Anlamlandıramadığım adetler

Bazen gerıcı, yerı geldıgınde ılerıcı bır ınsan olarak orf ve adetlerı cogunlukla gereksız bulsam da ya formalıtelerden ya da hatır gonul ıslerınden yapmaya calısırım. Fakat bazıları var kı, sımdıden asla dıyorum. Saygı da duydugumu soyleyemem pek. 

Komsu kızımız (arkadasım da bır yandan) evlenıyor yakında. Ben de tatıle denk gelmısken bazı ıvır zıvır adetlere denk geldım. Hem yardım etmek amaclı hem de zorunlu zıyaretlerden dolayı bu adetlerde yer alıyorum ev sahıbelerınden bırı olarak. Gecenlerde erkek evı denen damat ve sulalesı tarafı bohca getırdıler, bugun de bız kız evı olarak erkek evıne bohca goturduk. Bohca gelenegı nedır herkes bılmedıgı ıcın bıldıgım kadarıyla acıklayayım.  Hem kız hem de erkek tarafı karsı tarafa bohcalar hazırlıyor. babaya,anneye, damada, kardeslere ve bırıncı dereceden yakın akrabalara(cocuklar ve akrabanın esı dahıl, yanı tum ev) Sonra hazırlanan bohcalar karsı tarafa goturuluyor ve goturulenler cagırılan davetlılere bır bır acılıp, tek tek sayılıyor, acıklanıyor, gosterılıyor.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Korkuyorum

Gok gurultusunden korkan ben, baska korkularımın da  oldugunu bılmezdım. Bır evde yalnız kalabılecegıme ınanırdım ama yapamıyormusum. O kadar alısmısım kı evde baska sesler duymaya, yalnızlık, hele de kocaman bır evde tek basına kalmak benı cok urkutuyor… Cok korkuyorum. Eve gırer gırmez kapıları kılıtliyor, camları bıle acamıyorum su yaz gununde. Yatma vaktı geldıgınde ise…

İste asıl ıskence o zaman baslıyor. Gozlerımı acamıyorum, actıgım an kendı golgemden bıle korkuyorum. Perdenın aralıgından gelen ısıktan tut, kapının oradakı hafıf koyuluk… Hepsı urkutuyor benı. Yalnızlıktan korkuyorum, tek basına kalmaktan, tek basına olmaktan korkuyorum.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Tatilimin ilk kısmı- Ankara

Yorumlar kapalı

Yarın Turkıye’ de ılk haftamı dolduracagım. Gelırken gıdıyorum yazısı yazmasam da vakıt buldukca yaptıklarımı, gozlemledıklerımı, hosuma gıden gıtmeyen her seyı yazacagım.

Yıllar oldu Ankara’nın havaalanına ınmeyelı. Son aklımda kalan otobus yolculugu gıbı bır ucak seyahatı ve ınınce havaalanında cekılen ıskence. Eldekı bavullara yapısan adamlar mı dersın, dolandırıcı tıplerden kacmaya calısmak mı. Bu yuzdendır kı yıllardır aktarmalı olsun ama Ankara olmasın derdım. Bu yıl aılemın bır kısmı Ankara’ya tasındıgı ıcın bu yemınımı bozup Ankara’ya ındım. Havaalanı eskısı gıbı degıl, daha duzenlı, daha guzellesmıs. Megerse bu halıyle ılklere bıle gırmıs. Yıne alısverıs yapma acısından eksıgı cok Istanbul ıle karsılastırınca ama olsun. Artık Ankara havaalanı tabumu yıktım, tavsıye edebılırım baskalarına.

Abım karsıladı, eskı meclısten tut, tum bınaları tek tek anlatarak ve gostererek Ankara’yı az bucuk tanıttı. Ilk saatımde sıkıldım Ankara’dan dıyebılırım. Sıcaktan tutun, dagımtırak ınıslı yokuslu yollarına kadar, Ankara benı acmadı. Zaten yıllardır Ankara’yı sevmedıgımı dıle getırırdım. Neyse kı kaldıgım yer Dıkmentepesı’nde oldugu ıcın, pufur pufur esen balkon ve balkondan bakınca gorunen muhtesem goruntuden sonra, evet Ankara burada yasanabılır sadece dedım.

Denızı olmamasına ragmen neden her yerde selalemtırak su bırıkıntılerı yapılmıs Ankara’ya anlamadım. Melıh Gokcek yememıs ıcmemıs su dikmiş Ankara’nın her kosesıne:p

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Ergen telefonu: Blackberry

Baslik icin cok dusundum. Cilginlik ile ergenlik arasinda gittim geldim fakat gorduklerim sadece ergen davranislarindan ibaret oldugu icin ergen yakistirmasi yapmak istedim. Yazimin basinda belirmek isterim ki, yazacaklarim sadece bir genellemeden ibarettir. Rencide etmek istemem kimseyi.

Teknoloiyle cok fazla ilgili oldugumu soyleyemem. Yenilikleri ya gozume sokuldukca takip ederim ya da ihtiyacim oldugunda arastiririm. Hatta yillardir ayni telefonu kullandigimi fakat hala surekli model degistirenlerden daha ‘ kiz gibi’ bir telefona sahip oldugumu da soyleyebilirim. Son bir yildir degistirmeyi dusunsem de, hala kirip bozamadigim icin bu istegimi erteliyorum her seferinde. Hatta iphone istedigimi de ekleyeyim, tam olsun:)

Son  bir yildir farkettiniz mi bilmiyorum fakat bir blackberry cilginligidir gidiyor. Bu telefonu kullananlarin yas ortalamasini inceledigimde 13- 23 gibi bir yas dilimi gozlemledim. Cocukluktan, yetiskinlige gecis donemi yani. Kisilerin kimliklerini bulmaya calistigi, ozentinin fazla oldugu ve gruba dahil olma isteginin tavan yaptigi donem. Bu boyuttan kullanici kesimine baktigimda gozlemlediklerimi cok gormuyorum aslinda, normal karsiliyorum ne kadar beni fazlasiyla irite etse bile. Gozlemlediklerimi soyle anlatacagim.

Blackberry telefonu olan biri telefonunu cantasinda/ cebinde tasimiyor. Surekli elinde, konusurken, bir yerde sira beklerken, muhabbet ederken, yemek yerken, bilgisayar karsisindayken, tasima araclarindayken ve muhtemelen wc` de bile telefonlari ellerinde oluyor. (wc kismi mubalaga elbette) Hatta bugun motorsiklet uzerinde trafik halindeyken bile blackberry ile ugrasan birini gordum. Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Fulltime özlem, parttime mutluluk

Daha kacinci kez bu konuda sikayet edecegimi inanin ben de bilmiyorum. Hayatimin her evresinde ozlemlerimin tavan yapip, oradan hic inmedigini daha once de anlatmistim. Yine bu duygunun en ust seviyelerde oldugu, ya da olacagi bir durumla karsi karsiyayim. Bu kez problem ben de mi ben de bilmiyorum.

Haftaya Turkiye`ye gidiyorum, tatile. Fiziken belki az seviyede olsa da, zihnen fazlasiyla yoruldum. Staj, stajdaki sorunlar, ev isleri, okul, kendi islerim derken artik daha fazlasini yukleyemeyecek duruma geldim. Kafamdakileri bosaltmak, okulumun son yilina daha duru bir beyinle girebilmek icin Turkiye`ye gitmek istedim. Bunu hakettigime inaniyorum en azindan.  Annem ve kardesim benimle gelemeyecek bazi ozel nedenlerden dolayi. Bir yanim eksik gidecegim icin tam sevinemiyorum bile. Bileti gec aldim ki, annem halimi gorsun ve kendisi teklif etsin. En azindan gonullu olsun gitmeme. Nitekim boyle de oldu. Kendisiyle beraber gittik almaya, kendisi teklif etti, kendisi gordu cektiklerimi. Ne gidecegim diye direttim, ne de onu gonulsuz gorup gitmek icin elimden geleni yaptim. Basindan o mesuttu, ben de oyle. Su an ayni seyleri dusunuyor mu bilmiyorum, emin olamiyorum.

Son bir haftadir uyumuyor, kendini disarilara atiyor sabahin en erken saatlerinde. Bana bir sey soylemiyor ama goruyorum mutsuzlugunu. O bunlari icinde yasarken ve ben gitme hazirligina bile baslamamisken benim icin valiz aliyor, gotureceklerimi ayarliyor, alisverisimi yapiyor. Bir an once gitmemi istiyor gibi bir hal takiniyor. Ama boyle de degil durum biliyorum. Belki o gunu beklemenin verdigi stres, bilmiyorum.

 Stres, yogunluk, bunalmak derken, gitmek istememin en onemli nedeni elbette sevgilim. Cok ozledim, burnumda tutuyor kokusu.  Belki bir omur strese dayanacak gucum var ama onun ozlemine o kadar dayanamayacagimi biliyorum. Yaninda olmak istiyorum, gozlerinin derinliklerinde kaybolmak istiyorum, doyasiya sarilip, doyasiya hasret gidermek istiyorum. Bunu hem onun hem de benim hakettigimizi biliyorum. Cok ozledik, cok sabrettik… Onu gorecegim icin sabirsizlansam da, dort dortluk sevinemiyorum iste annemi boyle gorunce. Hazirlanmiyorum, hazirlamak istemiyorum bavulumu. Bir yanim eksik kalacak yine sanki.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Eşcinsel olmanin farkındalığı

Daha once escinseller ile ilgili yazdigim bir yazi vardi. Bu konuyu ikinci kez farkli yonden ele almamin nedeni daha cok aklimdaki sorular ve celiskilerim, korkularim. Sozlerimi secerken dikkatli olacagim ama falza bilgili olmadigim bir konuda yanlis bir soz soylersem simdiden affola.

Karsilastigim ornekler ve dinledigim hikayeler uzerine kurulu aslinda bu yazi. Daha onceki yazimda staj yerimde, beraber calistigim 3 kisiden ikisinin escinsel oldugunu anlatmistim. Biri bayan(evli), digeri erkek. Hayatimda ilk defa escinsellerle bu kadar yakindan muahatap olup, her gunumu onlarla beraber gecirdim. Cok ozel insanlardi, bir o kadar homofobiklerden daha sadik, insancil ve daha ozguvenleri yerindeydi. Belki benim sansimdir onlarla karsilasmam fakat onlar sayesinde genelinin boyle oldugu kanisina vardim diyebilirim dinledigim hikayelerden. Konu bu iki insan degil elbette. Ben escinsel olan bir insanin, bunu ne zaman farkettigini merak ediyorum daha cok. Farkindaligi olusunca bu insanin, kendisine nasil itiraf ettigini, cevresine nasil inandirdigini ya da cevresinden nasil gizledigini merak ediyorum. Meraktan cok anlamak istiyorum bu surecte yasananlari. Ha bana ne faydasi olacagi sorulabilir. Elbette bana bir faydasi yok ama kim bilir belki ben bir gun birine bu konuda yardimci olup, anlayacagim onu. Gelecekte ne olacagi bilinmez, belki escinsel bir arkadasim, belki de bir hastam olacak kim bilir. Herkesin basina gelebilecek bir sey gunumuzde.

Gunumuzde derken, gunumuzde escinselligin ne kadar yaygin oldugunu kimse goz ardi edemez. Kimine gore kimligini bulamamis insanlarin uydugu “moda”, kimine goreyse isyanla icinde kopanlarin cogunlugun da destegiyle disa vurumu. Bunun bir iyi bir de kotu yani var. Bu seslerin cogalmasi escinsellerin ozgurce, tepkilerden cekinmeden yasamasini saglarken, diger yandan escinsel olmayanlarin ” acaba mi” lara maruz birakilip insanin kendi icinde dengesini bozmaya calisiyor.  Ornekler verip aciklayacagim bunu.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Yine geldim bir baslangicin sonuna…

Hani demistim ya daha once, gercekten zormus vedalar. Hayatimin her doneminde belki herkesten fazla veda anlari yasadigimdan her seferinde bir sonrakine daha hazirlikli olacagimi dusunsem de, her seferinde bir onceki kadar canim aciyor nedense. Sevmiyorum vedalari, sevmiyorum sonlari. Gerci sevsem anormal olurdu ya…

Bugun gunlerdir hazirligini yaptigimiz veda partim vardi staj yerimde. 10 aylik zorlu maratonun sonunda sonuna gelmistim artik.  ” O an”  gelip catmisti artik. Aslinda isin garip tarafi ve anlamadigim kismi, bir insan gidisini neden kutlar ki? Sevindigim veya bu durumdan memnun oldugum da yok. Heralde maksat herkesi bir araya toplamak ve guzel bir anla vedalasmak. Gunun basindan beri bir an once aksamin olmasini hayal edip, o ani cabuk atlatmak icin dualar etsem de, dusundugumden daha uzundu gun bana bugun. Herkeste gunu guzel gecirmek icin bir telas, herkeste bir guler yuz, tebessum. Bu sanki olum yataginda yatan bir hastaya herkesin iyi davranip, onu guldurmeye calismasi gibi. Kim ne yaparsa yapsin ben uzerimden gerginligimi atamadim o ayri.

O kadar guzel, o kadar sevimliydi ki hepsi… Aklima geldikce icimden bir seyler kopuyor sanki. Farkinda olmadan o kadar guxlu bir bag kurmusuz ki, yilin basinda ayriligin bu kadar koyacagini soyleseler gulup gecerdim heralde. Erkek cocugum (15 yasinda) sabah benden once staj yerime gitmis. Gittigimde masada oturup beni bekliyordu. Gomlek giyip, benim icin suslenip saclarini kestirmis. O kadar mutlu oldum ki, deger vermis, ugrasmis. Benim erken gittigimi bildikleri icin normalde 3te gelen cocuklarin hepsi sabahtan geldiler. Kimiyle oyun oynayip, kimiyle sohbet ettim. Kiminin gunu bile degildi, benim icin gelmis. Normalde onlari toplu halde tutabilmek ve is yaptirmak biraz ugras ister. Fakat herkes bir seyin ucundan tutup, parti hazirligini bitirdiler. Kimi salatayla ugrasti, kimi suslemeyle, kimi alisverisle, kimi organizasyon ile vs vs. Normalde o kadar cocugu bir arada tutmak zordur. Ama amac tekse beraber de olabiliyorlarmis bunu gordum. Hepsine ne kadar tesekkur etsem az…

Gunlerdir benim arkamdan is cevirdiklerini dusunuyordum. Benden kaciyorlar, beni aralarina almiyorlardi. Megerse benim icin yazilarla, fotograflarla bir album hazirlamislar. Hayatimda aldigim belki en guzel hediyeydi. Benim icin o kadar degerli o kadar guzeldi ki. Zaten ben gorur gormez goz yaslarimi tutamadim. O kadar istiyordum ki fotograflarini bari alabilmeyi. Bunun yasak oldugunu dusundugumden sormuyordum bile cekmek icin. Yasak oldugu halde is arkadaslarim benim icin bunu yapmislar, dunyanin en mutlu insani oldum o an. Veda konusmasi yapamadim, yapmak istemedim. Dedim ya, sevmiyorum veda anlarini.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Bazilarinin cocuk yapma ozgurlugu elinden alinmali

Cocuk yapmak, iki bireyin ozgur iradesiyle karar verip eyleme donusturmesiyle olacak seydir normal sartlarda. Disaridan kimsenin buna iyi veya kotu sekilde etki etmesi hem imkansiz hem de mantiksizdir. Fakat bazi durumlar var ki, bu ozgurlugun elinden alinmasi kacinilmaz olan. Ne kadar ozel hayat celiskisiyle basbasa kalsam da bunlari yazarken, dunyaya gelen veya gelecek bireylerin hakkini dusunmeden edemiyorum.

Yine stajdan guncel bir ornekle konuya giriyorum. Ne kadar stajdan  alinmis gibi gorunse de, aslinda bu konuya ne kadar yakin oldugumuzu, gunluk yasamimizda  ne kadar cok benzer ornekle karsilastigimizi goreceksiniz.

14 yasinda bir kizimiz var, ailenin en buyuk cocugu. Aile dedigime bakmayin, anne agir psikyatrik hasta ve klinikte yasiyor, cocuklariyla gorusemiyor denebilir. 9 kardesi var bu kizin. Baba bir sure oncesine kadar cocuklarin sorumlulugundan korkup kacmis, sonra geri gelmis. 9 kardesten bazilari koruyucu ailede, bazilari cocuk esirgeme kurumunda. Yaklasik bir aydir baba 3 cocugu evine almis, beraber yasamayi deniyor. Aksama kadar ailede  zorunlu bakici var. Yaklasik 1 ay once bu kizimiz en kucuk kardesini(1 yasinda) kaybetti (hasta dogmustu) Anne yaklasik 2-3 ay once cocuklarinin bulundugu sehire gelip, bir gun beraber vakit gecirmisti. Iste ne olmussa o sure icinde olmus. Gectigimiz gunlerde annenin yine hamile oldugu duyumunu aldik. Kizimiz bu duruma tepkisiz. Cunku hem bu durumdan dolayi utaniyor, hem de anlamlandiramiyor. Anne ise cocugunu elinden alacaklar korkusuyla ulkeye giris yapmaktan kaciniyor. Yineliyorum, evi yok, cocuklarinin hic birini goremeyen bir anne, ustelik psikyatrik bir hasta.

Yazının tamamını okuyun.

  • Share/Bookmark

Bu aralar…

yazacaklarim o kadar birikti ki.

Bir yandan kafamdan liste yapiyor, yazmak icin firsat kolluyorum. Diger yandan firsati buldugumda yazacak kafada olmuyorum. Yazmayi ozledim. Bu aralar tek yaptigim sey icimden konusmak. Aslinda bunlari yazabilecekken neden icimde konusuyorum onu da bilmiyorum. Hayatimda hic olmadigim kadar kontrollu davraniyor, kendi kendimi her konuda frenliyorum. Kendimi cogu konuda elestiriyor, cogu konuda hakli gorup, pohpohluyorum. Tabi hepsi icimde. Nesem de icimde, huznum de. Telasim da icimde, durgunluklarim da. Konus desen konusamayacak kadar aciz, sus desen susturamayacak kadar hem dolu hem de bosum.

Ne bunalimdayim, ne depresyon. Ne kendimi soyutladim baskalarindan ne de sessizlestim. Aksine cok normalim. Icim daralmiyor, ne bir seylere uzulecek kadar kendimi gucsuz hissediyorum, ne de olaylara tepkisiz kalacak kadar donuk. Dedim ya, iyisiyle kotusuyle hepsi icimde. Kendimi hem iyi hissederken hem kotu hissetmek ne kadar celiskilidir boyle sorguluyorum onu da icimde. Cevabi bulamiyorum. Kendi kendime hic olmadigim kadar durustum belki. Kendimi kandiracak acizlikte hic degilim. Hani bir karar asamasinda olursun, bazen sallantida hissedersin kendini, bazen cok guclu ve kesin kararli olursun ya. Sanki bu ani yasiyorum. Oysa ne almam gereken kararlarim var, ne de herhangi bir konuda yaptigim bir plan.

Hayatim her zaman oldugu gibi tek duze. Gerek aileme, gerekse kendime olan sorumluluklarim hala hat safhada. Son dakikaya kadar elime almiyorum hic bir seyi. Aslinda alip, surunduruyorum. Kendi kendimi irite edene kadar sokuyorum gozume gozume. Yapiyorum hepsini bir bir. Eskiden bunlar icin de cok sikayet ederken, artik alismislik midir, koyvermislik midir dert yanmiyorum ne kendime, ne de baskalarina. Diyorum ya, suskunluklarim da icimde, konusmalarim da. Susuyorsam alismisligimdan midir, yoksa caresizlikten midir bilmiyorum.

 Tek eksikligini hissettigim sey dostlar. Konusmasam bile varliklarini bilmek, hissetmek istiyorum. Belki icinde bulundugum bu yalnizlik beni kendimle basbasa birakiyor, kim bilir. Sokaklara salip kendimi yurumek istiyorum.

Bu aralar yazacak o kadar cok seyim var ki. Ah yazabilsem… Onumuzdeki hafta tum staj raporlarini teslim etmem gerekiyor. Malum 10 ayimi doldurup staji bitirmeme gunlerim kaldi. Cok fazla raporum var ama yapabilecegime inaniyorum hepsini. Ustelik bu sefer kendimi koyverip, bunalim havasi estirmeden. Guclu ve kendimden emin olarak… Raporlarimi teslim ettikten sonra belki icimde konusmayi birakip, yazacaklarimi yazabilirim. Kisa bir sure belki yazamam raporlar nedeniyle, sonrasinda bolca gorusuruz. Selametle…

  • Share/Bookmark

Bayraga Saygi

Dunya Kupasi nedeniyle Hollanda`da her yer bayrak, her yer turuncu. Duraklardaki afislerden, gazetelerdeki reklamlara, satilan kiyafetlerden, binbir turlu urunlere kadar. Adamlar coskulu, adamlar kazanmayi bekliyor. Haklilar, bu neseyi ulkem adina yasamak isterdim. Neyse. Son gunlerde duraklarda asili olan bir reklam panosu dikkatimi cekti. Unlu birinin boxerla fotografi var. Buraya kadar normal fakat boxer turuncu renkli ve Hollanda bayrakli. Ayni sekilde gazetelerdeki hatunlarin g-stringlerine kadar bayrak var. Dikkatimi cekmesinin nedeni benim bunun yasak olusunu sanmam. Saygisizlik olarak gormem.

Hemen sordum staj yerimdeki Hollandali calisanlara: “ Sizin yasalariniza gore bu yasak degil mi, siz saygisizlik olarak gormuyor musunuz”. Cevap gayet sasirticiydi. Hayir, neden saygisizlik olsundu. Yanlis bilmiyorsam Turk bayraginin belden asagi inmesi yasak, saygisizliktir bayraga diyerek ekledim. Ben tum ulkelerde boyle oldugunu sanarken sanirim Turkiye haric hic bir ulkede bu yokmus. Bayrak hassasiyeti bize ozguymus.

Hollandali sozlerine soyle devam etti. Turkiye`de Turk bayragini yaksan seni linc ederler ama kendileri gerek Israil, gerekse Amerikan bayraklarini yakmaktan hic cekinmezler. Saygi beklerken saygisizlik etmek onlara ozgu. Celiskili geliyor yaptiklari diyerek ekledi. Hakli buldugumu soyledim elbette.

Sorun su aslinda. Biz bu konuda bu kadar hassasken, baska ulkelerin umursamamasi, aslinda bayrak yakarak sadece bizi gulunc duruma dusuruyor ya da onlari hassas yerlerinden vuracagimizi dusunurken iplemeyeceklerini hesap edemiyoruz.

Hollandali sunu ekledi sozlerine. Burada Hollanda bayragini yaksan kimse donup ne yapiyor bu demez, karismaz. Ama Turkiye`de olay olur. Aslinda sen olay yaparak hassasiyetini belli ediyor, acik veriyorsun. Ama bunu bilmiyorlar dedi. Hakliydi belki. Ama aliskanlik midir, ya da benimsemislikten midir bilmiyorum fakat hala bayrak konusunda hassasim burada yasamama ragmen. Dona konmus bir bayrak bana hala saygisizlik olarak geliyor, hangi ulkenin olursa olsun.

  • Share/Bookmark