Benden Kategorisi Arşivi

Bir “hayvanat bahcesi” dünlügü

Sanirim yillar oldu hayvanat bahcesine gitmeyeli. Yillar once okulla bir kac kez gelip, her seferinde odevler yapmak zorunda kalinca, benim aklimda hayvanat bahcesi sadece sIkIcI bir dersten ibaret olarak kalmis. Hal boyle olunca yillarca sadece onunden gecmekle yetinip, iceri girmeyi hic dusunmemistim. Staj yerim sayesinde yapmadigim bir cok seyi yapip, gerek cocuklugumu yasiyor, gerekse cocuklari organize ediyorum. Guzel de oluyor:) Yine bir staj aktivitesi ve bu sefer gidilen mekan hayvanat bahcesi. Aslinda bugun icin iki mekan ayarlandi. Bowling ve hayvanat bahcesiydi. Elbette cocuklarin 99.99%i bowling isteyecekti ki netekim oyle de oldu. Sadece 6 cocukla hayvanat bahcesini ziyaret edecektik. (sayidan gayet memnunum, nerede cokluk orada… yanlis anlamayin, sorumluluk diyecektim:p) Neyse ki, bowlingi degil, hayvanat bahcesini sectim ve ziyaret icin yola koyulduk.

Amsterdam`in sansina hayvanat bahcesi sehrin gobeginde. Sanirim her yerde olmayan bir sey bu. Genelde sehrin disina atarlar boyle yerleri. Ulasim zor olur. Fakat sehrin gobeginde, en ugrak caddenin birine kurulmus. Merkezi olmasi acisindan cok hosuma gidiyor aslinda.

Neyse, gelelim ziyarete ve izlenimlerime.

Oncelikle sunu itiraf etmeliyim ki, hayvanlar konusunda gerizekali olabiliyorum bazen. Isimlerini bilmem, aslanla kaplani karistiracak kadar da az bilgim vardir.  Benim icin uc bes hayvan vardir. Koyun, inek, esek, at, tavuk, ayi, maymun vs. Yok bufaloymus, yok atla esegin karisimiymis, yok keciyle bilmemneyin ciftlesmesiymis hic anlamam. Benim icin hepsinin adi “hayvan”dir. Teferruata, detaya gerek yoktur. Manda yerine inek, katir yerine esek desem ne farkedecek ki. Anlamiyorlar iste beni. Neyse, sonunda hayvanlari google gorsellerinde degil, kanli canli gorup, ufkumu gelistirmeye karar vermistim.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Cok gülmenin götürüsü

“Cok gülmek, aglatir”

Nedenini bunca yildir anlamadigim, anlamakta istemedigim garip bir soz. Ne kadar inanmadigimi iddia etsem de, ne zaman cok gulsem ya ayni gun, ya da ertesi gun kendimi yerin dibinde hissederim. Ya moralimi bozacak seyler olur, ya da garip bir durgunluk. Insana kendini borderline gibi hissettiren garip  inis cikislar, tum duygularin uclarda yasanmasi.

Bunun hep bilincaltinda kurgulanmis bir bahane oldugunu dusunurum oysa. Ve boyle dusunmeme ragmen gulmekten de korkarim, uzulmekten korktugumdan. Korkularima yenik dusup, duygularimi istedigim gibi yasayamamak beni daha cok geriyor.

Gulmek istemiyorum, uzuleceksem. Gulmek istemiyorum, guldugum kadar dibe vuracaksam.

Goturmesin gulmelerim, mutlulugumu…

  • Share/Bookmark

Devir, koleksiyon devri

Devir, 90`lar. Turlu turlu koleksiyonlarim oldu o zamanlar. Surekli degismesne ragmen her seferinde yeni bir istahla, omur boyu bunu saklayacagim diyerek baslardim bir yenisine.

Sanirim ilk koleksiyonum  ilkokulda suslu kagitlardi. Kucuk, kokulu (kokusuzlari da vardi), sekilli, resimli not defterleri var o zamanlar. Herkes cesit cesit bu not defterlerinden alir, sayfasini koparip degis tokus yapardi. Sayisini hatirlamadigim coklukta suslu kagit biriktirmistim o zamanlar. Sanatcili olanlarindan Tarkan`li olanini kiyipta vermemistim kimseye. O zamanlar Tarkan hayraniyim tabi(:

Sonra pecete devri basladi. Herkesin evinde kullanmadigi ama cok sevdigi o suslu renkli cicili bicili peceteler. Yalvar yakaris degis tokus yapar, elimde olmayan tum cesitleri toplamaya calisirdim. Hatta o zamanlar ablam da bu akima ayak uydurdugundan sakladigi yeri kesfedip, ondan gizli gizli calardim. O kadar cokluk arasinda farketmezdi de garibim. Kucugum, goz hakki diye bir sey var ama di mi? (:

Pecete devrinden sonra kart postal donemine girdim. Artik biraz daha buyumenin ve ergenligin de etkisiyle sanatci hayranliklari, biraz daha dis dunyaya acilis baslamisti. Tarkan hayraniydim dedim ya, heralde bende o donemler olmayan kartpostali yoktur. Tarkan disinda sevdigim bir cok sanatcinin kartpostalini alir, bazen degistokus yapar, biriktirebildigim kadar biriktirirdim. Hani pullu kartpostallar var ya, bunlari alinca dunyalar benim olur, bir cocuk misali lolipop almiscasina sevinirdim. Bazen parmagimi uzerinde gezdirip, elime yuzume surdugumu de itiraf edeyim(: Simdi yapsan kiro derler heralde (:  Masumduk be o zamanlar. Insanlari yadirgamak, dis gorunusune ya da zevkine gore siniflandirmak yoktu. Buyudukce degistik, temizligimiz safligimiz azaldi belki yasadigimiz aci tecrubelerimizle. Belki de bu duzene ayak uydurduk. Neyse…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Kar küresi misali

O minik kuresinin icinde gizlendigi hayranlik uyandiran goruntusuyle etkiler insani. Eline alir, biraz sallar, tersine cevirir karin akisini izlersin. Dusledigin bir kis gununu animsatir sanki. Bazen yalniz, bazense sevdiklerinle gecirmek istedigin.

Bilir misiniz, cocuklugumdan beri nerede kar kuresi gorsem atladigimi, hemen sallayip ve ters cevirip, onu izlerken hayale daldigimi? Hatta kucukken odama kocaman bir tane alacagim, karsisina oturacagim derdim. Hic buyugune rastlamasam da, gorsem alacagima eminim.

Kar kuresi misali hayatim olsun isterim. Disaridan bakinca buyuleyen, sallaninca hemen kendine gelen,hic bir seyden etkilenmeyen, tersten bakinca bile insani kendine hayran birakan bir hayat. Karlar basimdan akarken bile sicakligini icimde hissettigim huzurlu bir kure, huzurlu bir alan. Merkezinde ben, yanimda sevdiklerim. Disinda bizi koruyan bir cember ve omur boyu mutluluk.

Guzel olurdu be…

  • Share/Bookmark

Hayatimin neresindeyim?

Uzun zamandir heyecanla bekledigim calisma arkadaslarimin staj degerlendirmesi bugun sonuclandi. Yaklasik iki saat suren toplantida tum nokalariyla basindan sonuna stajim incelendi. Genel olarak pozitif dusunseler de, calismam gereken bazi noktalar var. Yine de bana guvendiklerini ve boyle giderse staji gececegimi soylediler. Heyecandan dilimin dolanmasi mi ararsiniz, sandalyede sekilden sekile girmeyi mi? Baskalari tarafindan degerlendirilmek, kendi fermanini baskasinin yazmasi kadar insani geren baska bir sey yok. Sukur ki atlattim. Sirada pazartesi gunu okulumda gerceklesek staj degerlendirmesi gorusmesinde. Umarim bunu da iyi sonucla atlatirim. Bugun raporumu teslim ettim, geri almamayi umuyorum. Hayirlisi.

Neyse…

Aslinda anlatmak istedigim bunlar degil. Bugun gorusmede calisma arkadaslarimdan birisi kafamin surekli mesgul oldugunu, surekli bir seylerin planini yaptigimi, okul, anne, kardes, staj derken kendini hic mi dusunmuyorsun, bu kadar dusunce icinde hic mi bogulmuyorsun demesiyle duraksadim. Bunlar arasinda sen neredesin, kendin icin neler yapiyorsun, kendini unuttugunun farkinda degil misin diyerek ekledi. Soyleyecek bir seyim yoktu, hakliydi. Aglamamak icin kendimi zor tutup, havaya bakip, yutkundum. Haklisin dedim.

O andan itibaren dusunuyorum yasadigim hayatimda kendimi nereye koyup, kendim icin ne yapiyorum diye. Dusunuyorum, bulamiyorum. Bulamadikca kendimi bos goruyor, sanki varken yokmusum gibi hissediyorum. Hayatimin merkezine ben haric herkesi oturtmusum. Kendimi baskalarina karsi o kadar sorumlu hissediyorum ki, kendimi unutuyorum.

Bu konularda bir kere konusmayi denedim, bir daha da konusmamistim kimseyle. Baskasindan duymak, ustelik beni o kadar yakindan tanimayan birinden bunlari duymak iyi gelmedi. Belki benim tekrar uyanmami sagladi ama yine de neler yapabilirim, nasil kendimi hayatimin merkezine oturtabilirim bilmiyorum.

Neredeyse ruhum, onu geri istiyorum.

  • Share/Bookmark

Buhranlardayim

Susmak, suskun olmak istemek, dusuncelerimin donmasi, kendi kendime konusmak, kendi kendimi dinlemek, cemberimin disina cikmamak, anlasilamamak, yalniz kalmak, yalniz hissetmek. Daha da saymadigim bir suru sey icindeki bulundugum durum. Hayir, bunalimda degilim. Bunalimda olsaydim bu kadar bilincli olmazdim. Etrafimda olup bitenlerin farkinda olup, tepkisiz kaliyor, tepkisiz de kalmak istiyorum. Nedendir bilmem. Belki tasidiklarimin uzerine daha da eklenmesinden korkmamdandir. Kendi canimi kendimin acitmasini istemememdendir.

Evet, sanirim buhranlardayim.

Kendi kendime yetisemedigim gibi, ne saatleri yetirebiliyorum kendime, ne de etrafimdakilere yetisebiliyorum. Sanki sahaya 1-0 yenik cikmisim gibi, surekli top pesinde kosturup, surekli yedigim o golun hincini almak istercesine gol ariyorum. Zorluyor beni. Yoruldugumu hissediyorum. Anlasildigimi da dusunmuyorum ustelik. Herkesin kendi derdi var ya “guya”, anlatmakta istemiyorum bu yuzden kimseye tasiyamayacagi yuku vermemek icin. Onlari dinledigimde ise “bu muymus kivrandigin” diyorum icimden.

Yoruldum ben. Kosturmacalardan, yetistirmecelerden, surekli gozlerin uzerimde olmasindan ve hatamin aranmasindan, benden beklenilenlerden ama alamadiklarimdan, hakettigim seyleri yasayamamaktan, hatta hakettigim hic bir seyi alamamaktan.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Hüzün kokar vedalar

Oysa ne kadar da alismistim ona. Her an ulasabilmek, beraberken gulmek, eglenmek, dertlesmek, gezmek, alisveris, dedikodu yapmak, gelecege dair planlar yapip hayaller kurmak, aaahlar cekip, doyasiya ozlem gidermek… Onun bana yaninda olamayisimin isyani, benim ona birakip gittigi icin kahretmelerim. Sonunda tatliya baglayip  kaldigimiz yerden devam etmelerimiz…

Buraya  ayni yil geldik, ayni okulda sinava girdik, sinava girdigimiz okulda tanistik. Ayni seviyeyi alip, ayni okula, ayni sinifa dustuk. Beraber okul degistirdik, ayni zamanlarda asik olduk. Ailesini ailem kadar sevdim, birbirimiz icin baska olduk.

Ama dostum bugun beni birakip gitti yasamini kaldigi yerden devam ettirmeye, Turkiye`ye. Kizgin degilim ona, ama mutsuzum. Oysa gelecegini haber verdiginde gunleri saydigim gunu dun gibi hatirliyorum. Gunler ne cabuk geciyor anlamiyorum. Varligina yine o kadar alismisim ki, yokluguna alismam zaman alacak.

Her gorustugumuzde yuzumuzden gulucuk eksik olmayan biz, bugun sadece bir birimize bakip, goz kacirdik. Biliyorduk olacaklari. Saatleri sayiyor, o anin cabucak gecmesini istiyorduk. Kalkmak istedim son yarim saat icerisinde. Annesi beraber havaalanina gidip gecirebilecegimizi soyleyince, gidisini gorursem daha cok koyar deyip kalktim hemen yerimden, gozlerim dolarak. Veda sirasi ona gelmisti. Sarilmamiz ve yaslarin damlamasi ayni saniyeler icinde baslamisti. Ne o, ne de ben aglamamizin gorunmesini istemedigimizden ailesine iceri girmelerini soyledi ve o an ne o daha fazla sessiz goz yaslarina karsi koyabildi, ne de ben. Birbirimize sozler veriyor, sIkI sIkI sariliyorduk. Arkama bakmadan bir anda donup merdivenlerden kosmaya basladim. Indigimde gordum ki balkondan beni izliyor, dikkat etmemi soyluyordu. Kostum, bir an once yokluguna alismak istedim, sanki o hic gelmemis gibi…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Zamansiz uyku sorunu

Nasil asacagimi bilmedigim bir problemle karsi karsiyayim. Baslangicta rahatsiz ettigini hissetmeyip, hosuma bile gitmis olsa da, artik bunun gercekten problem oldugunu dusunuyorum.

Eve geldigimde yemek yedikten yarim saat sonra basimi nereye koyarsam koyayim siziyorum. Basimi koymasam bile siziyorum isin kotusu. Baslangicta yorgunluktan oldugunu dusunuyordum. Aslinda etkisi de var fazlasiyla. 18.30`a kadar stajda ayak ustunde kalip, hem kafa hem fiziken yorulup eve gelince dinlenmek istemek kacinilmaz oluyor. Ama artik yorgunlugun kenara itildigi, bunun tamamen bagimlilik, aliskanlik oldugunu farkettim. Uyumamayi denedigim gunlerde bile 15 dakika gozlerimi istem disi kapamisimdir. Bu bile iyi gelmistir. Uyumaktan kastim ustelik dort dortluk uyumakta degil. Yarim saat, onbes dakika ya da en fazla bir saat, belki bir bucuk.

Ama uyandigim zaman saati ilerlemis gormek ve gunun geri kalaninda bir sey yapmaya zaman bulamamak benim canimi cok sIkIyor. Eve geldim yemek yedim derken saat 19.30 oluyor. Uyumaya yeltenme asamasi 20.00 ve uyuma uyanma kendime gelme asamasi da 21.00, 21.30 en fazla. Uyandigimda kardesimin derslerine yardim ediyorum, biraz oyalaniyorum derken saat 23.00 oluyor yaklasik. Bu sefer canim hic bir sey yapmak istemiyor. Basladim baslayacagim derken saat 24.00 oluyor. En keyif aldigim saat diliminde istesem de yapamiyorum yapmam gereken seyleri. Gece oluyor, tam baslayayim derken saate bakinca hevesim kiriliyor, uyuyayim bari yarin erken baslarim diyorum. E bu yarinlarin da sonu gelmiyor. Ne vucuduma soz gecirebiliyorum ne de bu aliskanligimi yenebiliyorum. Gecmiste de basima gelmisti bu. Yillarca devam ettirip, ite kaka ogrenmistim uyumamayi. Cok zorlanmistim bunu birakmak icin ve suan ne kadar sIkIntI cekecegimi, nelerle cebellesecegimi bildigimden gozum de yemiyor. Hafta sonu kendime soz verdim, eve gelince uyumayacagim diye ama yine beceremedim ve yapamamak hevesimi kiriyor fazlasiyla. Bu hafta kararlar alip denemeye yeltenmeyecegim. Cumaya rapor yetistirmem lazim. Ama sonraki hafta gerekirse enerji iceceklerini, kahveleri bu gucsuz, soz dinlemeyen bunyeye dayayip bu aliskanliktan kurtulacagim.

Umarim basaririm:/

(Not: Yazacak cok seyim var ama cumaya kadar ihmal edebilirim gibi gorunuyor blogu, yazi yetistirmem gerekiyor:( )

  • Share/Bookmark

Kadınsan aşağılanırsın

Esitlik naralari atan feminist bir insan degilim. Cunku hic bir zaman kadinla erkegin esit oldugunu kabul etmem. Cunku sen ne kadar esit desen de zaten esit muamele gormezsin. Kaldi ki erkeklerin fiziksel ustunlugunu kadin olarak gormezden gelemezsin. Sana sunulan ve alabilecegin olanaklar kisitlidir, cikintilik yapmak isteyip sartlarini zorlarsan farkli sifatlar eklenir adinin basina. Toplum baskisi seni istemesende hep kontrollu davramaya iter. Attigin adimdan, konustugun insana, eve geldigin saatten, disari cikabilecegin saate kadar dikkat etmelisindir. Kimseye hesap verme zorunlulugunu kendinde gormesen bile fiziksel olarak bir adim geride olmak, gucunun yetersizligi seni istemedigin seyleri yapmaya iter. Sozde “esitsindir” ama bunu yuksek sesle kendine soyleyemezsin. Bu yuzdendir ki kadin ve erkegin esit olduguna inanmak isteyen, bunu savunan ama bunu yuksek sesle soyleyemeyen bir insanim. Kabul ettigimden degil, degismeyecegine inandigimdandir bu inatsiz tavrim.

Suraya baglamak istiyorum konuyu. Belki yine basima gelen bir seyden ornek vererek sIkIcI olacagim ama bu konunun benim canimi ne kadar sIktIgInI, onurumu ne kadar kirdigini, ne kadar kendimi kotu hissettirdigini anlatmak zorundayim.

Daha once de anlattigim gibi cumartesi gunleri bir dukkanda calisiyorum. Yaklasik 10 yildir calistigim icin de guvenilirim, yuz asinaligi vardir insanlarin da.  Sanirim buna dayanarak cogu zaman teyzeler ogullarina dusunurler ama bunu sormalarina degil firsat vermek, gerekirse bozadabilirim. Katiyimdir bu konuda.

Bugun patronum beni hafta ici birilerinin sordugunu, kendisiyle deyim yerindeyse pazarliga girdiklerini anlatti. Saka sandim, inanamadim. Gelen bayan oglunu allamis pullamis tum ozelliklerini patrona anlatmis, patronu ikna cabasina girmis, sonunda bugun dukkana gelmek icin sozlesmisler ailecek. Bugun anne, baba ve bir kac kisi daha beni gormeye gelmisler. Benim bu olanlarin hic birinden haberim yok ve patron onlar gittikten sonra  bana onlari gorup gormedigimi sorup, dusuncelerini anlatti. “Fikrimi sordu”. O an basimdan kaynar sular indi desem yeridir, cunku tiksindim. Daha once de niyetlenip anneme soranlar oldu ama bu baskaydi. Resmen baskasiyla benim adima pazarlik yapilip, konusulup, haberim yokken beni gormeye gelmisler. Bunun ne kadar onur kirici, ne kadar pislik, igrendirici bir his oldugunu anlatamam. Kim olduklarini bilmiyorum, belki bugun gulumseyip, yardim bile ettim musteri sanip, onu da bilmiyorum. Ve bu bilmedigim durumda bu kadar iyimser gorunmus olabilme ihtimalim beni cileden cikariyor. Basindan bilseydim ben ne o an dukkanda durur, ne de bu kadar sessiz kalirdim. Konusamadigim,  konusma firsati verilmedigim, fikrimin de sorulmadan bunun yapilmis olmasi beni bu cinsiyette olmaktan tiksindirtti. Erkek egemenligi hakim dunyada erkekler tarafindan secilip, onlarin istek ve arzularina yanit verecek olmak erkeklerden belki nefret etmemi sagladi. Bu is boyle olmamali. Kadin olman demek belki fazla lackalasan bir soz ama “satilman, sunulman” demek degil. Baskalarinin senin adina konusmasi, farkli niyetle sana bu sekilde senden habersiz yaklasmasi o kadar  asagilayici bir his ki, kendimi hic bu kadar asagilanmis hisetmedim ben.

Kufretmek istemiyorum ama bunu yapanlara saygi duymuyorum, duymayacagim. Birakin kim kiminle ne yasarsa ya da ne yasamak isterse yasasin. Yeter ki kimse bu tur islere burnunu sokmasin.

2. sinif insan muamelesi gormek istemiyorum. Ben bunu haketmiyorum.

  • Share/Bookmark

“Eski” kitap mi?

Yeni bir takintimi kesfettim bugun. Ders icin bir kitap alinmasi gerekiyordu. Herkes pahaliligindan yakinirken cogunun aklindan gecen ikinci el kitaplari satan bir siteden siparis etmekti. Bir yandan bu secenegi dusunuken, diger yandan da yenisini almak icin durtuluyordum sanki. Tek fark gorunuste fiyat gibi gorunse bile o kitabi ilk benim acacak olmam, kullanacak olmam bana yeterli bir nedendi yenisini almak icin. Okuldan ciktim, dayanamadim geri dondum ve kitabi satin aldim. Dogru mu yaptim bilmiyorum ama kitaplara kiyamiyorum, kullanilmamisini istiyorum, benim olsun istiyorum onun. Ikinci el oldugunda sanki baskasina ait bir seyi almisim gibi geliyor.

Oysa diger yandan dusununce kitabin eskiligi veya yeniliginden cok iceriginin beni ne kadar tatmin ettigi, edecegi. Teoride boyle fakat elim gitmiyor eski kitaplara. Onlari sadece saklamak, arsivde korumak amacli almak daha mantikli geliyor. Ama kitaplar saklanmak icin degil, okunmak icindir, bunu da biliyorum. Ama kiyamiyorum. Kullandiktan sonra kitaplarim aldigim hali kadar temiz ve yeni oluyor. Onlari boyle titizce korumak, saklamak, ilerisi icin el altinda bulundurmak hosuma gidiyor.

Takinti midir bu bilmiyorum ama “eski” kitaplara bu muameleyi gosterdigim icin memnun degilim. Ama icime de sinmiyor diger turlusu. Bunu nasil yenerim bilmiyorum…

  • Share/Bookmark