<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bloglandım</title>
	<atom:link href="http://www.bloglandim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bloglandim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Dec 2011 14:17:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Cagin en &#8220;tatli&#8221; hastaligi: alzheimer</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/cagin-en-tatli-hastaligi-alzheimer/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/cagin-en-tatli-hastaligi-alzheimer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 14:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=828</guid>
		<description><![CDATA[Alzheimer hakkinda cok sey soylenir, yazilir. O kadar urkutur ki insani. Semptomlarindan tutun, ailede bu rahatsizligi olanlarin cektikleri cileleri anlatmalarina kadar o kadar ocu gibi bahsedilir ki&#8230; Halbuki hicte anlatildigi gibi degilmis bunu gordum dun. Elbette derslerde okudum, ogrendim ama hayatimda ilk kez bir alzheimeri olan biriyle tanistim. Hayatimda gordugum gorebilecegim belki de en seker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer hakkinda cok sey soylenir, yazilir. O kadar urkutur ki insani. Semptomlarindan tutun, ailede bu rahatsizligi olanlarin cektikleri cileleri anlatmalarina kadar o kadar ocu gibi bahsedilir ki&#8230; Halbuki hicte anlatildigi gibi degilmis bunu gordum dun. Elbette derslerde okudum, ogrendim ama hayatimda ilk kez bir alzheimeri olan biriyle tanistim. Hayatimda gordugum gorebilecegim belki de en seker amca. Tanismadan once alzheimer sebebiyle cok unutkan oldugu, tekrar tekrar ayni seyleri anlatip sorabilecegi soylenmisti. Zaten hastaligin icerigini bildigim icin tanimadan tanimis kadar olmustum. Guler yuzu, sicak davranislari, hos sohbeti derken saatin nasil gectigini anlamadim. Amca`nin esi de eski sosyetelerden, gozleri sonradan gormemesine ragmen bir o kadar bakimli, temiz, hunerli ve kendi isini kendi halleden cok tatli bir teyze. Oyle uyumlu bir ciftler ki, Edi ve Budu sanki. Atismalarini, muhabbetlerini seyretmek cok keyifli.</p>
<p><span id="more-828"></span></p>
<p>Neyse,  bu amca hastaligi sebebiyle banyo yapmaktan nefret edermis. Ayda bir belki zorla yaparmis. Onu da kendi istegiyle degil, gormeyen gozleri olan esi onu banyoya kilitler, banyo yapmadan cikmasina izin vermezmis. Tabiyki bunu duyunca insan irkiliyor ama ne yaparsin, hem yaslilik, hem de hastalik. Yasli dediysem oyle kendini birakmis bir amca degil. Saclarini tarayip, misafir geldigi icin suslenen, insan karsisina iyi gorunumlu cikan bir amca. Muhabbet esnasinda kac kez hosgeldin dedigini, okulumu bitirdigim icin tebrik ettigini hatirlamiyorum. Hepsinde sanki ilk kez duyarmiscasina tesekkur ettim. Teyzecim de her seferinde &#8220;unutkandir o biraz&#8221; uyarisini da yapmadi degil:) Yaslilarda bilirsiniz gecmisten girdikleri zaman bir daha oradan cikamazlar. Amca da o guler yuzuyle gecmise bir girdi, cocuklugundaki olaylardan anlatmaya baslayip, kac kardes olduguna, buyuk babalarina, mal mulklerine, kimlerden olduklarina kadar anlatti. Anlatti derken &#8220;haa biz uc kardesiz demis miydim&#8221; diyerek, bir kac kez ayni seyleri tekrarlayarak. Dinlemek zevkliydi. Bir hastaligin bir insana bu kadar yakisacagini dusunmezdim. Fakat cagin en tatli, hos muhabbetli hastaligi alzheimermis bunu gordum. Elbette Allah kimseye vermesin ama beterinden de saklasin. Ha bu arada amca ve teyzenin seker hastaliklari da varmis, buna ragmen cocuk gibiler ve cikolatalari yemek icin sabirsizlaniyorlar. Kontrolu de elbette size dusuyor.</p>
<p>Yaslilarin bu cocuksu hallerini gordukce aslinda yasliligin o kadar da kotu olmadigini, birikimin, deneyimin, hos sohbetin onlarda oldugunu hatirlatiyor insana. Misafirden, yemekten yedirmekten o kadar hoslaniyorlar ki, &#8220;zamaninda evimizden cikmazlardi, simdi kapimizi calmiyorlar&#8221; sozunu onlardan duymak bile insani yaslanmaktan korkutuyor. Bugun dost bildiklerinin yarin yaninda olamayacaklari, yaslandigin icin senden uzaklasacaklarini dusunmek cok kotu. Isallah yalniz kalmadigim, gelenimin gidenimin kesilmedigi bir yasliligim olur.</p>
<p>Ne yalan soyleyeyim, oturdum yaslandigimda nasil olacagimi dusundum. Zaman oyle cabuk geciyor ki, bir filmin senaryosu gibi. Cocukluk, genclik, yaslilik. Yine de zamanin o kadar hizli akmasini istemiyorum. Yasamak istedigim o kadar cok sey var ki. Umarim yaslandigimda yapmak istediklerimin hepsini gerceklestirmis olurum. Umarim sevdiklerim yanimda olur; esimle, cocuklarimla birlikte huzurlu bir yaslilik geciririm.</p>
<p>Ha demis miydim; huzurlu bir yaslilik gecirmek istiyorum:))</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/cagin-en-tatli-hastaligi-alzheimer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni bir sayfa, krizler donemi ve sonunda Turkiye</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/yeni-bir-sayfa-krizler-donemi-ve-sonunda-turkiye/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/yeni-bir-sayfa-krizler-donemi-ve-sonunda-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 01:33:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=823</guid>
		<description><![CDATA[Yaklasik son 3-4 haftadir yasadigim yogunluk ve yorgunluktan oturu sanirim en dogru zamanda sonunda yazabilecegim her seyi. Uzun zaman once yazmistim, artik Turkiye`ye gitme zamaninin geldigini ve bunun icin atlatmam gereken badireleri. Yazinin ne kadar uzunlukta olacagini kestiremedigimden,elimin de ayarinin olmadigindan dolayi kisa kisa notlarla anlatmaya calisacagim.
Yeminli tercuman krizi: Turkiye`de ogrenimime devam etmek istedigimi daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklasik son 3-4 haftadir yasadigim yogunluk ve yorgunluktan oturu sanirim en dogru zamanda sonunda yazabilecegim her seyi. Uzun zaman once yazmistim, artik Turkiye`ye gitme zamaninin geldigini ve bunun icin atlatmam gereken badireleri. Yazinin ne kadar uzunlukta olacagini kestiremedigimden,elimin de ayarinin olmadigindan dolayi kisa kisa notlarla anlatmaya calisacagim.</p>
<p><strong>Yeminli tercuman krizi:</strong> Turkiye`de ogrenimime devam etmek istedigimi daha once anlatmistim. Bunun icin de atmam gereken ilk adim diplomami Turkce`ye cevirtmek olmaliydi. Neredeyse bir ayimi bu krizle gecirdim diyebilirim.<strong> </strong>Kimlere mail gonderdim, kimleri aradim hesabini tutamadim. Ya ucuk fiyatlar bictiler, ya da bulduklarimi internette arastirdigimda arkadas bulma sitelerine uye olan benim tabirimle &#8220;sapik&#8221; kisilerle karsilastim. Elbette boylesine guvenip tercumemi yaptiramazdim. Sonunda annem imdadima yetiserek en dogru adresi buldu. Isin tek kasici tarafi tercumelerdeki memnuniyetsizlik ve kac kez bunu degistirme talebimdi. Turkce`ye benim kadar hakim olmayan birinin Turkce ceviri yapmasi canimi siksa da, baska carem olmadigini dusunerek tercumemi yaptirdim. Isin tercume boyutundan sonra konsoloslukta onaylatma kismi vardi. Meger tercumeyi yaptirmakla is bitmiyormus, bir de bunu notere onaylattirmak gerekiyormus. Bu da demek oluyor ki cifter para soygunu. Ne yapacagim, tabiyki elim mahkum, yaptiracagim. Gelelim konsolosluk badiresine&#8230;</p>
<p><strong>Konsolosluk cilesi: </strong>Benim sanssizligim bedelli aciklanmasiyla ayni donemde konsolosluga gidecek olmakti. Yurt disinda yasayan Turkler yeni bedelli yasasindan &#8220;faydalanmamak&#8221; icin eski yasadan faydalanmak adina konsolosluk onunde kuyruga girmis, geceden kapi onunde yatar olmuslar. Elim mahkum, Turkiye`ye gitmeden yaptirmak zorundayim ve bir haftam var. Tabiyki gitmek zorunda kaldim ve o yogunluga sahit oldum. Neyse ki askerlik isimin olmadigina inandirarak oncelik sahibi oldum. Fakat sunu da gordum ki, bizim milletimiz sira kulturunden yoksun. Numara cekmesine ragmen guya en zeki o gibi baskasinin onune geciyor, uyardiginizdaysa sanki hatayi siz islemiscesine sinirli surat ifadesiyle geri cekiliyor. Bunun yaninda Turk memurunun yavasligi gozlerden kacmadigi gibi &#8220;ben robot muyum, bekle&#8221; gibi azarlamalari da ihmal etmiyor. Neyse ki konsolosluk isimi bekledigimden daha hizli hallederek stresten cektigim mide agrilarimin yersiz oldugunu anladim. Haa unutmadan, sadece on sayfaya tek muhur vurdugu halde sayfa basina aldigi yuklu parayi da unutmamak lazim noterin. O gun dedim ki kendi kendime, sen yanlis yoldasin. Gel bi noter ol, tek muhurle omur boyu yasarsin. Bi gun kismet olur da cocugum olursa ben yapamadim ama sen bari noter ol diye tum baskimi uzerinde kullanacagim. Ailemin yapmadigini ben cocuguma yapacagim evet.</p>
<p>Konsolosluk iskencemi de atlattiktan sonra, yasadiklarimin belki de en dokunani veda krizi oldu.</p>
<p><span id="more-823"></span></p>
<p><strong>Veda krizi:</strong> Annem hayatimda belki de hic olmadigi kadar destek oldu bu konuda bana. Beklemiyordum bu kadarini hic. Eskiden lafini bile ettirmeyen annem, o gune kadar bana bir sey soyleme diye uyaran annem, artik herkese benim Turkiye`de yuksek lisans yapacagimi soyluyor, bense &#8220;durun bakalim, daha sinava girecegim&#8221; diyerek saskinligimi bastrmaya calisiyorum. Herkes anneme &#8220;dayanabilecek misin&#8221; derken annemin &#8220;digerlerine nasil dayaniyorum&#8221; diyerek cevap vermesi, beni digerlerine karsi bu kadar savunmasi, bana ,isteklerime bu kadar inanmasi beni oldukca hayrete dusurdu acikcasi. Korkmaya da baslamistim ustelik. Ya beceremezsem, ya hayal kirikligina ugratirsam? Son iki aydir neredeyse aldigimiz her nefesi beraber soluyor, her dakikamizi beraber geciriyor, ustelik hicte tartismiyorduk. O kadar alismisiz ki birbirimize, gidecegime bile sevinemez olmustum. Gerek karakter olarak, gerekse aldigim egitimden dolayi ne kadar iyi gozlemci oldugumla ovunuyorsam annemin bu konuda benden iyi<strong> </strong>oldugunu farkettim. Benim ne kadar sikildigimi, ne istedigimi, gecmiste stajimda neler yasadigimi ve is hayatina girersem aynilarini yasayip ne kadar psikolojimin bozulacagini bilerek bence gelecege yonelik benim icin en iyi olanin gitmek oldugunu anladi. Staj yerimdeki gibi bir ortamda calismami asla istemiyor, fakat orada ise baslarsam da ondan farksiz bir ortamda olmayacagimin da bilincindeydi. Bence beni bu konuda desteklemesinin en temel nedeni de buydu. Ama yine de sasiriyordum. Ben annem istemeyecek, bense bildigimi okuyacagim, kotu ayrilmasakta annemden gonulsuz isler yapacagim saniyordum, Neyse ki (cok sukur) simdilik bunlari yasamadim, yasamayi da ummuyorum. Neyse, son bir hafta hatta bir kac gun onceden evdeki sessizlik, her gun daha cok kenetlenmek ama gozlerdeki bugulu bakis, yasamak istedigim en son seydi fakat kacinilmazdi. Her aksami dolu dolu gecirip bol bol guldurmeye calissam da zordu. O gun, o an catmisti. Annem de benim gibi, vedalardan hic hoslanmaz, bunu seremoni haline getirmekten de nefret eder. Benim gibi duygusaldir, kendine hakim olamaz. Bunu yaptirmamak icin kardesimi bi gece oncesinden opup, sanki yarin aksam beraber yemek yiyecekmisiz gibi vedalastim. Annem sarilmama bile izin vermedi o ayri. Veda degildi bu cunku ona gore. Biliyordum ki annem gece uyuyamayacakti, uyumadi da. Sabah o da ben de saatler gecsin de gidelim bitsin bu huzun bakislari atiyorduk birbirimize. O an dayanamadim, sarilmadan agladim, annem o kadar guclu gorunmeye calisiyordu ki, dayanamadi o gozleri. Bindim arabaya kacarcasina, geride biraktiklarimi dusunerek&#8230;</p>
<p>Havaalanina gidene kadar hislerim o kadar karisikti ki. Bir yandan bir kac saat sonra gorecegim sevgilimi dusunuyor, diger yandan acaba annem simdi ne halde diyordum kendi kendime. Hani &#8220;hem aglarim hem giderim&#8221; mantigi var ya evlenen kizlarda, benimki de o hesapti belki de. Hayatimin en karisik hissi buydu bence. Hayatin gercegi bu heralde, &#8220;her disi kus yuvadan bir gun ucacaktir&#8221;. Tabi yok boyle bir soz, ben simdi uydurdum.</p>
<p>Neyse, sonraki kriz beni hem maddi hem de manevi krize sokmaya yetti.</p>
<p><strong>Pegasus krizi: </strong>Gerek tercume, gerekse konsoloslukta yaptigim masraflardan dolayi guya iki kurus az olsun, hangisi olursa olsun mantigiyla malesef Pegasus`tan ucak bileti aldim. Fakat hayatimda yasamadigim her tur rezilligi yasatti bu firma. Simdiye kadar turlu kilo fazlaliklarim oldu, en azi da 4 kilo ile bu seferki bavulumdu. Zaten 20 kilo bagaj hakkimla nasil fazlam olmazdi ki? Kim yetirmiste ben yetireyim. Ben 4 kilo sorun olmaz diye dusunurken, Pegasus calisanlarinin para talep etmesi saskinligiyla karsilastim. Benimki bir sey degil, 2 kilo fazlasi olandan bile para talep ettiler. Rezillik, soygundan baska bir sey degildi. Neyse ki verdim parasini, yolculuk baslasin artik diyerek son noktaya kadar geldim. Fakat orada da yine bir Pegasus gorevlisinin terbiyesizligiyle karsilastim. Belgelerimi kol cantama sigdiramayacagim icin sirt cantasini tercih etmistim. Bunun yaninda kucuk boy bavul ve laptop cantam vardi. Kucuk boy sirt cantami da &#8220;el bagaji&#8221; olarak sayip, bagaj fazlaniz var, para odeyin ya da birakin denmesi uzerine orada bulunan el bagajsiz birine rica edip &#8220;fazla&#8221; bulunan bagajimin birini verip tekrar siraya girdim. Ayni terbiyesizlikle, uslup bozukluguyla, bagajimi goturmek isteyen kisiye &#8220;eger sen gecirirsen parasini sen odersin&#8221; diyerek azarlamasiyla benim salterler atti. Mizmizlanmaniza gerek yok, siz yeter ki susun(kesin cenenizi) diyerek aldim bagaji, ucagin kalkisini bekledim. Fakat o sirada o terbiyesiz Pegasus calisani yanimdan kac kez gecti sayamadim ama her gecisinde rahat durusumla onu rahatsiz etmeyi basarmis olmaliyim ki dayanamayip sonunda yanima gelerek para odemem icin yanina cagirdi. Bagajimi orada birakacagimi sandi sanirim ki bagajim icin yer gosterdi. Elbette odeyerek susturdum fakat Pegasus neresine monte eder benden aldigi o paralari bilemiyorum. Guya ucuza sattigi biletleri boyle oyunlarla, boyle cambazlikla ikiye katlayan bir firmaymis Pegasus, bunu da ogrenmis oldum. Ayni zamanda ucakta cafede otururmuscasina yaninizdan 100 kez gecerek, bir isteginiz olup olmadigini soran hosteslerse ayri bir rahatsizlik konusu. Tamam parayla sat, buna saygi duyarim ama satmak icin de bu kadar rahatsiz edici olma. Gec kalkan ucak, kotu hizmet, cirkef calisanlari ile ilk kez uctugum Pegasus artik benim kara listemde. Guya yasadigim maddi krizi ucuz biletle cozeyim dedim ama boyle olacagini bilseydim Turk Hava Yollari ile ucar, hem dort dortluk hizmet gorur, hem de saygida kusur gormezdim. Bana ders oldu, bundan sona 5 fazla olsun THY olsun mantigiyla baska bir firma ile mumkun oldukca ASLA seyahat etmeyecegim. Kimseye de Pegasus`u tavsiye etmeyecegim.</p>
<p><strong>Bir sonraki krizimse Turkiye`ye ayak basti krizi: </strong>Aktarmali uctugum icin bekleme suresinde sevgilimi gorup az da olsa hasret giderip, en azindan kocaman sarilmak tek hayalimdi. Gerceklesti de, fakat yine bu pegasus krizinden dolayi tahmin edilen sureden daha kisa oldu bu. Onu o kadar ozlemisim ki, keske dedim beni alip goturse&#8230; Daha ben onun yaninda olduguma inanamadan, gozlerine doya doya bakamadan, kalp atisimi dindiremeden bir hayal gibi sanki gozlerimi actim gidiverdi. Zaten yolculugun geri kalanini hatirlamiyorum. Aklimda sadece o, icimde patlayan bir suru duygu firtinasi ve dusunceler. Keske bi kez daha sarilsaydim, keske bi kez daha opseydim, keske daha hizli olsaydim, keske keske keske, bi suru keskem oldu. Insanoglu yetinmiyor, gercekten nankor oluyor bazen. Aktarmasiz ucup onu hic gormeyedebilirdim, aslinda bunu sans olarak kabul etmeliydim, buna da simdilik sukur diyebilmeliydim ama olmuyor iste, yetmeyince yetmiyor. Bir yilin hasretini dindirmeye yetmez ki hic bir kisitli sure. Yetmedi de. Ben daha yaninda olduguma inanamadan kendimi bi sonraki ucaga kostururken buldum. Yine de mutluydum, benim icin gelmisti, kisa sure icin degmez deyip gelmeyedebilirdi. Yapmazdi biliyorum ama herkes onun gibi olmazdi onu da biliyorum. Biliyorum ki o 10 saniye gorecek bile olsa o yolu cekerdi. Mutlu oldum, beni mutlu etti. Umarim o da mutlu olmustur. Yalniz o`nu  o kadar cok ozlemisim ki, ona sarilirken degil, ondan uzaklasirken bunu daha iyi anladim. Insan az once sarildigi birini nasil bu denli ozlerdi bilmiyorum. Ben ona henuz kavusmamistim ki, yetmemisti ki. Doymamistim ki, doyamazdim ki&#8230; Doyamam da. Benim kotu bir huyum var, heyecanimi yenene kadar gozlerine bakamiyorum, onunla her kavusmamda sakinlesene kadar gozlerinden gozlerimi kaciriyorum. Nefesim kesiliyor sanki, kalbim cikiyor yerinden, gozlerinde bogulacakmisim gibi oluyorum. Degisik bir his. Yine gozlerine bakamadan, doya doya o gozlerde bogulamadan, heyecanla uzaklastim yanindan. Bi sonraki kavusmamda o gozlerde oyle bir bogulacagim ki, ondan baskasi beni kurtaramayacak:)</p>
<p>Icimden kocaman bir aaah cekerek sonlandirayim bu kismi, yoksa goz yaslarimda bogulabilirim:)</p>
<p><strong>Turkiye`de yasamanin getirdigi zorluklar krizi:</strong> Her seyden once ben nefes alamadigimi farkettim. Hava o kadar kirli ki, cam acmaya korktugum yetmedigi gibi, evin icinde bile o pis duman kokusunu hissediyorum. Insanlar bu kokuda nasil yasiyor anlamiyorum. Umarim alismak zorunda kalmam buna. Gercekten hasta eder bu beni.. Bunun yaninda elektrik kesintileri de cabasi. Bunu tahmin ettigimden gelirken neyse ki el feneri getirmistim yanimda. Kacinci yuzyilda yasiyoruz, hala kesinti oluyor ya, sasmamak elde degil. Alismisim hizli ve kesintisiz internete, burada yavas, arada bir kesilen, her odada cekmeyen internet beni fazlasiyla zorladi simdiden. Buna da alismak istemiyorum acikcasi&#8230; Benim icin hava kadar onemli olan diger bir krizse &#8220;su&#8221; krizi. O kadar alismisim ki musluktan su icmeye, her musluga yaklastigimda suyu agzima almamla puskurtmem bir oluyor. Guzel ulkemin cesmesinden bile su icilemiyor diye hayiflaniyorum her seferinde. Keske bu sorun da cozulse&#8230; Bunun disinda geldigimden beri ezan sesi duymamis olmam da cabasi. Baska bir ulkeye mi geldim, bulundugum bolgeye el atilmadi mi anlamadim. Cok kisik sesle bi kez denk geldim, daha da duymadim. Garipsiyorum cokca:) Ha soylemeden edemeyecegim, havalarin sogudundan sikayet edenlerin hayatlari boyunca hic soguk gormediklerine inaniyorum artik. Benim yaz aylarinda hissettigim soguklugu baskalarinin kisin hissetmesi beni fazlasiyla sasirtti. Geldigim yerdeki sogugu gorseler heralde kendilerini kutuplarda sanarlardi:) Hazirliksiz yakalandim yaza, bu kadar sicak beklemiyordum:)</p>
<p>Neyse, simdilik Turkiye`den aktaracaklarim bu kadar. Yakinda umuyorum ki iyi deneyimlerimde, gezi anilarimla, garipsedigim, unuttugum bir cok Turkiye klasikleriyle bol bol yazilar paylasirim nasilsa.</p>
<p>Dipnot: Ben annemi cok ozledim, ama ben sevgilimi de cok ozledim. Ozlemek bazen cok guzel ama cogu zaman rerero&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/yeni-bir-sayfa-krizler-donemi-ve-sonunda-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Insan doğduk, &#8220;Avrupalıca&#8221; ölelim&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/insan-dogduk-avrupalica-olelim/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/insan-dogduk-avrupalica-olelim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2011 01:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=808</guid>
		<description><![CDATA[Bu aksam yine kotu bir haberle irkildik. Oysa daha bayramin sicak atmosferinden silkinip yarin once o meshur canavarin yollarda kac can aldiginin hesabini tutacak, bir onceki yilla kiyaslayacak, bir sonraki yil icin iyi dileklerde bulunacaktik. Amaaan canim, bu yil az kisi gitmis, seneye farki kapatiriz diyerek sehit haberlerine, patlayan bombalara biraz da olsa yer verip, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aksam yine kotu bir haberle irkildik. Oysa daha bayramin sicak atmosferinden silkinip yarin once o meshur canavarin yollarda kac can aldiginin hesabini tutacak, bir onceki yilla kiyaslayacak, bir sonraki yil icin iyi dileklerde bulunacaktik. Amaaan canim, bu yil az kisi gitmis, seneye farki kapatiriz diyerek sehit haberlerine, patlayan bombalara biraz da olsa yer verip, havalarin soguduna isaret edip Van`da yasayan halka  &#8221;sizi de unutmadik bea ama biz sicak yatagimizda uyumaya devam ediyoruz, naniiik&#8221; izlenimi verecektik. Onlar sanki bilmiyorlarmis gibi tum kisi sogukta cadirda gecireceklerini&#8230; Unutmamaksa amac, unutmadik iste. Ama o kadar.</p>
<p>Tam bu haberlerin bilincinde uyuyup sabah yeni bir gune baslayacakken, Van`dan yine bir sarsinti haberi aldik. Baslangicta diger irili ufakli sarsintilar gibi sanilip pek ciddiye alinmasa da, yikilan bir otelde gazetecilerin yogunlukta kaldigi soylentisinden sonra ozellikle haber kanallari ve Tv8 naklen yayinlarini yaptilar. Bu kanallarin disinda hic bir ulusal kanal alt yazi bile gecmedi. Hatta oyle ki, dizi ustune dizi bile gostermeye devam ettiler. Hayir hayir, deprem icin ozel dizi tekrarlariydi bunlar. Suan hala da yayindalar. Fakat isin kotu yani su, nasil ki sehit haberlerine alisip tepkisiz kalir olduk, deprem konusunda da ayni ruhsuzlugu yasamaya basladik. Ilkinde verdigimiz tepkileri sonraki sarsintilarda ve can kayiplarinda veremez olduk. Tipki bayram donusu giden canlari tek tek kurbanlik koyun gibi saydigimiz gibi, tipki sehit dusen askerlerimizi saydigimiz gibi, bu depremde de acaba kac kisi olecek hesabi tutmaya basladik. Duyduk, ogrendik, kanali kapadik. &#8220;aaa deprem mi olmus, kac bina cokmus?, yok canim o binadan sag cikmaz ama isallah cikar&#8221; turkulerini soylemeye basladik. Isin kotusu, bunu ben de yaptim&#8230;</p>
<p><span id="more-808"></span>Deprem mi olmus, nerede, nasil, kac bina cokmus? sorularindan sonra biraz haber kanalini seyredip tekrar diger dizi kanalina dondum. Haberlerden sikildigimdan degildi bu, sadece artik her deprem sonrasi bir kac deprem analizcisinin, profesorun, ya da bu iste gorevli kisilerin cikip &#8220;bu artcilari bekliyorduk&#8221; bidi bidilarini dinlemek istemedigimdendi. Abi madem bu isten anliyorsunuz, madem bu sarsintilar bekleniyor, neden vaktinde uyarip, buyuklugunu tespit edemiyorsunuz? Neden bizim ulkemizde her sey olup bittikten sonra konusuluyor? Ben artik her deprem sonrasi bir kac AKUT gorevlisinin ekranlara cikip deprem aninda nereye saklanacagimi anlatmasini, bir kac profesorun onumuzde bilmem kac yil icinde nerelerde deprem olabilecegini anlatmasindan SIKILDIM. Deprem aninda ne kadar saklanacagim yeri anlatsalar da, o an ben bunun bilincinde olacagini sanmiyorum kimsenin. Koca ev sallanirken ben mahalleden kamyon gecmis tepkisi verip bi camdan asagi bakamam. Insan depremi idrak edene kadar ya gocuk altinda kaliyor, ya da kosarken merdiven boslugunda&#8230; Ayrica sevgili profesorler, deprem uzmanlari, fay hattinin gectigi bir ulkede elbette bir gun deprem olur, ihtimal hep var. Bunu bilmek icin sizin egitiminizi almamiza da gerek yok. Ne kadar cografya dersini hayatim boyunca hic sevmemis olsam da, ulkenin cografi konumunu en azindan atlastaki renklerden cozmek bile mumkun. O yuzden senin isin bu ihtimali soylemek degil, nerede ne zaman olacagini saptamak degil mi? Mumkun degilse bile git aldigin maasi haket, ugras calis bul. Deprem sonrasi ciktiklari program icin para aliyor bu adamlar sanki&#8230;</p>
<p>Eskiden olsa afedersiniz devlete bok atar, oralari gelistirmedi ki, evleri denetlemedi ki derdim ama suan goruyorum ki devlet zaten boka batmis durumda. Hatri sayilir kisilerin iki lafiyla git sen saglam raporu al, cebine sikistirilan uc bes kurus icin gitsin devletin muhendisi kendisini satsin, sonra boyle patir patir tabiyki tost olur o binalar. Hem de 4-5 kasarli! pardon katli&#8230;</p>
<p>Yeri geldiginde burun kivirdigimiz, medeniyetsiz buldugumuz o Avrupa var ya, kurban olsunlar diyesim geliyor bazen. Neymis efendim Avrupali yozlasmismis, neymis efendim bizim kulturumuz, orfumuz adetimiz varmis, korumaliymisiz. O orf adetler yerini  can almaya, kan dokmeye, insan uzerinden yapilan pazarliklara, iki kurusluk rusvete birakti hey n`eaaaber? Varsin ben Avrupali olayim da en azindan insan degeri goreyim, raziyim yozlasmaya. Ha yozlasmaktan kasitlari da ictikleri icki, giydikleri iki memesini hafif gosteren elbise, yaptiklari seks. Sanki hic biri bunlari yapmiyormus gibi. Ulan siz degilmisiniz bir disi gorunce dibi dusen? Varsin ben Avrupali olayim&#8230;</p>
<p>Yaklasik 100yillik, belki daha eski bir binada yasiyorum. Dis yapisi kaldigi halde ic yapisi 3 yil once reforme edilmis, ici komple yenilenmis ahsap tarihi bir bina. Dusunuyorum, ulan diyorum ben 100 yillik bir binada acaba Turkiye`de yasayabilir miydim diye. Sonra kendi kendime sen yasarsin da, ancak o binanin altindaki arsanin topraklarinda diyorum. Alalim abi Avrupali`nin tum bilgisini, yetenegini. Verin abi ulkeyi bi sureligine Avrupalilara, adam etsinler hem ulkeyi, hem de bizi yonetenleri. Yakinda Turkiye`ye temelli donus yapacakken ben anneme neden soruyorum &#8220;anne bizim ev saglam mi&#8221; diye? Sormak zorunda miyim? Bir konut yapiliyorsa yikilmak icin mi yapilir? Amac icinde insan barindirmaksa neden bu tur sorular sorulmali? Mantik kuramiyorum, kurmak istemiyorum. Ben o eve girdigimde acaba deprem olsa yasar miyim korkusu yasamak istemiyorum. Muteahhitlere guvenmiyorum, yolunu bulmus almistir imzasini, saglam diyecek tabii ki diyorum. Ben bu kadar guvensiz olmak istemiyorum ama? Sebep kim, sebep herkes. Sebep sen, ben, o, bu. Her seyi torpile baglayan, dayisina bir imza attirip ise giren, egitimini almadan, temel bilgisi olmadan bu isi yapanlar, sebep o evleri yaparken iki kurus kacirmak icin curuk/eksik mal kullananlar, sebep saglam raporu alabilmek icin dayisina basvuranlar, sebep oy verdigi adama guvenip onun adindan yararlananlar.</p>
<p>Iste ben de bu carpik duzenden kurtulmak icin &#8220;AVRUPALIYIM&#8221; diyerek torpil istiyor, yasama hakkimi ozgurce kullanmak istiyorum&#8230;</p>
<p>Ben, bana omrumun bictigi zamanin disinda, baskalari yuzunden, zamansiz olmek istemiyorum&#8230;</p>
<p>Yasamak guzel&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/insan-dogduk-avrupalica-olelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargi &#8220;kendi arzusuyla&#8221; kangren oldu&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/yargi-kendi-arzusuyla-kangren-oldu/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/yargi-kendi-arzusuyla-kangren-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 17:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=801</guid>
		<description><![CDATA[Tam bir celiskiler ulkesidir Turkiye. Uzmezler uzer, Olmezler oldurur, Uresinler daha cok urensin ister vesaire vesaire&#8230;
Yasanan son olaysa insanin kanini donduran cinsten. Kisaca anlatmak gerekirse 13 yasindaki bir cocuk 26 kisiye satiliyor ve tecavuz ediliyor. Bunun uzerine yerel mahkeme &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; gerekcesini gostererek karar yargitaya gidiyor. Yargitaysa bu karari onayip &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; diyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tam bir celiskiler ulkesidir Turkiye. Uzmezler uzer, Olmezler oldurur, Uresinler daha cok urensin ister vesaire vesaire&#8230;</p>
<p>Yasanan son olaysa insanin kanini donduran cinsten. Kisaca anlatmak gerekirse 13 yasindaki bir cocuk 26 kisiye satiliyor ve tecavuz ediliyor. Bunun uzerine yerel mahkeme &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; gerekcesini gostererek karar yargitaya gidiyor. Yargitaysa bu karari onayip &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; diyerek 26 kisiyi serbest birakiyor. Isin hukuki sureciyle veya yapilan aciklamalarla ilgilenmedigim icin yanlisim olabilir, zaten onemli olan kismi da bu cocuga &#8220;rizasiyla birlikte oldu&#8221; damgasini yapistiran &#8220;hukukcular&#8221;. Hangi hak, hangi hukuk boyle bir yakistirmayi 13 yasindaki cocuga kondurabilir merak ediyorum her seyden once.  Insan haklari sucudur bu hepsinden once.</p>
<p>Her seyden once 13 yas grubunu taniyalim. Her birey gibi 13 yasindaki bir cocugun da gelisiminde bazi gorevleri vardir. 13-18 yas arasi farkli gruplara ayrilsa da en onemlisi hic suphesiz 12-14 yas grubudur. Gelisim gorevleri arasinda yasitlariyla iletisim kurabilme, kendi bedenini tanima, anne ve babadan duygusal bagimsizligi gerceklestirebilme ise en onemli gelisim gorevleridir.</p>
<p><span id="more-801"></span>Bunlari neden mi anlatiyorum? Cunku daha kendi bedenini yeni tanimaya baslamis, ailesinden habersiz disariya cikmayan, yeni yeni kendi bagimsizligini ilan edecek, cocukluktan cikip hem fiziki hem ruhsal degisimler gecirecek bir bireyden bahsediyoruz 26 kisiyle rizasiyla birlikte oldugu iddia edilen&#8230; Kaldi ki kulturel farkliligin buyuk oldugu bir bolgede gerceklesen bu olayda o yastaki bir kiz cocugunun degil rizasiyla bir erkekle el ele tutusmasi, annesinden habersiz sokaga cikmasi bile mumkun degildir. Hani boyle kesimler icin &#8220;egitimsizlikten, cahillikten&#8221; yaftasi yapilir ya, ben soruyorum o gerek yerel mahkeme, gerekse yargitay mensuplari hangi egitim kurumundan mezunlar? Kaldi ki okulda aldiklari egitimden gecseler bile insanlik sinifindan gecemeyecekler.</p>
<p>Bir yil once staj yerimde bir yil boyunca uvey babasi tarafindan tecavuze ugradigi dusunulen fakat hic bir zaman itiraf ettirilememis, annesi psikyatri kliniginde yatan bu cocukla ayni yastaki bir kizin rehabilitasyonuyla ilgilendim. Staja basladigim gunlerde o kadar acimasizlikla karsilasacagimi hic ummadigim icin bu kiz tarafindan kac kez sozlu saldiriyla karsilasmisimdir hatirlamiyorum. Baslangicta aglayarak eve donsem de, onun dosyasini okudugumda aslinda ne kadar da caresiz oldugunu, hircinliginin sebebinin ben olmadigimi anladim. Hani kiz cocuklari narindir, kirilgandir ya, bu kizimiz aksine cok erkeksi, kizlarla pek muhatap olmayan, vurmayi kirmayi seven, duygusunu asla belli etmeyen, sevgiyle yaklasima bile sevgiyle tepki vermeyen, aksine altinda bir seyler arayip hircinligini daha cok artiran bir cocuktu. Adeta icindeki firtinalari bu sekilde etrafina zarar vererek disa vuruyordu. Stajim boyunca en zorlandigim ve kazanamadigim, tek bir gelisme gormedigim tek cocuktu. Ben kendi basarisizligima vururken, aslinda onun yasadiklari ona boyle olmasini emrediyordu&#8230;</p>
<p>Avrupa`da daha once bu vakalari inceledigimde aslinda Turkiye ile cok buyuk farkliliklar gosterdigini gordum. Avrupa`da daha once tecavuz edilmis cocuklar hircinlasip farkli suclara bulasiyorlar, hirsizlik, adam oldurme, esrar satisi gibi. Fakat Turkiye`de o kadar vahim ki bu durum, tecavuze ugrayan bir cocuk bunu degil annesine, kimseye anlatamiyor. Zaten anlatsa da &#8220;aman kizim sus, baban duyarsa oldurur&#8221; &#8220;aman kizim sen yanlis anlamissindir, o amcan&#8221; &#8220;aman kizim sus, adin cikar&#8221; &#8220;aman kizim sus sokaga cikacak yuzumuz olmaz&#8221; gibi sozlerle susturuluyor. Agzini acan bir kiz ya olduruluyor, ya da &#8220;kotu yola&#8221; dusuyor. Ulkemizde konusmak adeta bir suc. Basina gelene razi ol, kir dizini otur. Dizini kirip oturdugundaysa zaten boyle tecavuz vakalari devam ediyor, 1ken 5, 5ken 10, 10ken 26 oluyor&#8230;</p>
<p>Hadim etmenin yasallasmasi donem donem boyle haberlerle tekrar gundeme gelmesine ragmen adaletsizligin, hakkin, hukukun kangren oldugu bir ulkede yasamak gercekten zor. hangi hak, hangi hukuk bu cocugun yasadigi travmayi iyilestirecek guce sahip derken, adaletin magdurun degil, suclunun yaninda olmasi insanin adaleti kendi imkanlariyla aramasina, dolayisiyla daha cok suca tesvik etmesine neden oluyor farkinda olmadan.</p>
<p>Herkesin sordugu soruyu sormak istiyorum ben de. Bu &#8220;adalet&#8221; verecek kisilerin kendi cocuklari yok mu? Hukuk insani olmaktan ote &#8220;insan&#8221; olarak 13 yasindaki bir cocugun -kendi rizasiyla- cinsel iliskiye girebilecegini nasil aciklar bize? Ben 13 yasindayken degil cinsel gudu, arzu, istek sahibi olmak, sokakta cocuklarla top oynamaktan baska bir sey bilmezdim, kaldi ki mahalledeki cocuklarin pipilerinin oldugunu dusunmek&#8230; Ben bu insan demeye bin sahit isteyen yargi mensuplarinin cocukluklarina inip, nasil bir tecavuz edilmis beyine sahip olduklarini arastirmak istiyorum aslinda. 13 yasindaki cocugun durumu degil, bu verilen karar dramin ta kendisi aslinda.</p>
<p>Tek umudum Insan Haklari Mahkemesi. Umarim birileri cikip once bu sucu isleyenleri sonra da kararlariyla bu suclulari koruyan tum hukuk mensuplarinin cezasini vermesi icin ellerinden geleni yapar. Keske mumkun olsa da hepsi hadim edilse&#8230; Isallah birileri de cikip bu cocugun ruhsal durumuyla ilgilenir de rehabilitesi gec kalmadan saglanir.</p>
<p>Allah kimseyi yarginin eline dusurmemesi dileklerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/yargi-kendi-arzusuyla-kangren-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Afet sonrasi psikolojisi</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/afet-sonrasi-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/afet-sonrasi-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 00:10:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=788</guid>
		<description><![CDATA[Son gunlerde Turkiye adeta bir felaketler ulkesi haline geldi. Uzerindeki teror karabulutundan kurtulamamisken Van`da gerceklesen deprem bu acilara adeta tuz biber ekti. Sehitlerin acisi dinmeden depreme kurban verilen canlar, yasam mucadelesi verenler ve kurtulup sifa bekleyenler.. Oysa o bir hafta ne kadar da cabuk gecerdi normal sartlarda. Simdiyse sanki aylarca bu felaketlerle cebellesiyormusuz gibi hissediyorum.
Reuters`ta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son gunlerde Turkiye adeta bir felaketler ulkesi haline geldi. Uzerindeki teror karabulutundan kurtulamamisken Van`da gerceklesen deprem bu acilara adeta tuz biber ekti. Sehitlerin acisi dinmeden depreme kurban verilen canlar, yasam mucadelesi verenler ve kurtulup sifa bekleyenler.. Oysa o bir hafta ne kadar da cabuk gecerdi normal sartlarda. Simdiyse sanki aylarca bu felaketlerle cebellesiyormusuz gibi hissediyorum.</p>
<p>Reuters`ta cikan bir fotograf degil Turkiye`yi, dunyayi sarsmaya yetti de artti. Bu durumun hassasiyetini uzerinde hissetmeyenler, aciyi yasamayan, paylasmayanlar bile o fotograftan sonra vicdanlariyla yuzlesmislerdir bence. Evet, 13 yasindaki Yunus`un fotografindan bahsediyorum. Gocuk altinda yardim beklerken, omzunda cansiz bir beden elinin oldugu o fotograf ve urkek, korkak bakislar&#8230; Kim bilir, belki de deprem esnasinda koruyup kollamak, sarip sarmalamak istedi o el. Fakat kendisi kurtulamadi, kucuk Yunus`un belki de hayata tutunmasina sebep oldu. Insan yutkunmadan edemiyor.</p>
<p>Gerek sosyal medya, gerekse gorsel medya uzerinden yapilan yardimlari, gelismeleri takip ediyorum ben de her vatandas gibi. Haber kanallarinda kisitli gorunen haberleri, yardimlari ve ihtiyaclari, sosyal medya uzerinden daha yogun takip etmek mumkun. Celiskiler hat safhada. Televizyon kanallarinin yasananlarin uzerini ortme cabasi, ihtiyaclarin giderildigine dair haberler acaba basbakanin &#8220;ricasindan&#8221; dolayi midir, yoksa isin raconu mudur bilmiyorum fakat sosyal medya uzerinden yapilan dayanismayi, yardimlari gordukce ulkem insaniyla bir kez daha gurur duyuyorum. Tabiyki gereksiz sesler de cikmiyor degil fakat halkimiz bunlari susturmasini biliyor ne mutlu ki dil, din, irk ayirt etmeksizin tek yurek kavrami yasam buluyor. Allah hala icinde iyi niyet besleyen, dualarini esirgemeyen, yardim eden, etmek isteyip gucu olmayan, kisacasi &#8220;insanligini&#8221; yitirmemis herkesin gonlune gore versin. Iyi ki varlar&#8230;</p>
<p><span id="more-788"></span>Afet sonrasi goruntuler, resimler sonrasinda Van halkinin psikolojisi ne olacak? Ya simdi? sorularini sorar oldum kendi kendime. Bu tur afetlerde elbette fiziki, sihhi, barinak, gida, bakim ve giyecek urunleri onemlidir, elbette ilk olarak bu ihtiyaclar giderilmelidir fakat sonrasinin da unutulmamasi gerekir. Henuz acilar taze, henuz insanlar soklarini atlatamadi uzerlerinden. Cogunun ailesinden, akrabalarindan, arkadaslarindan, mahallesinden, tanidiklarindan birilerini kaybetmis olmasi, bazilarinin yakinlarindan haber alamiyor olmasi ve umutla bekleyisi, ya da yakinlarinin saglik durumundan endise edisleri suan ki belki de tek dusunceleri. Onlarin icinde yanan ates, kendilerine donup bakamayacak, kendilerini iyilestiremeyecek, hallerinin farkinda olamayacagi kadar buyuk ve acili. O yuzden bu donemde yapilan tum desteklerin sonrasi da dusunulmeli, psikolojik destek noktalari bir an once kurulmali.</p>
<p>En hassas grup olan cocuklar hic kuskusuz ki bu durumdan ilk etkilenecek olanlardir. Onlara nasil aciklanir ki artik bir amcasi, dayisi, teyzesi belki de annesi, babasi, kardesi, dedesi hayatinda olmayacagini? Normal olumu aciklamasi buna nazaran daha kolaydir fakat hepsinin birden yok oldugunu izah etmek o cocukta ne tur yaralar birakacaktir, nasil etkileyecektir bilinmez. Sonrasinda elbette ergenler var. Ayni siralari paylastigi arkadasini bir daha goremeyecek olmasi, belki de bundan sonra uzun bir sure cadirda yasayacak olmasini kabullendirmek zor olacaktir. Daha sonrasinda kadinlar, engelliler ve yaslilar var. Felaketi yasayan herkes elbette hassas bir donemden geciyor ve bu durumdan bir cogu etkilenecek fakat ruhsal acidan en etkilenecek gruplar bunlar gibi gorunuyor.</p>
<p>Ozellikle bu tip afetler sonrasinda cogu insan uzerindeki soku atlatinca travma yasar. Bir nevi duygu bosalmasi olarak adlandirabiliriz bunu. Kimisi hircinlasip saldirgan olur, kimiyse icine kapanir, aglar. Bunlar beklenen olagan tepkilerdir aslinda. Zamanla azalip kisinin normal yasama donmesi, dinginlesmesi ve kendi kimligine tekrar donmesi beklenir. Fakat bazi kisilerde bu travma azalmaz, ya da tamamen yok olmaz. Buna <em>travma sonrasi stres bozuklugu </em>(posttraumatische stressstoornis) adi veriliyor. Ozellikle bu gibi afetler sonrasinda gorulebilecek baslica psikolojik rahatsizlik oldugu icin anlatmak istiyorum neler yasanabilecegini, belirtilerini.</p>
<p>Afet sonrasinda bazilari kayiplarindan, yasadiklari soktan dolayi herseye cabuk sinirlenebilir, ofkelenip, gerekirse saldirgan olabilirler. Konsantrasyon, uyku bozuklugu da bunlara eklenebilir. Bunun yaninda bazilari geceleri kabus gorup, gunduzleri de yasadiklari felaket anini defalarca hissedebilir, tekrar o ana defalarca donebilirler. Yasadiklari her an, her saniye gozlerinin onune gelip, gordukleri bir nesne, bir insan bile felaket aninini onlara hatirlatabilir. Bunun sonucunda duygu bozuklugu yaninda vucut somatik etkiler de gosterebilir(terleme, kalp ritminde bozukluk, terleme, fiziksel korku vs.).  Gunumuz vakalarinda az da gorulse hafiza kayiplari da gerceklesebiliyor. Benim en zorlandigim, en kritik gordugum travma sonrasi stres bozuklugu  belirtisiyse &#8220;tepkisizlik&#8221;. Yasadiklarina tepki vermeyip, gelecege uzaklasir, yabancilasir kisi. Aslinda bunu depresyona da benzetebiliriz.</p>
<p>Kisacasi yasanan bu doga felaketi sonrasinda insanimiza psikolojik destek sart. Fakat bu destek verilmeden once felaketzedelerin uzerlerinden bu deprem sokunu atmasi gerekiyor ve tum yardimlarin ellerine ulasip normal yasama donmeleri gerekiyor. Ne zaman ki gunluk rutinlerini yapabilecek duruma gelirlerse o zaman psikolojik destegin de onlara ulasmasi gerekir. Cunku asil &#8220;yalnizlik&#8221;, asil &#8220;yuzlesme&#8221;, asil soku atlatip duygu bosalmasi yasadiklari an o zaman olacaktir.</p>
<p>Yanlis bilmiyorsam Van`da okullar 3 gun sureyle tatil edildi. Herseyden once hayatin normale donebilmesi icin okul cagi cocuklarinin okullara gonderilmesi, bir an once egitimlerine kaldiklari yerden devam edebilmeleri gerekiyor. Cunku aci ama kayiplara ragmen hayat devam ediyor ve bunu geride kalanlara (ozellikle cocuklara) ispatlamak icin eski rutinlerini yerine getirmeleri, okula gitmeleri gerekiyor. Mumkun mudur bilmiyorum fakat okullarda bi sure psikolojik destek almalari, yasanilan olayi enine boyuna konusbilmeleri, anlayacaklari dilden anlatilmasi gerekir. Farkindaliklarini artirip, gelecege dair umutla bakabilmeleri saglanmalidir boylelikle. Boyle yazmak kadar kolay degil, farkindayim. Yanilmiyoesam 22 ogretmeni kaybettik bu depremde. Belki bir cogu ogretmenini, sinif arkadasini kaybetti. Belki artik catisi olan bir okulda da barinamayacaklar bir sure. Cok zor, eminim yasayan bilirdir bu duyguyu. Fakat yukarida dedigim gibi gelecege tutunabilmeleri, yasamin devam ettigini anlamalari icin okula gitmeleri, farkli bir atmosferi solumalari sart. Yardimlar yapilirken aslinda en gec bir hafta sonra acilacak okullar icin kirtasiye malzemeleri de gonderilse fena olmaz&#8230;</p>
<p>Bunun yaninda ne kadar mumkundur bilmiyorum fakat kucuk cocuklar icin bir &#8220;oyun merkezi&#8221; tarzinda cadir kurulup,  pedagog kontrolunde cocuklara destek olunabilinir. Kadinlara da ayni sekilde bir destek noktasi belirlenip bol bol konusturup, deneyimlerini birbirleriyle paylastirip onlarin rahatlamasi saglanabilir, bundan sonra yapilabileceklere dair cozum birlikte bulunabilir. Hepimiz biliriz ki kadinlar konusarak rahatlar, kadinlar duygularini daha yogun yasar ve bunu da gosterir. Hassastirlar.</p>
<p>Daha yasananlar cok yeniyken, yaralar sarilmamis, acilar tam anlamiyla yasanamamisken bunlari dusunmek ne kadar yeri ve zamani kestiremiyorum acikcasi ama yasanan kotu olayda kalmak, o anda yasamak ve gelecegi gormemek yanlis olur diye dusunuyorum.</p>
<p>Felakette canlarini kaybedenlere Allah`tan rahmet, yakinlarina bas sagligi, yaralilara sifa, gocuk altinda yasama tutunanlara acil yardim, yakinlarina sabir diliyorum. Allah yardimcilari olsun, bundan sonra boylesi felaketleri kimseye gostermesin. `99 depreminden akillanmayan ve binalari depreme dayanikli yapmayan muteahhitleri de Allah`a havale ediyorum. O yikilan binalar altinda kalan canlarin nefeslerini hep uzerinizde hissedersiniz umarim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/afet-sonrasi-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vatan degil, canimiz SAG olsun</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/vatan-degil-canimiz-sag-olsun/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/vatan-degil-canimiz-sag-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Oct 2011 16:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=786</guid>
		<description><![CDATA[Yazip yazmamakta cok tereddut ettigim bir yaziyi hangi giris cumlesiyle susleyecegimi bilmiyorum. Cunku ne yazacaklarim suslu, ne de hissettiklerim. Huznu nerede olsa tanirim, kokusunu duyar, ruhuma islerim. Melodisi kulaklarima, ruhu icime isler adeta. &#8220;Tanju Duru- Huzn&#8221; de oyle bir muziktir ki, boyle anlari en guzel anlatir belki de.
Gece yine ben bu muzigi dinleyip uykuya dalarken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazip yazmamakta cok tereddut ettigim bir yaziyi hangi giris cumlesiyle susleyecegimi bilmiyorum. Cunku ne yazacaklarim suslu, ne de hissettiklerim. Huznu nerede olsa tanirim, kokusunu duyar, ruhuma islerim. Melodisi kulaklarima, ruhu icime isler adeta. &#8220;Tanju Duru- Huzn&#8221; de oyle bir muziktir ki, boyle anlari en guzel anlatir belki de.</p>
<p>Gece yine ben bu muzigi dinleyip uykuya dalarken kaybettik sayisini soylemeye ne dilimin ne de elimin varmadigi cani. Ne yazacaklarimla acitasyon yapmaya niyetim var, ne de kliselesmis sozler dosemeye. Populist yaklasimci olmak yerine sadece hislerimi paylasmak derdim. Uzgunum. Hissettigim bu. Ama o kadar. Cunku canim o canlarin yakinlari kadar yanmaz. Hepimiz uzuluruz, hepimiz lanetleriz, hepimiz bir seyler yapmak ister ama hic bir sey yapamayiz. Duydugumuz an ki hissettigimiz aci anliktir. En iyi ihtimalle ayni gun, en uzak ihtimalle ertesi gun yine normal yasantimizi idame ettirmeye devam ederiz. Hayatin kurali bu. Acimasiz ama yasam devam ettikce bunu surdurmek zorundayiz.</p>
<p>Cok sukur boylesi olmasa da, bir yakinin yasamini yitirmesi ne demektir cok iyi bilirim. Hassasiyetim daha cok bu yondendir benim olum haberlerini aldigimda. Yasadigim kadarini hissederim cunku. Yasamadigim acinin empatisini kurmaktan baska hissini anlayamam, anlamaya calisirim cogunlukla. Elimden gelen tek budur cunku.</p>
<p><span id="more-786"></span></p>
<p>Televizyon ekranlarini actigimda yayindan kaldirilan programlar, sadece bugune ozel yapilan teror lanetleme programlari kadar &#8217;sahte&#8217; uzuntucuklu buldugum bir davranis yok. Yasam kadar olum de gercekse bu hayatta, yasamin geregini yerine getirip, gunluk hayati olan bitenin etkilemesine izin vermemeli. Bugun sehit haberleriyle kararan medya, yarin da gelecek (umuyorum olmaz fakat olasi muhtemel) teror haberlerine de mi ekran karartacak? Ben bunlarin cozum olmadigina inaniyorum. Elbette tepki verilmeli, elbette bu haberler uzerine laylaylom yapilmamali ama bugun yapmayip ertesi gun ekranlarda &#8220;ayol kalkin oturmaya mi geldik&#8221; tarzi programlari gormek medyayi duyarli degil, &#8220;ucuz&#8221; yapmaktan oteye gitmiyor. Ben tepkiyi &#8220;karartma&#8221; olarak gostermekten ote, duyarli ama &#8220;seviyeli&#8221; olmasindan yanayim. Ben ekranlarda sadece boyle gunlerde cikartilan aglamakli sehit ailelerini gormek istemiyorum. Cunku onlari sadece boyle gunlerde hatirlamak istemiyorum. Dun neden izlemedikte bugun izliyoruz ki? Bugun duygumuz yogun, bunun reytingini mi planliyorsun? Ucuz ve basit buluyorum acikcasi. Elbette insanlar duygularini boyle gunlerde paylasmali fakat bi kerelik gostermelik olmamali bu. Yapimcilari reyting kaygisi guden, duygu somurucu buluyorum acikcasi&#8230;</p>
<p>Bugun kanalin birinde bir kurt asilli Turk vatandasi kanali arayarak, Diyarbakirli olmasindan dolayi utandigini soyleyerek agladigini gordum, samimiydi. Uzuldum. Oysa orasi da bizim memleketimizin bir parcasiydi. Hani dedim ya yukarida insan hissettigi aciyi bilir, tanir. Bu da benim icin oyleydi. Yurt disinda yasayan azinlik bir Turk olarak ancak boyle empati kurabilirdim. Azinligin ne demek oldugunu bilirim cunku.</p>
<p>Turkiye`de yasarken benim icin herkes Turk idi. Bizim oralarda baska milletten insan yoktu, ya da ben bilmezdim. Ta ki yurt disina ciktim, o zaman Turk, kurt ayrimiyla tanistim. Baslarda farkini kavrayamasam da zamanla &#8220;kurt=teror&#8221; fikri beynime kazindi, kazitildi. Cunku yurt disinda isler Turkiye`den farkli yuruyordu. Terorun Avrupa ulkelerinden beslendigini herkes bilir. Gizli de yapilmaz ustelik. Sokaklarda teror orgutu icin satilan dergiler, toplanan paralar, konusulan konular hep alenen yapilan, gayet olagan karsilanan seylerdir. Ben de bu durumlari gordukce pek kiymetli devletim gibi &#8220;gozlerimi kapiyor&#8221; gormemezlikten geliyorum. Cunku benim canim kiymetli. Ben yasamayi seviyorum. Ama biliyorum ki canini veren abiler, kardesler de yasamayi seviyorlardi. Iste bunu dusunurken yutkunuyor insan&#8230; Elbette cok kurt arkadasim oldu, hatta ailesinde teror sucundan ulkeden kacmis kisiler olan, kurtleri desteklemiyor diye dislanan arkadasim bile oldu. Icini bilmem ama iyiydi. Urktugum icin bu tur konulara girmeyi tercih etmezdim. Aci ama adeta uc maymunu oynardim&#8230;</p>
<p>Hani deniyor ya, &#8220;vatan sagolsun&#8221;, ben &#8220;canlarimiz SAG olsun, olmesin&#8221; dileginde bulunmak istiyorum. Inanmiyorum cunku vatanin bu sekilde kan akitilarak sagolacagina. Insanin cani bu kadar ucuz olmamali, bu kadar kolay kaybedilmemeli. Bir cok asker yakininin ekranlarda isim gectikce &#8220;oh be, onun adi yok&#8221; diye nefes aldiklarini duyar gibiyim. Bir yanda yanan can, diger yanda sevinc goz yasi. Hayat iste boyle acimasiz. Adi teror iste, lanet akiyor adinda bile&#8230;</p>
<p>Ben bugun ne abimi, ne kardesimi, ne sevdigimi, ne de sevdiklerimi, kimseyi askere gondermek istemiyorum. Degmiyor, degmeyecek cunku. Ben beni bildim bileli teror var, muhtemelen ben olmasam bile olacak hayatimizda. Ne yapilabilir hic bir fikrim yok fakat artik dursun istiyorum, ne kadar umutsuz baksam da.</p>
<p>Soyleyecek cok soz var fakat neye yarar.</p>
<p>Allah yanan yureklere sabir, canini yitirenlere rahmet eylesin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/vatan-degil-canimiz-sag-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapanan bir mektup devri&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/kapanan-bir-mektup-devri/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/kapanan-bir-mektup-devri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 00:50:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=781</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Cok kiymetli arkadasim, nasilsin? beni soracak olursan senin yokluguna hala alisamadim. Sana uzun zamandir mektup yazamadigim icin ozur dilerim. Burada gunlerim yogun geciyor. Konularimiz iyice sikisti. Bir yandan okul, bir yandan dershane. Basimi kasiyacak vakit yok&#8230;&#8221; 
Sene muhtemelen 1999&#8230; Yurt disina yerlestigim ilk donemler. O zamanlar simdiki gibi elimin altinda internet, ya da ucuz/rahat konusabilecegim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Cok kiymetli arkadasim, nasilsin? beni soracak olursan senin yokluguna hala alisamadim. Sana uzun zamandir mektup yazamadigim icin ozur dilerim. Burada gunlerim yogun geciyor. Konularimiz iyice sikisti. Bir yandan okul, bir yandan dershane. Basimi kasiyacak vakit yok&#8230;&#8221; </em></p>
<p>Sene muhtemelen 1999&#8230; Yurt disina yerlestigim ilk donemler. O zamanlar simdiki gibi elimin altinda internet, ya da ucuz/rahat konusabilecegim bir sistem yok. Ben de simdiki neslin burun kivirdigi, cag disi gordugu, o zamanlarinsa en populer iletisim araci olan mektubu kullaniyorum arkadaslarimdan haber alabilmek icin. Aslinda mektup cocuklugumda hayatima giren bir arac. Babam yurt disinda yasadigi icin cocuklugumdan itibaren her bos vaktimde ya mektup yazar, ya da kart atardim. Yazmanin, bana gelen bir mektupla mutlu olmanin, tadina o zamanlar varmisim. Bunlari anlatmayacagim elbette&#8230;</p>
<p><span id="more-781"></span>Derler ya; soz ucar, yazi kalir. Sozler ucmus ama o yazilar hep kalmis odamin tozlu, ucra koselerinde. Ben varliklarini bile unutmusken odami toplarken karsima bir canta dolusu mektubun cikmasiyla o gunlere tekrar dondum. Teknoloji hayatimizi kolaylastirdigindan beri o kadar tembellesmis, o kadar uzak kalmisiz ki yazmaktan, kolayca ulasabilecegimiz insanlara bile ulasamaz,ulasmaz olmusuz. Elektronik postalar almis her bir mektubun yerini. &#8220;Yazayim da aradan ciksin&#8221; mantigi, &#8220;bugun mektup yazayim, guzel bir muzik esliginde&#8221; fikrinin yerini almis. Ben o zamanlar hatirliyorum ozellikle sevdigim muzigi acar, biraz mumla da odami aydinlatir, o gece sevdigim arkadaslarima icimi dokerdim. Bunun keyfi paha bicilmezdi. Birine derdimi anlatmak, hatir sormak icin karsimda olmasi gerekmedigine ta o zamanlar inanirdim. Uzunca da bir sure uyguladim bunu. Nerede catlak verdi, ne zaman mektup yazmayi biraktim onu sorguluyorum mektuplari elime gecirdigimden beri. Bir sey olmus olmali ve ben bu guzel aliskanligi birakmis olmaliyim. Eskiden buna cevap olarak &#8220;zaman&#8221; derdim fakat asil &#8220;seytanin&#8221; her seyi kolaylastiran, beni tembellestiren &#8220;teknoloji&#8221; olduguna inanmaya basladim. Elbette teknoloji dusmani degilim, isimi kolaylastirdigi, sevdiklerimle daha rahat iletisim kurabilecegimi biliyorum. Fakat ben o saman kagidinda yazilan, daha sonra beyaz kagida gecilen, renkli kalemlerle resimler cizilen mektuplari ozluyorum&#8230; Ustelik onlarla sakalasmak, geyik yapmak icin anlik ileti paylasabilecegim bir messengera, bir bedava mesaj sistemine bile gerek yok. Arkadasimin bana 2 hafta once yazdigi seye ben bu hafta gulerekte zevk alabiliyorum. Hem daha samimi, hem daha ozlem dolu..</p>
<p><em>&#8220;Ha ne diycem, Memoli`nin ay pardon enistenin posterini begendin mi? Daha 1 zarf dolusu daha var. O gun param yetmedigi icin gonderememistim simdi gonderiyorum. Ozellikle soyledim Memoli arkadasima resmini gondercem. Bir iki tane cektirdi. Dedi gel beraber cekinelim ama ben istemedim. Malum akrabalar ne derler, sonra hem sen kiskanirsin diye. Sunlari okurken bir catirdama sesi duyuyorum. Yoksa senden mi geliyor? Onun filminde okudugu bir siir var ya, biliyorsundur. Dogum gunumde bana evlenme teklif etti, ben de Doga uzulmesin diye once ondan ayril, sonra dedim. Simdi ne yapcaz bilmiyorum. Ama merak etme, dugune cagiririm&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Dedim ya, bazen o anlik iletilerle arkadaslarinla konustugun seyleri bir kac hafta sonra eline gececegini bile bile anlatabiliyordu insan mektupta. O donemler Yilan Hikayesi en meshur dizilerden. E jon de Mehmet Ali Alabora olunca kart postallar zarflarda her mektup icinde yollanirdi. <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Mektuplar sadece ic dokmek, dertlesmek ya da uzun uzun bir seyler anlatmak icin degildi aslinda. Bence mektup yazmak kendini hatirlatmak, unutmadigini karsi tarafa gostermekti. O yuzden mektuplardan haber almak yerine, &#8220;mektup geldi, beni hala unutmadi, benim icin zaman harcayip yazmis, emek vermis&#8221; diye dusunmek guzeldi.</p>
<p>Hayatimda aldigim mektuplar arasinda en mutlu oldugum, sasirdigim, havalara uctugum mektup, buraya ilk geldigimde sinif arkadaslarimin hepsinin ayri ayri derste yazarak yolladigi mektuptu. Hic beklemiyordum, ben henuz onlara yazmamistim. O gun yasadigim saskinligi, yuz ifademi, mutlulukla huznun karisimini hic unutmam.</p>
<p><em>&#8220;Nasilsin, gurbetlerde gunun bizsiz nasil geciyo? Biz burada hepimiz cok kotuyuz. Dersler boktan, hayat boktan. Anlayacagin her sey boktan geciyor. Sen bize yazmadin ama biz sana yaziyoruz. Catlak Vuslat`in sozlusunde bu mektubu yaziyorum sana. Biraz once tahtaya kalktim ve yapamadim. Anlayacagin moralim cok bozuk. Senin canini da siktim kusura bakma. orada gunlerin nasil geciyor? Aslinda bir yonden sevinmelisin, bu okuldan kurtuldun. Seni cok ozledik, biran once gelmeni gelmeni istiyoruz. Sakin gelirken bos gelme, doverim ha!&#8230; Orada manitan var mi? Cekinme soyle dovmem canim, oldururum o kadar dermisim&#8230;&#8221; </em></p>
<p>Bir baska sinif arkadasimsa hoslandigi cocugu anlatmis. <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><em>&#8220;&#8230;simdi bunlari gecelim, sana telefonda birinden bahsetmistim, simdi onu anlatayim. Ismi Mustafa. Onunla yaklasik 11 ay kadar ciktik. Ciktik diyorum cunku simdi ayrildik. Neden mi? Boynuzlarimi gormuyor musun da soruyorsun. Beni boynuzladi&#8230;&#8221;</em> devamindaysa tum hikaye tabiyki <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ingilizceye sozde hakim bir arkadasimsa soyle basliyor: <em>&#8220;Hello canimcim, <strong>have</strong> are you? (ok cikararak bir de nasilsin yazmis altina:)) ) Sana bu mektubu okulda, kimya dersinde, Vuslat manyaginin dersinde yaziyorum. Su anda sozlu oluyoruz ama ben sana yazi yaziyorum. Dersler anamizi aglatiyor&#8230;&#8221; </em></p>
<p>Insan ayni siralarda otururken , ayni havayi solurken degerini bilemiyor sevdiklerinin. Hatta isin kotusu, bazen sevdiginin bile farkina varamiyormus. Ne zaman ki uzak kaliyorsun, o zaman en uzak oldugun kisiler bile burnunda tutmeye basliyor. Hayatin acimasizligi sanirim, kaybedince degerini anliyorsun.</p>
<p>Kimi zaman guluyorum okurken mektuplari, kimi zaman agliyorum. Kimi zaman yazilirken gulundugunu, kimi zaman da aglandigini biliyorum cunku. Simdi gulup gectigimiz adina dert bile denmeyecek ufak problemler aslinda o zamanlar oyle buyuklermis ki, insan okudukca buyudugunu goruyor. Ve biz buyudukce dertlerimiz de buyuyor. Korkuyorum ki daha da buyuyecegiz dertlerimizle birlikte ve gulecegiz bugun dert olarak siniflandirdigimiz seylere. Oysa ben hic buyumek istemiyorum, gecmiste bunun icin can atmis olsam bile&#8230;</p>
<p>Buyumek farkindaliksa, insan buyudukce farkindaligi da artiyorsa uzulsem bile artik anliyorum ki koca bir devri kapatmisiz, mektuplari tozlu raflara kaldirip en guzel aliskanligi tarihe kazimisiz. O renkli zarflarin, mektup kagitlarinin, rujlu, parfumlu mektuplarin, cesit cesit pullarin yerini elbette hic bir zaman elektronik postalar alamayacak ya da aldigini sansa bile o duyguyu bize veremeyecek. Simdiki ve gelecek nesil icin bu tur aliskanliklari hic yasayamayacaklari icin uzuluyorum. Umarim teknoloji icinde bu kadar kaybolup, duygularimizi kaybetmez, iletisim kurmayi bir ekran arkasinda sadece bir smileyden ibaret sanmayiz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/kapanan-bir-mektup-devri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir mezunun cirpinislari&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/bir-mezunun-cirpinislari/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/bir-mezunun-cirpinislari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 00:18:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=778</guid>
		<description><![CDATA[Ben hic boyle hayal etmemistim seni. Ben hic seni sevmeyecegimi dusunmemistim. Mezundum, her sey artik daha guzel, daha eglenceli olmayacak miydi? Hani dizileri rahat izleyecektim, aklimin bi ucunda &#8220;raporu yazip kurtulsam&#8221; dusuncesi olmadan&#8230; Hani sabah erken uyanacak olmanin telasi olmayacakti, sabahlara kadar oturup aksamlara kadar yatacaktim?
Evet, ben mezun olmayi hic boyle hayal etmemistim&#8230;
Mezun olali 3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben hic boyle hayal etmemistim seni. Ben hic seni sevmeyecegimi dusunmemistim. Mezundum, her sey artik daha guzel, daha eglenceli olmayacak miydi? Hani dizileri rahat izleyecektim, aklimin bi ucunda &#8220;raporu yazip kurtulsam&#8221; dusuncesi olmadan&#8230; Hani sabah erken uyanacak olmanin telasi olmayacakti, sabahlara kadar oturup aksamlara kadar yatacaktim?</p>
<p>Evet, ben mezun olmayi hic boyle hayal etmemistim&#8230;</p>
<p>Mezun olali 3 hafta olacak neredeyse. Daha ilk gunden &#8220;e simdi?&#8221; sorusu belirmisti kafamda. Ama hep bir sure dinlenirsem iyi gelir, uzerimdeki stresi atarim en azindan, kafa dinlerim diye de dusunuyordum. Farkettim ki okul bittiginden beri daha cok strese girmisim, bu bosluk beni daha cok strese sokmus. Keyif almaz olmusum her seyden farkinda olmadan. Eskiden sabah isim olsa bile sabaha kadar oturmak keyif verirken, artik aksam saatler 22.00 gosterdiginde ben uyku haline geciyorum. Eskiden internette gezinmekten, muzik dinlemekten hoslanirken simdi ne laptop aciyorum, acmak istiyorum ne de vakit harcamak. Eskiden televizyon izlerken,bundan hoslanirken artik ne televizyon seyretmekten zevk aliyorum ne de buna vakit ayiriyorum.</p>
<p><span id="more-778"></span></p>
<p>Beni mezun olmanin bu kadar etkileyecegini dusunmuyordum hic. Fakat daha ilk haftasindan hayatima kara bir gercek gibi oturdu. Dunumun bugunumden farksiz olmasi, yarinimin da bugunumle ayni gececek olmasi canimi cok sikiyor. Amacsiz yasiyor gibi, kendimi boslukta hissetmek beni kendi icime kapatiyor. Surekli bir ugras yaratma, surekli bir seyler dusunme pesindeyim, beynim susmuyor. Susmasin da. Haftalik dergiler okuyup guncel konulari takip etmeye calisiyorum kendi alanimda. Hosuma gidiyor, kendimi okula gidiyormusum gibi hissettiriyor. Bunun disinda resim ciziyorum bazen evde gordugum herhangi bir objeyi ufak bir kagida. Orgu islerine basladim, hem beni dinlendirmesi, sakinlestirmesi icin, hem de bir amacim olsun, bos vakit gecirmeyeyim diye. Acayip rahatlatiyor, terapi gibi.. Ki oyle de bir yerde. Internetten ve televizyondan olabildigimce uzak, bazen muzikli ama bolca orgulu sessiz bir hayat yasiyorum bu aralar. Iyi de geliyor sanki. Issiz bir adaya dusmusum gibi.. Yanima aldiklarimsa 3 cesit orgum&#8230;</p>
<p>Bunlarin yaninda dedim ya dusunuyorum bolca diye. Kendi kendime is gelistiriyorum, planlar yapiyorum. Cogu zaman sosyal sorumluluk projeleri oluyor bunlar. Son zamanlarda orgu isleriyle de ilgilendigim icin kreatif yonumu kullanmak istiyorum gelecekte. Anne ve cocuk iliskisinin sadece &#8220;dogur doyur&#8221;dan ibaret olmadigini dusundugum ve bir cok annenin evlat buyutmenin sadece bu felsefeden yana oldugunu dusundugunu gordugumden, anne ve cocuklara yonelik &#8220;anne cocuk beraber&#8221; adinda bir kreatif merkez acmak istiyorum. ya da bu isi yapan merkezlere sunmak, bunu uretmek istiyorum. En azindan birilerine faydam dokunsun istiyorum, maddiyattan uzak. Belki bununla ilgili ileride bir site acarim, bildiklerimi paylasirim, kim bilir.</p>
<p>Kendim icin de dusunduklerim var elbette. Son aylarda ozellikle peyzaj mimarligi ile ilgileniyorum. Hosuma gidiyor, kendi kendime bos bir alan cizip onu nasil degerlendirebilecgimi hayal ediyorum. Internetten ornekler arastiriyorum, biraz da teknik kismiyla ilgilenecegim. Bu iste ahkam kesemem elbette, benimki sadece bahcelere, dogaya olan ilgimden kaynakli. Hosuma gidiyor gorsellikle ilgilenmek, hem de doganin&#8230; Bir de organizasyon isleri ilgimi cekiyor son donemlerde. Bu bosluktan da yararlanip acaba bir dugun olsa, bir parti olsa nasil organize ederim, hangi urunleri kullanirim, hangi renk daha uygundur gibi yine gorsellikle alakali kendi kendime planlar yapiyorum. Ileride organizasyon isleriyle ilgilenirsem hic sasirmayin:) Nedendir bilmiyorum, bunlari dusunmek, bir seyler uretmek beni ise yarar hissettiriyor. Kendi alanimla ilgili olmadigi icin de daha cok hosuma gidiyor cunku yeni seyler uretiyor beynim. Yeni bir ilgi alanim var ve yerimde saymadigimi, gelistigimi, zevklerimin de artik yenilendigini gormek kendimi iyi hissettiriyor.</p>
<p>Eskiden iyi bir ev hanimi olacagima inanirdim, evde kalmaktan hic sikilmayacagimi dusunurdum fakat cok yanilmisim. Daha ilk haftamda bunalmaya ve ugras aramaya basladim. Anladim ki benden iyi bir ev hanimi olur ama  basarili, calisan bir kadinsam. Yoksa evde oturmanin, bos kalmanin bana gore olmadigini anladim bu 3 haftalik donemde. Hayatimda hic dusunmedigim kadar yogun dusuncelerim oldu, hayatimda hic duzenli yasamadigim kadar duzenli yasadim, hayatimda hic duzenli beslenmedigim kadar duzenli beslendim. Garip bir deneyim oldu bu mezunluk hali bana. Bir an once planlarimi gerceklestirip bu halden cikmak istiyorum.</p>
<p>Sans benimle olsun, basariyi ben elde ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/bir-mezunun-cirpinislari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanati sorguluyorum bazen</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/sanati-sorguluyorum-bazen/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/sanati-sorguluyorum-bazen/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2011 00:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farkli Hayatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=773</guid>
		<description><![CDATA[Arama motoruna &#8220;sanat nedir&#8221; diye yazildiginda milyonlarca sonuc verir oysa. Tek tanimi yoktur, olamaz da zaten, cok goreceli bir kavramdir. Sanatin ne oldugunun cevabini veremezken kimlerin sanatci oldugu, kimlere &#8220;sanatkar&#8221; denmesi gerektigini tartismak yersiz olur. Bu yazida elbette sanatin ne oldugu, kimlere sanatkar dendigini anlatacak degilim, kaldi ki bunu elestirecek donanima sahip olduguma inanmiyorum. Peki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arama motoruna &#8220;sanat nedir&#8221; diye yazildiginda milyonlarca sonuc verir oysa. Tek tanimi yoktur, olamaz da zaten, cok goreceli bir kavramdir. Sanatin ne oldugunun cevabini veremezken kimlerin sanatci oldugu, kimlere &#8220;sanatkar&#8221; denmesi gerektigini tartismak yersiz olur. Bu yazida elbette sanatin ne oldugu, kimlere sanatkar dendigini anlatacak degilim, kaldi ki bunu elestirecek donanima sahip olduguma inanmiyorum. Peki o zaman neden mi bu konu? Takip ettigim bir dergide guclu kadinlarin hayatlari anlatilmis. Turlu turlu basari veya kendini gosteris hikayelerinde bir tanesi dikkatimi cekti ve o beni bu yaziyi yazmaya, dusunmeye surukledi.</p>
<p>Oncelikle yazimda bu disi kahramanin adini vermek istemedigimi belirteyim. Cunku yazi kisinin karakteri ya da yaptigi ise yonelik degil, daha cok benim kafamdaki sorular. En azindan merak etmenize sebep olacagim icin simdiden ozur dilerim.</p>
<p>Bu bayan 40 yasinda, evli ve 3 cocuk annesi. Kadinin seks objesi olarak gorunmesini tema olarak isleyip, iphone`u ile kendi vajinasinin farkli sekillerde fotografini cekip yayinlayarak unlenmis biri. Cogu kez facebook ve youtube fotograf ve videolari yuzunden hesaplarini kapamis, fakat her seferinde tekrar acmis. Yetistirilme tarzi olarakta anne ve babasi kisitlama yonune gitmemis. Bu yuzden rahat bir cocukluk gecirdigini soyluyor. Hakkinda soylenilenlerden en uzuldugu sey cocuklarina ve kocasina acimalari, onlarin utanc duyacagini soylemeleriymis. Unlu bir kac fotografcinin kendisine ulasmasi sonucu fotograf kitabi cikmis. Bu yaz da Belcika`da bir sergi acmis.</p>
<p><span id="more-773"></span></p>
<p>Kendisinin porno degil, sanat yaptigini soyluyor. ve benim de merakim, kafamdaki sorular burada basliyor.</p>
<p>Adini duyurmasina sebep olan sey aslinda vajinasinin fotograflarindan cok, buna cesaret etmesi. Bu konuda hem fikirizdir fakat bu cekilenlere &#8220;sanat&#8221; demek konusunda celiskilerim var. Cunku farkli oldugunu dusunmesi, kimsenin ya da cogu kisinin cesaret edemeyecegi bir seyi yapmasidir bence onu sanat yaptigini iddia etmesine sebep olan neden. Yapilan aktivite aslinda sanattan cok bir protesto seklidir bence. Protesto da elbette yeri geldiginde sanatin cesitli alanlarindan biriyle yapilabilir ama her telefonuyla cilginlik yapip fotograf cekene sanatci, her temali fotografa da sanat dememek gerekir. Son yillarda en nefret ettigim konulardan biri de budur aslinda. Her eline fotograf makinesi alanin fotografci oldugu bir dunyada, kimlerin sanat olarak fotograf dalini icra ettigi, kiminin hobi olarak yaptigi buyuk bir muamma. Fakat konu bu degil.</p>
<p>Gerci sanat bu kadar genis bir alanken ve fazlasiyla goreceliyken neyin sanat olup olmadigini yazmakta bir o kadar sacma, farkindayim. Sanatini gectim, bu unlu bayanin dusunce yapisini, davranisinin altindaki mantigi anlamaya calisiyorum. Bir insanin herkesten once kendine, kendi bedenine, ruhuna saygisi olmasi gerektigine inanirim. Bunun  yaninda bazi seylerin ozel kalmasina, ozel kaldigi zaman guzel olduguna da&#8230; Evli ve 3 cocuklu bir bayanin hangi mantikla bunu yapiyor olmasi beni dusunduruyor, cevap bulamiyorum. Isyan, nefret, mahalle baskisi( ki mumkun degil), kadina uygulanan psikolojik baski, gecmiste yasanilan travma? igh hayir, bence bunlar yan etken. Bir insan kendine olan asiri guveninin aksine, kendisiyle hic barisik olmadigi icin boyle bir sey yapar bence. Baskiyi daha cok uzerinde hissettigi icin disari vurmak ister bir sekilde. Icten ice mutsuzdur fakat baskalari onu guclu, yikilmaz gorsun ister. Bunu da gostermenin en guzel yolu adini duyurmak, yaptigi isleri gostermekten gecer. Sanirim bu bayanin da sectigi yol bu oldu&#8230;</p>
<p>Yaptigi ise saygi duysam da ailesinin tepkisini, ileride cocuklarina torunlarina birakacagi bu &#8220;mirasi&#8221; nasil tasiyacaklari merak konusu. Belki de bir Batili olmadigim icin, toplum baskisini uzerimde daha cok hissettigim icin bu yonuyle ele aliyorum yapilani daha cok. Yine de her farklilik yapilana &#8220;sanat&#8221;, sahiplerine de &#8220;sanatci&#8221; denmesinden hoslanmiyorum.</p>
<p>Fakat yaziya sanattan girip, olay kahramaninin psikolojisinden ciktim, farkindayim daginikligin:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/sanati-sorguluyorum-bazen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEZUN oldum!</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/mezun-oldum/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/mezun-oldum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Sep 2011 00:53:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=770</guid>
		<description><![CDATA[Evet evet evet! Artik ben de mezunum. Sonunda  tezimden kurtulup, savunmami da yapip okulu bitirebildim. Ne kadar saka gibi gelse de. Eger ki danismanim konusma sonunda &#8220;diploma toreninde gorusuruz&#8221; dememis olsaydi hala inanmiyor olacaktim mezun olduguma. Gercekten saka gibi.
Ne mi hissediyorum, hic bir sey sanirim. Ya da cok sey. Karisik. Aslinda sevinemiyorum bile sanirim. Seviniyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet evet evet! Artik ben de mezunum. Sonunda  tezimden kurtulup, savunmami da yapip okulu bitirebildim. Ne kadar saka gibi gelse de. Eger ki danismanim konusma sonunda &#8220;diploma toreninde gorusuruz&#8221; dememis olsaydi hala inanmiyor olacaktim mezun olduguma. Gercekten saka gibi.</p>
<p>Ne mi hissediyorum, hic bir sey sanirim. Ya da cok sey. Karisik. Aslinda sevinemiyorum bile sanirim. Seviniyorum ama sevinemiyorum da. Biliyorum, karisik geldi, anlatamiyorum hislerimi. Sorun su ki, beni benim kadar okumayi seven biri anlar. Hayatim boyunca okula gidiyormusum gibi hissediyordum kendimi, bitecegine hic inanmadigim bir seruven gibiydi. Bir yil bitti, sonraki yil devami oldu. 1-2-3-4 derken filmin ne kadar hizli sonuna geldigini kavrayamamisim bile. Artik &#8220;ogrenci&#8221; statusunde olmamak mutsuz, ama bundan sonraki ideallerim, hayallerim icin mutluyum. Yine de saka gibi.</p>
<p><span id="more-770"></span></p>
<p>Kendimi boslukta bile hissedemiyorum. Uzerimde baski var gibi. Sanki biri arkadan cikacak ve &#8221; durun ona diploma veremezsiniz, daha onun dersi var&#8221; diye toreni durduracakmis gibi hissediyorum. Sanki birileri elime kitap tutusturacak, dur sunu da  bitir oyle git diyecek gibi. Garip. Kendimi hic mezun olmus gibi hissetmiyorum. Isin kotusu, ben okumayi seviyorum.</p>
<p>Bundan sonrasi beni nereye goturecek, neler yapacagim hic bilmiyorum. Tek bildigim planlarim, hayallerim var ve onlarin pesini birakmayacagim. Yine de bir seyleri elde edene kadar ki belirsiz surec insani icten ice yoruyor. Bu endiselerden kurtulmanin yolu dusunmemekmis, ben de dusunmemeye calisiyorum. Zamani gelince hayat beni nereye goturecek gorecegim.</p>
<p>Artik yeni bir baslangic yapma zamani. Simdilik ilk hedefim yuksek lisans. Bunu basarmak icin elimden geleni yapip tekrar ogrencilik hayatima donmek istiyorum, umarim her sey planladigim, istedigim, hayal ettigim gibi olur. Simdilik tek dilegim bu.</p>
<p>Evdeki yalnizlik halim de artik sona eriyor, ailem sonunda yuvaya donuyor. Ozledim, cok. Yokluklarina alisamam sanmistim ama bekledigimden cabuk alistigimi farkettim. Bu da bana artik yalniz yasayabilecegimi kendi kendime ispatlamami sagladi.</p>
<p>Farkettim ki zaman cabuk geciyor. Eskiden zamanin yavasligindan sikayet ederken, simdi nasil gectigini anlamiyorum bile. Cok cabuk cumalar geliyor, cok cabuk pazarlar bitiyor. Gerci artik pazarim pazartesimden farksiz olmayacagi icin, umarim cok fazla etkilenmem bu &#8220;bosluk&#8221; durumundan. Neyse ki kisa bir sure sonra hakettigim tatili yapacagimdan kendimi su an sadece ona odakliyorum.</p>
<p>Hakkimda hayirlisi olsun bundan sonrasi icin. Bir an once ruyadan uyanip gercekten sen mezun oldun demelerini bekliyorum(:</p>
<p>Bundan sonra bol bol yazarim artik okul haric her turlu konudan. Bu yil neredeyse sadece okulumu yazdigimin farkindayim.  O yuzden telafi zamani geldi catti. Turlu turlu konularla blogu costuracagim:)</p>
<p>Veeeee,</p>
<p>Sanirim ben artik MEZUNUM! <img src='http://www.bloglandim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/mezun-oldum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

