Zamansiz uyku sorunu

Nasil asacagimi bilmedigim bir problemle karsi karsiyayim. Baslangicta rahatsiz ettigini hissetmeyip, hosuma bile gitmis olsa da, artik bunun gercekten problem oldugunu dusunuyorum.

Eve geldigimde yemek yedikten yarim saat sonra basimi nereye koyarsam koyayim siziyorum. Basimi koymasam bile siziyorum isin kotusu. Baslangicta yorgunluktan oldugunu dusunuyordum. Aslinda etkisi de var fazlasiyla. 18.30`a kadar stajda ayak ustunde kalip, hem kafa hem fiziken yorulup eve gelince dinlenmek istemek kacinilmaz oluyor. Ama artik yorgunlugun kenara itildigi, bunun tamamen bagimlilik, aliskanlik oldugunu farkettim. Uyumamayi denedigim gunlerde bile 15 dakika gozlerimi istem disi kapamisimdir. Bu bile iyi gelmistir. Uyumaktan kastim ustelik dort dortluk uyumakta degil. Yarim saat, onbes dakika ya da en fazla bir saat, belki bir bucuk.

Ama uyandigim zaman saati ilerlemis gormek ve gunun geri kalaninda bir sey yapmaya zaman bulamamak benim canimi cok sIkIyor. Eve geldim yemek yedim derken saat 19.30 oluyor. Uyumaya yeltenme asamasi 20.00 ve uyuma uyanma kendime gelme asamasi da 21.00, 21.30 en fazla. Uyandigimda kardesimin derslerine yardim ediyorum, biraz oyalaniyorum derken saat 23.00 oluyor yaklasik. Bu sefer canim hic bir sey yapmak istemiyor. Basladim baslayacagim derken saat 24.00 oluyor. En keyif aldigim saat diliminde istesem de yapamiyorum yapmam gereken seyleri. Gece oluyor, tam baslayayim derken saate bakinca hevesim kiriliyor, uyuyayim bari yarin erken baslarim diyorum. E bu yarinlarin da sonu gelmiyor. Ne vucuduma soz gecirebiliyorum ne de bu aliskanligimi yenebiliyorum. Gecmiste de basima gelmisti bu. Yillarca devam ettirip, ite kaka ogrenmistim uyumamayi. Cok zorlanmistim bunu birakmak icin ve suan ne kadar sIkIntI cekecegimi, nelerle cebellesecegimi bildigimden gozum de yemiyor. Hafta sonu kendime soz verdim, eve gelince uyumayacagim diye ama yine beceremedim ve yapamamak hevesimi kiriyor fazlasiyla. Bu hafta kararlar alip denemeye yeltenmeyecegim. Cumaya rapor yetistirmem lazim. Ama sonraki hafta gerekirse enerji iceceklerini, kahveleri bu gucsuz, soz dinlemeyen bunyeye dayayip bu aliskanliktan kurtulacagim.

Umarim basaririm:/

(Not: Yazacak cok seyim var ama cumaya kadar ihmal edebilirim gibi gorunuyor blogu, yazi yetistirmem gerekiyor:( )

  • Share/Bookmark

Cocuk yasta cinsel iliski…

Basligi gorunce bile insanin irkilecegi, yok artik diyecegi ya da demesi gerekecegi bir durum bu aslinda. Son gunlerde fazlasiyla dusunur oldum, gelecekte cocuklarin neleri beklediginden endiselenerek.

Defalarca anlattigim gibi, stajimda turlu turlu cocuklar, turlu turlu problemler var ve her gun bu problemlere bir yenisi ekleniyor malesef. Bu sefer ki sorunsa bir haftadir bogustugumuz 13 yasina yeni girmis olan bir kizimizin cinsel iliskiye girmis olmasi. Kizimiz ne kadar 13e yeni girmis olsa da, gayet suslu, sarisin, erkekleri tahrik edecek sekilde, kisin bile yari ciplak giyinen, surekli asik olan ve erkeklerin ilgisine bayilan, surekli sevgili degistirip surekli ask acisi ceken bir cocuk. Gectigimiz gunlerde  cinsel iliskiye girdigini anlatti. Bunun uzerine annesinin haberdar olmasi gerektigi soylenip, kizin bunu annesine nasil soyleyecegi konusunda dusunmesi istenildi. Ya kendisi soyleyecekti, ya da annesi cagirilip beraber soylenecekti. Kiz buna karsi cikip, ozelime mudahale edemezsiniz,annem bilmeyecek diye direnip, mekani terketmisti. Bunun uzerine bugun gelip teror estirdi. Sinirle annesine soylemis ve annesinin tepkisini gorunce kendisini disari atmis. Ogrendigim kadariyla yillar once de boyle bir vaka meydana gelmis staj yerimde. Iki cocuk staj yerimde tuvalete gitme bahanesiyle uzaklasip tuvalette iliskiye girmis ve sonradan bunun farkina varilmis. O gun bugundur de lavaboya giden cocuk biraz uzun kalmissa kontrol ediliyor.

Peki cocugun da dedigi gibi bu yasta bir cocugun ozel hayati olur mu? Bu ozel hayatta cinselligin yeri nedir? Disaridan 3. biri olarak buna mudahale etmeye hakkin var midir?

Read the rest of this entry »

  • Share/Bookmark

85 yasindaki dede ikiz cocuk beklerse…

Haberlerde izlediniz mi bilmiyorum ama hala bu olayin sokunu yasiyorum. 85 yasindaki Cemal dede 10 aydir resmi nikahsiz beraber yasadigi 48 yasindaki Gurci bayandan ikiz cocuk beklemekte, hem de 3 aylik… Cemal dede eski vefat eden esinden 5 cocuga sahip ve toplamda 21 torunu var.

85 yasindaki Cemal dede 67 yil soforluk yapmis, ve kendine iyi baktigini, bu nedenle cocuk sahibi olabildigini iddia ediyor. Hatta sozlerini alinti yapayim:

“Bir kez 1949, bir kez de 1959 yılında içki içtim. Daima kendime iyi baktım, iyi yemekler yedim. Ayranı ve yoğurdu çok severim. Soğuk günlerde köyde idman yaptım. Kışın soğuk suya girerdim. Soğuk su beni yenemezdi. Son 5 seneye kadar soğuk suya girerdim. Dinç kalmamın sebebi; içki kullanmadım, akşam erken yattım, sabah erken kalktım, düzenli ve organik beslendim, yemekleri öğünde yemeye dikkat ettim, abur cubur yemem, sigara içmedim, kötü alışkanlıklarım olmadı. Çok sağlıklıyım. Bugüne kadar ufak telef hastalıklar geçirdim. Yatalak hasta olmadım.”

Yapilan aciklamalara gore erkekler ergenlik doneminden itibaren yasamlarinin sonuna kadar cocuk yapabilirlermis. Yani belli bir yas sinirlamasi yokmus. Aslinda burada onemli olan konu bu yasta birinin cocuk yapabilmesi ya da cinsel gucu degil, bu cocuklarin ne halde olacagi. Benim de sinirlendigim konu bu aslinda.

Read the rest of this entry »

  • Share/Bookmark

Ucuslarda kiloluysaniz fazla ödeyeceksiniz

KLM ve Air France yaptiklari aciklamalara gore yakinda fazla kilolu yolculardan iki bilet parasi alacak. Buna gerekce olarak guvenlik tehditi gosterilmis.

Eger ucak yeterli doluluga ulasmamissa kilolu kisinin odedigi ikinci bilet parasi geri iade edilip, yolcu bos bir ikili koltuga oturtulacak. Bu uygulamaya tabii tutulan yolcular, yanlarinda bulunan kol dirsegini indiremeyecek ve emniyet kemerini baglayamayacak kadar kilolu olanlar.

Bir yandan bunun fazlasiyla ayrimcilik oldugunu , diger yandan ise boyle birinin yanina oturan kisi icin de fazla rahatsiz edici bir durum oldugunu dusunuyorum. Uygulama yerinde midir,  yayilmali midir kararsizim. Fakat herkes cok yediginden kilo almiyor, saglik problemi olanlar da oluyor aralarinda. Uzun bacakli insanlar var mesela. Oturur oturmaz koltugu geriye cekip arkadakini rahatsiz edenler. Bunlara da uygulanmali madem boyle bir ayrimcilik yapilacak. Yani is tek kiloya baglanmamali.

Ne kadar ayrimcilik gibi gorsem de bir yandan da yapilani dogru buluyorum. Ani bir olayda yanindaki kisinin guvenligini tehdit edebilirsin. Ya da yanindakinin konforunu engelleyebilirsin ki konforlu ucus onun da hakki. Bazilari kilolu olduklari icin iki koltuk isgal ediyor ve ikinci koltugun parasini odemiyor. BU taraftan bakinca o odemedigi ama kullandigi koltugun parasini odemesi de gayet adil geliyor.

Sanirim ne kadar ayrimcilik gibi gorunse de yapilan dogru. Kim bilir, belki tum ucak sirketlerine yayilir. Istemezdim sanirim oyle birinin yaninda üc bucuk saat boyunca oturmak ve hareket edememek. Bencilce belki fakat kim rahatini bozmak ister ki?

Hayirli olsun, ne diyelim:)

  • Share/Bookmark

Güzel bir tanisma hikayesi

Cocuk okula gitmek uzere trene biner, basina geleceklerden habersiz olarak. Bos buldugu bir yere oturur, gozu caprazindaki koltukta oturan, renkli sacli, camdan disariyi seyredip ipodundan muzik dinleyen bir kiza takilir. Cocuk o an yolculugunun hic bitmemesini isteyerek kizi kacamak bakislarla izlemeye baslar. Firsat kollamaktadir onun karsisina oturmak icin. Bir sonraki durakta karsisindaki kisi inmistir ve koltuk bosalmistir. Cocuk bunu firsat bilip oturdugu yerden kalkar ve kizin karsisina oturur. Ne yapacagini bilemez. Cantasindan cikardigi bir kitabi okumaya calisip, daha dogrusu okur izlenimi verip belli etmeden kizi izler, bir yandan da onu ilk ve son kez goreceginin uzuntusunu yasayip doya doya bakmak ister ona. Kizin yaninda bir teyze oturur. Cocuga bir adres sorup nasil gidecegini, nerede inecegini sorar. Cocuk yabancisidir bulundugu yerin, yanitlayamaz. O an kiz kulagindaki ipodunun kulakligini cikarip telefonunun yon bulma ozelliginden faydalanarak teyzeye anlatir. Cocuk dayanamaz ve kiza sizin yasinizdaki kisiler de artik bu kadar saygi gosterilmiyor yaslilara der. Aslinda o an tek amaci konusma firsati bulmak ve yasini ogrenmektir. Kiz, onun da bir yetiskin oldugunu vurgulayarak, yasini aciklar. Gulumserler.  Kiz aniden kalkarak artik inmesi gerektigini soyler. Cocuk kitabindan yirttigi bir sayfaya mail adresini yazip, ani bir hamleyle kalkip kizin eline tutusturur. O an hissettigi tek sey heyecan, bunu yaptigi icin kendine inanamama ve messengera ekleme arzusudur. Aksami iple ceker cocuk. Kizla karsilastigi trende zaman ucuvermistir fakat artik zaman o an ki gibi hizli akmamaktadir, adeta durmustur.

Read the rest of this entry »

  • Share/Bookmark

Kadınsan aşağılanırsın

Esitlik naralari atan feminist bir insan degilim. Cunku hic bir zaman kadinla erkegin esit oldugunu kabul etmem. Cunku sen ne kadar esit desen de zaten esit muamele gormezsin. Kaldi ki erkeklerin fiziksel ustunlugunu kadin olarak gormezden gelemezsin. Sana sunulan ve alabilecegin olanaklar kisitlidir, cikintilik yapmak isteyip sartlarini zorlarsan farkli sifatlar eklenir adinin basina. Toplum baskisi seni istemesende hep kontrollu davramaya iter. Attigin adimdan, konustugun insana, eve geldigin saatten, disari cikabilecegin saate kadar dikkat etmelisindir. Kimseye hesap verme zorunlulugunu kendinde gormesen bile fiziksel olarak bir adim geride olmak, gucunun yetersizligi seni istemedigin seyleri yapmaya iter. Sozde “esitsindir” ama bunu yuksek sesle kendine soyleyemezsin. Bu yuzdendir ki kadin ve erkegin esit olduguna inanmak isteyen, bunu savunan ama bunu yuksek sesle soyleyemeyen bir insanim. Kabul ettigimden degil, degismeyecegine inandigimdandir bu inatsiz tavrim.

Suraya baglamak istiyorum konuyu. Belki yine basima gelen bir seyden ornek vererek sIkIcI olacagim ama bu konunun benim canimi ne kadar sIktIgInI, onurumu ne kadar kirdigini, ne kadar kendimi kotu hissettirdigini anlatmak zorundayim.

Daha once de anlattigim gibi cumartesi gunleri bir dukkanda calisiyorum. Yaklasik 10 yildir calistigim icin de guvenilirim, yuz asinaligi vardir insanlarin da.  Sanirim buna dayanarak cogu zaman teyzeler ogullarina dusunurler ama bunu sormalarina degil firsat vermek, gerekirse bozadabilirim. Katiyimdir bu konuda.

Bugun patronum beni hafta ici birilerinin sordugunu, kendisiyle deyim yerindeyse pazarliga girdiklerini anlatti. Saka sandim, inanamadim. Gelen bayan oglunu allamis pullamis tum ozelliklerini patrona anlatmis, patronu ikna cabasina girmis, sonunda bugun dukkana gelmek icin sozlesmisler ailecek. Bugun anne, baba ve bir kac kisi daha beni gormeye gelmisler. Benim bu olanlarin hic birinden haberim yok ve patron onlar gittikten sonra  bana onlari gorup gormedigimi sorup, dusuncelerini anlatti. “Fikrimi sordu”. O an basimdan kaynar sular indi desem yeridir, cunku tiksindim. Daha once de niyetlenip anneme soranlar oldu ama bu baskaydi. Resmen baskasiyla benim adima pazarlik yapilip, konusulup, haberim yokken beni gormeye gelmisler. Bunun ne kadar onur kirici, ne kadar pislik, igrendirici bir his oldugunu anlatamam. Kim olduklarini bilmiyorum, belki bugun gulumseyip, yardim bile ettim musteri sanip, onu da bilmiyorum. Ve bu bilmedigim durumda bu kadar iyimser gorunmus olabilme ihtimalim beni cileden cikariyor. Basindan bilseydim ben ne o an dukkanda durur, ne de bu kadar sessiz kalirdim. Konusamadigim,  konusma firsati verilmedigim, fikrimin de sorulmadan bunun yapilmis olmasi beni bu cinsiyette olmaktan tiksindirtti. Erkek egemenligi hakim dunyada erkekler tarafindan secilip, onlarin istek ve arzularina yanit verecek olmak erkeklerden belki nefret etmemi sagladi. Bu is boyle olmamali. Kadin olman demek belki fazla lackalasan bir soz ama “satilman, sunulman” demek degil. Baskalarinin senin adina konusmasi, farkli niyetle sana bu sekilde senden habersiz yaklasmasi o kadar  asagilayici bir his ki, kendimi hic bu kadar asagilanmis hisetmedim ben.

Kufretmek istemiyorum ama bunu yapanlara saygi duymuyorum, duymayacagim. Birakin kim kiminle ne yasarsa ya da ne yasamak isterse yasasin. Yeter ki kimse bu tur islere burnunu sokmasin.

2. sinif insan muamelesi gormek istemiyorum. Ben bunu haketmiyorum.

  • Share/Bookmark

Cocuktan ögretmene ve aileye, herkes sorunlu…

Sinif baskani ve yardimcisi

Bir kac gundur calkalanan bu videoyu eminim izlemeyeniniz yoktur.  Sabah programlarindan, ana haberlere, show programina kadar fazlaca yer verildi bu konuya medyada. Ha bu ne kadar dogruydu, sorgulanir.

Bu yaziyi yazarken oncelikle belirtmek istedigim sey bir suclu aramadigim fakat pozitif hic bir yanini goremedigim ve elistirecegimdir. Cunku her yerde bu konuda gulucukler gormek, “helal olsun”lar duymak, toplumun bu ur konularda ne kadar “hassas” oldugunu gosteriyor aslinda.

Konuyu anlatmaya gerek yok ama su sekilde ozetleyeyim. Sinif baskani bir cocuk diger arkadaslari onu dinlemedigi icin yakiniyor, sonra da yardimcisi olayi fakirlige baglayip, istemezseniz birakirim diyor. Ogretmense alkislayin diyor, iftihar ederek ogrencileriyle…

Anlamadigim konular var. Bunlari soru halinde yazacagim.

1- Sinif baskani ve yardimcisinin gorevi nedir?

Benim bildigim sinif baskani ogretmenin sag koludur. Ogretmenin bulunmadigi zamanlarda sinif baskani sinifi idare edip, duzeni saglar. Yardimci da daha cok destek amaclidir. Ogretmenin bu gorevi nasil onlara sundugu ve neler bekledigi bu videodan sonra muamma.  Cocuk anlamayan kisiye elbette yardim eder ama “baskanlik” sifatiyla bunu yapma ya da digerlerinin onu dinleme zorunlulugu yoktur.

2-  Ogretmen cocuklarin haykirisini mi izledi, yoksa videoyu kaydetmekle mi mesguldu? O an ki psikolojisi ne?

En cok takildigim nokta bu aslinda. Bir ogretmen ya da herhangi meslek sahibi birisi bu tur videolari cekebilir mi gorev aninda? Etik midir?  Hayir, elbette etik degildir. Bir ogretmenin sinifta ogrencisi yakaris icerisindeyken kosesine cekilip kameraya cekmesi yanlisin babasidir. Hatta daha da ileri gidecek olursam boyle ogretmen gorevden alinmalidir. O cocugun yuzunu izin almadan herhangi bir sekilde yayinlayamazsin. Kaldi ki gorevin egitmek, ogretmek. Once ogretmen olarak senin egitilmen  gerek diye dusunuyorum su durumda. O an icin yapilmasi gereken sey daha cok cocugu baskalarinin onunde desteklemek ve rencide etmemek ama ders sonunda kenariya cekip, bu kadar duygusal bakmamasini, arkadaslarina ogretme istegiyle gurur duydugunu fakat ogretmenin onun isi oldugunu vurgulamaktir. Ama ne yazik ki ogretmen kameraya cekerken cocugun o anki ruh halini hice sayip kendi isiyle mesgul olmustur.

Read the rest of this entry »

  • Share/Bookmark

“Eski” kitap mi?

Yeni bir takintimi kesfettim bugun. Ders icin bir kitap alinmasi gerekiyordu. Herkes pahaliligindan yakinirken cogunun aklindan gecen ikinci el kitaplari satan bir siteden siparis etmekti. Bir yandan bu secenegi dusunuken, diger yandan da yenisini almak icin durtuluyordum sanki. Tek fark gorunuste fiyat gibi gorunse bile o kitabi ilk benim acacak olmam, kullanacak olmam bana yeterli bir nedendi yenisini almak icin. Okuldan ciktim, dayanamadim geri dondum ve kitabi satin aldim. Dogru mu yaptim bilmiyorum ama kitaplara kiyamiyorum, kullanilmamisini istiyorum, benim olsun istiyorum onun. Ikinci el oldugunda sanki baskasina ait bir seyi almisim gibi geliyor.

Oysa diger yandan dusununce kitabin eskiligi veya yeniliginden cok iceriginin beni ne kadar tatmin ettigi, edecegi. Teoride boyle fakat elim gitmiyor eski kitaplara. Onlari sadece saklamak, arsivde korumak amacli almak daha mantikli geliyor. Ama kitaplar saklanmak icin degil, okunmak icindir, bunu da biliyorum. Ama kiyamiyorum. Kullandiktan sonra kitaplarim aldigim hali kadar temiz ve yeni oluyor. Onlari boyle titizce korumak, saklamak, ilerisi icin el altinda bulundurmak hosuma gidiyor.

Takinti midir bu bilmiyorum ama “eski” kitaplara bu muameleyi gosterdigim icin memnun degilim. Ama icime de sinmiyor diger turlusu. Bunu nasil yenerim bilmiyorum…

  • Share/Bookmark

Köpek aşkı

Herkesten anlayis bekler bu aski yasayanlar ama kendileri asla anlayis gostermezler bundan hoslanmayanlara. Celiskidir ama bunu tartismaya bile yeltenmemen gerekir cunku ceneleri boylarini asar.

Kizgin degilim, sadece anlayis beklerim hoslanmadigim icin. Kopekleri severim ama baskalarinin kopeklerini sevme, oksama, opme zorunlulugum oldugunu dusunmuyorum. Cabuk tiksinen, hijyene dikkat eden bir insanim cunku.

Bugun durakta otururken bir bey amca kucu kucusuyla duraga yaklasti. Ufacik “ogluyla” beklerken, bu yavru kopek benim bacagimi, cantami, ayakkabimi yalamaya basladi. Irkildim, kacindim biraz engelleme amaci ile. Bey amcadan firca yedim. tepki gosterdi bacagimi cektim diye. Ondan neden korkuyorsun, o daha bebek. Bebeklerden korkulur mu dese de ona bir turlu tiksindigimi ama korkmadigimi soyleyemedim. Kirmaktan cekindim cunku tiksinmek korkmaktan daha agirdir benim icin. Bey amca tiksinme lafini duyunca “oglunu” asagilamisim gibi dusunebilirdi. Hassas olmamak gerekiyormus sanirim. Oradan gecen bir bebek arabasini gostererek, ondan korkuyor musun? Iste benim oglum da oyle bir bebek, bebeklerden korkulmaz diye soylenmeye devam etti. Korkmuyorum desemde bunu anlatmanin bosa oldugunu farkedip “oglunun” yalamasina izin verdim kirmamak adina. Yine de yaranamadim, gonlunu yapmak istesem de olmadi soylenmeye devam etti. En son tramwaya bindigimde hala soylendigini gordum.

Insanlarin sevgilerine anlayis gosteririm, saygi duyarim tabiyki ama bu kadar ultra mega asiri sevgiden de hoslanmiyorum. Saygi ve sevgi beklerken bunu vermediklerini farkedemiyorlar cunku. Daha bencil bakip, daha kompleksi oluyorlar. Insanlar hayvanlari sevsin ama bu kadar da kompleksli olmasinlar.

Hayvanlar guzeldir ama onu besleyenlerde “genelde” bir anormallik var:/

  • Share/Bookmark

Ömür boyu ögrenci kalmayi istemek

Kiminin kabusu, benim gibilerininse olmazsa olmaz dilegidir bu. Dusunmesi bile ruhumu oksamaya yetiyor diyeyim, siz anlayin okulun beni ne kadar hafiflettigini, moral verdigini:)

Bu hafta 3 gun 5-6 saatlik konusma teknikleri kursu aldim okulda. Bu da bana stajdan kaytarma icin super bir firsat oldu aslinda. Surekli rollere girmek ve bunlari oynamak benim kabusum olsa da, sanirim bu korkumu yenmisim ki cok fazla kivranmadim:)

Sunu farkettim, yas ilerledikce, sinif atladikca derslerde en munzur ogrenci bile ciddilesiyor, ogrenme askiyla yanip tutusuyor o an. Lise yillarim ve universitenin 1. sinifi neredeyse ayni haylazlikla gecerken, 2 de daha da azalip 3. sinifta herkes dersiyle hasir nesir oluyormus. Dersten bu kadar zevk aldigimi ilk defa farkettim.  Belki konu hosuma gittiginden ya da anlatan hocanin (aile terapisti) alatim tarzindandir emin degilim. Ama derste ders aldim, ogrendim, uyguladim. Bunun garip bir heyecan verici tarafi var. Bir yandan hemen okulu bitirip calismak, uygulamak isterken, diger yandan daha cok ogrenmek istiyorsun, hepsini deyim yerindeyse beynine yapistirmak istiyorsun.

Ders aralarinda yere oturup kalorifere sirtimi dayayip cay icmek,  hic animadigim ama yuzune bolumden asina oldugum kisilerle bile her konudan konusabilmek cok guzeldi. Sanirim ben okul hayatimi ozlemisim, staj bana herseyden once bu dersi verdi. Hatta 5-6 saat ust uste ayni dersi almak bile ilk defa bu kadar hosuma gitti:) Hatta sabahin korunde zorlanmadan uyanip okula gitmenin de mumkun oldugunu gordum kendimde.

Anladim ki henuz is hayatina atilmak icin cok erken. Yasim ne kadar kemale erse de ben okumak istiyorum omrum boyunca. Her gun ayni yuzleri gormek, her gun ayni muhabbeti etmek, her gun ayni problem uzerinde konusmak beni bogmus. Okulun renkli ama kendince yogun hayatini ozlemisim. Eger bir gun calisma hayatina atilirsam kesinlikle baskalariyla beraber ya da bir kurumda, bir hastanede birilerinin egemenligi altinda calismak istemiyorum. Ya kendi yerim olacak (belki yanimda kafama uygun birisi ile), ya da bir cicekci dukkani acacagim veya bir cafe isletmecisi olacagim. Yeter ki az da olsa renkli olsun, yeter ki kendim sekil verebileyim yapacaklarima. Sanirim baskalarinin bana hukmetmesi ya da beni yonetmesi benim hosuma gitmiyor.

Sukur ki hala ogrenciyim ve malesef yarin okulda son gunum. Pazartesi  cileli stajyer staj yerine teslim olacaktir.

  • Share/Bookmark