30 Oca, 2010 Tarihli arşiv

Cocuktan ögretmene ve aileye, herkes sorunlu…

Sinif baskani ve yardimcisi

Bir kac gundur calkalanan bu videoyu eminim izlemeyeniniz yoktur.  Sabah programlarindan, ana haberlere, show programina kadar fazlaca yer verildi bu konuya medyada. Ha bu ne kadar dogruydu, sorgulanir.

Bu yaziyi yazarken oncelikle belirtmek istedigim sey bir suclu aramadigim fakat pozitif hic bir yanini goremedigim ve elistirecegimdir. Cunku her yerde bu konuda gulucukler gormek, “helal olsun”lar duymak, toplumun bu ur konularda ne kadar “hassas” oldugunu gosteriyor aslinda.

Konuyu anlatmaya gerek yok ama su sekilde ozetleyeyim. Sinif baskani bir cocuk diger arkadaslari onu dinlemedigi icin yakiniyor, sonra da yardimcisi olayi fakirlige baglayip, istemezseniz birakirim diyor. Ogretmense alkislayin diyor, iftihar ederek ogrencileriyle…

Anlamadigim konular var. Bunlari soru halinde yazacagim.

1- Sinif baskani ve yardimcisinin gorevi nedir?

Benim bildigim sinif baskani ogretmenin sag koludur. Ogretmenin bulunmadigi zamanlarda sinif baskani sinifi idare edip, duzeni saglar. Yardimci da daha cok destek amaclidir. Ogretmenin bu gorevi nasil onlara sundugu ve neler bekledigi bu videodan sonra muamma.  Cocuk anlamayan kisiye elbette yardim eder ama “baskanlik” sifatiyla bunu yapma ya da digerlerinin onu dinleme zorunlulugu yoktur.

2-  Ogretmen cocuklarin haykirisini mi izledi, yoksa videoyu kaydetmekle mi mesguldu? O an ki psikolojisi ne?

En cok takildigim nokta bu aslinda. Bir ogretmen ya da herhangi meslek sahibi birisi bu tur videolari cekebilir mi gorev aninda? Etik midir?  Hayir, elbette etik degildir. Bir ogretmenin sinifta ogrencisi yakaris icerisindeyken kosesine cekilip kameraya cekmesi yanlisin babasidir. Hatta daha da ileri gidecek olursam boyle ogretmen gorevden alinmalidir. O cocugun yuzunu izin almadan herhangi bir sekilde yayinlayamazsin. Kaldi ki gorevin egitmek, ogretmek. Once ogretmen olarak senin egitilmen  gerek diye dusunuyorum su durumda. O an icin yapilmasi gereken sey daha cok cocugu baskalarinin onunde desteklemek ve rencide etmemek ama ders sonunda kenariya cekip, bu kadar duygusal bakmamasini, arkadaslarina ogretme istegiyle gurur duydugunu fakat ogretmenin onun isi oldugunu vurgulamaktir. Ama ne yazik ki ogretmen kameraya cekerken cocugun o anki ruh halini hice sayip kendi isiyle mesgul olmustur.

Yazının tamamını okuyun »

  • Share/Bookmark

“Eski” kitap mi?

Yeni bir takintimi kesfettim bugun. Ders icin bir kitap alinmasi gerekiyordu. Herkes pahaliligindan yakinirken cogunun aklindan gecen ikinci el kitaplari satan bir siteden siparis etmekti. Bir yandan bu secenegi dusunuken, diger yandan da yenisini almak icin durtuluyordum sanki. Tek fark gorunuste fiyat gibi gorunse bile o kitabi ilk benim acacak olmam, kullanacak olmam bana yeterli bir nedendi yenisini almak icin. Okuldan ciktim, dayanamadim geri dondum ve kitabi satin aldim. Dogru mu yaptim bilmiyorum ama kitaplara kiyamiyorum, kullanilmamisini istiyorum, benim olsun istiyorum onun. Ikinci el oldugunda sanki baskasina ait bir seyi almisim gibi geliyor.

Oysa diger yandan dusununce kitabin eskiligi veya yeniliginden cok iceriginin beni ne kadar tatmin ettigi, edecegi. Teoride boyle fakat elim gitmiyor eski kitaplara. Onlari sadece saklamak, arsivde korumak amacli almak daha mantikli geliyor. Ama kitaplar saklanmak icin degil, okunmak icindir, bunu da biliyorum. Ama kiyamiyorum. Kullandiktan sonra kitaplarim aldigim hali kadar temiz ve yeni oluyor. Onlari boyle titizce korumak, saklamak, ilerisi icin el altinda bulundurmak hosuma gidiyor.

Takinti midir bu bilmiyorum ama “eski” kitaplara bu muameleyi gosterdigim icin memnun degilim. Ama icime de sinmiyor diger turlusu. Bunu nasil yenerim bilmiyorum…

  • Share/Bookmark