Eki, 2009 Arşivi

“Ask yoktur” diyenler…

Kocaman bir hicler benim icin aslinda. Katiyimdir cogu konuda, sabit fikirliyimdir de aslinda. On yargilarim da vardir, kabul ediyorum. Ama bunlari bile bile “ask diye bir sey yok” diyenleri insan sinifi disinda birakmak istiyorum.

Bir insan bazi duygulari yasamamissa o duygulari yok sayamaz, yok saydiramaz. Ya da yasayipta kotu tecrube etmisse bunu genelleyip yok diyemez.

Anlamiyorum insanlari, cogunlukla bayanlari. Ne zaman aldatilsalar gunahi tum erkeklere yukleyip, aski da yok sayarlar. Oysa iliskiye basladiklarinda karinlarinda dolasan kelebekler yuzunden ne kadar da mutlulardir. Ne kadar sapsal gorunurler oysa bu asik halleriyle. Cok rahat arkadas, dost satabilirler sevgili yuzunden. Kizlar bu konuda evet nankorlerdir. Allah muhafaza hele bir de aldatilmislarsa tum erkekler genellenmeye baslanir ve ask bitmistir. Ask onlarin lugatlarinda sadece bir hictir. Yokluktur, bosluktur. Erkeklerde aski yok sayan kitle genellikle “bu gece barda, gonlum hovarda” tiplerdir. Aski gercekten tatmamis veya hayatinin bir kesitinde cok sevdikleri ilk asklari tarafindan aldatilmislardir. Sonra kendilerini tum kizlarin canini yakmaya adamislardir ve bu gorevlerini en iyi sekilde icra ederler.

Aski yoksayan bu kitlenin “ask” adi altinda ne anladiklarini merak etmiyor degilim acikcasi. Lakin “ask bir sudur, ic ic kudur” mantigiyla bir suru erkegin, bayanin tadina bakan bu homosapienler yaniliyorlar.

Ask, bugun onda, olmadi yarin baskasinda mantigiyla gudulen bir arayisin meyvesi degildir. Ask, iyi huylu kanserdir. Ogrendigin an yasama sevincin olur, hayata daha guzel gozlerle bakarsin.

Askin tarafi yoktur, ask tek tarafli da yasanabilir. Ama iki tarafliysa tadindan yenmez.

Ask insani oldurmez, insanlar aski oldurur.

Ask insan icindir, insan ask icin dogmaz, yasamaz…

Ask arayisina girip, her begendigine asik oldugunu sanan zihniyetlere de anlam veremiyorum. Eger aranipta bulunacak bir sey olsaydi insanlar en iyisi icin su an savasiyor olurlardi.

Karnin agriyacak kadar heyecan yapiyor, kalp carpintilarin hizlaniyorsa, onu gormek, onunla konusmak icin firsat kolluyor, yolunu gozluyorsan, (iletisim cagi icin) gozun telefonda  ondan gelecek bir haberi, bir smsi, bir aramayi bekliyorsa, (internet cagi icin) sagdan cikacak bir “*** su anda online” yazisini gorunce heyecandan kizariyor, yerinde duramiyorsan, sesini duydugunda, gozlerine baktiginda, sarildiginda hic bitmesin istiyor, kendini ruyada saniyorsan, basini yastigina koydugunda sadece onu dusunuyor, hayaller kuruyor, kavusmak icin gunler sayiyorsan, nefesini hala uzerinde hissediyor, gozlerini kapadiginda onune o geliyorsa, onu ona bakmadan detayina kadar cizebiliyorsan, hayatim onun, ben onunum diyebiliyorsan, gozunu kor etmiscesine sapsal, bir o kadar cocuk olabiliyorsan, hayatinin merkezinde o varsa ve sen o merkezi korumak icin her seyi yapiyorsan, seviyorsan, istiyorsan, mutluysan, asiksindir…

Evet, ask diye bir sey vardir:)

  • Share/Bookmark

Boyle ogretmenlere yavrularinizi emanet etmeyin

Yazinin basinda bu meslege fazlasiyla saygi duydugumu soylemek istiyorum ki diyeceklerim yanlis anlasilmasin. Bu uyariyi yaptiktan sonra bu meslegi haketmeyen bir ogretmenin bugun televizyonda soyledigini size aktarayim ki gozunuzu dort acin.

Tum inanclara, inancsizliga, siyasi goruse saygim vardir fakat cehalete ne saygim ne de tahammulum vardir. Bunu yapan br ogretmense sadece kin kusarim, nefret duygusu beslerim.

Bugun domuz gribi hakkinda kurulan cadirlarda roporajlar yapiliyordu sanirim ya Haber Turk ya da CNN Turk kanalinda. Sirayla halka soruluyor, onlar da soru ve dileklerini iletiyorlardi. Bir amca geldi mikrofona ve soyledigi suydu: “  Ben emekli ogretmenim. Biz cogunlugu musluman olan bir ulkeyiz, bu grip bize bir sey yapmayacaktir, inancliyiz” dedi ve ben o an bittim. Sen bir ogretmensin, sen o kadar ogrenci yetistirmissin. Sen nasil olur da boyle bir cumle kurarsin? Sen ogretmensen senin  bilimle inanci birbirine karistirma luksun yoktur. O kadar sinirliyim ki, o an orada olsam yasina basina bakmadan bu meslege yakismadigini ve ogrencilerine acidigimi iletirdim.

Korkuyorum gelecekte cocuklarimizin cogunun bu tip ogretmenciklerle ogrenim hayatlarini gerceklestirmelerinden. Korkuyorum boyle beyinlerinin yikanmasindan, yanlis yonlendirilmelerinden. Bu meslegi de boyle ayaklar altina aldiriyorlar ya, yaziklar olsun diyorum sadece. Korkuyorum gelecekten…

  • Share/Bookmark

Bir hirsizlik vakasi

Aslinda her sey cocukken soylenen ” goz hakki” bahanesiyle baslar. Buyudukce bu aliskanlik yerini acimasizca hirsizliga birakir. Kimine gore macera, kimine gore ortama uyma, kimine gore sahip olmak istegi ama olamadigi icin kolay yoldan ulasabilme gudusu… Aslinda boyle baktigin zaman bir hirsizi suclu bulamiyorsun. Kaldi ki bunu yapan cocuksa gozunde bu nedenler daha hafifletiyor sucu. Yanlis olmasina ragmen… Bu nedenledir ki 18 yasina kadar isledigin suclar “cocuk” sayildigindan siciline islemiyor ya da 18inde sifirlaniyor.

Onceki yazimda dun staj yerinde tirmanmaya gittigimizi anlatmistim tatil munasebetiyle. Bir ara kizlardan biri bana gelip sesizce ” oradaki kiz cantadan para caldi, yazik muhtac heralde” demesiyle irkildim. Kimseye soylememem konusunda da benden rica etti. Fakat boyle bir seyi nasil gizleyebilirdim ki? Cok gel git yasadim, bir yandan ilk defa guven kazanip bir sey anlatilmanin mutlulugunu yasarken bir yandan da baskasina anlatarak guvenini zedeler miyim diye dusuncelere daldim. Fakat gizleyemezdim, onemli bir konuydu. Stajimla ilgilenen kisiyi  kenara cagirarak durumu anlattim. Bana anlatan kizla konusmak istedi, ama kiz bir sey yok diyerek anlatmak istemedi. Stajimla ilgilenen kisi de benden rica etti bir kez daha konusup ogrenmem icin. Konusmayi denedigimde cevap alabilmek ve guvendigini gormek cok hosuma gitmisti. Soylediklerini ve calinan miktari soylemesiyle bugun staj yerinde bir kosturmaca yasandi olayi cozmek adina.

Bugun kalabalik bir program bizi bekliyordu, en zorlu cocuklar bir arada ve bunlari zapdetmek gercekten zordu. Gorevli olarak toplam 6 kisiydik ve cocuk sayisi 17 kadardi. 6 gorevliden 3u surekli cocuklari kenariya cekip sorguya tutuyor, bir birleriyle konusup anlasmalarini engelliyor, diger uc kisi de grubu zapdetmeye calisiyordu. Bana dun caldigini soyledigi kiz ilk olarak sorguya cekildi ve itiraf etti. 40 euro calinmis toplam. 20 euro biri, 10ar da iki kisi almis parayi. Bunun yaninda bir de iphone calinmis.

Cocuksan eger yakalanmissan, digerlerini ele vermek daha kolaydir. Basit mantikla yalniz gitmezsin en azindan b.k yoluna. Bu nedenledir ki ilk sorguya cekilen kiz diger iki kisiyi de  ele verip iphonun kimde olabilecegi hakkinda fikrini de soyledi. Iki kiz inkar etmelerine ragmen adlari verildigi icin sonunda itiraf edip parayi getirmek uzere anlastilar. Tabiyki bu kadar basit degil, ailelerle gorusup,onlari cagirarak…

Sira iphone`a gelmisti. Bunu bulmak biraz iskence doluydu ki tum gunu rezil etmenin nedeni de bu lanet olasi iphone idi. Baslangicta erkekler bizleri salak sanip internette ikinci el satis yapan siteleri gezerek fiyat arastirmasi yaparken, diger yandan el altindan fiyatta anlasmaya calisiyorlardi. Ne yaptiklarini sordugunda ise oyun hakkinda konustuklarini soyluyorlardi.

Hepsi tek tek sorguya cekiliyor, hepsi inkar ediyor, hepsi uc maymunu oynuyorlardi. Sira caldigi soylenilen erkek cocuguna geldi. 3 kiz da bir birinden bagimsiz bu cocugun adini verince en cok uzerine gidilen kisi elbette buydu. O kadar inkar etti ki, ben bile bir sure sonra inanmaya baslamistim yapmadigina. Polis gelip arama yapacagini duyunca tutustu ve suclandigini iddia etmeye basladi. Babasi sopayla dovermis, boyle de babadan korkan bir cocuk. Kendisinden cok ailesinin dusecegi duruma uzulen ama calarken bu aklinda nedense olmayan ve surekli inkar eden bir cocuk… Bunlar yasanirken salonda sandalyeler havada ucusuyor, masalar yerlere atiliyor,  buldugu her seyi firlatiyor, bagiriyor ve agliyor… Bu durumda 17 kisiyi nasil zapdedersin 2-3 kisiyle buyuk bir soru. Lakin zapdedilemedi. Gruplara bolunerek farkli ortamlara dagitildi. Bu cocugun bulundugu yerde oldugum icinde sukrediyorum kafama sandalye yemedigim icin(:

Neyse ki cocuklar eve gonderildikten sonra annesi ile konusuldu. Annesi ilgilenecegini soyledi ve ayni anda cocugu afedersiniz donuna kadar soyup iphone`u buldu. Tum gun boyunca camasirinin icinde saklamis…

Hal boyle olunca donen geyikleri ve gunun yorgunlugunu nasil attigimizi anlatmayayim:) Kimse o iphone`u eline almak istemedi. Gorevlilerden biri eve gidip iphone`u teslim aldi. Fakat yanina dezenfekte edici kremi ve bir suru peceteyi de beraberinde goturerek(: Hala aklima geldikce tiksiniyorum.Muhtemelen bir sure iphone bana sadece bunu hatirlatacak ve tiksinecegim ama olsun:)

Sonuc itibariyle birilerinin guvenini kazanmis olmak cok hosuma gitti. Sanirim hirsizliktan once benim bu olayda donum noktam buydu. Umarim bu hissi coguna verir, guvenlerini kazanirim:) Beni sevmeleri onemli degil, yeter ki guven duysunlar bu daha onemli:)

Neyse ki boyle bir staj deneyimi daha yasadim, bakalim daha neler gorecegim:)

  • Share/Bookmark

Bir turlu yazilamayan raporlar ve…

… surekli yapilmasi gereken ama bir turlu yapilamayan, ertelenen isler…

Insanin basina ne gelirse kendisi yuzunden geliyor. 3. sahislara atilan suclar tamamen bahaneden oteye gitmiyor ozellikle konu yapacagin isi ertelemeyse. Uzun zamandir yapacagim cok sey listede beklerken, hala bekletiyorum, beklettikce kendime uyuz oluyorum. Aslinda her seyi son ana birakan bir insan degilim teoride ama pratikte bunu uyguluyorum ya o deli ediyor. Cok guzel planlar yapan fakat bunu bir turlu uygulayamayan bir insanim. Ne zaman aha bu son planim, kesinlikle yapacagim desem onume bir seyler set cekiyor ve ben yine kendimi hayal kirikligina ugratiyorum.

3 kasimda staj raporunu vermem gerekiyor. Fakat haftaya staj yerindeki bana bakan kisiye raporumu gostermeliyim, onaylamali, incelemeli ki bana duzeltmem gereken yerleri soylesin, ben de ayin 3unde hocama verebileyim. Buraya kadar her sey cok guzel, vakit var gibi gorunuyor. Ama vakit bulamiyorum. Bu hafta yaparim dedim ama stajdan olu gibi gelince yapamiyorum bir sey. Burada okullar bu hafta tatil oldugu icin tatil aktiviteleri var. Ilk gun lazer oyununa, bugun de tirmanmaya gittik. Yarinsa 3 aktivite birden beni bekliyor. “yemek yapma, bilardo turnuvasi, film izleme”. Normalde her gun farkli cocuklar gelirken, yarin muhtemelen hepsi birden gelecek. Yogunluk iki kati olacak.  Bugunse duz duvara tirmanmada ipi ceken taraf olunca ellerimi hissetmiyorum, kollarimla birlikte. Aciyor fena. Hal boyle olunca raporu yazacak halim kalmiyor.

Her aksam eve gelince kendimi dusa atiyor, yemek yiyor, sonra sizip kaliyorum oldugum yere. Uyandigimda aliyorum yanima dokumanlari ama yazacak halim kalmiyor ya da belli bir saatten sonra kendimi dinc hissetmedigim icin canim istemiyor. Canim kafa dinlemek isteyip bos bos oturmak istiyor daha cok. Ama bos durmanin zamani degil, onu da biliyorum. Bilipte hata yapmak cok kotu iste, vicdan azabi duyuyorum bu sefer yastiga basimi koydugum zaman. Gunun suali “bugunu de bosa gecirdim, yetisecegini saniyor musun” oluyor. Cevabi beni o anlik kendime getirmeye, yeni planlar yapmaya itiyor. Ama nafile…

Son gunlere birakmanin telasini yasayacagimi biliyorum. Cuma, cumartesi, pazar, pazartesi sanirim bunu bitirmek icin gececek, gecmeli. Kendimi yaniltmak istemiyorum, son gece oturmak hic hic istemiyorum.

Son olarak, rapor yazmayi hic sevmiyorum:( Bir gecede ders calisip sinava girmeyi tercih ederim. En azindan bir kerede kurtuluyor, uzatmali iskence cekmiyorsun…

  • Share/Bookmark

Yeni kategori- “Müzik”

Uzun zamandir acmayi dusundugum fakat bir turlu firsat bulamadigim “muzik” kategorisini sonunda acmaya karar verdim. Umarim kendimi yaniltmam ve istedigim gibi sekil verebilirim kategoriye.

Muzigin tanimini yapacak degilim elbette. Muzik dinlemeyen, muzik dinlemeyi sevmeyen insani kafamda sekillendiremiyorum cunku. Bir insan muzik dinlemelidir, tarz ne olursa olsun. Cunku insan muzikle benligini bulur, ruh halini yansitir. Bu yuzdendir ki mutlu, mutsuz, sinirli, uzgun, karamsar, sasirmis vs. oldugunda  ve ruh halinin en tepelerde oldugu durumlarda sarildigin, ihtiyac duydugun sey, biriyle paylasmaktan once muzik dinlemektir. Muzik aslinda seni kendinle bas basa birakan, senin kendinle yuzlesmeni saglayan, ic cekismelerini disa vuran, bazen kararlar aldiran, anilari canlandiran, duygularini costuran, sakinlestiren, dizginleyen, ruh halini bedeninle esit davranmaya iten bir aractir. Kimine gore sadece vakit gecirme araciyken, aslinda muzik neler basariyor farkinda degiller. Beni mutlu eden yani daha cok bu sanirim. Insanlar kendi kendilerinin doktoru oluyor, dinledikleri muzik sayesinde beyinlerini zorlamadan bilincsizce kendilerini iyi edebiliyorlar.

Hayatimda ikinci bir is sececek olsam bu muzik ile alakali her hangi bir is alani olurdu heralde. Statusunun ne oldugu hic onemli degil, tesisatcisi bile olmak, muzikle ic ice olmaya bahane benim icin. Ne kadar 5 yil gitar dersi alsam da cabalamadigim, vakit bulamadigim, yaratmadigim, degerini bilemedigim icin koreldim, bittim. Benim icin artik bir hayal belki ama hala enstruman koleksiyonu yapma konusunda kararliyim, cok guzel planlarim var gelecek icin. Bunun yaninda uzun bir sure muzik terapisti olmayi dusundum. Arastirdim, mumkun de hala. Ama yapar miyim bilmiyorum. Kim bilir belki bir gun cok sevdigim muzikle  hem dinlemenin keyfine varir hem de birilerini tedavi ederim.

Actigim bu kategoride muzigin tarihine inmeyecegim elbette (ki zaten bu kadar bilgim yok:) ). Turkce muzikte kendimi “iyi bir dinleyici” olarak gorur, kendimce hatta mutevazi olmayayim:p genelde kaliteli dinledigime inanirim. Buna dikkat eder miyim, ederim. Dinledigim sanatcinin ne isler yaptigini bilmeyi severim. “oouw bu adam neler yapmis, helal olsun” demek icin degil de, en azindan bilincli dinlemek isterim. Ne kadar emek harcadigi, ne isler yaptigini ogrenmek ile ilgili benim takintim daha cok. “Eskiciyimdir” daha cok. 90`lar cocuguyum. Cok baskadir 90`lar. O yuzden 90`lar muzigine, o donemin sanatcilarina takintiliyimdir. Beni 2050`ler de hala 90`lar dinler gorurseniz sasirmayin:) Muhtemelen cocuklugumu yad ediyor olacagimdir ama olsun:) Neyse, dedigim gibi bu kategoride elimden geldigince size yakin gecmisin, 90`larin muzigini tanitacagim. Tek 90`larla sinirli kalmayacak elbette, yeniliklere acik oldugum gibi, yeni cikan sanatcilara(sarkicilar degil, onlarin blogumda isi yok), yeni cikan albumlere de yer verecegim tanitmak, tanimak adina. Tabiyki bu kategori diskografi tadinda her sitede karsilastiginiz c/p tadinda olmayacak. Sevmiyorum cunku kopyala yapistir bilgileri. Bunun yaninda muzik ile ilgili genel bir seyler de yazacagim elbette. Tarz ayirt etmeyecegim. Muzigi kaliba sokmayi sevmiyorum ne kadar belli basli dinledigim muzik cesiti olsa da. Yine de kaliteli olan, emek harcanan her muzige acigim. Tadina bakarim ama yemem deyim yerindeyse:) Muzikte sozlere dikkat eden bir insan degilim. Benim icin melodi sozun onundedir. Muzigi beni alir goturur zaten sozu dinlemeye, dikkatimi oraya vermeye firsat bulmadan. O yuzden tanittiklarimda sozlerden ote dikkati muzige verecegimi belirteyim. Tabiyki sozleri cok hosuma giden sarkilar da olacaktir, bunu zaten belirtirim:)

Yabanci muzik kulturum olmadigi icin, yeni yeni kendimce kesfe ciktim. Bu konuda fazla bir sey paylasabilecegimi soyleyemem “muzik” adina, fakat elbette tavsiyeler alacagim. Aldigim tavsiyeleri burada degerlendirecegim.

Bunun yaninda benim kotu bir huyum vardir. Muzigi “yazmayi” severim. Dinledigim bir muzigin sozlugu olur, onu kelimelere dokerim. Dusunmeden cikan kelimelerdir oysa bunlar benim icin. O an hissettigim, bana o muzigin verdigidir soylediklerim.Bunu da bu kategoride paylasmak istiyorum.

Sanirim bu kadar paylasabileceklerim. Fazlasi olursa ne ala:)

Muzik pesinizi birakmasin diyor, bol muzikli gunler diliyorum:)

  • Share/Bookmark

Internetten alisveris yapmak

Artik cag internet cagi, herkesin evinde internet var ve alisveris yapmak icin bile dukkan gezmez olmus insanlar. Bu caga tamamen ayak uyduruyorum ama bir tek bu alisveris konusunda ozurluyum ve alismak istemiyorum.

Korkuyorum, nedendir bilinmez. Babam bile teknolojiye ayak uydurup yillarca cogu alisverisini internet degil de benzer yolla yapmisken, benim buna ayak uyduramam tamamen benim geriligimden kaynaklaniyor sanirim. Korkum sifrenin calinmasi ya da ulasimda sorun olacagi degil, daha cok almak istedigim urunun istedigim ve resimlerde gosterdikleri gibi cikip cikmamasi. Bir seyi alip geri gondermek ya da bir sey icin uzun zaman ugrasmak hic bana gore seyler degil. Benim icin aldigini almissindir, begenmemissen de, bir sorunu varsa da gidilmez. Hangi siteye guvenip nerelerden alisveris yapabilecegini bilememek  zaten en baslica sorun. Ablam bile neredeyse tum evin esyalarini daha ucuza geliyor diye internetten siparis veriyor. Hic beyaz esyayi guvenipte internetten almam sahsen. Tek ev esyasi olsa neyse, parfumune kadar internetten alan insan kendisi. Sasiriyorum. Alisik olmadigimdan… Annem de benim kafadan:)  Kendisine bir kac kez internetten ucak bileti almayi teklif ettim ama kabul etmedi, oyuna geliriz dedi. O da benim gibi gidip parayi verip eline almak ister. Sanirim garanticilik hissinden bilemiyorum ama yaptigim seyde icimde suphe kalmasini sevmiyorum.

Sanirim simdiye kadar internetten aldigim tek sey kitap oldu. O da sayfalari eksik, yirtik ya da beklentimin disinda olmasi ihtimali olmadigindan.

Internette bu kadar vakit geciriyor olup, bu kadar guvensiz olmak kendimle celistiriyor beni. Ne zaman asarim bu hissi, ne zaman internetten ben de her internet kullancisi gibi alisveris yaparim bilmiyorum:)

  • Share/Bookmark

Dizi ve filmlerde bir omuzla kirilan kapilar..

Bu aralar surekli dizi/ film hatalarina ya da hayal gucu olarak dusundugum sahnelere dikkat ediyorum. Dikkat etmekten cok gozume batiyor, dogal gelmiyor. Sizin hic dikkatinizi cekti mi bilmiyorum ama genellikle dizi veya filmlerde kurtarmaya kosan kisi/ler hemen bir omuz atip kapiyi aciverirler. Genelde de tam vaktinde yetismis olurlar. Nasil sezeler nasil o an basabilirler insan ister istemez dusunuyor.

Evde denedim kapiya omuz atmayi ama degil acmayi veya kirmayi, hafif vurmayla kolumdaki agriyi anlatamam. Hayir gucsuz bir insan da degilim ama yine de beceremedim:D (sakin evde denemeyin:p) Evdeki kapi mi cok kalin, yoksa dizi/filmlerdeki mi cok ince bilemiyorum ama normal olmayacak seylerin olurmus gibi gosterilmesinden hoslanmiyorum.

Bir de taksi muhabbeti var. Biri acil bir yere yetismek ister. El kaldirir, taksi der ve hemen taksi beliriverir orada. Ulan diyor insan, icine mi dogdu taksicinin. Ben taksii taksiii diye sokakta bagirsam ya da kosede beklesem bana anca gulerler heralde. Normalde insan arar, cagirir. Bir sure gelmesini bekler ve gelince gider. Ama yok iste dizilerde/filmlerde boyle degil. Arasan bile aninda kapinin onundedir, ya da acil durumda disariya ciktigin, kactigin anda taksinin onune atarsin kendini. Dogal degil, samimi hic degil iste..

Daha bunun gibi cok gozume batan sey var. Hepsini denk geldikce anlatacagim:)

  • Share/Bookmark

Göz seğirmesi..

 Kimine gore seyrime, kimine gore segirme. Ve eger bir yazi yazmak istiyorsaniz bunun dogrusunu kullanmak zorundasiniz diye dusunuyorum. Bu nedenle TDK`ya danisarak dogrusunun “segirme” oldugunu ogrendim. Yillardir yanlis kullandigim kelimeyi sonunda duzeltmenin mutlulugunu yasiyorum.

Neyse, konumuz bu degil.

Yaklasik bir aydir belki daha fazla gozum segriyor. Baslangicta bu tur durumlarda kullandigim batil inanclara dayanarak “sagsa iyi habere”, “solsa kotu habere” diyerek yorumlamaya basladim bu ansiz gelen goz tepkilerini. Bir sure sonra iyi veya kotu bir sey olmadigini ya da artik surekliliginin bu tur bir batil inanca dayanmamasi gerektigini anladim.

Gecer sandim ama farkettim ki her gun belirli araliklarla sol gozum segriyor. Artik son donemde farkettigim kadariyla ozellikle sinirlendigim anlarda bas gostermesi beni korkutmaya, acaba tik midir, acaba sinire dayali surekli yasar miyim korkusu basladi. Segrimesi uzun surmuyor ama rahatsiz ediyor cok fazla.

Bunun uzerine arastirmak istedim nedenini ve goz segrimesi nedenlerinin sunlar olabilecegini ogrendim.

Uykusuzluk,  stres ve kafein ama ayni zamanda  bilgisayar kullanimi ve parlak isiklar da uyarici olabilirmis.

Uykusuz kaldigimi dusunmesem de, daha dogrusu 5 saat uykunun bana yeterli oldugunu dusunsem de sanirim bedenim boyle dusunmuyor. Stres fazlasiyla var hayatimda su ara. Kafeinli bir seyler icmiyorum. Bilgisayar kullanimim da eskiye nazaran daha az.

Sanirim vucudum beni uyariyor, dikkat etmem gerektigi konusunda. Aslinda uzun zamandir kendi kendime kararlar almis olsam da uygulamaya koyamadim bir turlu uyku konusunda. Ya kendimi dinlemek adina cignedim bu kararlari ya da alistigim uyku ritminden dolayi. Stresten kacinmak icin elimden gelen bir seyler yok ama uyku elimde olan bir sey oldugu icin kendimi deneyecegim gozum uykumu duzene soktugumda segriyecek mi segrimeyecek mi diye.

Uzun surmesi halinde doktora basvurulmasi gerekirmis. Bunu ummuyorum elbette ama elimden geleni yapacagim bundan sonra kendim icin.

Bu gece de bir seyler ogrendim, hadi hayirlisi:)

  • Share/Bookmark

Hep eksik kalan “nedenler, nasillar”…

Aslinda hepimiz zaman zaman sikayet ederiz cok soru sorulmasindan. Bu sorularin ne geregi oldugunu, sadece lafi uzatmaktan ibaret oldugunu dusunuruz. “Ne” bizim icin yeterlidir. Altindaki teferruati anlatmak bize extra yuk bindirir.

Hic bundan mahrum kaldiniz mi bilmiyorum ama insanin “neden ve nasillara” ihtiyacinin oldugunu hissettigim bir donemdeyim. “ne” ler yetmiyor, “neden ve nasillari” duymak istiyorum. Varliginda degerini bilemedigim bu sorular benim aslinda kendimi onemli hissettiren sorularmis da farkinda bile degilmisim. Insan bu sorulari beklemeden anlatmali denir cogu zaman ama insan bazen anlatmadan da sorular sorulmasini bekliyormus.

“Ne”nin aslinda “neden ve nasil”  ile bir butun oldugunu, bir birinden ayrilinca cumlelerin eksik kaldigi ve hukmunu yitirdigini dusunuyorum.

Ne yazdigimdan cok, “neden ve nasil” bu yaziyi yazdigiminin daha onemli oldugunu vurgulamak gibi bir sey bu. Cevabini almadigin zaman dusunduruyor ve kendin yorumluyorsun degil mi hangi ruh haliyle yazdigimi. Iste benim de soylemek istedigim, kafanin icinde bir seyleri kurmadan “neden ve nasil” larin insana soru olarak yoneltilmesi.

Neyse, neden ve nasiliniz bol olsun(:

  • Share/Bookmark

Kötü bir günün ardindan…

Iki gundur yazacak cok seyimin olmasina ragmen, yazmaya elimin gitmemesi sanki geleceklerin habercisi gibiydi.

Aslinda gune pekte iyi baslamis sayilmazdim. Bir seyler oldugundan degil de, klasik pazartesi sendromu sanirim. Sevmiyorum hafta baslarini. Ozellikle her pazartesi gunediger gunlerden erken baslamak ve 3-4 saat arka arkaya toplantiya girmek insani fazlasiyla geriyor. Germese de yoruyor. Her pazartesi kalabalik olan mekan, bu sefer son derece sessiz, fazlasiyla sIkIcIydI.. Bunu bahane bilerek kafa dagitmak ve kendime gelmek icin resim cizmeye basladim. Basladim mi tutamiyorum kendimi ki 2 saat bir seylerle de ilgilensem o resimi bitirinceye kadar devam ettim cizmeye. Neyse…

Sonunda aktivite zamani geldi catti. Pazartesi gunleri 1 bucuk saat kizlar gunudur. Cesitli aktiviteler olur katilmalari zorunlu olan. Bu bazen el becerisi, bazen yazili alistirmalar, bazen drama turu, bazen oyundan olusur. Bu sefer ki aktivitemiz “beauty day”di.. Baslangicta sakin ve pek ugrasmayacagim icin, daha dogrusu gunu cabuk bitirmek icin sevinmistim. Nedense icimde ilk defa stajda bir huzursuzluk, bir mutsuzluk vardi ki simdiye kadar hic boyle hissetmemistim. Icime dogdu belki de bilmiyorum…

Her sey guzel baslamisti aslinda. Mekanda iki hatun masada suslenirken, uc hatunsa koltuga yayilarak suslenmeyi tercih ediyordu. Benle beraber orada calisan bir hatun daha vardi. Ben masadaki (sessiz,sakinlerle) hatunlarla oturup kendime oje surdurturken, diger calisansa digerleriyle beraberdi.

Ne olduysa telefon gelmesiyle oldu… Diger calisan malzemeleri bosa kullandiklari ve savurduklari icin dikkat etmemi soyledi ve digerlerinin yanina gittim. Hosnut degildi bir tanesi (en zoru, problemlisi) cunkupullu alligi savurup sebeklik yapma niyetindeydi. Neden oraya oturdugumu, suslenmek mi istedigimi sordu. Hayir dedim, izledigimi soyledim ve elindekini birakmasini da. Birakirsin birakmazsin muhabbetinden sonra vermek zorunda kaldi.

Aralarinda muhabbet donuyordu ve bir kelime uzerine yogunlasmislardi. Dikkat etmemistim aslinda o an gozum kapida oldugu icin fakat sonra bana da soru yonelttikleri icin hazirliksiz yakalandim. Kelimenin ne oldugunu unuttum ama hos olmayan bir kelimenin baska bir adi imis (ki soyleyebilecegim bir kelime degil). Bir dili sonradan ogrenmis biri olarak tum kelimelerin es anlamlilarini bildigimi soyleyemem. Ne kadar universite seviyesinde dilim olsa da cok eksigim var ama bunu ogrenmek icin zamanim ve sabrim da var. Dili sonradan ogrenip konusan birinden dort dortluk o ulke vatandasi gibi konusmasini bekleyemezsin zaten. Neyse…

Soyledigi kelimenin ne oldugunu bilmedigimi soyledim acik acik. Bunu firsat bilecegini biliyordum ama durust olmak istedim, ne gerek vardi ki yalana ya da o an onu susturup devam etmesini soylemeyi de bilebilirdim. Bilmedigimi soyleyince uzerime gelmeye basladi. Baslangicta umursamadim, duymamazliktan geldim cunku cevap versem daha kotu olacagini dusundum. Yanindan kalkip gitmek istemedim meydani ona birakip “kacirdim hahaha” zevkini ve dusuncesini tattirmamak icin. Susarak yanlis yapmisim ki dalga gecmesinin uzerine bir de saygisizligi ekleyince dayanamadim. Elindeki copleri etrafina sacip, her tarafa yaymaya, ojeleri bir birine karistirmaya basladi. Uyardim, dinlemedi. Fisir fisir konusup gulmeye basladi. Sinirlendim ve toplamasini soyledim yuksek sesle. Toplamadi ve agiza alinamayacak sozlerle karsilik verdi bagirarak. Dalga gecmesini bir yerde anlayabilir ve karsi koyabilirdim ama saygisizliga ve kufure gelemem. Duydugum an onunla ilgilenen kisiye gidecegimi soyledim ve ilerledim. Ilerlerken tamam tamam topayacagim sesini duydum fakat is isten gecmisti.

Kapidan nasil ciktim, nereye gittim hatirlamiyorum ama bir insanin sinirlarinin bu kadar test edilebilecegini soyluyorlardi da yasamayinca inanamiyordum. Ilk defa kendimi o kadar sinirli gordum ki dayanamayip ellerimin ayaklarimin titremesine sahit oldum. Ayna karsisina gecip nefes alip vermeye basladim. Gozumden yaslar akiyordu, tutamiyordum. Yuzumu yikayip geri donmeyi denedim ama olmadi. Sinirime hakim olamayinca onlarin gozu onunde aglamak istemedigim icin oradan uzaklastim.

Tabiyki ben bunlari yasarken kapidan ciktigim an telefonda biriyle gorusen diger calisan hatun iceri girip olaya mudahale etmis. Ne konustu bilmiyorum ama sert oldugunu ogrendim.  Diger gruba girip nefes alip vermelere devam ederken orada da tutamadim kendimi. Bir erkek cocugunun agladigimi farketmesi ve uzgun gozlerle bakmasi zaten beni dagitmisti. Oradan beni alip baska odaya goturduler ve bir sure konusup kendime gelmeye calistim.

 

Sonuc ;

Gunun sonunda ogrendim ki olayi yasatan iki kizin agir sekilde uyarildiklari ve yarin benimle aralarini duzeltmek zorunda olduklari yoksa hic bir aktiviteye katilamayacaklari soylenmis. Birinin (olayi cikaran) bu hafta konusmasi varmis ogretmeni ve kaldigi yurtla. Orada da soylenecekmis kendilerine. Bir kac ay boyunca hoslandigi aktivitelerde bulunmama cezasi da verilecekmis kendisine. Buna neden oldugumdan oturu uzgunum fakat kendisinin ilk olayi olmadigi icin tecrube etmesi ve grup calismalari yapabilecek duzeye gelmeden aktivitelere katilmamasi gerektigi yoksa digerlerini de etkiledigi soylendi. Haklilardi.. 

Bana kendi sinirlarimi korumam gerektigi ve boyle bir sinyal aldigimda hic bir sey dusunmeden hemen orayi terketmem gerektigi, sorumlulugun onlara ait oldugu icin bunu dusunmemem gerektigi soylendi. Yalniz bile kalsalar eger rahatsiz olursam gitmem ben icin en dogrusuymus. Cunku benzer bir deneyim bana korku yasatacagi gibi, cekingen yapabilirmis. Zor bulduklarimla istersem muhatap olmayacagim da soylendi. Problemi kisisel almamam gerektigi de vurgulandi elbette. Zaten normal bir cocuk olsa bulundugum yerde ne isi var. bunu anlayabiliyorum elbette. Okulda problemli, ailesi tarafindan istenmeyip yurtta kalan, herkesle kavga edip gecinemeyen bir kiz. Elbette kisisel algilamiyorum ama insanin beklemedigi anda bu tur seyler yasamasi insanin canini acitiyor.

Neyse;

Hani gecenlerde yazmistim ya, duygular ile ilgili bir yazi. Ekleme yapmak istiyorum ona. Kizlar “sinsice” hareket edip, seni arkandan vurmaya, acigini yakalamaya calisirken, erkekler daha “direkt” sozler sarfedip kizlar kadar incitici olmuyorlar. O yuzdendir ki erkekler kizlara gore daha samimi geliyor ne kadar yaramaz, ne kadar kufurbaz, ne kadar senden nefret bile etseler.

“Cok sevdigim isimin” ne kadar canimi acitacagini bu hafta iki kez tecrube etmis oldum. Gecenlerde kendime dedigim gibi, evde oturup ileride ev hanimi olmak belki en guzel en stressiz is. Zaten “beceremedigim” bir is…

Bu tur seyleri yasamak beni yildirmaktan cok guclendirir aslinda ama hevesim kirilir bir sure… neler olur neler biter yarin ve sonraki gunlerde bilmiyorum ama canim aciyor sanirim. Yaziyi bu kadar uzatmamin nedeni de anlatarak, daha dogrusu kendi kendime konusarak belki biraz hafifletmek bunu. Ne kadar basarili bu konuda elbette dusundurucu…

Basim agriyor, yarini bekliyorum keyifsizce…

  • Share/Bookmark