Genel Kategorisi Arşivi

Kücük Aptalin Büyük Dünyasi

Hersey aslinda sevgilimin kitapligindan kitap “çalma” egilimimden sonra basladi. Tek tek kitaplari inceleyip, ilgi alanima gore ayirirken, aralarinda Pucca`nin kitabini da gordum. 

Friendfeedte girdigi feedleri takip ediyor fakat blogunu ziyaret etmiyordum. Uzaktan gorunen Pucca “yatak odasini bloguna tasiyan ve fazla ozele giren” bir bloggerdi. Bazi seylerin ozelde kalmasindan yana oldugum icin blogunu ziyaret etme güdüm ve merakim olmamisti. Ta ki kitap cikana ve merak edene kadar. Kitabin cikacagi donemi yakindan takip edip, ciktiktan sonra yorumlari okuma firsatim oldu gerek bazi bloglarda, gerekse friendfeedte. Fakat yurt disinda bulunmamdan dolayi kitabi alabilme sansimi dusuk gormustum. En kotu ihtimal Turkiye ziyaretimde alacaktim. Alacaktim diyorum fakat ben bu kitabin raflarin en kuytu koselerinde yer alacagini dusunup, bulabilecegime ihtimal bile vermiyordum. Icerik olarak suphem veya onyargim oldugundan degil elbette. Sadece Turkiye`de kitap basmanin, hele ki ilk kitabin yayinlanmasinin bu kadar kolay olacagini ya da bu kadar butce ayrilacagini dusunmedigimdi. Elbette ceken bilir, disi seni ici beni yakar. Neler yasandi, zorluklari oldu mu bilmedigim icin davulun sesini uzaktan dinliyorum. Neyse ki gerek Konya, gerekse Ankara`da  D&R da fazlaca yer ayrilmis sekilde Pucca`nin kitabina rastladim. Insan nasil diyeyim, bir arkadasini, bir yakinini gormus gibi oluyor. Tanimasan, hic bir muhabbetin olmasa bile, ayni ortami solumus olmandan dolayi ister istemez bir bag hissediyor, gorunce mutlu oluyorsun. Ben de bu hazzi yasadim ulkeyi terkedecegim son gunlerde Pucca`yi raflarda gorunce.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Ne ‘evet’ ne de ‘hayir’, sadece YETER

Aylardir bir referandumdur gidiyor. Sokakta dagitilan brosurlerden yapilan anonslara, ev, arkadas ortamlarindan tutun sosyal medyaya, tum Turkiye bunu konusuyor, bunu tartisiyor. Elbette surec olmasi gerektigi gibi isliyor fakat artik ben bogulmaya basladim bu durumdan. Daha once yazdigim gibi oyumu ulkeyi terkederken kullandim. Benim icin o an oylama bitti ve geri sayim basladi. 12 eylule kadar insanlarin sabirsiz ve  tahammulsuz, kiskirtici hallerini izlemek baslangicta eglenceli olsa da, artik tat vermiyor.Hayir dedigim icin ne evet diyenlere kufrediyorum, evet dedikleri icin ne de onlarla muhabbetimi kesiyorum. Ya da ayni sekilde hayir dedigim icin ne de evet diyen arkadaslarim benden uzaklasiyor. Ulkeyi ilgilendiren bir konuda verecekleri karara saygi duymasam da, belden asagi vurmuyorum olayi.

Neymis, Sezen Aksu evet diyecekmis, neymis bilmemne tiyatrocu, siyasetci, futbolcu da evet diyecekmis. Desin? Cocuklugumda sir gibi saklanirdi bu tur konularda oylar, babam bize soylemezdi kime oy verecegini. Artik gunumuzde oylar kapali degil, acik kullanilirken, halki etkilemek adina unlulerin fikirlerini aciklamalarini dogru bulmuyorum. Boy boy gazetelerde neden evet veya hayir dediklerini okumak istemiyorum. Onlarin da birer oy hakki var, benim de. Aciklamanin anlami ne?

Sosyal medyada referandum sureci de beni internet aliskanligimdan soguttu. Evetciler, hayircilara karsi, hayircilar evetcilere karsi. Bir sidik savasidir gidiyor. Bakalim hangisi daha uzaga iseyecek diye izliyorum ben de uzaktan. Kimileri protesto ediyor, kimileri videolar cekip paylasiyor, kimileri siirler yaziyor, kimileri resimler paylasiyor, kimileri ” ahahah oncekinde nasil da koduk” modunda dolasiyor derken, insanlar kendilerine yeni bir eglence bulmus. Eglence kismi tamam da, bazi durumlarda birbirlerini kirdiklarinin bile farkinda degiller. Gerci umurlarinda mi onu da bilmiyorum.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Referandum- Hayir- Esenboga Havalimani

Gun hesaplayinca uzun, fakat bana cok kisa gelen bir tatil donemini bugun malesef geride biraktim. Tatille, yolculuklarla ilgili yazacak cok seyim var fakat gunlerdir uykusuz kalmanin sonucu olusan yorgunlugu uzerimden hemen atamadigim icin bunu onumuzdeki gunlere birakiyorum. Donus yolculugum Ankara- Esenboga Havalimaninda basladi. Tabiyki daha oncesinde yaptigim plana uyarak gozlerimin ilk aradigi sey referandum icin nerede oy kullanacagimdi. Daha belirgin sekilde insanlari yonlendirip, bilinclendirecekler ve yon tarifi yapacaklar sansam da yanildim fazlasiyla. Direklere asilan kagit ve uzerinde ” oy sandigina gider” gibi yazili bir not. Oku takip ederek yolumu buldum. Toplam yanilmiyorsam 3 veya 2  masa ve ucunde de koy kahvesini andiran bir goruntu. Masa baslarina insanlar dolusmus, muhabbet koyu. Seninle ne ilgilenen var ne de yardimci olan. Yattigin yerden para kazanmak diye buna deniyormus megerse. Neyse ki sonunda masanin birine yaklasip oyu nerede kullanacagimi sordum. Iclerinden biri orada oldugunu soyleyerek islemlere basladi. (kimlik ve pasaport kontrolu vs). Daha sonra oy pusulasini elime vererek “evet” yanlisi bilgilendirme seansina almaya yeltendi ve elbette basarili olamadi. Verdigi orneklerden tutun, muhuru basacagim sekile kadar “evet” kokuyordu anlatim tarzi. Tavrimdan hoslanmamis ve ” hayir”  cikacagini anlamis olacak ki, eger muhur basmazsa cokca muhur basabilirsinize kadar gitti soyledikleri. Hangi durumda iptal olacagini sordum, bilgi vermedi yirtilma disinda. Aldim pusulami sonunda ve kabine girdim. Perdesi var ama acik,  kapali kullanilmiyor. Adi gizli fakat gayet acik yapilan bir oylama gibi gorunuyor disaridan. Kontrollerini yapip muhuru bastiktan sonra zarfi kapatip attim kutuya.

Hayatimda ilk oy kullanisim degildi bu fakat Turkiye icin ilk oy kullanisimdi. Turk vatandasligindan cikma asamasinda ilk ve son kez oy kullanmak benim icin onemliydi,  hem de boyle onemi bir konuda. Insanlarin ilgisizligine uzuldum. Listeye baktigimda yaklasik 30 kisilik isim listesinde sadece 13-15 kisi belki ya vardi ya yoktu. Sirayi gectim, dedikodu donen bos masalar vardi bu alanda. Ceneleri icin kullandiklari enerjiyi keske insanlari oy kullanmaya tesvik ederek gecirselerdi. Gerci bu da iyi olmazdi, taraflarini fazlasiyla belli ediyorlardi. Onyargili oldugumdan degil, gercekten belli ediyorlardi. Evet veya hayir, ne oldugu farketmez oyun o masa basinda oturuyorsan. Gorusunu insanlara yansitmayacaksin, tarafsiz goruneceksin. Yoksa hem boyle itici gorunuyor, hem de rahatsiz ediyor bu durum. Neyse ki vatandasliktan cikarken son vatandaslik gorevimi yerine getirdim. HAYIR dedim ve evime dondum. Bir oy bir oydur,vicdanim rahat. Umarim herkes poposunu kaldirip oyunu kullanir referandum gunu.

  • Share/Bookmark

Anlamlandıramadığım adetler

Bazen gerıcı, yerı geldıgınde ılerıcı bır ınsan olarak orf ve adetlerı cogunlukla gereksız bulsam da ya formalıtelerden ya da hatır gonul ıslerınden yapmaya calısırım. Fakat bazıları var kı, sımdıden asla dıyorum. Saygı da duydugumu soyleyemem pek. 

Komsu kızımız (arkadasım da bır yandan) evlenıyor yakında. Ben de tatıle denk gelmısken bazı ıvır zıvır adetlere denk geldım. Hem yardım etmek amaclı hem de zorunlu zıyaretlerden dolayı bu adetlerde yer alıyorum ev sahıbelerınden bırı olarak. Gecenlerde erkek evı denen damat ve sulalesı tarafı bohca getırdıler, bugun de bız kız evı olarak erkek evıne bohca goturduk. Bohca gelenegı nedır herkes bılmedıgı ıcın bıldıgım kadarıyla acıklayayım.  Hem kız hem de erkek tarafı karsı tarafa bohcalar hazırlıyor. babaya,anneye, damada, kardeslere ve bırıncı dereceden yakın akrabalara(cocuklar ve akrabanın esı dahıl, yanı tum ev) Sonra hazırlanan bohcalar karsı tarafa goturuluyor ve goturulenler cagırılan davetlılere bır bır acılıp, tek tek sayılıyor, acıklanıyor, gosterılıyor.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Ergen telefonu: Blackberry

Baslik icin cok dusundum. Cilginlik ile ergenlik arasinda gittim geldim fakat gorduklerim sadece ergen davranislarindan ibaret oldugu icin ergen yakistirmasi yapmak istedim. Yazimin basinda belirmek isterim ki, yazacaklarim sadece bir genellemeden ibarettir. Rencide etmek istemem kimseyi.

Teknoloiyle cok fazla ilgili oldugumu soyleyemem. Yenilikleri ya gozume sokuldukca takip ederim ya da ihtiyacim oldugunda arastiririm. Hatta yillardir ayni telefonu kullandigimi fakat hala surekli model degistirenlerden daha ‘ kiz gibi’ bir telefona sahip oldugumu da soyleyebilirim. Son bir yildir degistirmeyi dusunsem de, hala kirip bozamadigim icin bu istegimi erteliyorum her seferinde. Hatta iphone istedigimi de ekleyeyim, tam olsun:)

Son  bir yildir farkettiniz mi bilmiyorum fakat bir blackberry cilginligidir gidiyor. Bu telefonu kullananlarin yas ortalamasini inceledigimde 13- 23 gibi bir yas dilimi gozlemledim. Cocukluktan, yetiskinlige gecis donemi yani. Kisilerin kimliklerini bulmaya calistigi, ozentinin fazla oldugu ve gruba dahil olma isteginin tavan yaptigi donem. Bu boyuttan kullanici kesimine baktigimda gozlemlediklerimi cok gormuyorum aslinda, normal karsiliyorum ne kadar beni fazlasiyla irite etse bile. Gozlemlediklerimi soyle anlatacagim.

Blackberry telefonu olan biri telefonunu cantasinda/ cebinde tasimiyor. Surekli elinde, konusurken, bir yerde sira beklerken, muhabbet ederken, yemek yerken, bilgisayar karsisindayken, tasima araclarindayken ve muhtemelen wc` de bile telefonlari ellerinde oluyor. (wc kismi mubalaga elbette) Hatta bugun motorsiklet uzerinde trafik halindeyken bile blackberry ile ugrasan birini gordum. Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Eşcinsel olmanin farkındalığı

Daha once escinseller ile ilgili yazdigim bir yazi vardi. Bu konuyu ikinci kez farkli yonden ele almamin nedeni daha cok aklimdaki sorular ve celiskilerim, korkularim. Sozlerimi secerken dikkatli olacagim ama falza bilgili olmadigim bir konuda yanlis bir soz soylersem simdiden affola.

Karsilastigim ornekler ve dinledigim hikayeler uzerine kurulu aslinda bu yazi. Daha onceki yazimda staj yerimde, beraber calistigim 3 kisiden ikisinin escinsel oldugunu anlatmistim. Biri bayan(evli), digeri erkek. Hayatimda ilk defa escinsellerle bu kadar yakindan muahatap olup, her gunumu onlarla beraber gecirdim. Cok ozel insanlardi, bir o kadar homofobiklerden daha sadik, insancil ve daha ozguvenleri yerindeydi. Belki benim sansimdir onlarla karsilasmam fakat onlar sayesinde genelinin boyle oldugu kanisina vardim diyebilirim dinledigim hikayelerden. Konu bu iki insan degil elbette. Ben escinsel olan bir insanin, bunu ne zaman farkettigini merak ediyorum daha cok. Farkindaligi olusunca bu insanin, kendisine nasil itiraf ettigini, cevresine nasil inandirdigini ya da cevresinden nasil gizledigini merak ediyorum. Meraktan cok anlamak istiyorum bu surecte yasananlari. Ha bana ne faydasi olacagi sorulabilir. Elbette bana bir faydasi yok ama kim bilir belki ben bir gun birine bu konuda yardimci olup, anlayacagim onu. Gelecekte ne olacagi bilinmez, belki escinsel bir arkadasim, belki de bir hastam olacak kim bilir. Herkesin basina gelebilecek bir sey gunumuzde.

Gunumuzde derken, gunumuzde escinselligin ne kadar yaygin oldugunu kimse goz ardi edemez. Kimine gore kimligini bulamamis insanlarin uydugu “moda”, kimine goreyse isyanla icinde kopanlarin cogunlugun da destegiyle disa vurumu. Bunun bir iyi bir de kotu yani var. Bu seslerin cogalmasi escinsellerin ozgurce, tepkilerden cekinmeden yasamasini saglarken, diger yandan escinsel olmayanlarin ” acaba mi” lara maruz birakilip insanin kendi icinde dengesini bozmaya calisiyor.  Ornekler verip aciklayacagim bunu.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bazilarinin cocuk yapma ozgurlugu elinden alinmali

Cocuk yapmak, iki bireyin ozgur iradesiyle karar verip eyleme donusturmesiyle olacak seydir normal sartlarda. Disaridan kimsenin buna iyi veya kotu sekilde etki etmesi hem imkansiz hem de mantiksizdir. Fakat bazi durumlar var ki, bu ozgurlugun elinden alinmasi kacinilmaz olan. Ne kadar ozel hayat celiskisiyle basbasa kalsam da bunlari yazarken, dunyaya gelen veya gelecek bireylerin hakkini dusunmeden edemiyorum.

Yine stajdan guncel bir ornekle konuya giriyorum. Ne kadar stajdan  alinmis gibi gorunse de, aslinda bu konuya ne kadar yakin oldugumuzu, gunluk yasamimizda  ne kadar cok benzer ornekle karsilastigimizi goreceksiniz.

14 yasinda bir kizimiz var, ailenin en buyuk cocugu. Aile dedigime bakmayin, anne agir psikyatrik hasta ve klinikte yasiyor, cocuklariyla gorusemiyor denebilir. 9 kardesi var bu kizin. Baba bir sure oncesine kadar cocuklarin sorumlulugundan korkup kacmis, sonra geri gelmis. 9 kardesten bazilari koruyucu ailede, bazilari cocuk esirgeme kurumunda. Yaklasik bir aydir baba 3 cocugu evine almis, beraber yasamayi deniyor. Aksama kadar ailede  zorunlu bakici var. Yaklasik 1 ay once bu kizimiz en kucuk kardesini(1 yasinda) kaybetti (hasta dogmustu) Anne yaklasik 2-3 ay once cocuklarinin bulundugu sehire gelip, bir gun beraber vakit gecirmisti. Iste ne olmussa o sure icinde olmus. Gectigimiz gunlerde annenin yine hamile oldugu duyumunu aldik. Kizimiz bu duruma tepkisiz. Cunku hem bu durumdan dolayi utaniyor, hem de anlamlandiramiyor. Anne ise cocugunu elinden alacaklar korkusuyla ulkeye giris yapmaktan kaciniyor. Yineliyorum, evi yok, cocuklarinin hic birini goremeyen bir anne, ustelik psikyatrik bir hasta.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bayraga Saygi

Dunya Kupasi nedeniyle Hollanda`da her yer bayrak, her yer turuncu. Duraklardaki afislerden, gazetelerdeki reklamlara, satilan kiyafetlerden, binbir turlu urunlere kadar. Adamlar coskulu, adamlar kazanmayi bekliyor. Haklilar, bu neseyi ulkem adina yasamak isterdim. Neyse. Son gunlerde duraklarda asili olan bir reklam panosu dikkatimi cekti. Unlu birinin boxerla fotografi var. Buraya kadar normal fakat boxer turuncu renkli ve Hollanda bayrakli. Ayni sekilde gazetelerdeki hatunlarin g-stringlerine kadar bayrak var. Dikkatimi cekmesinin nedeni benim bunun yasak olusunu sanmam. Saygisizlik olarak gormem.

Hemen sordum staj yerimdeki Hollandali calisanlara: “ Sizin yasalariniza gore bu yasak degil mi, siz saygisizlik olarak gormuyor musunuz”. Cevap gayet sasirticiydi. Hayir, neden saygisizlik olsundu. Yanlis bilmiyorsam Turk bayraginin belden asagi inmesi yasak, saygisizliktir bayraga diyerek ekledim. Ben tum ulkelerde boyle oldugunu sanarken sanirim Turkiye haric hic bir ulkede bu yokmus. Bayrak hassasiyeti bize ozguymus.

Hollandali sozlerine soyle devam etti. Turkiye`de Turk bayragini yaksan seni linc ederler ama kendileri gerek Israil, gerekse Amerikan bayraklarini yakmaktan hic cekinmezler. Saygi beklerken saygisizlik etmek onlara ozgu. Celiskili geliyor yaptiklari diyerek ekledi. Hakli buldugumu soyledim elbette.

Sorun su aslinda. Biz bu konuda bu kadar hassasken, baska ulkelerin umursamamasi, aslinda bayrak yakarak sadece bizi gulunc duruma dusuruyor ya da onlari hassas yerlerinden vuracagimizi dusunurken iplemeyeceklerini hesap edemiyoruz.

Hollandali sunu ekledi sozlerine. Burada Hollanda bayragini yaksan kimse donup ne yapiyor bu demez, karismaz. Ama Turkiye`de olay olur. Aslinda sen olay yaparak hassasiyetini belli ediyor, acik veriyorsun. Ama bunu bilmiyorlar dedi. Hakliydi belki. Ama aliskanlik midir, ya da benimsemislikten midir bilmiyorum fakat hala bayrak konusunda hassasim burada yasamama ragmen. Dona konmus bir bayrak bana hala saygisizlik olarak geliyor, hangi ulkenin olursa olsun.

  • Share/Bookmark

Kaybetme Korkusu

Korkmak, ne kadar mutlu olmak, uzulmek gibi cok dogal bir duygu olsa da, hangi turu olursa olsun insana en cok koyanlardan belki. Korkuyla beraber bir cok duyguyu ayni anda yasarsin cunku. Korku seni bazen sasirtirken, bazen sevindirir, bazen uzer, bazen kizdirir. Herkesin irili ufakli korkulari varken, kabul edemediklerimiz en buyuk korkularimizdir. Icimizi yer, dusunmek istemeyiz ama icten ice bu korkularla bogusur, gereksiz oldugunu kavramaya calisiriz.

Aslinda bir korkagim ben. Severek soyluyorum bunu.

Yeri geldi sinifta kalmaktan korktum, bazense dersi gecememekten. Hastalanmaktan korktum, sevdiklerimi  uzmekten de. Cok korkularim oldu ama benim icin en buyugu kaybetme korkusuydu.

Dusunun, bir isiniz var. Gayet iyisiniz isinizde ve herkes sizden memnun. Isinizi o kadar benimsemissiniz ki, kaybetme korkunuz yok. Zaman geliyor, alistiginiz icin isinizi salliyor, daha az azim gosteriyorsunuz. Artik baskalarinin size bakisi degisirken siz bunun farkinda olmuyorsunuz. Cunku o is “sizin” . Oysa iki kisi ile rekabete girseniz, bulundugunuz mevkiyi kaybetmemek icin ne kadar calisir, uykusuz geceler gecirirsiniz. Iste demek istedigim bu, kaybetme korkusu insani konu isse ise, asksa aska, okulsa okula, arkadasliksa arkadasliga bagliyor, emek verdiriyor, canli tutuyor.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Çöpçülerin degerini bilmeli!

Halk arasinda genelde okulda basarisiz olan birine “copculugu” layik gorup, okumazsan ” copcu” olursun diyerek korkuturlar ve cocuklari ders calismaya tesvik ederler. Oysa o meslegin ne kadar kutsal bir meslek oldugunu, takdiri hakettigini ve yoklugunda neler meydana gelecegini hic dusunmezler.  Vakti zamaninda Kemal Sunal filmlerinden birinde copculer calismiyor, sokaklari afedersiniz bok goturuyordu. Millet artik bikmis, camdan balkondan firlatir olmus copunu, sokaklar copten disari cikilmaz hale gelinmisti. Ta ki Kemal Sunal cop arabasini kacirip, copleri toplayana kadar. Su an iste tam bu durumda Amsterdam.

Bir suredir copculer maaslarinin dusuklugunden dolayi grevdeler ve maaslari yukselene dek cop toplamayacaklarmis. Sokaklarin halinin fotografini cekmek isterdim ama yururken bile tiksiniyorum. Ben hayatimda boyle pislik, boyle cop yuvasi gormedim. Turkiye`de de hic karsilasmadim boyle pislikle. Ki insanlar en kotu ihtimal kapilarinin onunu supurur, yikar, yine de temizlige dikkat ederlerdi. Fakat su an ki haliyle Avrupa demeye bin sahit isteyen bir gorunumde burasi. Kaldi ki, Avrupa buysa ben kor giderim ulkeme. Yerler hayvan pisliklerinden, kagittan, ucusan coplerden gecilmez haldeyken, cop konteynirlarinin yaninda dag gibi biriken cop posetleri ve etrafa saldigi koku insani sokaga cikmaktan sogutuyor. Ustelik bu pisligin yayacagi hastaliklar da cabasi. Eskiden sabahlari uyurken cop arabasi geldiginde cikardigi gurultuden rahatsiz olan “simarik” ben, su an copcu gelsin diye dua eder haldeyim. Sokakta yururken oldugunca az nefes almaya calisip, yurudugum yerlere dikkat ediyorum, pisliklere basmamak icin. Yemin ediyorum copculerin degerini anladim. Allah onlarin cop toplayan ellerine zarar vermesin. Zam alirlar mi, almazlar mi bilmiyorum ama en yuksek maasi hakeden gruplardan biri olduguna artik kesin kanaat getirdim.

Iyi ki varlar ve  hep olsunlar:/

  • Share/Bookmark