Benden Kategorisi Arşivi

Bu aralar…

yazacaklarim o kadar birikti ki.

Bir yandan kafamdan liste yapiyor, yazmak icin firsat kolluyorum. Diger yandan firsati buldugumda yazacak kafada olmuyorum. Yazmayi ozledim. Bu aralar tek yaptigim sey icimden konusmak. Aslinda bunlari yazabilecekken neden icimde konusuyorum onu da bilmiyorum. Hayatimda hic olmadigim kadar kontrollu davraniyor, kendi kendimi her konuda frenliyorum. Kendimi cogu konuda elestiriyor, cogu konuda hakli gorup, pohpohluyorum. Tabi hepsi icimde. Nesem de icimde, huznum de. Telasim da icimde, durgunluklarim da. Konus desen konusamayacak kadar aciz, sus desen susturamayacak kadar hem dolu hem de bosum.

Ne bunalimdayim, ne depresyon. Ne kendimi soyutladim baskalarindan ne de sessizlestim. Aksine cok normalim. Icim daralmiyor, ne bir seylere uzulecek kadar kendimi gucsuz hissediyorum, ne de olaylara tepkisiz kalacak kadar donuk. Dedim ya, iyisiyle kotusuyle hepsi icimde. Kendimi hem iyi hissederken hem kotu hissetmek ne kadar celiskilidir boyle sorguluyorum onu da icimde. Cevabi bulamiyorum. Kendi kendime hic olmadigim kadar durustum belki. Kendimi kandiracak acizlikte hic degilim. Hani bir karar asamasinda olursun, bazen sallantida hissedersin kendini, bazen cok guclu ve kesin kararli olursun ya. Sanki bu ani yasiyorum. Oysa ne almam gereken kararlarim var, ne de herhangi bir konuda yaptigim bir plan.

Hayatim her zaman oldugu gibi tek duze. Gerek aileme, gerekse kendime olan sorumluluklarim hala hat safhada. Son dakikaya kadar elime almiyorum hic bir seyi. Aslinda alip, surunduruyorum. Kendi kendimi irite edene kadar sokuyorum gozume gozume. Yapiyorum hepsini bir bir. Eskiden bunlar icin de cok sikayet ederken, artik alismislik midir, koyvermislik midir dert yanmiyorum ne kendime, ne de baskalarina. Diyorum ya, suskunluklarim da icimde, konusmalarim da. Susuyorsam alismisligimdan midir, yoksa caresizlikten midir bilmiyorum.

 Tek eksikligini hissettigim sey dostlar. Konusmasam bile varliklarini bilmek, hissetmek istiyorum. Belki icinde bulundugum bu yalnizlik beni kendimle basbasa birakiyor, kim bilir. Sokaklara salip kendimi yurumek istiyorum.

Bu aralar yazacak o kadar cok seyim var ki. Ah yazabilsem… Onumuzdeki hafta tum staj raporlarini teslim etmem gerekiyor. Malum 10 ayimi doldurup staji bitirmeme gunlerim kaldi. Cok fazla raporum var ama yapabilecegime inaniyorum hepsini. Ustelik bu sefer kendimi koyverip, bunalim havasi estirmeden. Guclu ve kendimden emin olarak… Raporlarimi teslim ettikten sonra belki icimde konusmayi birakip, yazacaklarimi yazabilirim. Kisa bir sure belki yazamam raporlar nedeniyle, sonrasinda bolca gorusuruz. Selametle…

  • Share/Bookmark

Zordur vedalar

Uzun zamandir stajla ilgili bir yazi yazmadigimi farkettigim ve zor bir donemden gececegim icin paylasmak istedim duygularimi. 9 aylik uzun bir staj donemimin ardindan son aya girmis bulunmaktayim. 9 ay boyunca haftanin dort gunu ayni insanlari gormek artik insani bir sure sonra oraya ait hissettirip, sanki hic ayrilmayacagini dusunduruyor. Tam boyle hissederken, son ayima girdigimi anlayinca her sey benim icin degisti, daha anlamli hal almaya basladi son gunlerde.

Zaman zaman anlattim blogumda. Guldugum, agladigim gunler oldu. Bazen birakmak isteyip lanet okudum, bazen kendimi cok sansli hissettim. Ama bu 9 aylik donem icerisinde farketmeden o kadar gelismis, o kadar cok sey ogrenmisim ki, geriye donup baktigimda ne yasarsam yasayayim beni bu ise hazirladigini, dogru yerde bulundugumu anladim. Kendime guvenimi kazanip, calisanlarin artik sana 100% guveniyoruz demeleriyle kendimle gurur duydum. Artik ne ailelerle konusuyorken dilim tutuluyor, heyecanlaniyordum, ne de cocuklarin en yaramazi, sorunlusuyla karsi karsiya gelince kabuguma cekiliyordum. Artik dis gostermeyi de biliyor, sozumu de dinletiyordum. Baslangicta 10 ay staj yapacak olmanin bana agir gelecegini dusunurken, simdi bunun gerekliligini anliyorum.

Konu aslinda bu degil, stajim biterken uzun uzun yazar, baslangic ve sondaki halimi karsilastiririm. Paylasmak istedigim aslinda su. Ben cocuklarimdan nasil ayrilacagim?

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Tatili biraz erken getirdim

Kendi kendime debelenirken, neden bunu bloguma tasimadigimi dusunup, icimdeki firtinalari buraya yazmak istedim. Paylastikca buyuyecek mi, bitecek mi gorecegim artik.

Son zamanlarda o kadar her seyi koyvermis bir haldeyim ki, sanki yaz gelmeden ben yaza girdim gibi hissediyorum. Ne kendime hayrim dokunuyor, ne de baskalarina. Ustelik son zamanlarda basarili isler cikarmis olsam bile daha bitirmem gereken o kadar cok sey var ki… Biliyorum aslinda bu hale nasil geldigimi. Son bir haftadir stajim yoktu, onceki haftalarda ise havanin sicakligindan cocuklar yoktu. Bu hafta staja sadece bir gun gittim. Yine tatile girdi. hal boyle olunca son bir aydir o kadar rahata kacmisim, o kadar salivermisim ki. Unutmusum yapmam gerekenleri, unutmusum kendime olan sorumluluklarimi. Koyvermisim her seyi bir kenara.

Her rapor donemi bunalima girer, her rapor donemi kendimi kotu hissederim ama bu baska. Ne bunalim havam var ne de yataklara dusup kafami duvara vurdugum. Kendimi daha guclu, daha kesin, daha net hissediyorum aksine. Kimseye ihtiyacim yok gibi. Kirk gun kimse seslenmese “aaa bu ne alemde” demem. O derece kimsenin yeri yok su ara hayatimda. (ozellerim haric elbette). Bu durumdan nasil kurtulurum, ne yaparim, ne yapmaliyim hic bir fkrim yok. Ama bir seyler yapip kendime ceki duzen getirmek zorundayim. Elimdeki isleri bitirip, yilin sonuna rahat girmeliyim. Strese dayanikliyimdir ama hic canim stres cekmek istemiyor.

Havalarin kotu olmasi da cabasi. 2 haftadir kistan farksiz bir hava var disarida. Gunes bana gulmedigi zaman kendimi kotu hissediyorum. Oysa alismis olmam gerek buranin havasina ama hala alisamiyorum. Uykumu da duzene soktum. Geceleri oturmadigim gibi, oturmaktan zevkte almiyorum. Aksamlari eve geldigimde uyumuyorum da artik. Erken uyaniyorum, eskinin aksine. Ama ne yatakta kalmaktan hoslaniyorum, ne de oturmaktan. Ne yapacagimi ben de bilemedim:) Dengesiz bir yapim yoktur oysa. Ne istedigimi bilirim genelde ama bu sefer ya oyle ya boyle, ortasini getiremiyorum:)

Elimdeki isleri bi bitirsem, tatil bir gelse… Bir orada bir burada, tutmayin beni diyecegim ama bakalim. Kismet, o gunleri de gorecegimdir heralde:) Kendimi bu tatil psikolojisinden kurtarip, silkelemek gerek. Olmaz boyle.

Once is, sonra tatil, once is, sonra tatil,once is sonra tatiiill.

  • Share/Bookmark

Bir “hayvanat bahcesi” dünlügü

Sanirim yillar oldu hayvanat bahcesine gitmeyeli. Yillar once okulla bir kac kez gelip, her seferinde odevler yapmak zorunda kalinca, benim aklimda hayvanat bahcesi sadece sIkIcI bir dersten ibaret olarak kalmis. Hal boyle olunca yillarca sadece onunden gecmekle yetinip, iceri girmeyi hic dusunmemistim. Staj yerim sayesinde yapmadigim bir cok seyi yapip, gerek cocuklugumu yasiyor, gerekse cocuklari organize ediyorum. Guzel de oluyor:) Yine bir staj aktivitesi ve bu sefer gidilen mekan hayvanat bahcesi. Aslinda bugun icin iki mekan ayarlandi. Bowling ve hayvanat bahcesiydi. Elbette cocuklarin 99.99%i bowling isteyecekti ki netekim oyle de oldu. Sadece 6 cocukla hayvanat bahcesini ziyaret edecektik. (sayidan gayet memnunum, nerede cokluk orada… yanlis anlamayin, sorumluluk diyecektim:p) Neyse ki, bowlingi degil, hayvanat bahcesini sectim ve ziyaret icin yola koyulduk.

Amsterdam`in sansina hayvanat bahcesi sehrin gobeginde. Sanirim her yerde olmayan bir sey bu. Genelde sehrin disina atarlar boyle yerleri. Ulasim zor olur. Fakat sehrin gobeginde, en ugrak caddenin birine kurulmus. Merkezi olmasi acisindan cok hosuma gidiyor aslinda.

Neyse, gelelim ziyarete ve izlenimlerime.

Oncelikle sunu itiraf etmeliyim ki, hayvanlar konusunda gerizekali olabiliyorum bazen. Isimlerini bilmem, aslanla kaplani karistiracak kadar da az bilgim vardir.  Benim icin uc bes hayvan vardir. Koyun, inek, esek, at, tavuk, ayi, maymun vs. Yok bufaloymus, yok atla esegin karisimiymis, yok keciyle bilmemneyin ciftlesmesiymis hic anlamam. Benim icin hepsinin adi “hayvan”dir. Teferruata, detaya gerek yoktur. Manda yerine inek, katir yerine esek desem ne farkedecek ki. Anlamiyorlar iste beni. Neyse, sonunda hayvanlari google gorsellerinde degil, kanli canli gorup, ufkumu gelistirmeye karar vermistim.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Cok gülmenin götürüsü

“Cok gülmek, aglatir”

Nedenini bunca yildir anlamadigim, anlamakta istemedigim garip bir soz. Ne kadar inanmadigimi iddia etsem de, ne zaman cok gulsem ya ayni gun, ya da ertesi gun kendimi yerin dibinde hissederim. Ya moralimi bozacak seyler olur, ya da garip bir durgunluk. Insana kendini borderline gibi hissettiren garip  inis cikislar, tum duygularin uclarda yasanmasi.

Bunun hep bilincaltinda kurgulanmis bir bahane oldugunu dusunurum oysa. Ve boyle dusunmeme ragmen gulmekten de korkarim, uzulmekten korktugumdan. Korkularima yenik dusup, duygularimi istedigim gibi yasayamamak beni daha cok geriyor.

Gulmek istemiyorum, uzuleceksem. Gulmek istemiyorum, guldugum kadar dibe vuracaksam.

Goturmesin gulmelerim, mutlulugumu…

  • Share/Bookmark

Devir, koleksiyon devri

Devir, 90`lar. Turlu turlu koleksiyonlarim oldu o zamanlar. Surekli degismesne ragmen her seferinde yeni bir istahla, omur boyu bunu saklayacagim diyerek baslardim bir yenisine.

Sanirim ilk koleksiyonum  ilkokulda suslu kagitlardi. Kucuk, kokulu (kokusuzlari da vardi), sekilli, resimli not defterleri var o zamanlar. Herkes cesit cesit bu not defterlerinden alir, sayfasini koparip degis tokus yapardi. Sayisini hatirlamadigim coklukta suslu kagit biriktirmistim o zamanlar. Sanatcili olanlarindan Tarkan`li olanini kiyipta vermemistim kimseye. O zamanlar Tarkan hayraniyim tabi(:

Sonra pecete devri basladi. Herkesin evinde kullanmadigi ama cok sevdigi o suslu renkli cicili bicili peceteler. Yalvar yakaris degis tokus yapar, elimde olmayan tum cesitleri toplamaya calisirdim. Hatta o zamanlar ablam da bu akima ayak uydurdugundan sakladigi yeri kesfedip, ondan gizli gizli calardim. O kadar cokluk arasinda farketmezdi de garibim. Kucugum, goz hakki diye bir sey var ama di mi? (:

Pecete devrinden sonra kart postal donemine girdim. Artik biraz daha buyumenin ve ergenligin de etkisiyle sanatci hayranliklari, biraz daha dis dunyaya acilis baslamisti. Tarkan hayraniydim dedim ya, heralde bende o donemler olmayan kartpostali yoktur. Tarkan disinda sevdigim bir cok sanatcinin kartpostalini alir, bazen degistokus yapar, biriktirebildigim kadar biriktirirdim. Hani pullu kartpostallar var ya, bunlari alinca dunyalar benim olur, bir cocuk misali lolipop almiscasina sevinirdim. Bazen parmagimi uzerinde gezdirip, elime yuzume surdugumu de itiraf edeyim(: Simdi yapsan kiro derler heralde (:  Masumduk be o zamanlar. Insanlari yadirgamak, dis gorunusune ya da zevkine gore siniflandirmak yoktu. Buyudukce degistik, temizligimiz safligimiz azaldi belki yasadigimiz aci tecrubelerimizle. Belki de bu duzene ayak uydurduk. Neyse…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Kar küresi misali

O minik kuresinin icinde gizlendigi hayranlik uyandiran goruntusuyle etkiler insani. Eline alir, biraz sallar, tersine cevirir karin akisini izlersin. Dusledigin bir kis gununu animsatir sanki. Bazen yalniz, bazense sevdiklerinle gecirmek istedigin.

Bilir misiniz, cocuklugumdan beri nerede kar kuresi gorsem atladigimi, hemen sallayip ve ters cevirip, onu izlerken hayale daldigimi? Hatta kucukken odama kocaman bir tane alacagim, karsisina oturacagim derdim. Hic buyugune rastlamasam da, gorsem alacagima eminim.

Kar kuresi misali hayatim olsun isterim. Disaridan bakinca buyuleyen, sallaninca hemen kendine gelen,hic bir seyden etkilenmeyen, tersten bakinca bile insani kendine hayran birakan bir hayat. Karlar basimdan akarken bile sicakligini icimde hissettigim huzurlu bir kure, huzurlu bir alan. Merkezinde ben, yanimda sevdiklerim. Disinda bizi koruyan bir cember ve omur boyu mutluluk.

Guzel olurdu be…

  • Share/Bookmark

Hayatimin neresindeyim?

Uzun zamandir heyecanla bekledigim calisma arkadaslarimin staj degerlendirmesi bugun sonuclandi. Yaklasik iki saat suren toplantida tum nokalariyla basindan sonuna stajim incelendi. Genel olarak pozitif dusunseler de, calismam gereken bazi noktalar var. Yine de bana guvendiklerini ve boyle giderse staji gececegimi soylediler. Heyecandan dilimin dolanmasi mi ararsiniz, sandalyede sekilden sekile girmeyi mi? Baskalari tarafindan degerlendirilmek, kendi fermanini baskasinin yazmasi kadar insani geren baska bir sey yok. Sukur ki atlattim. Sirada pazartesi gunu okulumda gerceklesek staj degerlendirmesi gorusmesinde. Umarim bunu da iyi sonucla atlatirim. Bugun raporumu teslim ettim, geri almamayi umuyorum. Hayirlisi.

Neyse…

Aslinda anlatmak istedigim bunlar degil. Bugun gorusmede calisma arkadaslarimdan birisi kafamin surekli mesgul oldugunu, surekli bir seylerin planini yaptigimi, okul, anne, kardes, staj derken kendini hic mi dusunmuyorsun, bu kadar dusunce icinde hic mi bogulmuyorsun demesiyle duraksadim. Bunlar arasinda sen neredesin, kendin icin neler yapiyorsun, kendini unuttugunun farkinda degil misin diyerek ekledi. Soyleyecek bir seyim yoktu, hakliydi. Aglamamak icin kendimi zor tutup, havaya bakip, yutkundum. Haklisin dedim.

O andan itibaren dusunuyorum yasadigim hayatimda kendimi nereye koyup, kendim icin ne yapiyorum diye. Dusunuyorum, bulamiyorum. Bulamadikca kendimi bos goruyor, sanki varken yokmusum gibi hissediyorum. Hayatimin merkezine ben haric herkesi oturtmusum. Kendimi baskalarina karsi o kadar sorumlu hissediyorum ki, kendimi unutuyorum.

Bu konularda bir kere konusmayi denedim, bir daha da konusmamistim kimseyle. Baskasindan duymak, ustelik beni o kadar yakindan tanimayan birinden bunlari duymak iyi gelmedi. Belki benim tekrar uyanmami sagladi ama yine de neler yapabilirim, nasil kendimi hayatimin merkezine oturtabilirim bilmiyorum.

Neredeyse ruhum, onu geri istiyorum.

  • Share/Bookmark

Buhranlardayim

Susmak, suskun olmak istemek, dusuncelerimin donmasi, kendi kendime konusmak, kendi kendimi dinlemek, cemberimin disina cikmamak, anlasilamamak, yalniz kalmak, yalniz hissetmek. Daha da saymadigim bir suru sey icindeki bulundugum durum. Hayir, bunalimda degilim. Bunalimda olsaydim bu kadar bilincli olmazdim. Etrafimda olup bitenlerin farkinda olup, tepkisiz kaliyor, tepkisiz de kalmak istiyorum. Nedendir bilmem. Belki tasidiklarimin uzerine daha da eklenmesinden korkmamdandir. Kendi canimi kendimin acitmasini istemememdendir.

Evet, sanirim buhranlardayim.

Kendi kendime yetisemedigim gibi, ne saatleri yetirebiliyorum kendime, ne de etrafimdakilere yetisebiliyorum. Sanki sahaya 1-0 yenik cikmisim gibi, surekli top pesinde kosturup, surekli yedigim o golun hincini almak istercesine gol ariyorum. Zorluyor beni. Yoruldugumu hissediyorum. Anlasildigimi da dusunmuyorum ustelik. Herkesin kendi derdi var ya “guya”, anlatmakta istemiyorum bu yuzden kimseye tasiyamayacagi yuku vermemek icin. Onlari dinledigimde ise “bu muymus kivrandigin” diyorum icimden.

Yoruldum ben. Kosturmacalardan, yetistirmecelerden, surekli gozlerin uzerimde olmasindan ve hatamin aranmasindan, benden beklenilenlerden ama alamadiklarimdan, hakettigim seyleri yasayamamaktan, hatta hakettigim hic bir seyi alamamaktan.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Hüzün kokar vedalar

Oysa ne kadar da alismistim ona. Her an ulasabilmek, beraberken gulmek, eglenmek, dertlesmek, gezmek, alisveris, dedikodu yapmak, gelecege dair planlar yapip hayaller kurmak, aaahlar cekip, doyasiya ozlem gidermek… Onun bana yaninda olamayisimin isyani, benim ona birakip gittigi icin kahretmelerim. Sonunda tatliya baglayip  kaldigimiz yerden devam etmelerimiz…

Buraya  ayni yil geldik, ayni okulda sinava girdik, sinava girdigimiz okulda tanistik. Ayni seviyeyi alip, ayni okula, ayni sinifa dustuk. Beraber okul degistirdik, ayni zamanlarda asik olduk. Ailesini ailem kadar sevdim, birbirimiz icin baska olduk.

Ama dostum bugun beni birakip gitti yasamini kaldigi yerden devam ettirmeye, Turkiye`ye. Kizgin degilim ona, ama mutsuzum. Oysa gelecegini haber verdiginde gunleri saydigim gunu dun gibi hatirliyorum. Gunler ne cabuk geciyor anlamiyorum. Varligina yine o kadar alismisim ki, yokluguna alismam zaman alacak.

Her gorustugumuzde yuzumuzden gulucuk eksik olmayan biz, bugun sadece bir birimize bakip, goz kacirdik. Biliyorduk olacaklari. Saatleri sayiyor, o anin cabucak gecmesini istiyorduk. Kalkmak istedim son yarim saat icerisinde. Annesi beraber havaalanina gidip gecirebilecegimizi soyleyince, gidisini gorursem daha cok koyar deyip kalktim hemen yerimden, gozlerim dolarak. Veda sirasi ona gelmisti. Sarilmamiz ve yaslarin damlamasi ayni saniyeler icinde baslamisti. Ne o, ne de ben aglamamizin gorunmesini istemedigimizden ailesine iceri girmelerini soyledi ve o an ne o daha fazla sessiz goz yaslarina karsi koyabildi, ne de ben. Birbirimize sozler veriyor, sIkI sIkI sariliyorduk. Arkama bakmadan bir anda donup merdivenlerden kosmaya basladim. Indigimde gordum ki balkondan beni izliyor, dikkat etmemi soyluyordu. Kostum, bir an once yokluguna alismak istedim, sanki o hic gelmemis gibi…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark