Benden Kategorisi Arşivi

Yeni bir sayfa, krizler donemi ve sonunda Turkiye

Yaklasik son 3-4 haftadir yasadigim yogunluk ve yorgunluktan oturu sanirim en dogru zamanda sonunda yazabilecegim her seyi. Uzun zaman once yazmistim, artik Turkiye`ye gitme zamaninin geldigini ve bunun icin atlatmam gereken badireleri. Yazinin ne kadar uzunlukta olacagini kestiremedigimden,elimin de ayarinin olmadigindan dolayi kisa kisa notlarla anlatmaya calisacagim.

Yeminli tercuman krizi: Turkiye`de ogrenimime devam etmek istedigimi daha once anlatmistim. Bunun icin de atmam gereken ilk adim diplomami Turkce`ye cevirtmek olmaliydi. Neredeyse bir ayimi bu krizle gecirdim diyebilirim. Kimlere mail gonderdim, kimleri aradim hesabini tutamadim. Ya ucuk fiyatlar bictiler, ya da bulduklarimi internette arastirdigimda arkadas bulma sitelerine uye olan benim tabirimle “sapik” kisilerle karsilastim. Elbette boylesine guvenip tercumemi yaptiramazdim. Sonunda annem imdadima yetiserek en dogru adresi buldu. Isin tek kasici tarafi tercumelerdeki memnuniyetsizlik ve kac kez bunu degistirme talebimdi. Turkce`ye benim kadar hakim olmayan birinin Turkce ceviri yapmasi canimi siksa da, baska carem olmadigini dusunerek tercumemi yaptirdim. Isin tercume boyutundan sonra konsoloslukta onaylatma kismi vardi. Meger tercumeyi yaptirmakla is bitmiyormus, bir de bunu notere onaylattirmak gerekiyormus. Bu da demek oluyor ki cifter para soygunu. Ne yapacagim, tabiyki elim mahkum, yaptiracagim. Gelelim konsolosluk badiresine…

Konsolosluk cilesi: Benim sanssizligim bedelli aciklanmasiyla ayni donemde konsolosluga gidecek olmakti. Yurt disinda yasayan Turkler yeni bedelli yasasindan “faydalanmamak” icin eski yasadan faydalanmak adina konsolosluk onunde kuyruga girmis, geceden kapi onunde yatar olmuslar. Elim mahkum, Turkiye`ye gitmeden yaptirmak zorundayim ve bir haftam var. Tabiyki gitmek zorunda kaldim ve o yogunluga sahit oldum. Neyse ki askerlik isimin olmadigina inandirarak oncelik sahibi oldum. Fakat sunu da gordum ki, bizim milletimiz sira kulturunden yoksun. Numara cekmesine ragmen guya en zeki o gibi baskasinin onune geciyor, uyardiginizdaysa sanki hatayi siz islemiscesine sinirli surat ifadesiyle geri cekiliyor. Bunun yaninda Turk memurunun yavasligi gozlerden kacmadigi gibi “ben robot muyum, bekle” gibi azarlamalari da ihmal etmiyor. Neyse ki konsolosluk isimi bekledigimden daha hizli hallederek stresten cektigim mide agrilarimin yersiz oldugunu anladim. Haa unutmadan, sadece on sayfaya tek muhur vurdugu halde sayfa basina aldigi yuklu parayi da unutmamak lazim noterin. O gun dedim ki kendi kendime, sen yanlis yoldasin. Gel bi noter ol, tek muhurle omur boyu yasarsin. Bi gun kismet olur da cocugum olursa ben yapamadim ama sen bari noter ol diye tum baskimi uzerinde kullanacagim. Ailemin yapmadigini ben cocuguma yapacagim evet.

Konsolosluk iskencemi de atlattiktan sonra, yasadiklarimin belki de en dokunani veda krizi oldu.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Kapanan bir mektup devri…

“Cok kiymetli arkadasim, nasilsin? beni soracak olursan senin yokluguna hala alisamadim. Sana uzun zamandir mektup yazamadigim icin ozur dilerim. Burada gunlerim yogun geciyor. Konularimiz iyice sikisti. Bir yandan okul, bir yandan dershane. Basimi kasiyacak vakit yok…”

Sene muhtemelen 1999… Yurt disina yerlestigim ilk donemler. O zamanlar simdiki gibi elimin altinda internet, ya da ucuz/rahat konusabilecegim bir sistem yok. Ben de simdiki neslin burun kivirdigi, cag disi gordugu, o zamanlarinsa en populer iletisim araci olan mektubu kullaniyorum arkadaslarimdan haber alabilmek icin. Aslinda mektup cocuklugumda hayatima giren bir arac. Babam yurt disinda yasadigi icin cocuklugumdan itibaren her bos vaktimde ya mektup yazar, ya da kart atardim. Yazmanin, bana gelen bir mektupla mutlu olmanin, tadina o zamanlar varmisim. Bunlari anlatmayacagim elbette…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bir mezunun cirpinislari…

Ben hic boyle hayal etmemistim seni. Ben hic seni sevmeyecegimi dusunmemistim. Mezundum, her sey artik daha guzel, daha eglenceli olmayacak miydi? Hani dizileri rahat izleyecektim, aklimin bi ucunda “raporu yazip kurtulsam” dusuncesi olmadan… Hani sabah erken uyanacak olmanin telasi olmayacakti, sabahlara kadar oturup aksamlara kadar yatacaktim?

Evet, ben mezun olmayi hic boyle hayal etmemistim…

Mezun olali 3 hafta olacak neredeyse. Daha ilk gunden “e simdi?” sorusu belirmisti kafamda. Ama hep bir sure dinlenirsem iyi gelir, uzerimdeki stresi atarim en azindan, kafa dinlerim diye de dusunuyordum. Farkettim ki okul bittiginden beri daha cok strese girmisim, bu bosluk beni daha cok strese sokmus. Keyif almaz olmusum her seyden farkinda olmadan. Eskiden sabah isim olsa bile sabaha kadar oturmak keyif verirken, artik aksam saatler 22.00 gosterdiginde ben uyku haline geciyorum. Eskiden internette gezinmekten, muzik dinlemekten hoslanirken simdi ne laptop aciyorum, acmak istiyorum ne de vakit harcamak. Eskiden televizyon izlerken,bundan hoslanirken artik ne televizyon seyretmekten zevk aliyorum ne de buna vakit ayiriyorum.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

MEZUN oldum!

Evet evet evet! Artik ben de mezunum. Sonunda  tezimden kurtulup, savunmami da yapip okulu bitirebildim. Ne kadar saka gibi gelse de. Eger ki danismanim konusma sonunda “diploma toreninde gorusuruz” dememis olsaydi hala inanmiyor olacaktim mezun olduguma. Gercekten saka gibi.

Ne mi hissediyorum, hic bir sey sanirim. Ya da cok sey. Karisik. Aslinda sevinemiyorum bile sanirim. Seviniyorum ama sevinemiyorum da. Biliyorum, karisik geldi, anlatamiyorum hislerimi. Sorun su ki, beni benim kadar okumayi seven biri anlar. Hayatim boyunca okula gidiyormusum gibi hissediyordum kendimi, bitecegine hic inanmadigim bir seruven gibiydi. Bir yil bitti, sonraki yil devami oldu. 1-2-3-4 derken filmin ne kadar hizli sonuna geldigini kavrayamamisim bile. Artik “ogrenci” statusunde olmamak mutsuz, ama bundan sonraki ideallerim, hayallerim icin mutluyum. Yine de saka gibi.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Fenalardayim..

Uzun zaman oldu yazmayali. Yazacaklarimin olmamasindan ziyade, yazmak istemedigim icindi. Kendimi, yasantimi yenilemeden de bir seyler yazmak istemedim acikcasi. Peki neden simdi sorusunaysa basligim aciklama getiriyordur heralde.

Fenalardayim, hem de cok. Kendimi cok kotu hissediyorum. Kendimi cok kotu hissettiriyorlar. Anlasilmiyorum, anlamiyorlar da. “ilgileniyorlar” ama kendimi nasil hissettigimi hic soran yok. Sormasinlar varsin, herkese cevabim: “iyiyim ben”.  Bilenler bilir, tezimin ilk hali onaylanmadi, yine daha once yazdigim gibi, biraz benim hatalarim fazlasiyla da tez danismanimdan kaynakli. Bu konuyu da acmak istemiyorum hic. Allah`indan bulacaktir elbette.. Neyse ki tezimi bir hafta sonra yenilenmis haliyle teslim edecegim. Ama baska dertlerim var bu sefer.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Doguma taniklik etmek…

Yazmakta gec kalmis olmama ragmen gecte olsa kendimi yazmak zorunda hissettigim bir yazi bu aslinda. Uzun zamandir yogunlugumdan dolayi yazamamamin ardindan belki de iyi gelecek bana.

Yaklasik 2 hafta once bir telefonla irkildim. Aylardir bekledigimiz nazli kizimizin dunyaya gelme vakti gelip catmisti. Aslinda duygusal bir insan olmama ragmen teyzem hic olmadigi icin teyzelik nedir bilmememden dolayi bir turlu o ruh haline burunemedim. Ikinci yegenim olacak olmasina ragmen ilkinde oldugu gibi ikincisinde de heyecanim yoktu. Tek istedigim saglikla dunyaya gelmesi, ablama bir sey olmamasiydi. Annemle yaptigim kulis sonucu benim hastaneye gitmemin daha uygun olacagi karari alindi. Ablamla pesin pazarlik yapmama ragmen kendimi nasil olduysa dogumda buldum. Dogum odasi dedikleri sey de normal hastane odasi. Hatta hastane odasindan cok evin salonu gibi dosenmis, siradan bir oda. Oysa benim televizyonlardan gordugum ve olmasini bekledigim sey etrafta yesil onlukluler, tepede patlayan spotlar ve ameliyathaneyi andiran bir oda. Neyse ki boyle degilmis, rahatladim.

Normalde dogum esnasinda bir kadin nasil olur bilmiyorum ama sanci cektigini tahmin ediyorum. Fakat ablamin sanci durumu garipti. Sanci cekmiyordu cunku. Cenesine vurmustu. Agzi hic susmuyor, surekli konusuyordu. Hatta oyle ki onu goren insan degil dogurmak, bunun heralde bi kac ayi daha var derdi. Sadece konusuyor, ama cok konusuyordu… Hatta oyle ki, dogumda da konusmami istiyordu.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Sonlara yaklastikca artan gerilim

Bu aralar sanirim en fazla yazdigim, bundan sonra da en cok yazacagim konu okulum ve son durumlarim olacak heralde. Malum, daha once sikca bahsettigim gibi sona yaklastim, yaklastikca geriliyor, gerildikce donup kaliyorum. Bu benden cok okuldaki soludugum havadan kaynakli sanirim. Okula gittigim gunlerde okula isinmak yerine okuldaki atmosferden sogudugumu hissediyorum. Hocalar da farkinda bu durumun. Son sinifin son yarim donemi hep boyle bir inis olur, herkeste bir bezginlik bitkinlik yasanirmis. Ki nitekim durum oyle.

Insanlarla muhabbet etmeye korkar oldum. Herkesin hissetigi sey ayni. Herkes kendisini kotu hissedip, bitirebilecek miyim acaba, nasil yetistirecegim, nasil olacak her sey modunda dolasiyor. Tek muhabbet var, o da mezuniyet. Kimi zaten isine gidip geliyor, okul bitirmekte zorlaniyor, ogrenecegim kadar ogrendim artik calismak istiyorum diyor. Kimiyse henuz ne yapacagini bilmedigi icin bu gerginligini ikiye katliyor. Buyuk bir kisimin alttan dersi var, hic bir seyi dert etmeyip zamana yaymayi en koklu cozum olarak goruyorlar. Bazisi da okul bitince en az bir yil ara verip kendime vakit ayiracagim, gezip tozacagim, baska ulkeleri seyahat edecegim kafasinda. Cogu derse isten geliyor, kimiyse dersten sonra ise gidiyor. Herkes bos buldugu an kendini kutuphaneye atiyor ki ne kadar yaparsam kardir mantiginda. Haklilar da aslinda.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bir cocuk gecti yuregimden

Bir cocuk dusunun, yasadigi tum zorluklara, yasina ragmen gogus gerip, basina ne gelirse gelsin sadece gulen, hayati tiye alip, etrafindakilere enerji veren. Ve o cocuk enerji verdikce, etrafindakiler tarafindan enerjisi tuketilen, bitirilen. Yine de yilmiyor o cocuk. Yine enerji  vermeye devam ediyor, yine guluyor, yine hayati tiye aliyor.

O cocuk benim cocugum, o cocuk benim hic unutmayacagim bir cocuk. Gecen yil staj yerimde geriye donup baktigimda aklimin kaldigi, merak ettigim ve onun icin uzuldugum tek cocuk.  O benim cocugum…

Gecen gun is cikisi markete giderken karsidan gorundu o. Annem bu kimdir, neden kosuyor diye sorarken benim de kosmam ve sarilmamizla dunyayi durdurduk belki de o vakit. Bir kac dakika icinde gorusmedigimiz zaman icerisinde neler olup bittigini anlatip, cekingen ve uzgun gozlerle birden yok olup gitti, aklimi da kendisinde birakarak. Sorunlu bir aileye sahipti bu cocuk. Uvey babasi tarafindan surekli ciddi bir sekilde siddete maruz kalip, annesi tarafindan desteklenmeyen ve gozleri gormeyen kucuk kardesine surekli bakmak zorunda birakilan bir cocuk. Oyle ki kardesini arkadaslariyla futbol oynayacagi zamanlarda bile secmek zorunda birakilan, buna ragmen kardesimdir deyip ergenligini unutan biri. Oysa futbol onun icin nefes gibi. Dayak yedigi gunlerde bile gruba gelip herkesi gulduren, yuzunde bir kere bile huzunlu bir ifade bulunmayan, kendisiyle barisik, hayatimda bu kadar sorunlara ragmen bu sekilde saglam karakterli kalabilmis ve guleryuzlu olabilmis tek cocuk belki de. Onu boyle gordukce ben dert ettigim seyler icin utaniyor, fazlasiyla saygi duyuyorum.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Bugunum mu? Ya gelecegim…

Bir kac haftadir aklimda sadece bu konu var. Zaman azaldikca benim de endisem, korkum, gerginligim ama bunun yaninda heyecanim, istegim, hevesim de artiyor. Artik oyle bir hal aldi ki bu kafamdakiler, bugunumu dusunemez oldum. Hic bir seye konsantre olamadigim gibi, bugunumun benim yarinimi hazirladigini bile unuttugumu farkettim. Kendimi oyle odaklamisim ki bundan sonra ki yapacaklarima, bugunumu saglam atlatamadan onlari nasil yapacagim hic bir fikrim yok. O yuzden belki de silkinme zamani, bilmiyorum.

Son donemimdeyim. En zor derslerin verildigi ayni zamanda tez yazmam ve iki ay icinde teslim etmem gereken bir donem. Onceligim bir kac hafta sonra yapacagim sinavlar mi olmali, tezim mi bilemedim, kararsizim. Iki tarafa da dikkatimi esit paylastirabilmem icin kafamin bos olmasi, gelecek kaygim olmamasi gerekiyor, farkindayim ama o da mumkun olmuyor. Kismet olursa haziranda okulum bitiyor ama ya sonrasi? Iste ben bunu dusunmekten bugun ki yapmam gereken sorumluluklarimi yerine getiremiyorum. Ki bugunumu saglam atlatamamam demek tatilimi gereksiz ertelemek demek. Bunu da elbette istemiyorum. Peki bunlarin hepsinin farkindayken neden ben bi turlu rahatlayamiyorum? Belirsizligi sevmiyorum. Korkutuyor, geriyor beni…

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

Farkindalikla gelen degisim

Degisimle gelen mutluluk. Mutlulukla baslayan huzur, rahatlik, basari vesaire. Kisir donguler aslinda insana mutluluktan cok mutsuzluk asilar. Hep aynidir, tek duzedir. Farklilik, degisim barindirmaz icinde. Doner dolasir basladigin yere geri donersin. Hal boyleyken bundan olumlu bir sonuc cikarabilmek zordur fakat ben bunu basardim sanirim.

Aslinda insani olaylarin degil, dusuncelerin mutsuz ettigini, uzdugunu, kirdigini anladigim an basladi benim icin degisim. Yatar yatmaz uyuyabilen bir insan degilim. Once gunun muhasebesini yapar, dersler cikarir, sonra uykuya dalarim. Genelde aklima gelenler oncelikle yasadigim olumsuzluklardir. Neden bunu boyle yaptim, neden o boyle davranmadi, aslinda cok uzuldum, keske boyle olmasaydi, daha iyisi olabilirdi vs vs gibi bir cok olumsuzlugu yatarken kendime cekiyor, uyandigimda da ayni olumsuzlukla gune baslardim eskiden. Uyanincaysa once havaya lanet eder, sonra uyanmis olmama, sonraysa gunun geri kalaninda yapmadiklarima, yapacaklarima. Gune nasil baslarsan oyle gider derler ya hani, gun icinde de beynime kaydettigim kisim genellikle olumsuzluklar olurdu. Bu konuda degismem gerektigini biliyor, fakat nasil yapacagim konusunda tikanip kaliyordum. Oncelikle pozitif dusuncenin insani ne derece mutlu ettigi hakkinda arastirma yaptim gectigimiz ay. Bunun icin bir cok kitap karistirdim, bir cok arastirma, makale okudum. Insan yasamayinca bilemez ya hani, “nasil yani al iste pozitif dusundum, nolacak simdi iyi mi olacak” gibi sacmasapan denemeden bir cok yorumda bulunur ya, ben de baslangicta inansam da pratikte gercekci olacagini dusunmuyordum. Denedim bi sure. Kendime inanmanin aslinda birinci sart oldugunu gordum. Kendime inanmaya basladim. Yapabildiklerime, yapabileceklerime, kapasiteme, isteyince her seyin olacagina, gucume, inancima, beynime, kalbime inandim, guvendim, gerisi nasil olsa gelir dedim.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark