Genel Kategorisi Arşivi

Sarkilari guzel kilan, anilardir aslinda…

Dusunun, dogum gununuzdesiniz, arka planda “Ajdar- Cikita muz” caliyor. Normalde igrendiginiz o sarkida arkadaslarinizla egleniyorsunuz. Normal sartlarda dinlemeyeceginiz bir sarki hayatinizda o andan itibaren yer ediyor ve ne zaman ‘Ajdar- Cikita muz’ duysaniz, akliniza gecirdiginiz o gece, eglenceniz, arkadaslariniz, dogum gununuz geliyor. O sarkiyi normalde dinlemeyecek bile olsaniz sizde biraktigi o ani yuzunden kendinizi alamiyor, sarkiyla beraber o gune daliyorsunuz. Yazida anlatmak istedigim tam da bu. Sarkilara anlam veren seyin aslinda muzisyenin ruhu degil, sizin dinlediginiz anki burundugunuz ruh haliniz olduguna inaniyorum ben.

Muzik dinlemeye bayilirim. Bazilari benim icin ozeldir, dinlemeye kiyamam.  O anin bana hatirasidir. Her zaman dinlememem gerektigine inanirim. Buyusu bozulmayacaktir boylelikle. Ornekler verecegim.

Askin Nur Yengi`nin ‘Ay Inanmiyorum’ sarkisi sanmiyorum birilerinin zihninde yer etsin, ya da birileri icin ozel olsun. 90`lar doneminin hic suphesiz en guzel sarkilarindandi. Fakat dedigim gibi 90`larda kaldi… Ben bu sarkiyi sizden ayri severim, cunku  Ay inanmiyorum’ albumu ciktiginda babam yurt disindan evimize gelmis, Ankara`ya gezmeye gotururken yol uzerinden albumu satin almis, 4 saat boyunca araliksiz arabada ‘ay inanmiyorum’ diyerek bu sarkiyi soylemisizdir. O gunden sonra yillarca hem babamin dilinde, zihninde o sarki kaldi, hem de ailecek hepimiz zaman zaman hatirlayip soyledik, soyluyoruz. Dedim ya, kimisi icin siradan bir sarkiyken, o benim babamla ciktigim ilk seyahatin sarkisiydi aslinda. Ne zaman dinlesem o gune doner, o gunu sevgiyle anarim…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Iyilik, yapana en buyuk cezadir…

Ne bir iyilik abidesiyim, ne de herkesin iyiligini isteyen bi melek. Iyiligimi isteyene iyilik diler, kotulugumu isteyeni yukariya havale ederim genelde. Onun disinda zararim dokunmaz insanlara. Aksine faydamin oldugunu da dusunuyorum genel anlamda. Yardim isteyenden dusmanim dahi olsa yardimimi esirgemem. Bana gelen ayaklari bos elle cevirme huyum yoktur. O an icin bana yapilani kenariya birakir, sadece benden beklenilene odaklanirim. Ha bana yapilan derken, kinci bi insan da degilimdir. Yapilani unutmam ama unutmaya calisirim. Unutamasam bile misillime huyum yoktur. En fazla laf sokarim, o da icimde kalmasin diye. Sonrasinda kisiye olan guvenimi azaltir, bir daha eskisi gibi olmama yolunu secerim. Kacmak midir adi, bilmiyorum. Ama kotulukten, kotu niyetten kacmak olarak adlandirabilirim bunu belki, evet.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Emek hirsizligi

Belki emek hirsizligi agir olacak, ya da daha uygun bir kelimesi vardir bilmiyorum fakat ben bunu nasil adlandiracagimi bilemedim. Cok kafama taktigimdan degil fakat zaman zaman rahatsiz oldugum bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Yaklasik 11254185 yillik ogrencilik hayatimda (bikmis gibi gorunuyorum di mi sayinin coklugundan? hayir aksine, seviyorum) turlu turlu odevler, raporlar, arastirmalar yaptim. Son yillarda ise bunun yogunlugu normal olarak artti. Kimseden kalkipta odevini istemedim, isteyemedim. Utanirim cunku, yakistiramam kendime. Dusunsene o o kadar zaman harcayip odevini yapiyor, sen hic emek vermeden odevini istiyorsun. Icerik olarak calmasan bile kafa yormadan neyin nasil yapilacagini hemen cozup bunlarla vakit kaybetmiyorsun. Hic kimseden almadim diyemem, hic icinden cikamadigim zaman hocanin ve arkadaslarimin teklifiyle once anlattirarak, sonra odevlerine bakarak konulari cozmuslugum vardir ama ben teklif etmemisimdir. Ki gordugumde bile uzerine kendi yaraticiligimi katip, hic bir zaman baskasinin yaptigi sekilde yapmamisimdir. Yakistiramiyorum cunku kendime, kendi aklim, fikrim, bilgim, deneyimim varken ne gerek var, o yapiyorsa ben de yapiyorum diyorum ve basariyorum da genel anlamda. 

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Marokko Gezisi

Yedigim ictigim benim olsun, gezdigimi gordugumu anlatayim sadece. Ne kadar isteksiz gittigimi bir onceki yazida anlatmistim. Zaman bir hafta benim icin duraksasa da, sukur ki evime dondum, artik hayat kaldigi yerden devam ediyor benim icin. Marokko`nun  Casablanca, Rabat ve Marrakech sehirlerine gittik. En buyuk uc sehirleri, ayni zamanda kraliyet sehirleri olarakta geciyormus. Insan 3 buyukler diye duyunca tabiyki kafasindaki sekil de baska oluyor. Gormedigin bir ulke hakkinda aslinda kafanda bir seyler yazip cizmek cok sacma ama yine de yapiyor insan bunu istem disi. Neyse ki arkadasimla birlikte havaalanina gittik, grupla bulustuk. Isteksizligim son dakikaya kadar devam etti elbette. Hatta son dakika pasaportumu evde unutmus olmayi bile o kadar istedim ki anlatamam. Ama bunun cozum olmadigini da gordum. Acil pasaport cikartabiliyormussun havaalaninda:) Neyse gelelim geziye…

Arap ucagina bindik. Biner binmez duaya baslayinca noluyor ucak havalanmadan dusuyor da son duamiz mi okunuyor diye afalladim. Saskinlikla etrafima bakinirken Arap ucaklarinda kalkis oncesi dua okundugunu ogrendim. Guzel dedim, en azindan Allah duayla kalktigimizi gorunce dusurmeyecek ucagi, sag saglim gidecegim:) Neyse ki yol boyunca bulmaca cozdum ve o ucagin yanlislikla Turkiye`ye ucmasini hayal ettim:) Ben ucakla bi tek Turkiye`ye gittigim icin, ucak benim icin sadece Turkiye`yi ifade ettigi icin ratonin baska yonde olmasi bana haddinden fazla koydu, hatta Turkiye`den donerken ki hissettiklerimin on kati fazlasini hissettigimi, zaman zaman aglamakli oldugumu soylesem abartmamis olurum. Arkadaslarim sagolsun ara ara Istanbul` a gitmek vardi di mi simdi diye benimle eglenmeselerdi belki ara ara unuturdum ama o da mumkun olmadi:) Her sey herkese anlatilmamaliymis, ozellikle uzaktaki sevgiliyi ne kadar ozledigini soylemeyecekmissin herkese bunu anladim:)

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Programlanmis cocuklar

… yasanamayan cocukluk donemi ve eksik kalan ruhsal gelisim…

Zaman zaman cogumuz soyleriz, “bir cocugum olsun, baleye yazdiracagim, piyano kursuna gonderecegim, basketbolcu olduracagim vs vs. ” diye. Bunlari dusunurken zamaninda kendimizin yapamadigini, firsatimizin olmadigini bahane ederiz. Cocugumuzun aslinda kendi basina bizden farkli bir birey oldugunu, onun da farkli istekleri olabilecegini dusunmeyiz bile. Biz yapamamisizdir, o yapmalidir. Tum firsatlar, olanaklar ayagina serilir. Dogdugu yildan itibaren kresler, turlu turlu kurslar, ozel okullar, servisler, ilkokuldan baslayan dershaneler, spor, muzik okullari, musabakalar derken cocugun cocukluk cagi denen en onemli caginin kacip gittiginin farkina bile varamayiz. Ustelik biz normal gecirdigimiz cocukluk donemimizin yanlis oldugunu varsayip, kendi cocugumuza yasadiklarimizi yasatamayiz. Cocugumuz da normalinin oyle oldugunu sanarak yogun tempodan sikayet etse bile ailesine sesini duyuramaz. Duyursa bile ailenin cevabi onun bu tempoya alismasi gerektigidir. Cunku aile kulturludur, maddi durumu iyidir, toplumda iyi bir sosyal statuye sahiptir. Cocugu da bu tempoya ayak uydurabilmelidir.

Hic dusunur mu bu aileler acaba cocuklari da onlarin istedigi sporu yapmayi ister mi diye? Ya da hic dusunurler mi onun muzik kabiliyeti var mi diye? Bunlarin onemi bile yoktur cogu icin. Yetenek dogma degildir, yetenek ogrenilir cogunun mantigina gore. Elbette yetenek ogrenilebilir ama kisinin icinde varsa bunu gelistirmesi daha kolaydir. O yuzden cocugun istedigi bir alanda onu tesvik edip desteklemek zaten onun yetenegine yetenek katacak, cocugu daha mutlu edecektir. Ama aile cocugunun iyiligini ister ya hani, saz olacagina piyano olsun der, ya da futbol olacagina, amerikan futbolunu ister. Cunku ne yaparsa cocuk ailesine layik olmalidir, aile bununla yeri geldiginde bulundugu ortamlarda boburlenebilmelidir.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Onlar evlenirken ben egleniyorum

Elbette elit kesimin yaftaladigi,  dusuk ve orta gelirli kesiminse kacirmadan izledigi ”Izdivac”  programindan bahsediyorum. Ne elitim, ne de orta veya dusuk gelirliyim. Izlememin nedeni ne koca bulmak, ne de televizyon karsisinda vakit oldurmek. Benim amacim  sadece “eglenmek” . Egleniyorum evet, beni bir Cem Yilmaz, bir Ata Demirer ya da bir Sahan kadar gulduruyor. Ustelik Izdivac`ta bulunanlar bu gorusme ve konusmalari daha once prova etmedikleri, dogaclama yaptiklari icin digerlerine guldugumden iki kat daha fazla guluyorum. Onlarin hayatlarina ya da gerek fiziksel gerekse sosyal durumlarini seyrederek gulmek degil, yanlis anlasilmasin, sadece gundelik hayatta karsilasilan seylerin televizyon ekranlarinda hic bir katki payi olmadan acikca gozler onune serilmesine guluyorum ben. Benim icin gorsel medyaya cikan herkes izleyici icin birer malzemedir, herkes farkli acidan istedigi sekilde karsisindakini degerlendirebilir. Zaten televizyon ekranlarina cikan kisilerin bunu bilerek, kabul ederek ciktiklarini dusunuyorum. Oyle degilse bile  o ekranin birer adim uzaginda kalmalari kendileri icin en hayirli karar olacaktir.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Organ Bagisi

Hepimizin haberlerde gorup giptayla izledigimiz, bagislayani takdir ettigimiz ama cogumuzun bagislamaya sicak bakmayacagi hassas bir konu. Sadece Turkiye`de degil ustelik, tum dunyanin henuz bu alanda gelisemedigi, belki de bir gun cogumuzun ihtiyaci olacagi da bir konu ayni zamanda. Yaziyi yazmamdaki amac birilerinin farkindaligini uyandirmak degil, sadece gordugum celiskileri paylasmak.

Boyle bir konuyu yazmamdaki asil amac gecen hafta bir kac ogrencinin anket icin sinifi ziyaret etmesi oldu. Organ bagisi konusunda arastirma odevi hazirliyorlarmis. Fikrimizi ogrenmek icin anket yaptilar. Bunun uzerine tartisma basladi sinifta. Cogunlugun gorusu ihtiyacim olursa isterim, fakat verme konusunda emin degilimdi. Burada 18 yasina girdigin zaman devlet organ bagisi icin bir yazi gonderir. Bagislamak istersen oldukten sonra, isaretledigin organlara gore sen yasarken izni alip, sen oldukten sonra kullanilar. Bana da geldi, doldurmadim, dolduramadim. 18 yasinda ne kadar bu konunun ciddiyetinin farkinda olsan da olamiyorsun. Anket sorularinin birinde neden istemedigine dair bir soru vardi. Cevaplar soyleydi: ” parcalanmak istemiyorum”, “bu karari aileme birakiyorum”, “dinimce sicak bakmiyorum” ve unuttugum bir sIk daha. Yanilmiyorsam bu karari aileme biraktigimi isaretledim. Boyle buyuk bir konu hakkinda kendi vucudum uzerinde sorumluluk sahibi olmak istemedim. Ben oldukten sonra zaten gerekirse boyle bir sey ailem en uygun olanini yapar diye dusundum. Fakat konu dine gelince sinif  birbirine girdi.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Hosgörüden uzak bir milletiz

Herkesin zaman zaman bahsettigi, baskalarindan bekledigi, kimi zaman sikayet ettigi ama kendisinin cogunlukla gostermedigi bir terimdir aslinda ‘hosgoru’. Halk dilinde Turkler misafirperverdir, hosgoruludur, yardim etmeyi sever gibi kliseler donse de, ben zaman gectikce Turk milletinin bu kulturden uzaklastigini, yozlastigini hatta  daha fazla ‘ben’ merkezcil oldugunu dusunuyorum. Turlu turlu irili ufakli gruplar kurarak biz olan kulturu, benim/senin/onun kulturu olarak parcalara bolundugunu goruyorum. Teorideki ‘biz’ malesef ki islevsel degil cogu zaman.

Boyle bir yaziyi neden yazma ihtiyaci hissettigimi soyle anlatayim. Bugun Islam alemi icin ozel bir gun, Kurban bayrami. Turkiye`de her yer bir hafta boyunca tatil. Inanclisi da, inancsizi da. Cogunlugu musluman olan bir ulkede tatilin bu sekilde ulke genelinde yapilmasi elbette olagandir buna sozum yok. Fakat ayni sekilde herhangi baska bir din mensubu bir insanin da kendi dini bayraminda tatil veya izin alip alamayacagini merak ediyorum. Sanmiyorum ki bu kabullenilsin, sanmiyorum ki onemsensin, sanmiyorum ki hosgoru gosterilsin.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Tasindik

Kardes site  ‘yazarca.com’  ile ‘bloglandim.com’ artik daha hizli ve guvenli bir ortama, ‘ sadecehosting.com’a tasindi. Tasima islemini gerceklestiren Yunus`a sevgilerimi ve tesekkurlerimi iletirken, gecmiste bize ev sahipligi eden (adini bilmiyorum uzgunum) kisiye de tesekkur ediyorum:) Bu islerin teknik kismindan hic anlamadigim icin nasil bir islemden gecti, nerede/ kimdeydi kisimlari hakkinda bilgim yok:) Sonuc itibariyle dunden bugune emegi gecen herkese tesekkur ediyor, yeni yazilarimi yeni yerimizde paylasmak icin sabirsizlaniyorum:)

Bol bol yazmak dilegiyle…

  • Share/Bookmark

Negatif Ayrimcilik

“Din, dil, irk farketmez, hepimiz kardesiz” nagralari atmayacagim bir yazi olacak. Temelinde bu yatsa da, bu kadar toz pembe olmadiginin farkindayim. Uzatmadan konuya geciyorum.

Ust katimizda bir genc cift yasiyor. Hatun Hollandali, sevgilisiyse Israil asilli Amerikali. Israil asilli diyorum fakat ben de bunu yeni ogrendim. Tiyatroyla ilgilenmesem de duyumlarima gore  ikisi de gerek yurt ici, gerekse yurt disinda taninmis tiyatrocular. Beklenmedik sekilde insancil, ilk gunden anahtar verebilecek kadar guven dolular. Neyse… Gecenlerde Turkiye`den getirdigim hediyeleri vermek icin evlerine gittim, oturup uzun uzun muhabbet etme firsatimiz oldu. Sevgilisi o ara Amerika` da bir festivalde oyun oynadigi icin konu ondan acildi. Hollandali aksaniyla konusmadigi icin aslen nereli oldugunu sordugumda cekinerek Amerikali dedi. Ama… diyerek ekledi. Anne tarafindan Israilli oldugunu ama bunu korkuyla dillendiremedigini soyledi. Tepkilerden cekiniyormus, o yuzden Amerikali oldugunu soyluyormus sevgilisi. Duyunca mantiksizligi basimdan kaynar sular indi. Dusundum, ben Turk`um. Aslim da kokenim de Turk. Bir gun bunu gizlemek zorunda kalir miyim, ya da bu nasil bir his diye empati kurmaya calistim. Beceremedim. Bir insanin nereden geldigini, aslinin nereli oldugunu gizlemesi kadar korkunc bir his var mi? Ustelik bunu toplum baskisindan korktugu icin yapiyor ve kim  bilir kac kisi bu sekilde rahatsiz olup, kimligini gizlemek zorunda kaliyor…

Gectigimiz haftalarda Amsterdam Tarihi Yahudi Muzesine gittim ders icin. Dinlerle pek alakam oldugunu soyleyemem. Temel olarak cogu dinlerin ortak noktalari vardir. En buyuk ortakliksa hepimizin tek Allah`a inanmamiz. Onun disinda hosgoru, yardimseverlik gibi seyler zaten her dinin temelini olusturur. Onun icin gittigim muzelerde, ya da ibadet yerlerinde baktigim ilk sey ortak noktalardir. Neyse… Tarihle pek alakasi olmayan bir insan olarak, gecmiste yahudilerin hangi konumda oldugunu daha net bir sekilde gordum. Suan Filistin nasilsa, Israil` de gecmiste bir Filistinmis aslinda. Onlari ozgurce kabul eden tek sehir de Amsterdam`mis. Bir cok haklarini burada ellerine almislar. Anlamadigim sey suydu aslinda. Bir insan kendi yasadigi acilari, ayni sebeplerle baskasina nasil yasatir ki? Aklim almiyor, dusunmekte istemiyorum acikcasi.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark