<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bloglandım &#187; Doksanlar</title>
	<atom:link href="http://www.bloglandim.com/category/doksanlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bloglandim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Dec 2011 14:17:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Devir, koleksiyon devri</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/devir-koleksiyon-devri/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/devir-koleksiyon-devri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 03:06:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Doksanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[Devir, 90`lar. Turlu turlu koleksiyonlarim oldu o zamanlar. Surekli degismesne ragmen her seferinde yeni bir istahla, omur boyu bunu saklayacagim diyerek baslardim bir yenisine.
Sanirim ilk koleksiyonum  ilkokulda suslu kagitlardi. Kucuk, kokulu (kokusuzlari da vardi), sekilli, resimli not defterleri var o zamanlar. Herkes cesit cesit bu not defterlerinden alir, sayfasini koparip degis tokus yapardi. Sayisini hatirlamadigim coklukta suslu kagit biriktirmistim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devir, 90`lar. Turlu turlu koleksiyonlarim oldu o zamanlar. Surekli degismesne ragmen her seferinde yeni bir istahla, omur boyu bunu saklayacagim diyerek baslardim bir yenisine.</p>
<p>Sanirim ilk koleksiyonum  ilkokulda suslu kagitlardi. Kucuk, kokulu (kokusuzlari da vardi), sekilli, resimli not defterleri var o zamanlar. Herkes cesit cesit bu not defterlerinden alir, sayfasini koparip degis tokus yapardi. Sayisini hatirlamadigim coklukta suslu kagit biriktirmistim o zamanlar. Sanatcili olanlarindan Tarkan`li olanini kiyipta vermemistim kimseye. O zamanlar Tarkan hayraniyim tabi(:</p>
<p>Sonra pecete devri basladi. Herkesin evinde kullanmadigi ama cok sevdigi o suslu renkli cicili bicili peceteler. Yalvar yakaris degis tokus yapar, elimde olmayan tum cesitleri toplamaya calisirdim. Hatta o zamanlar ablam da bu akima ayak uydurdugundan sakladigi yeri kesfedip, ondan gizli gizli calardim. O kadar cokluk arasinda farketmezdi de garibim. Kucugum, goz hakki diye bir sey var ama di mi? (:</p>
<p>Pecete devrinden sonra kart postal donemine girdim. Artik biraz daha buyumenin ve ergenligin de etkisiyle sanatci hayranliklari, biraz daha dis dunyaya acilis baslamisti. Tarkan hayraniydim dedim ya, heralde bende o donemler olmayan kartpostali yoktur. Tarkan disinda sevdigim bir cok sanatcinin kartpostalini alir, bazen degistokus yapar, biriktirebildigim kadar biriktirirdim. Hani pullu kartpostallar var ya, bunlari alinca dunyalar benim olur, bir cocuk misali lolipop almiscasina sevinirdim. Bazen parmagimi uzerinde gezdirip, elime yuzume surdugumu de itiraf edeyim(: Simdi yapsan kiro derler heralde (:  Masumduk be o zamanlar. Insanlari yadirgamak, dis gorunusune ya da zevkine gore siniflandirmak yoktu. Buyudukce degistik, temizligimiz safligimiz azaldi belki yasadigimiz aci tecrubelerimizle. Belki de bu duzene ayak uydurduk. Neyse&#8230;</p>
<p><span id="more-391"></span></p>
<p>Ortaokulu da bitirdik tabi, yavas yavas buyuduk ve zevklerimiz de degisti. Ben artik renkli taslar biriktirir olmusum. Hatta harcligimi sirf bu taslardan alabilmek icin harcamaz, biriktirirdim. Dogal urunler satan bir dukkanda, hazine kutusu gibi bir kutudaydi taslar. Fincan gibi bir bardagi kendi zevkine gore taslarla doldururdun. Uzun surdu taslarla ilgilenmem. Hem resimde hem de taki yapiminda kullanmak icin gozum doner, surekli alirdim bunlardan. Sonra kiyamaz saklardim. Abla ressam olunca el koydu taslarima o ayri(:</p>
<p>Hani su herkesin yaptigi pul koleksiyonu&#8230; Ablamin pul koleksiyonu vardi. Babamin da gencliginde oldugu icin, babaminkilere el koymus, babam da ses etmemisti. Sonra babam yurt disinda toplayabildigi kadar toplar, ablama gonderirdi. Pullardan sirf ablam yuzunden nefret ettim o donem. O kadar zahmetliymis ki, tek tek ayirir, dosyaya takar, o kadar cok ugrasirdi ki onlarla, bunalirdim ben o incelerken.</p>
<p>Babamin yurt disinda olmasini avantaj bilip, para toplamaya basladim. Babam cesit cesit paralari biriktirir bana verirdi. Sonra bunlara da abim el koydu ama olsun. Eski para biriktirmek gercekten guzeldi.</p>
<p>Sanirim en uzun suren koleksiyonum kalem oldu. Bilincli olarak koleksiyon yapmasam da kalemlere karsi zaafim var benim. Cok severek alirim ama kullanmaya kiyamam, ya da baskasina gorurum, isterim (yuzsuzumdur kalem konusunda), her gordugum markette ya da kirtasiyede ilk kalem reyonuna giderim. Takintiliyimdir. 1 nisanlar genelde babamla benim aramda kalem alma savasina donerdi mesela. Babam o gun kalemlerini saklardi, ben de almak icin kirk takla atardim. Babam da en az benim kadar kalem takintiliydi. Orta yerde kalem birakmayin, alirim:)</p>
<p>Bir donem gazete saklardim. Sanki atinca tarihten o gune dair haberleri silmisim gibi hissederdim. Sonra annem dayanamayip vermis birine hepsini.</p>
<p>Simdi dusunuyorum da 90`lardan bugune degisen tek sey insanlarin artik bu tur seylere ilgisinin kalmamasi heralde. Ufak seylerle mutlu olmasini bilmeyen, ideallerimizden tutun, mutlulugu aradigimiz kaynaklara kadar hep yuksekten ucan bireyler olmusuz. Eskiden kartpostallar biriktirirken, artik dijital fotograflara yenik dusup, sd kartlari koleksiyon niyetine saklar olmusuz. Teknolojiye yenik dusmek midir, gelismek midir yoksa tam tersi gelisme ugruna gerilemek midir bilmem. Ama ben o masum, pecete, kagit biriktirdigim gunleri ozledim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/devir-koleksiyon-devri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oralet deyip gecmeyin</title>
		<link>http://www.bloglandim.com/oralet-deyip-gecmeyin/</link>
		<comments>http://www.bloglandim.com/oralet-deyip-gecmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 00:53:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doksanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiye ettiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglandim.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Kimine gore suda kaynayan vitamin ilaclarindan farksizken, kimineyse tum gazli icecekleri unutturacak kadar degerli bir icecek. Artik gunumuzde market raflarinda daha uzun sureli durur, alicisi nadirdir. Sukur ki son kullanma tarihleri uzundur da, saticiyi husrana ugratmaz. Vazgecilmezlerimdendir benim oralet. Ne zaman oralet icsem gecmisimi guler yuzle hatirlarim. Bir kahvenin kirk yili hatri var derler ya, benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimine gore suda kaynayan vitamin ilaclarindan farksizken, kimineyse tum gazli icecekleri unutturacak kadar degerli bir icecek. Artik gunumuzde market raflarinda daha uzun sureli durur, alicisi nadirdir. Sukur ki son kullanma tarihleri uzundur da, saticiyi husrana ugratmaz. Vazgecilmezlerimdendir benim oralet. Ne zaman oralet icsem gecmisimi guler yuzle hatirlarim. Bir kahvenin kirk yili hatri var derler ya, benim icin de oralet oyle.</p>
<p>Cocuklugumdan hatirlarim, babamin arkadaslarinin dukkanlarina gittigimizde ne ikram edelim diye sorduklarinda &#8220;oralet&#8221; diye atladigimi.  O zamanlar simdiki gibi kirk bin cesiti yok tabi. Sadece portakalli var ve ufak cay bardaginda, kirmizi beyaz plastik cay tabaginda yaninda iki sekerle servis edilir. Cayci getirir, ve dukkanci amca yanina cayci plastik parasindan koyar. Soylemis miydim daha once, ben hep ozenirdim kucukken o cayci telefonumtirak aletlerine konusmaya. Dugmeye basarsin, istegini soylersin ve getirir sana aninda hani. Caycilik kuuuuul meslek o zamanlar. Erkek cocugu olsam kesin cayci olmak isterdim heralde (:</p>
<p>Neyse ki yillar gecmesine ragmen her yil babamin bazi degerli arkadaslarinin dukkanlarini ziyaret ederim ve ben soylemeden bana oraletim gelir. O an ki muhabbet, o an ki hatir gonul alma, babami ve gecmislerini yad etmek kirk yila degil, bir omure bedel olur.</p>
<p>Bir sey itiraf edeyim mi?</p>
<p>Yillardir eve oraletin bin bir cesitini alirim ama bir turlu o cayci oraletinin tadini alamam. Rengi de tadi da baska oluyor. Sirri nedir bilmiyorum ama ben oralet kulturunun kalkmasini istemiyorum. Yerini adini bilmedigim bin bir turlu kahve cesitleri alsin hic istemiyorum.</p>
<p>Oraletler rafta kalmasin, hepsi satilsin ve ben her gittigim yerde oralet isteyebileyim. Cok sey istemiyorum sanirim (:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglandim.com/oralet-deyip-gecmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

