Benden Kategorisi Arşivi

Ben, bu aralar

Yine yazacak cok seyimin oldugu ama yazmayi istemedigim donemlerden birindeyim. Hani bazi insanlarin cok yuzu olur ya, herkese baska gosterdigi. Bende de cok ruh hali var, an be an degistirdigim. Cogu zaman guluyor, cogu zaman agliyor, cogu zaman sinirleniyor, cogu zaman ne hissettigimi bile bilmiyorum. Hepsinin nedenleri var elbette. bazen dolular, bazen boslar. Ama nedensiz degiller.

Okula baslayali bir ayimi devirdim. Ayni sekilde Turkiye`den de geleli bir ay olmus… Hala okula alistigimi soyleyemem. Istekli gitmiyorum. Ortam simdiye kadar hic olmadigi kadar guzel, ders saatleri hic olmadigi kadar eglenceli. Ilk defa sinif bu kadar ic ice, ilk defa sinif bu kadar ilk gunden itibaren bgli birbirine. Yetiskinlikdir adi belki bilmiyorum. Ama okul bitecekken herkes ogrenci olmanin kiymetini anladi heralde. Fakat benim bir sorunum var, o da  hic bir sey ogrenmedigim. Lanet olsun ki, bu dersi de kendim sectim. Lanet olsun ki hic motivasyonum yok. Okumayi, ders calismayi, ya da ogrenci olmayi benim kadar seven bir insan gormedim hayatimda. Fakat ilk defa kendimi bu kadar aciz ve gucsuz hissettim. Hayir, dersi anlamadigimdan degil, tamamen dersin bana bir faydasi olacagini dusunmememden. Tek dersi 4-5 farkli hocadan aliyoruz fakat hepsi birbirinden filozof, herkes anlamadigim dilden konusuyor. Zaten ilgilendigim ve hoslandigim bi alan degil. Bu dersi secmemin nedeni tamamen Turkiye gezisiydi ama o da hayal kirikligina ugratti. Her yil iki grup olusturup biri Turkiye` ye, digeri Fas`a giderken, bu yil tek gezi duzenlenecekmis ve bunun nereye oldugu belli degil. Lanet olasi hocanin hamile olacagi tutmus ve bu yuzden Turkiye`nin iptal olma ihtimali var. Sanki doguracak zaman bulamadi. Acayip sinirliyim.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Hicbir zaman

…hislerimi saklamayi beceremedim. Beceremedigim gibi yalan bile soyleyemedim. Soylediklerimse inandirici olmadi hic.

Hicbir zaman, beklentilerimi alamadim, aldiklarimla yetinemedim. Hep fazlasini istedigim gibi, ne istedigimi bile bilemedim.

Hicbir zaman, “ben” demedim. ” ben” diyenlerdense hep nefret ettim.

Hicbir zaman, zorluklardan kacmadim. Kacanlaraysa yuzumu cevirip bakmadim.

Hicbir zaman, dostumu satmadim. Satacak insanla hic dost olmadim.

Hicbir zaman, baskalarina imrenmedim. Sahip olduklarimin degerini bilip, olamadiklarimi kendime yol belledim.

Hicbir zaman, hedefsiz olmadim. Nefes alisima bile bir anlam, bir amac yukledim.

Hicbir zaman, gucsuz olmadim. Ama bazen tokezledigim oldu, yine de ayaga kalkmayi bildim.

Hicbir zaman, gurur yapmadim. Hatam varsa ozur dilemeyi bildim, hatalilarsa affetmeyi.

Hicbir zaman, umutsuzluga kapilmadim. Inanirsan olacagini dusundup, yasadiklarimdan ders cikardim.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Tatil biter, ruyadan uyanilir

Doneli 5 gun oldu, artik kendime gelmem gerekirken ben hala tatil ruhundan cikamadim. Cikmak isteyen kim gerci… Yaptiklarimi tek tek anlatmayacagim ama genel olarak ozetleyecegim. Bu yazidan sonra da artik onume bakip, bir daha tatilden bahsetmeyecegim.

Giderken tereddutlerim vardi, anlatmistim. Ailemi burada birakip, yalniz gitmek icime sinmiyordu, fakat burada da kalacak durumda degildim. Hem uzerimdeki staj yorgunlugunu ve stresini atmak, hem de benim icin en onemlisi sevgilim icin gitmek istiyordum, ozlemistim. Gittikten sonra uzerimdeki tedirginligi atmistim. Ailemle her gun telefonda konusuyor, yanlarinda hissettiriyordum kendimi onlara. Hatta annem bu durumdan sIkIlmIs olacak ki, madem her gun arayacaksin, neden gittin bile dedi. Rahatlamistim. Neyse ki abim ve ablami ziyaret etmek beni fazlasiyla mutlu etti. Ankara`nin soguk insanini yakindan gorme firsati yakaladim. Bir turlu isinamadim, sevmedigim kadar varmis. Neyse ki kisa sureli Ankara sendromundan sonra Konya` ya gidebildim. Es, dost, akraba derken, gormedigim bir cok kisiyi gordum. Geceleri korktum, evde yalniz kalamadim, agladigim da oldu fakat bu duruma da alistim. Konya` yi memleket, es, dost olmasi disinda sevmedigimi bir kez daha anladim. En azindan kesinlikle orada yasayamayacagimi bir kez daha teyit etmis oldum kendime. Planlar yaptim, arastirmalar yaptim orada. Arkadaslarimi gordum, beraber vakit gecirip kafa dagittim. Hani Konya yobaz, hani Konya` da kizlar disari cikamaz ya o onyargili Konya` yi hic gormemis kafalarda, iste ben Konya` da gunduzleri degil, sadece aksamlari disari ciktim. Sevmesem de hakkini yemeyeyim. Bir yildir dondurma diye kivrandigim, en sevdigim dondurmacidan doyasiya dondurma yedim.

Sonra Istanbul` a kactim. O bekledigim gun, o bekledigim an. Her hafta bir sonraki hafta yaninda olmayi dusundum, her hafta bir sonraki haftaya sarkti. Tam hayal kirikligina ugramisken, tam ” ama az goreceeeem” diye mizmizlanirken, sonunda biletimi aldim ve kapiyi bacayi kilitleyip evimden ciktim. Ne o gece uyuyabildim, ne de yolu bitirebildim. Bir onceki sene ile ayni seyi yasayip, yine otobuse gec kaliyordum, yine ayni sekilde kostum, yine ayakkabimin uzerine bastim kosarken, yine bir onceki sene gibi heyecanliydim. Her sey o kadar ayniydi ki, ilk gunku gibi…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Korkuyorum

Gok gurultusunden korkan ben, baska korkularımın da  oldugunu bılmezdım. Bır evde yalnız kalabılecegıme ınanırdım ama yapamıyormusum. O kadar alısmısım kı evde baska sesler duymaya, yalnızlık, hele de kocaman bır evde tek basına kalmak benı cok urkutuyor… Cok korkuyorum. Eve gırer gırmez kapıları kılıtliyor, camları bıle acamıyorum su yaz gununde. Yatma vaktı geldıgınde ise…

İste asıl ıskence o zaman baslıyor. Gozlerımı acamıyorum, actıgım an kendı golgemden bıle korkuyorum. Perdenın aralıgından gelen ısıktan tut, kapının oradakı hafıf koyuluk… Hepsı urkutuyor benı. Yalnızlıktan korkuyorum, tek basına kalmaktan, tek basına olmaktan korkuyorum.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Tatilimin ilk kısmı- Ankara

Yorumlar kapalı

Yarın Turkıye’ de ılk haftamı dolduracagım. Gelırken gıdıyorum yazısı yazmasam da vakıt buldukca yaptıklarımı, gozlemledıklerımı, hosuma gıden gıtmeyen her seyı yazacagım.

Yıllar oldu Ankara’nın havaalanına ınmeyelı. Son aklımda kalan otobus yolculugu gıbı bır ucak seyahatı ve ınınce havaalanında cekılen ıskence. Eldekı bavullara yapısan adamlar mı dersın, dolandırıcı tıplerden kacmaya calısmak mı. Bu yuzdendır kı yıllardır aktarmalı olsun ama Ankara olmasın derdım. Bu yıl aılemın bır kısmı Ankara’ya tasındıgı ıcın bu yemınımı bozup Ankara’ya ındım. Havaalanı eskısı gıbı degıl, daha duzenlı, daha guzellesmıs. Megerse bu halıyle ılklere bıle gırmıs. Yıne alısverıs yapma acısından eksıgı cok Istanbul ıle karsılastırınca ama olsun. Artık Ankara havaalanı tabumu yıktım, tavsıye edebılırım baskalarına.

Abım karsıladı, eskı meclısten tut, tum bınaları tek tek anlatarak ve gostererek Ankara’yı az bucuk tanıttı. Ilk saatımde sıkıldım Ankara’dan dıyebılırım. Sıcaktan tutun, dagımtırak ınıslı yokuslu yollarına kadar, Ankara benı acmadı. Zaten yıllardır Ankara’yı sevmedıgımı dıle getırırdım. Neyse kı kaldıgım yer Dıkmentepesı’nde oldugu ıcın, pufur pufur esen balkon ve balkondan bakınca gorunen muhtesem goruntuden sonra, evet Ankara burada yasanabılır sadece dedım.

Denızı olmamasına ragmen neden her yerde selalemtırak su bırıkıntılerı yapılmıs Ankara’ya anlamadım. Melıh Gokcek yememıs ıcmemıs su dikmiş Ankara’nın her kosesıne:p

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Fulltime özlem, parttime mutluluk

Daha kacinci kez bu konuda sikayet edecegimi inanin ben de bilmiyorum. Hayatimin her evresinde ozlemlerimin tavan yapip, oradan hic inmedigini daha once de anlatmistim. Yine bu duygunun en ust seviyelerde oldugu, ya da olacagi bir durumla karsi karsiyayim. Bu kez problem ben de mi ben de bilmiyorum.

Haftaya Turkiye`ye gidiyorum, tatile. Fiziken belki az seviyede olsa da, zihnen fazlasiyla yoruldum. Staj, stajdaki sorunlar, ev isleri, okul, kendi islerim derken artik daha fazlasini yukleyemeyecek duruma geldim. Kafamdakileri bosaltmak, okulumun son yilina daha duru bir beyinle girebilmek icin Turkiye`ye gitmek istedim. Bunu hakettigime inaniyorum en azindan.  Annem ve kardesim benimle gelemeyecek bazi ozel nedenlerden dolayi. Bir yanim eksik gidecegim icin tam sevinemiyorum bile. Bileti gec aldim ki, annem halimi gorsun ve kendisi teklif etsin. En azindan gonullu olsun gitmeme. Nitekim boyle de oldu. Kendisiyle beraber gittik almaya, kendisi teklif etti, kendisi gordu cektiklerimi. Ne gidecegim diye direttim, ne de onu gonulsuz gorup gitmek icin elimden geleni yaptim. Basindan o mesuttu, ben de oyle. Su an ayni seyleri dusunuyor mu bilmiyorum, emin olamiyorum.

Son bir haftadir uyumuyor, kendini disarilara atiyor sabahin en erken saatlerinde. Bana bir sey soylemiyor ama goruyorum mutsuzlugunu. O bunlari icinde yasarken ve ben gitme hazirligina bile baslamamisken benim icin valiz aliyor, gotureceklerimi ayarliyor, alisverisimi yapiyor. Bir an once gitmemi istiyor gibi bir hal takiniyor. Ama boyle de degil durum biliyorum. Belki o gunu beklemenin verdigi stres, bilmiyorum.

 Stres, yogunluk, bunalmak derken, gitmek istememin en onemli nedeni elbette sevgilim. Cok ozledim, burnumda tutuyor kokusu.  Belki bir omur strese dayanacak gucum var ama onun ozlemine o kadar dayanamayacagimi biliyorum. Yaninda olmak istiyorum, gozlerinin derinliklerinde kaybolmak istiyorum, doyasiya sarilip, doyasiya hasret gidermek istiyorum. Bunu hem onun hem de benim hakettigimizi biliyorum. Cok ozledik, cok sabrettik… Onu gorecegim icin sabirsizlansam da, dort dortluk sevinemiyorum iste annemi boyle gorunce. Hazirlanmiyorum, hazirlamak istemiyorum bavulumu. Bir yanim eksik kalacak yine sanki.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Yine geldim bir baslangicin sonuna…

Hani demistim ya daha once, gercekten zormus vedalar. Hayatimin her doneminde belki herkesten fazla veda anlari yasadigimdan her seferinde bir sonrakine daha hazirlikli olacagimi dusunsem de, her seferinde bir onceki kadar canim aciyor nedense. Sevmiyorum vedalari, sevmiyorum sonlari. Gerci sevsem anormal olurdu ya…

Bugun gunlerdir hazirligini yaptigimiz veda partim vardi staj yerimde. 10 aylik zorlu maratonun sonunda sonuna gelmistim artik.  ” O an”  gelip catmisti artik. Aslinda isin garip tarafi ve anlamadigim kismi, bir insan gidisini neden kutlar ki? Sevindigim veya bu durumdan memnun oldugum da yok. Heralde maksat herkesi bir araya toplamak ve guzel bir anla vedalasmak. Gunun basindan beri bir an once aksamin olmasini hayal edip, o ani cabuk atlatmak icin dualar etsem de, dusundugumden daha uzundu gun bana bugun. Herkeste gunu guzel gecirmek icin bir telas, herkeste bir guler yuz, tebessum. Bu sanki olum yataginda yatan bir hastaya herkesin iyi davranip, onu guldurmeye calismasi gibi. Kim ne yaparsa yapsin ben uzerimden gerginligimi atamadim o ayri.

O kadar guzel, o kadar sevimliydi ki hepsi… Aklima geldikce icimden bir seyler kopuyor sanki. Farkinda olmadan o kadar guxlu bir bag kurmusuz ki, yilin basinda ayriligin bu kadar koyacagini soyleseler gulup gecerdim heralde. Erkek cocugum (15 yasinda) sabah benden once staj yerime gitmis. Gittigimde masada oturup beni bekliyordu. Gomlek giyip, benim icin suslenip saclarini kestirmis. O kadar mutlu oldum ki, deger vermis, ugrasmis. Benim erken gittigimi bildikleri icin normalde 3te gelen cocuklarin hepsi sabahtan geldiler. Kimiyle oyun oynayip, kimiyle sohbet ettim. Kiminin gunu bile degildi, benim icin gelmis. Normalde onlari toplu halde tutabilmek ve is yaptirmak biraz ugras ister. Fakat herkes bir seyin ucundan tutup, parti hazirligini bitirdiler. Kimi salatayla ugrasti, kimi suslemeyle, kimi alisverisle, kimi organizasyon ile vs vs. Normalde o kadar cocugu bir arada tutmak zordur. Ama amac tekse beraber de olabiliyorlarmis bunu gordum. Hepsine ne kadar tesekkur etsem az…

Gunlerdir benim arkamdan is cevirdiklerini dusunuyordum. Benden kaciyorlar, beni aralarina almiyorlardi. Megerse benim icin yazilarla, fotograflarla bir album hazirlamislar. Hayatimda aldigim belki en guzel hediyeydi. Benim icin o kadar degerli o kadar guzeldi ki. Zaten ben gorur gormez goz yaslarimi tutamadim. O kadar istiyordum ki fotograflarini bari alabilmeyi. Bunun yasak oldugunu dusundugumden sormuyordum bile cekmek icin. Yasak oldugu halde is arkadaslarim benim icin bunu yapmislar, dunyanin en mutlu insani oldum o an. Veda konusmasi yapamadim, yapmak istemedim. Dedim ya, sevmiyorum veda anlarini.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bu aralar…

yazacaklarim o kadar birikti ki.

Bir yandan kafamdan liste yapiyor, yazmak icin firsat kolluyorum. Diger yandan firsati buldugumda yazacak kafada olmuyorum. Yazmayi ozledim. Bu aralar tek yaptigim sey icimden konusmak. Aslinda bunlari yazabilecekken neden icimde konusuyorum onu da bilmiyorum. Hayatimda hic olmadigim kadar kontrollu davraniyor, kendi kendimi her konuda frenliyorum. Kendimi cogu konuda elestiriyor, cogu konuda hakli gorup, pohpohluyorum. Tabi hepsi icimde. Nesem de icimde, huznum de. Telasim da icimde, durgunluklarim da. Konus desen konusamayacak kadar aciz, sus desen susturamayacak kadar hem dolu hem de bosum.

Ne bunalimdayim, ne depresyon. Ne kendimi soyutladim baskalarindan ne de sessizlestim. Aksine cok normalim. Icim daralmiyor, ne bir seylere uzulecek kadar kendimi gucsuz hissediyorum, ne de olaylara tepkisiz kalacak kadar donuk. Dedim ya, iyisiyle kotusuyle hepsi icimde. Kendimi hem iyi hissederken hem kotu hissetmek ne kadar celiskilidir boyle sorguluyorum onu da icimde. Cevabi bulamiyorum. Kendi kendime hic olmadigim kadar durustum belki. Kendimi kandiracak acizlikte hic degilim. Hani bir karar asamasinda olursun, bazen sallantida hissedersin kendini, bazen cok guclu ve kesin kararli olursun ya. Sanki bu ani yasiyorum. Oysa ne almam gereken kararlarim var, ne de herhangi bir konuda yaptigim bir plan.

Hayatim her zaman oldugu gibi tek duze. Gerek aileme, gerekse kendime olan sorumluluklarim hala hat safhada. Son dakikaya kadar elime almiyorum hic bir seyi. Aslinda alip, surunduruyorum. Kendi kendimi irite edene kadar sokuyorum gozume gozume. Yapiyorum hepsini bir bir. Eskiden bunlar icin de cok sikayet ederken, artik alismislik midir, koyvermislik midir dert yanmiyorum ne kendime, ne de baskalarina. Diyorum ya, suskunluklarim da icimde, konusmalarim da. Susuyorsam alismisligimdan midir, yoksa caresizlikten midir bilmiyorum.

 Tek eksikligini hissettigim sey dostlar. Konusmasam bile varliklarini bilmek, hissetmek istiyorum. Belki icinde bulundugum bu yalnizlik beni kendimle basbasa birakiyor, kim bilir. Sokaklara salip kendimi yurumek istiyorum.

Bu aralar yazacak o kadar cok seyim var ki. Ah yazabilsem… Onumuzdeki hafta tum staj raporlarini teslim etmem gerekiyor. Malum 10 ayimi doldurup staji bitirmeme gunlerim kaldi. Cok fazla raporum var ama yapabilecegime inaniyorum hepsini. Ustelik bu sefer kendimi koyverip, bunalim havasi estirmeden. Guclu ve kendimden emin olarak… Raporlarimi teslim ettikten sonra belki icimde konusmayi birakip, yazacaklarimi yazabilirim. Kisa bir sure belki yazamam raporlar nedeniyle, sonrasinda bolca gorusuruz. Selametle…

  • Share/Bookmark

Zordur vedalar

Uzun zamandir stajla ilgili bir yazi yazmadigimi farkettigim ve zor bir donemden gececegim icin paylasmak istedim duygularimi. 9 aylik uzun bir staj donemimin ardindan son aya girmis bulunmaktayim. 9 ay boyunca haftanin dort gunu ayni insanlari gormek artik insani bir sure sonra oraya ait hissettirip, sanki hic ayrilmayacagini dusunduruyor. Tam boyle hissederken, son ayima girdigimi anlayinca her sey benim icin degisti, daha anlamli hal almaya basladi son gunlerde.

Zaman zaman anlattim blogumda. Guldugum, agladigim gunler oldu. Bazen birakmak isteyip lanet okudum, bazen kendimi cok sansli hissettim. Ama bu 9 aylik donem icerisinde farketmeden o kadar gelismis, o kadar cok sey ogrenmisim ki, geriye donup baktigimda ne yasarsam yasayayim beni bu ise hazirladigini, dogru yerde bulundugumu anladim. Kendime guvenimi kazanip, calisanlarin artik sana 100% guveniyoruz demeleriyle kendimle gurur duydum. Artik ne ailelerle konusuyorken dilim tutuluyor, heyecanlaniyordum, ne de cocuklarin en yaramazi, sorunlusuyla karsi karsiya gelince kabuguma cekiliyordum. Artik dis gostermeyi de biliyor, sozumu de dinletiyordum. Baslangicta 10 ay staj yapacak olmanin bana agir gelecegini dusunurken, simdi bunun gerekliligini anliyorum.

Konu aslinda bu degil, stajim biterken uzun uzun yazar, baslangic ve sondaki halimi karsilastiririm. Paylasmak istedigim aslinda su. Ben cocuklarimdan nasil ayrilacagim?

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Tatili biraz erken getirdim

Kendi kendime debelenirken, neden bunu bloguma tasimadigimi dusunup, icimdeki firtinalari buraya yazmak istedim. Paylastikca buyuyecek mi, bitecek mi gorecegim artik.

Son zamanlarda o kadar her seyi koyvermis bir haldeyim ki, sanki yaz gelmeden ben yaza girdim gibi hissediyorum. Ne kendime hayrim dokunuyor, ne de baskalarina. Ustelik son zamanlarda basarili isler cikarmis olsam bile daha bitirmem gereken o kadar cok sey var ki… Biliyorum aslinda bu hale nasil geldigimi. Son bir haftadir stajim yoktu, onceki haftalarda ise havanin sicakligindan cocuklar yoktu. Bu hafta staja sadece bir gun gittim. Yine tatile girdi. hal boyle olunca son bir aydir o kadar rahata kacmisim, o kadar salivermisim ki. Unutmusum yapmam gerekenleri, unutmusum kendime olan sorumluluklarimi. Koyvermisim her seyi bir kenara.

Her rapor donemi bunalima girer, her rapor donemi kendimi kotu hissederim ama bu baska. Ne bunalim havam var ne de yataklara dusup kafami duvara vurdugum. Kendimi daha guclu, daha kesin, daha net hissediyorum aksine. Kimseye ihtiyacim yok gibi. Kirk gun kimse seslenmese “aaa bu ne alemde” demem. O derece kimsenin yeri yok su ara hayatimda. (ozellerim haric elbette). Bu durumdan nasil kurtulurum, ne yaparim, ne yapmaliyim hic bir fkrim yok. Ama bir seyler yapip kendime ceki duzen getirmek zorundayim. Elimdeki isleri bitirip, yilin sonuna rahat girmeliyim. Strese dayanikliyimdir ama hic canim stres cekmek istemiyor.

Havalarin kotu olmasi da cabasi. 2 haftadir kistan farksiz bir hava var disarida. Gunes bana gulmedigi zaman kendimi kotu hissediyorum. Oysa alismis olmam gerek buranin havasina ama hala alisamiyorum. Uykumu da duzene soktum. Geceleri oturmadigim gibi, oturmaktan zevkte almiyorum. Aksamlari eve geldigimde uyumuyorum da artik. Erken uyaniyorum, eskinin aksine. Ama ne yatakta kalmaktan hoslaniyorum, ne de oturmaktan. Ne yapacagimi ben de bilemedim:) Dengesiz bir yapim yoktur oysa. Ne istedigimi bilirim genelde ama bu sefer ya oyle ya boyle, ortasini getiremiyorum:)

Elimdeki isleri bi bitirsem, tatil bir gelse… Bir orada bir burada, tutmayin beni diyecegim ama bakalim. Kismet, o gunleri de gorecegimdir heralde:) Kendimi bu tatil psikolojisinden kurtarip, silkelemek gerek. Olmaz boyle.

Once is, sonra tatil, once is, sonra tatil,once is sonra tatiiill.

  • Share/Bookmark