet edenlerin hayatlari boyunca hic soguk gormediklerine inaniyorum artik. Benim yaz aylarinda hissettigim soguklugu baskalarinin kisin hissetmesi beni fazlasiyla sasirtti. Geldigim yerdeki sogugu gorseler heralde kendilerini kutuplarda sanarlardi:) Hazirliksiz yakalandim yaza, bu kadar sicak beklemiyordum:)</p>
<p>Neyse, simdilik Turkiye`den aktaracaklarim bu kadar. Yakinda umuyorum ki iyi deneyimlerimde, gezi anilarimla, garipsedigim, unuttugum bir cok Turkiye klasikleriyle bol bol yazilar paylasirim nasilsa.</p>
<p>Dipnot: Ben annemi cok ozledim, ama ben sevgilimi de cok ozledim. Ozlemek bazen cok guzel ama cogu zaman rerero&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/yeni-bir-sayfa-krizler-donemi-ve-sonunda-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Insan doğduk, &#8220;Avrupalıca&#8221; ölelim&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/insan-dogduk-avrupalica-olelim/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/insan-dogduk-avrupalica-olelim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2011 01:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=808</guid>
		<description><![CDATA[Bu aksam yine kotu bir haberle irkildik. Oysa daha bayramin sicak atmosferinden silkinip yarin once o meshur canavarin yollarda kac can aldiginin hesabini tutacak, bir onceki yilla kiyaslayacak, bir sonraki yil icin iyi dileklerde bulunacaktik. Amaaan canim, bu yil az kisi gitmis, seneye farki kapatiriz diyerek sehit haberlerine, patlayan bombalara biraz da olsa yer verip, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aksam yine kotu bir haberle irkildik. Oysa daha bayramin sicak atmosferinden silkinip yarin once o meshur canavarin yollarda kac can aldiginin hesabini tutacak, bir onceki yilla kiyaslayacak, bir sonraki yil icin iyi dileklerde bulunacaktik. Amaaan canim, bu yil az kisi gitmis, seneye farki kapatiriz diyerek sehit haberlerine, patlayan bombalara biraz da olsa yer verip, havalarin soguduna isaret edip Van`da yasayan halka  &#8221;sizi de unutmadik bea ama biz sicak yatagimizda uyumaya devam ediyoruz, naniiik&#8221; izlenimi verecektik. Onlar sanki bilmiyorlarmis gibi tum kisi sogukta cadirda gecireceklerini&#8230; Unutmamaksa amac, unutmadik iste. Ama o kadar.</p>
<p>Tam bu haberlerin bilincinde uyuyup sabah yeni bir gune baslayacakken, Van`dan yine bir sarsinti haberi aldik. Baslangicta diger irili ufakli sarsintilar gibi sanilip pek ciddiye alinmasa da, yikilan bir otelde gazetecilerin yogunlukta kaldigi soylentisinden sonra ozellikle haber kanallari ve Tv8 naklen yayinlarini yaptilar. Bu kanallarin disinda hic bir ulusal kanal alt yazi bile gecmedi. Hatta oyle ki, dizi ustune dizi bile gostermeye devam ettiler. Hayir hayir, deprem icin ozel dizi tekrarlariydi bunlar. Suan hala da yayindalar. Fakat isin kotu yani su, nasil ki sehit haberlerine alisip tepkisiz kalir olduk, deprem konusunda da ayni ruhsuzlugu yasamaya basladik. Ilkinde verdigimiz tepkileri sonraki sarsintilarda ve can kayiplarinda veremez olduk. Tipki bayram donusu giden canlari tek tek kurbanlik koyun gibi saydigimiz gibi, tipki sehit dusen askerlerimizi saydigimiz gibi, bu depremde de acaba kac kisi olecek hesabi tutmaya basladik. Duyduk, ogrendik, kanali kapadik. &#8220;aaa deprem mi olmus, kac bina cokmus?, yok canim o binadan sag cikmaz ama isallah cikar&#8221; turkulerini soylemeye basladik. Isin kotusu, bunu ben de yaptim&#8230;</p>
<p><span id="more-808"></span>Deprem mi olmus, nerede, nasil, kac bina cokmus? sorularindan sonra biraz haber kanalini seyredip tekrar diger dizi kanalina dondum. Haberlerden sikildigimdan degildi bu, sadece artik her deprem sonrasi bir kac deprem analizcisinin, profesorun, ya da bu iste gorevli kisilerin cikip &#8220;bu artcilari bekliyorduk&#8221; bidi bidilarini dinlemek istemedigimdendi. Abi madem bu isten anliyorsunuz, madem bu sarsintilar bekleniyor, neden vaktinde uyarip, buyuklugunu tespit edemiyorsunuz? Neden bizim ulkemizde her sey olup bittikten sonra konusuluyor? Ben artik her deprem sonrasi bir kac AKUT gorevlisinin ekranlara cikip deprem aninda nereye saklanacagimi anlatmasini, bir kac profesorun onumuzde bilmem kac yil icinde nerelerde deprem olabilecegini anlatmasindan SIKILDIM. Deprem aninda ne kadar saklanacagim yeri anlatsalar da, o an ben bunun bilincinde olacagini sanmiyorum kimsenin. Koca ev sallanirken ben mahalleden kamyon gecmis tepkisi verip bi camdan asagi bakamam. Insan depremi idrak edene kadar ya gocuk altinda kaliyor, ya da kosarken merdiven boslugunda&#8230; Ayrica sevgili profesorler, deprem uzmanlari, fay hattinin gectigi bir ulkede elbette bir gun deprem olur, ihtimal hep var. Bunu bilmek icin sizin egitiminizi almamiza da gerek yok. Ne kadar cografya dersini hayatim boyunca hic sevmemis olsam da, ulkenin cografi konumunu en azindan atlastaki renklerden cozmek bile mumkun. O yuzden senin isin bu ihtimali soylemek degil, nerede ne zaman olacagini saptamak degil mi? Mumkun degilse bile git aldigin maasi haket, ugras calis bul. Deprem sonrasi ciktiklari program icin para aliyor bu adamlar sanki&#8230;</p>
<p>Eskiden olsa afedersiniz devlete bok atar, oralari gelistirmedi ki, evleri denetlemedi ki derdim ama suan goruyorum ki devlet zaten boka batmis durumda. Hatri sayilir kisilerin iki lafiyla git sen saglam raporu al, cebine sikistirilan uc bes kurus icin gitsin devletin muhendisi kendisini satsin, sonra boyle patir patir tabiyki tost olur o binalar. Hem de 4-5 kasarli! pardon katli&#8230;</p>
<p>Yeri geldiginde burun kivirdigimiz, medeniyetsiz buldugumuz o Avrupa var ya, kurban olsunlar diyesim geliyor bazen. Neymis efendim Avrupali yozlasmismis, neymis efendim bizim kulturumuz, orfumuz adetimiz varmis, korumaliymisiz. O orf adetler yerini  can almaya, kan dokmeye, insan uzerinden yapilan pazarliklara, iki kurusluk rusvete birakti hey n`eaaaber? Varsin ben Avrupali olayim da en azindan insan degeri goreyim, raziyim yozlasmaya. Ha yozlasmaktan kasitlari da ictikleri icki, giydikleri iki memesini hafif gosteren elbise, yaptiklari seks. Sanki hic biri bunlari yapmiyormus gibi. Ulan siz degilmisiniz bir disi gorunce dibi dusen? Varsin ben Avrupali olayim&#8230;</p>
<p>Yaklasik 100yillik, belki daha eski bir binada yasiyorum. Dis yapisi kaldigi halde ic yapisi 3 yil once reforme edilmis, ici komple yenilenmis ahsap tarihi bir bina. Dusunuyorum, ulan diyorum ben 100 yillik bir binada acaba Turkiye`de yasayabilir miydim diye. Sonra kendi kendime sen yasarsin da, ancak o binanin altindaki arsanin topraklarinda diyorum. Alalim abi Avrupali`nin tum bilgisini, yetenegini. Verin abi ulkeyi bi sureligine Avrupalilara, adam etsinler hem ulkeyi, hem de bizi yonetenleri. Yakinda Turkiye`ye temelli donus yapacakken ben anneme neden soruyorum &#8220;anne bizim ev saglam mi&#8221; diye? Sormak zorunda miyim? Bir konut yapiliyorsa yikilmak icin mi yapilir? Amac icinde insan barindirmaksa neden bu tur sorular sorulmali? Mantik kuramiyorum, kurmak istemiyorum. Ben o eve girdigimde acaba deprem olsa yasar miyim korkusu yasamak istemiyorum. Muteahhitlere guvenmiyorum, yolunu bulmus almistir imzasini, saglam diyecek tabii ki diyorum. Ben bu kadar guvensiz olmak istemiyorum ama? Sebep kim, sebep herkes. Sebep sen, ben, o, bu. Her seyi torpile baglayan, dayisina bir imza attirip ise giren, egitimini almadan, temel bilgisi olmadan bu isi yapanlar, sebep o evleri yaparken iki kurus kacirmak icin curuk/eksik mal kullananlar, sebep saglam raporu alabilmek icin dayisina basvuranlar, sebep oy verdigi adama guvenip onun adindan yararlananlar.</p>
<p>Iste ben de bu carpik duzenden kurtulmak icin &#8220;AVRUPALIYIM&#8221; diyerek torpil istiyor, yasama hakkimi ozgurce kullanmak istiyorum&#8230;</p>
<p>Ben, bana omrumun bictigi zamanin disinda, baskalari yuzunden, zamansiz olmek istemiyorum&#8230;</p>
<p>Yasamak guzel&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/insan-dogduk-avrupalica-olelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargi &#8220;kendi arzusuyla&#8221; kangren oldu&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/yargi-kendi-arzusuyla-kangren-oldu/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/yargi-kendi-arzusuyla-kangren-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 17:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=801</guid>
		<description><![CDATA[Tam bir celiskiler ulkesidir Turkiye. Uzmezler uzer, Olmezler oldurur, Uresinler daha cok urensin ister vesaire vesaire&#8230;
Yasanan son olaysa insanin kanini donduran cinsten. Kisaca anlatmak gerekirse 13 yasindaki bir cocuk 26 kisiye satiliyor ve tecavuz ediliyor. Bunun uzerine yerel mahkeme &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; gerekcesini gostererek karar yargitaya gidiyor. Yargitaysa bu karari onayip &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; diyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tam bir celiskiler ulkesidir Turkiye. Uzmezler uzer, Olmezler oldurur, Uresinler daha cok urensin ister vesaire vesaire&#8230;</p>
<p>Yasanan son olaysa insanin kanini donduran cinsten. Kisaca anlatmak gerekirse 13 yasindaki bir cocuk 26 kisiye satiliyor ve tecavuz ediliyor. Bunun uzerine yerel mahkeme &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; gerekcesini gostererek karar yargitaya gidiyor. Yargitaysa bu karari onayip &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; diyerek 26 kisiyi serbest birakiyor. Isin hukuki sureciyle veya yapilan aciklamalarla ilgilenmedigim icin yanlisim olabilir, zaten onemli olan kismi da bu cocuga &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; damgasini yapistiran &#8220;hukukcular&#8221;. Hangi hak, hangi hukuk boyle bir yakistirmayi 13 yasindaki cocuga kondurabilir merak ediyorum her seyden once.  Insan haklari sucudur bu hepsinden once.</p>
<p>Her seyden once 13 yas grubunu taniyalim. Her birey gibi 13 yasindaki bir cocugun da gelisiminde bazi gorevleri vardir. 13-18 yas arasi farkli gruplara ayrilsa da en onemlisi hic suphesiz 12-14 yas grubudur. Gelisim gorevleri arasinda yasitlariyla iletisim kurabilme, kendi bedenini tanima, anne ve babadan duygusal bagimsizligi gerceklestirebilme ise en onemli gelisim gorevleridir.</p>
<p><span id="more-801"></span>Bunlari neden mi anlatiyorum? Cunku daha kendi bedenini yeni tanimaya baslamis, ailesinden habersiz disariya cikmayan, yeni yeni kendi bagimsizligini ilan edecek, cocukluktan cikip hem fiziki hem ruhsal degisimler gecirecek bir bireyden bahsediyoruz 26 kisiyle rizasiyla birlikte oldugu iddia edilen&#8230; Kaldi ki kulturel farkliligin buyuk oldugu bir bolgede gerceklesen bu olayda o yastaki bir kiz cocugunun degil rizasiyla bir erkekle el ele tutusmasi, annesinden habersiz sokaga cikmasi bile mumkun degildir. Hani boyle kesimler icin &#8220;egitimsizlikten, cahillikten&#8221; yaftasi yapilir ya, ben soruyorum o gerek yerel mahkeme, gerekse yargitay mensuplari hangi egitim kurumundan mezunlar? Kaldi ki okulda aldiklari egitimden gecseler bile insanlik sinifindan gecemeyecekler.</p>
<p>Bir yil once staj yerimde bir yil boyunca uvey babasi tarafindan tecavuze ugradigi dusunulen fakat hic bir zaman itiraf ettirilememis, annesi psikyatri kliniginde yatan bu cocukla ayni yastaki bir kizin rehabilitasyonuyla ilgilendim. Staja basladigim gunlerde o kadar acimasizlikla karsilasacagimi hic ummadigim icin bu kiz tarafindan kac kez sozlu saldiriyla karsilasmisimdir hatirlamiyorum. Baslangicta aglayarak eve donsem de, onun dosyasini okudugumda aslinda ne kadar da caresiz oldugunu, hircinliginin sebebinin ben olmadigimi anladim. Hani kiz cocuklari narindir, kirilgandir ya, bu kizimiz aksine cok erkeksi, kizlarla pek muhatap olmayan, vurmayi kirmayi seven, duygusunu asla belli etmeyen, sevgiyle yaklasima bile sevgiyle tepki vermeyen, aksine altinda bir seyler arayip hircinligini daha cok artiran bir cocuktu. Adeta icindeki firtinalari bu sekilde etrafina zarar vererek disa vuruyordu. Stajim boyunca en zorlandigim ve kazanamadigim, tek bir gelisme gormedigim tek cocuktu. Ben kendi basarisizligima vururken, aslinda onun yasadiklari ona boyle olmasini emrediyordu&#8230;</p>
<p>Avrupa`da daha once bu vakalari inceledigimde aslinda Turkiye ile cok buyuk farkliliklar gosterdigini gordum. Avrupa`da daha once tecavuz edilmis cocuklar hircinlasip farkli suclara bulasiyorlar, hirsizlik, adam oldurme, esrar satisi gibi. Fakat Turkiye`de o kadar vahim ki bu durum, tecavuze ugrayan bir cocuk bunu degil annesine, kimseye anlatamiyor. Zaten anlatsa da &#8220;aman kizim sus, baban duyarsa oldurur&#8221; &#8220;aman kizim sen yanlis anlamissindir, o amcan&#8221; &#8220;aman kizim sus, adin cikar&#8221; &#8220;aman kizim sus sokaga cikacak yuzumuz olmaz&#8221; gibi sozlerle susturuluyor. Agzini acan bir kiz ya olduruluyor, ya da &#8220;kotu yola&#8221; dusuyor. Ulkemizde konusmak adeta bir suc. Basina gelene razi ol, kir dizini otur. Dizini kirip oturdugundaysa zaten boyle tecavuz vakalari devam ediyor, 1ken 5, 5ken 10, 10ken 26 oluyor&#8230;</p>
<p>Hadim etmenin yasallasmasi donem donem boyle haberlerle tekrar gundeme gelmesine ragmen adaletsizligin, hakkin, hukukun kangren oldugu bir ulkede yasamak gercekten zor. hangi hak, hangi hukuk bu cocugun yasadigi travmayi iyilestirecek guce sahip derken, adaletin magdurun degil, suclunun yaninda olmasi insanin adaleti kendi imkanlariyla aramasina, dolayisiyla daha cok suca tesvik etmesine neden oluyor farkinda olmadan.</p>
<p>Herkesin sordugu soruyu sormak istiyorum ben de. Bu &#8220;adalet&#8221; verecek kisilerin kendi cocuklari yok mu? Hukuk insani olmaktan ote &#8220;insan&#8221; olarak 13 yasindaki bir cocugun -kendi rizasiyla- cinsel iliskiye girebilecegini nasil aciklar bize? Ben 13 yasindayken degil cinsel gudu, arzu, istek sahibi olmak, sokakta cocuklarla top oynamaktan baska bir sey bilmezdim, kaldi ki mahalledeki cocuklarin pipilerinin oldugunu dusunmek&#8230; Ben bu insan demeye bin sahit isteyen yargi mensuplarinin cocukluklarina inip, nasil bir tecavuz edilmis beyine sahip olduklarini arastirmak istiyorum aslinda. 13 yasindaki cocugun durumu degil, bu verilen karar dramin ta kendisi aslinda.</p>
<p>Tek umudum Insan Haklari Mahkemesi. Umarim birileri cikip once bu sucu isleyenleri sonra da kararlariyla bu suclulari koruyan tum hukuk mensuplarinin cezasini vermesi icin ellerinden geleni yapar. Keske mumkun olsa da hepsi hadim edilse&#8230; Isallah birileri de cikip bu cocugun ruhsal durumuyla ilgilenir de rehabilitesi gec kalmadan saglanir.</p>
<p>Allah kimseyi yarginin eline dusurmemesi dileklerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/yargi-kendi-arzusuyla-kangren-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Afet sonrasi psikolojisi</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/afet-sonrasi-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/afet-sonrasi-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 00:10:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=788</guid>
		<description><![CDATA[Son gunlerde Turkiye adeta bir felaketler ulkesi haline geldi. Uzerindeki teror karabulutundan kurtulamamisken Van`da gerceklesen deprem bu acilara adeta tuz biber ekti. Sehitlerin acisi dinmeden depreme kurban verilen canlar, yasam mucadelesi verenler ve kurtulup sifa bekleyenler.. Oysa o bir hafta ne kadar da cabuk gecerdi normal sartlarda. Simdiyse sanki aylarca bu felaketlerle cebellesiyormusuz gibi hissediyorum.
Reuters`ta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son gunlerde Turkiye adeta bir felaketler ulkesi haline geldi. Uzerindeki teror karabulutundan kurtulamamisken Van`da gerceklesen deprem bu acilara adeta tuz biber ekti. Sehitlerin acisi dinmeden depreme kurban verilen canlar, yasam mucadelesi verenler ve kurtulup sifa bekleyenler.. Oysa o bir hafta ne kadar da cabuk gecerdi normal sartlarda. Simdiyse sanki aylarca bu felaketlerle cebellesiyormusuz gibi hissediyorum.</p>
<p>Reuters`ta cikan bir fotograf degil Turkiye`yi, dunyayi sarsmaya yetti de artti. Bu durumun hassasiyetini uzerinde hissetmeyenler, aciyi yasamayan, paylasmayanlar bile o fotograftan sonra vicdanlariyla yuzlesmislerdir bence. Evet, 13 yasindaki Yunus`un fotografindan bahsediyorum. Gocuk altinda yardim beklerken, omzunda cansiz bir beden elinin oldugu o fotograf ve urkek, korkak bakislar&#8230; Kim bilir, belki de deprem esnasinda koruyup kollamak, sarip sarmalamak istedi o el. Fakat kendisi kurtulamadi, kucuk Yunus`un belki de hayata tutunmasina sebep oldu. Insan yutkunmadan edemiyor.</p>
<p>Gerek sosyal medya, gerekse gorsel medya uzerinden yapilan yardimlari, gelismeleri takip ediyorum ben de her vatandas gibi. Haber kanallarinda kisitli gorunen haberleri, yardimlari ve ihtiyaclari, sosyal medya uzerinden daha yogun takip etmek mumkun. Celiskiler hat safhada. Televizyon kanallarinin yasananlarin uzerini ortme cabasi, ihtiyaclarin giderildigine dair haberler acaba basbakanin &#8220;ricasindan&#8221; dolayi midir, yoksa isin raconu mudur bilmiyorum fakat sosyal medya uzerinden yapilan dayanismayi, yardimlari gordukce ulkem insaniyla bir kez daha gurur duyuyorum. Tabiyki gereksiz sesler de cikmiyor degil fakat halkimiz bunlari susturmasini biliyor ne mutlu ki dil, din, irk ayirt etmeksizin tek yurek kavrami yasam buluyor. Allah hala icinde iyi niyet besleyen, dualarini esirgemeyen, yardim eden, etmek isteyip gucu olmayan, kisacasi &#8220;insanligini&#8221; yitirmemis herkesin gonlune gore versin. Iyi ki varlar&#8230;</p>
<p><span id="more-788"></span>Afet sonrasi goruntuler, resimler sonrasinda Van halkinin psikolojisi ne olacak? Ya simdi? sorularini sorar oldum kendi kendime. Bu tur afetlerde elbette fiziki, sihhi, barinak, gida, bakim ve giyecek urunleri onemlidir, elbette ilk olarak bu ihtiyaclar giderilmelidir fakat sonrasinin da unutulmamasi gerekir. Henuz acilar taze, henuz insanlar soklarini atlatamadi uzerlerinden. Cogunun ailesinden, akrabalarindan, arkadaslarindan, mahallesinden, tanidiklarindan birilerini kaybetmis olmasi, bazilarinin yakinlarindan haber alamiyor olmasi ve umutla bekleyisi, ya da yakinlarinin saglik durumundan endise edisleri suan ki belki de tek dusunceleri. Onlarin icinde yanan ates, kendilerine donup bakamayacak, kendilerini iyilestiremeyecek, hallerinin farkinda olamayacagi kadar buyuk ve acili. O yuzden bu donemde yapilan tum desteklerin sonrasi da dusunulmeli, psikolojik destek noktalari bir an once kurulmali.</p>
<p>En hassas grup olan cocuklar hic kuskusuz ki bu durumdan ilk etkilenecek olanlardir. Onlara nasil aciklanir ki artik bir amcasi, dayisi, teyzesi belki de annesi, babasi, kardesi, dedesi hayatinda olmayacagini? Normal olumu aciklamasi buna nazaran daha kolaydir fakat hepsinin birden yok oldugunu izah etmek o cocukta ne tur yaralar birakacaktir, nasil etkileyecektir bilinmez. Sonrasinda elbette ergenler var. Ayni siralari paylastigi arkadasini bir daha goremeyecek olmasi, belki de bundan sonra uzun bir sure cadirda yasayacak olmasini kabullendirmek zor olacaktir. Daha sonrasinda kadinlar, engelliler ve yaslilar var. Felaketi yasayan herkes elbette hassas bir donemden geciyor ve bu durumdan bir cogu etkilenecek fakat ruhsal acidan en etkilenecek gruplar bunlar gibi gorunuyor.</p>
<p>Ozellikle bu tip afetler sonrasinda cogu insan uzerindeki soku atlatinca travma yasar. Bir nevi duygu bosalmasi olarak adlandirabiliriz bunu. Kimisi hircinlasip saldirgan olur, kimiyse icine kapanir, aglar. Bunlar beklenen olagan tepkilerdir aslinda. Zamanla azalip kisinin normal yasama donmesi, dinginlesmesi ve kendi kimligine tekrar donmesi beklenir. Fakat bazi kisilerde bu travma azalmaz, ya da tamamen yok olmaz. Buna <em>travma sonrasi stres bozuklugu </em>(posttraumatische stressstoornis) adi veriliyor. Ozellikle bu gibi afetler sonrasinda gorulebilecek baslica psikolojik rahatsizlik oldugu icin anlatmak istiyorum neler yasanabilecegini, belirtilerini.</p>
<p>Afet sonrasinda bazilari kayiplarindan, yasadiklari soktan dolayi herseye cabuk sinirlenebilir, ofkelenip, gerekirse saldirgan olabilirler. Konsantrasyon, uyku bozuklugu da bunlara eklenebilir. Bunun yaninda bazilari geceleri kabus gorup, gunduzleri de yasadiklari felaket anini defalarca hissedebilir, tekrar o ana defalarca donebilirler. Yasadiklari her an, her saniye gozlerinin onune gelip, gordukleri bir nesne, bir insan bile felaket aninini onlara hatirlatabilir. Bunun sonucunda duygu bozuklugu yaninda vucut somatik etkiler de gosterebilir(terleme, kalp ritminde bozukluk, terleme, fiziksel korku vs.).  Gunumuz vakalarinda az da gorulse hafiza kayiplari da gerceklesebiliyor. Benim en zorlandigim, en kritik gordugum travma sonrasi stres bozuklugu  belirtisiyse &#8220;tepkisizlik&#8221;. Yasadiklarina tepki vermeyip, gelecege uzaklasir, yabancilasir kisi. Aslinda bunu depresyona da benzetebiliriz.</p>
<p>Kisacasi yasanan bu doga felaketi sonrasinda insanimiza psikolojik destek sart. Fakat bu destek verilmeden once felaketzedelerin uzerlerinden bu deprem sokunu atmasi gerekiyor ve tum yardimlarin ellerine ulasip normal yasama donmeleri gerekiyor. Ne zaman ki gunluk rutinlerini yapabilecek duruma gelirlerse o zaman psikolojik destegin de onlara ulasmasi gerekir. Cunku asil &#8220;yalnizlik&#8221;, asil &#8220;yuzlesme&#8221;, asil soku atlatip duygu bosalmasi yasadiklari an o zaman olacaktir.</p>
<p>Yanlis bilmiyorsam Van`da okullar 3 gun sureyle tatil edildi. Herseyden once hayatin normale donebilmesi icin okul cagi cocuklarinin okullara gonderilmesi, bir an once egitimlerine kaldiklari yerden devam edebilmeleri gerekiyor. Cunku aci ama kayiplara ragmen hayat devam ediyor ve bunu geride kalanlara (ozellikle cocuklara) ispatlamak icin eski rutinlerini yerine getirmeleri, okula gitmeleri gerekiyor. Mumkun mudur bilmiyorum fakat okullarda bi sure psikolojik destek almalari, yasanilan olayi enine boyuna konusbilmeleri, anlayacaklari dilden anlatilmasi gerekir. Farkindaliklarini artirip, gelecege dair umutla bakabilmeleri saglanmalidir boylelikle. Boyle yazmak kadar kolay degil, farkindayim. Yanilmiyoesam 22 ogretmeni kaybettik bu depremde. Belki bir cogu ogretmenini, sinif arkadasini kaybetti. Belki artik catisi olan bir okulda da barinamayacaklar bir sure. Cok zor, eminim yasayan bilirdir bu duyguyu. Fakat yukarida dedigim gibi gelecege tutunabilmeleri, yasamin devam ettigini anlamalari icin okula gitmeleri, farkli bir atmosferi solumalari sart. Yardimlar yapilirken aslinda en gec bir hafta sonra acilacak okullar icin kirtasiye malzemeleri de gonderilse fena olmaz&#8230;</p>
<p>Bunun yaninda ne kadar mumkundur bilmiyorum fakat kucuk cocuklar icin bir &#8220;oyun merkezi&#8221; tarzinda cadir kurulup,  pedagog kontrolunde cocuklara destek olunabilinir. Kadinlara da ayni sekilde bir destek noktasi belirlenip bol bol konusturup, deneyimlerini birbirleriyle paylastirip onlarin rahatlamasi saglanabilir, bundan sonra yapilabileceklere dair cozum birlikte bulunabilir. Hepimiz biliriz ki kadinlar konusarak rahatlar, kadinlar duygularini daha yogun yasar ve bunu da gosterir. Hassastirlar.</p>
<p>Daha yasananlar cok yeniyken, yaralar sarilmamis, acilar tam anlamiyla yasanamamisken bunlari dusunmek ne kadar yeri ve zamani kestiremiyorum acikcasi ama yasanan kotu olayda kalmak, o anda yasamak ve gelecegi gormemek yanlis olur diye dusunuyorum.</p>
<p>Felakette canlarini kaybedenlere Allah`tan rahmet, yakinlarina bas sagligi, yaralilara sifa, gocuk altinda yasama tutunanlara acil yardim, yakinlarina sabir diliyorum. Allah yardimcilari olsun, bundan sonra boylesi felaketleri kimseye gostermesin. `99 depreminden akillanmayan ve binalari depreme dayanikli yapmayan muteahhitleri de Allah`a havale ediyorum. O yikilan binalar altinda kalan canlarin nefeslerini hep uzerinizde hissedersiniz umarim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/afet-sonrasi-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

